BAŞYAZI;

Vasiyet

ZEKİ SOYAK;


VASİYETİMDİR

Bismillahirrahmanirrahim.

Elhamdulillahi Rabbil Alemin. Vessalâtu vesselâmu alâ rasûlinã muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim.

1. Hangi şart ve durumda bulunursanız bulunun İslam’ı yaşamaya, tebliğ etmeye bütün imkânlarınızı kullanarak gayret edin. Sakın dininizden taviz vermeyin...»» Devamı için...

ilkadım'dan

ÖLÇÜLER VE DENGELER;

TAVSİYELER

ZEKİ SOYAK;

1.  Yıllardan beri Enderûn Eğitim Vakfı çatısı altında hizmet etmekteyiz. Bu hizmetlerde kadın, erkek, genç, yaşlı birçok kardeşimizin değerli hizmetleri olmuştur.

Bu hizmetlerin en mühim özelliklerinin başında, hiçbir dünyevi maslahat gözetmeden yalnız ve yalnız Allah rızası için hizmet gelmektedir. Onun için çalışmalarımız imkânlarımızla kıyaslandığı zaman, çalışmalarımızın, imkânlarımızın çok fevkinde olduğunu görmekteyiz.

Diğer taraftan yapmış olduğumuz bu hizmetler, bizim dışımızda yapılan diğer hizmetlere birçok yönden bir örnek teşkil etmiştir.

Bir diğer özelliğimiz de şartlar ne olursa olsun inancımızın gereği olan değerlerimizden, çizgimizden asla taviz vermemiş olmamızdır...»»Devamı için...

KAPAK DOSYASI;

Gençlik

İslam ve Gençlik

Prof. Dr. Mehmet Soysaldı

Özellikle son yıllarda pozitivist anlayış, insanı inançlardan ve ahiret bilincinden uzaklaştırmıştır. Günümüzde birçok değer yargısı değişmiş ve ahlâkî bir erozyon hızla devam etmektedir. Dünyevîleşen insanın elinden tutulup Rabbiyle buluşturulması ve tekrar ona ahiret bilincinin verilmesi gerekmektedir. Her türlü kötülüğün temelinde inançsızlık vardır. Özellikle ahiret bilincinden uzaklaşan insanlar, daha kolay kötülük yapabilmekte ve günah işlemektedirler. »»Devamı için...

Hazreti Peygamber (s.a.v.) Gençliğe Bir Demet Mesaj

Doç. Dr. Mesut Erdal;

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemin,  çocukluğu ve gençliği temiz ve iffetli bir şekilde geçmiştir. Gerek O’nun üstün seciyelerle donatılmış olması ve gerekse ilâhî gözetim ve koruma altında bulunması sebebiyle, O’nun bütün hayatı gibi gençliği de bizim için en güzel örnektir. O, peygamberlikten sonra nasıl bir ahlâka sahipse, kırk yaşından önceki hayatı da öyle temiz ve nezih bir ahlaka sahipti.

Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, bi’setinden evvel ticaret kervanlarıyla yolculuklara çıkıyor ve ortaklık şeklinde ticarî faaliyetlerde bulunuyordu. Hayatın pek çok alanında olduğu gibi, bu alanda da örnek bir şahsiyetti.

Abdullah bin Ebi'l-Hamsa, Peygamberimizle olan ticarî bir hatırasını şöyle anlatmaktadır: »»Devamı için...

Genç ve Gençlik

Ömer Çavuşoğlu

İnsanda genç olan nedir? İnsanı genç yapan şey nedir? Onu genç kılan, genç yaşatan bedeni mi, ruhu mu, zihni mi? Yani insan iskeletiyle mi, heyecanıyla mı, aşkıyla mı, ilmiyle mi, ihsanıyla mı, güzellikleriyle mi gençtir?

Evet, insan bu değerlerin kendisinde ne kadar olduğu ile doğru orantılı olarak gençtir ve genç kalır. Öyleyse gençlik yaş ile alakalı değildir.

Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem nübüvvet vazifesini üstlendiği zaman bedenen kemale ermiş bir yaşta, kırk yaşında idi. Ancak onda öyle bir heyecan, öyle bir aşk vardı ki, maddeten ve manen adeta yirmilik bir gencin canlılık ve zindeliğindeydi. O derece ki, iyice bunamış ve yaşlanmış insanlığa ölümsüz bir gençlik aşısı yaparak ruhen ve fikren muazzam bir genç topluluk vücuda getirdi. O’nun bu gençlik aşısı hâlâ devam etmektedir ve kıyamete kadar devam edecektir. »»Devamı için...

Gençlik İçin Yapılabilecekler Nelerdir?

Mustafa Aydoğdu;

Birimiz hastalanıp doktora gittiğinde doktor önce bizi dinler. Muayene eder sonra ne gerekiyorsa onu yapar. Ya reçete yazar ya da başka yapılması gerekenleri yapar. Önce tesbit sonra tedavi gelir.

Bakırköy’de açılan Ergen Kliniği gençlerin içinde bulunduğu durumun vahametini gözler önüne seriyor. Ergen Kliniğine başvuranların problemleri aşina olduğumuz sivilce sorunlarının çok ötesinde.

Bakırköy Ruh ve Sinir hastalıkları Hastanesi Başhekim vekili Kemal Sayar:

“Uçurumdan aşağı tepetaklak giden bir toplum, ‘henüz yolun yarısındayım, şimdilik her şey yolunda’ diyor. Gençlerimiz için acil tedbirler almazsak bir gün milletçe tepe üstü çakılabiliriz.” diye konuşuyor. »»Devamı için...

Gençliğin Dili (GNÇLĞN DL)

Hamit Haksever;

İnsanlar kelimelerle düşünürler. Bir insanın şümullü ve sistematik düşünebilmesi ile bildiği kelimeler arasında bir nispet mevcuttur. Mesela küçük bir çocuğun dil gelişimi yeterli seviyede olmadığı için düşünce kapasitesi de mahduttur. Görmüş olduğu her yiyeceğe “mama” diyen, görmüş olduğu her hayvana “köpek” diyen bir çocuk, gördüğü farklı yiyecekleri ve hayvanları isimlendiremediği için bu şekilde bir genelleme yapmaktadır. Yaşı ilerledikçe ve bildiği kelime hazinesi arttıkça beynindeki yanlış şablonları düzeltecek ve artık yiyecekleri; ekmek, et, süt, yumurta vs. ayıracaktır. Yine gördüğü hayvanları köpek, kedi, koyun vs. ayırt edebilecektir. Yine bu devrede mesela simiti de ekmek olarak veya tilki, kurt vs. hayvanları da köpek olarak tanımlayabilir. Yaşı ilerledikçe ve kelime dünyası genişledikçe bunları da tefrik edebilecektir. Bütün bunların isimlerini birbirinden ayırmakla kalmayıp hususiyetlerini de ayrı ayrı bildikten sonra daha ince düşünebilecek, yapacağı işleri ona göre planlayabilecektir...»»Devamı için...

ARAŞTIRMA;

İSLAMDA FAZİLET VE ADAP

Prof. Dr. Ahmet UĞUR

İslam, fazilet ve âdab dinidir. Hidayeti neşreder, sapıklık ve ahlaksızlığı izale eder. Girdiği evi, kurumu ve müesseseyi iyi ahlakla te’dib eder, kötülüklerden muhafaza eder. Bizim için en güzel ahlak nümunesi olan Hz. Peygamber’e hitaben :

“Ve sen büyük bir ahlak üzeresin” (Kalem 68/4) buyurulmuştur. Hz. Peygamber de :

“Ben, mekarim-i ahlakı tamamlamak için gönderildim.”  buyurmuşlardır. Dinin emirleri olan namaz, oruç, dînî birer vazife olduğu gibi aynı zamanda insanı, kâmil insan yapan vecibelerdir. Dinimiz sadece Halık’a karşı değil, mahlûkata karşı da vazifelerimizi gösterir. İnsana, tabiatı sevmeyi ve onu korumayı emreder.

“Nefsini temizleyen muhakkak kurtulup umduğuna ermiş, nefsini cehalet ve günah ile örten de ziyana uğramıştır.”(Şems 91/9-10)

 Hiçbir dinde âdab bahsi bu kadar geniş bir şekilde işlenmemiştir. Dinimizde âdab bahsi şu başlıklar altında toplanabilir:..»»Devamı için...

ŞİİR

FATİH YILMAZ;

ZEKİ HOCAM

Yirmi dokuz Mayıs fetih gününde,

Seherin sonunda geçti de gitti!

İki tercih vardı onun önünde,

Hak’ın tarafını seçti de gitti!

 

Biri “hazinemi kaybettim” dedi,

Sildi gözlerini, o gülümsedi.

Biri ona hasret onu gözledi,

Dönülmez bir yolu açtı da gitti!...»»Devamı için...

TARİHE YÖN VERENLER;

ZEKİ SOYAK HOCAM

AHMET BELADA;

İlk tanışmamız, nişan yüzüğümüzü ve nikahımızı kıydığı 1982’de olmuştu. Hani bazen, kişi ismini çok duyduğu insanı gördüğünde “ha, bu muymuş! “ der ya ben de öyle dedim. Tabii idealimdeki Zeki Soyak nasıl birisiydi, bilmiyorum ama mütebessim hali ve mütevazı tavrıyla ne samimi insan dedirtecek bir haldeydi.

Erciş’ten sonra tayinimin Nevşehir’e çıktığı 1985’den 2005’e kadar hiç ama hiç ayrı ve aykırı tutumum olmaksızın birlikteliğimiz devam etti. Öylesine paylaşımcı, öylesine hoşgörülü ve öylesine mütevazı, kadirşinas bir insanla beraber olmanın hazzını ve zevkini doyasıya yaşadım.

Henüz göreve başlamadan Allah’a “Ya Rabbi görev alacağım yerde sorulan biri olmaktan ziyade, dizinin dibine çöküp meselelerimi çözüp, hayatımı ona göre şekillendireceğim, sorularımı soracağım birisini bana nasip et” diye dua etmiştim. Allah Teala bana Zeki Hocam’ı nasip etti...»»Devamı için...

FIKIH;

ÇOCUKLARIMIZ

CEMİL USTA;

SORU

Gençlerimiz nelere dikkat etmelidir? Günümüzdeki gençler iyi niyetli olmakla beraber haram helal hassasiyetini kaybediyorlar. İslam’a göre genç nasıl olmalıdır?
Erol KENTLİ Kayseri 

Nice emanetlerle beraber çocuklarımız bize Allah’ın emanetidir. İlahi ölçüler içerisinde evlatlarımızı teçhiz etmemiz gerekir. Allah Teala Kur’an-ı Kerim’de babalara örnek olması nedeni ile Lokman aleyhisselamın öğütlerinde şöyle buyuruyor:

“Lokman oğluna öğüt vererek, yavrucuğum! Allah’a ortak koşma! Doğrusu şirk en büyük bir zulümdür, demişti.” (Lokman 13) ...»»Devamı için...

TEFSİR;

"MAL DA YALAN MÜLK DE YALAN..."

 ALİ KÜÇÜK;

Kehf 45. “Onlara, dünya hayatı misâlinin tıpkı şöyle olduğunu anlat:

Gökten indirdiğimiz su ile yeryüzünde yetişen bitkiler birbirine karışır,

ama sonunda rüzgarın savuracağı çerçöpe döner.

Allah her şeyin üstünde bir kudrete sahip olandır.” 

Dünya hayatının misâli şudur: Gökten su indiririz ve indirilen bu su ile yetişen bitkiler birbirine girer. Yağmur yağdırdı Rabbimiz ve çok güzel bir hayat ortaya çıktı. Ama sonunda o gördüğünüz güzellik, o yemyeşil hayat taşıyan şeyler kısa bir süre sonra rüzgarın önünde sağa sola savrulan kupkuru çerçöp haline geldi. Evet yağan yağmurla oluşan o güzelim hayat durmadı, duramadı. Zaten durmaya gücü de yetmeyecekti onun. Gençlik, hayat, saltanat elbette bir gün bitecekti. Elbette bunları var eden bir gün yok edebilecekti. ...»»Devamı için...

İMBİK;

İTİRAF

 N. HÂTEM ERCAN;

Evet,   insan doğduğunda niçin ağladığını iyice düşünmedi.

Evet,   insan kendinin sebeb-i hikmetini bilmiyor. 

Evet,   insan başıboş bırakılmadığını unutmaya başlayalı çok oldu.

Evet,   insan nefsini her şeyden daha çok seviyor.

Evet,   kâinatın Yaratıcısı “Karada ve denizde insan eliyle bozulma başladı “  buyurdu.

Evet,   insan etrafını tahrip ediyor, çağlar boyu...

Evet,   insan gökyüzünde yıldızların var olduğunu bile unutmaya başladığının farkına varamıyor...»»Devamı için...

DENEME;

DAMARLAR

MUSTAFA SUNA

Dünya, insan gibi oluşmuş. Hayatiyeti damarlarla devam ediyor. Atar damarlar, toplardamarlar, kılcal damarlar. Akarsular, damar, damar. Karayolları, demiryolları damar, damar. Madenler, hava akım alanları, göçmen kuşların göç yolları hep damar, damar.

Ağaçlar, damarlarla hayat buluyor; odun ve soymuk damarlarla. Her ağaç, eğer damarı bulunursa rahat yarılıyor, kullanılır hale geliyor.

Odunu yararken eğer damarını bulamazsan, yoruluyorsun, baltanın sapını kırıyorsun; odun yarılmıyor. Zaman kaybı, güç kaybı ve beyin kaybı; sen kırılıyorsun. Halbuki damarını bul; bir vuruş yeterli, odunu yarmak için.

Halil b. Ahmed; Basralı dilci, edebiyatçı. Aynı zamanda, Kurân-ı Kerîm’i, ilk defa harekeleyip, Araplar dışında da bütün toplumların rahatça okuyabilmelerine vesile olmuş tarihî şahsiyet. Basra’da çamaşırcılar çarşısında gezerken, çamaşır yıkayanların tokaç vuruşlarını dinleyerek, arûz kalıplarını ortaya çıkarmış. Ritmik tokaç vuruşları ve insan karakterlerini ortaya koyan arûz kalıpları... Rubâî vezinlerin tamamı yirmi dört adet. On ikisine “Ahrem”, on ikisine de “Ahreb” adını vermiş. Yirmi dört toplum damarı, yirmi dört karakter...»»Devamı için...

 

Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.