BAŞYAZI;

BAŞÖRTÜSÜ, KUR’AN KURSU VE İMAM-HATİP LİSELERİ UNUTULMASIN

ZEKİ SOYAK;

Olanlara dikkat!
İnsanlık tarihi insan tabiatında var olan müsbet ve menfiliklerin çeşit çeşit tezahürleriyle doludur.
Günümüzde her iki tezahürün de zirvede örneklerini en canlı bir şekilde müşahede etmekteyiz.
20. asrı cinayetler, katliamlar çeşit çeşit kötülükler ve vahşiliklerle kapatan insanlık, 21. asra da tiksindirici, insanlık onurunu kırıcı türlü türlü ahlaksızlıklar, zulüm ve soy kırımlarıyla girdi ve 20. asırda yapılanları daha da ilerilere götürecek bir süreç başlattı
...»»Devamı için...

ilkadım'dan

ÖLÇÜLER VE DENGELER;

ALLAH'TAN İTTİKA-2

ZEKİ SOYAK;

“Allah kendisinden ittika edeni darlıktan bolluğa çıkarır.”

İnsan iki şekilde darlık, iki şekilde genişlik yaşar. Birincisi maddî darlık, manevî darlık; ikincisi maddî genişlik, manevî genişlik. Maddî genişlik ve darlık malum para ile ilgilidir.
Bakarsınız ki bir insan günlük yiyeceğini-giyeceğini bulamayacak kadar sıkıntı içerisindedir. Buna rağmen Allahu Teâlâ ona, az şeyle kanaat etme duygusu verir, elde ettiği az şeyi bereketlendirir. Ve dolayısı ile ona az bir malla rahat bir hayat yaşatır. Nasıl yaşatır?
»»
Devamı için...

KAPAK DOSYASI;

Sifah Değil Nikah

İSLAMDA AİLENİN ÖNEMİ

Doç. Dr. Mehmet Soysaldı;

Amacı sağlam bir toplum kurmak olan İslam, aileye çok önem vermiştir. Çünkü aile, toplumun temel taşıdır. Toplumlar ailelerden oluşur. Aile sağlam olursa toplum da sağlam olur. Aile ise evlenme ile kurulur.

Günümüzde aile kurumu, tarih boyunca eşine rastlanmamış büyük bir tehlikeyle karşı karşıyadır. Bu tehlike de, kadın hakları adı altında kadın düşmanlığı yapan bir takım batı ülkelerinin maddî ve manevî desteğini alarak çalışan bazı kuruluşların yürüttüğü faaliyetlerdir. Hâlbuki kadın haklarını savunduklarını iddia eden bu akımların en büyük amacı, kadın erkek eşitliği adı altında aile kurumunu aşındırmak, ailede güçlü olan sorumluluk, yardımlaşma ve dayanışmayı ortadan kaldırıp aile bağlarını koparmak ve kadına sınırsız ve sorumsuz bir statü tanıyarak aile mefhumunu ortadan kaldırmaktır. »»Devamı için...

Kadın ve Annelik

M. Akif Deniz;

Çocuk eğitiminde annenin sorumluluğu çok önemlidir. Çocuklarının kişilikli yetişmesinde annenin rolü babanınkinden çok daha büyüktür. Çünkü çocuklar babadan daha çok anneye yakındırlar. Zamanlarının çoğunu anneleriyle geçirirler. Dolayısıyla anne çocuklarıyla ilgili her özel durumu yakından bilir ve tanır. Akıl ve zeka durumlarını, neye eğilimli olduklarını anne, daha iyi bilir. Bunun tabii sonucu olarak, müslüman kadının yerine getirmekle yükümlü olduğu, yapmaması halinde de sorumlu olduğu görevlerin başında, edep ve terbiye ölçüleri içinde çocuklarını yetiştirmek gelir.

İslam’da kadına verilen en uygun vasfın analık olduğunu görürüz. Organizması analık vasfına göre düzenlenmiştir ve insan neslinin devamı ananın fonksiyonları ile yakından ilgilidir. »»Devamı için...

Kur'an-ı Kerim'de Evlilik

Prof. Dr. Ahmet Coşkun;

Evlenme kanunu, Allah'ın koyduğu kanundur. Tarihte nerede bir kabile veya insan topluluğu görülmüşse, orada ailenin bulunduğu tespit edilmiştir. Başlangıçta ailenin bulunmadığı, serbest birleşmenin mubah olduğu iddia edilmiş ise de, bu iddia dayanaksız kalmıştır. Nitekim meşhur Alman sosyologu Hans Freyer de:
"Ailenin menşei ve ilk şekilleri araştırılınca ailesiz bir kabile veya topluluğa rastlamak mümkün değildir" demektedir(1).
..»»Devamı için...

VEHBİ VAKKASOĞLU İLE AİLE ÜZERİNE MÜLAKAT

FATMA AYDEMİR;

Aile kavramı sizin için neyi ifade ediyor?

Aile kavramı, benim için sevginin ilkokulu anlamına geliyor.
Ailede sağlıklı bir iletişim kurmak için yani huzurlu bir ortam oluşturabilmek için nelere dikkat edilmelidir?
Aile öncellikle iki kişiden meydana geliyor ve sevgi iletişimini kurması gereken ilk kişiler de bunlar. Ama bana öncelik kimde derseniz hemen “Anne” derim. Anneler şefkat kahramanıdır çünkü. Anneler gönüllerini gereği kadar açarlarsa babalar da sevgiyi tadınca sevgiden vazgeçemezler. Bazen, ‘hocam benim eşim sevgiden anlamaz, benim çocuğum sevgisiz’ diyorlar. İletişim bozukluğu var. Bir usta bir kazan pirinç  pilavı pişirmiş. Bu tabaktan iki ayrı tabağa koymuşlar. Tabaklardan birisinin içinde bulunan pilava sevgi sözcükleri söylemişler. İkinci tabaktaki pilava ise hakaretler yağdırmışlar. Sevgiye muhatap ol
an tabaktaki yenilir halde 15 gün bozulmamış dayanmış. İkinci tabaktaki pilav ise 3 gün dayanmış. Sevgisizlikten pilav bozulmuş eşiniz bozulmasın mı?...»»Devamı için...

"İNSAN CÜMLEDEN AZİZ"

İDRİS ARPAT;

Allah celle celaluhu, eşrefü-l mahlûkat olan insan yaratan ve ahsenü-l kelam olan Kur’an’ı gönderen Allah’tır. Sözlerin en güzelini yaratılmışların en kabiliyetlisine gönderdi. Bu göndermede bir maksat aranmalıdır. Allah Teâlâ “hakîm”dir. Abes iş yapmaz. Nedir murad-ı ilahî? Herhalde insanın yükselmesi ve yücelmesi. Bunu, insanın donanımından da, eline verilen Kelam-ı Kadim’den de anlamak mümkün.
Yüce Allah, İnsan’ı Zat-ı Kibriya’sına muhatap olabilecek bir potansiyelde yarattı. Ona göz, kulak, akıl, şuur, vicdan gibi nice kıymetli organ ve hasseler verdi. Bununla da yetinmedi, peygamberler ve kitaplar gönderdi. Bununla da iktifa etmedi, ilhamlar bahşederek onu destekledi. Bütün bunlardan maksadı, zaten şahane bir potansiyele sahip olanı, bilgi, duygu, düşünce, şuur ve idrak yönüyle yükseltmekti. Yükseltmekten maksat da, muhatap olarak kabule değer kılmaktı. Muhatap mükemmel olursa, onunla önemli ve yüksek meseleler konuşabilirdi, önüne çözüm bekleyen problemler konabilirdi. İhtişamlı vakıaları ancak muhteşem duyu ve hasseler anlayıp idrak edebilirdi. Derin teessürler, derin varlıklar içindi.
..»»Devamı için...

ARAŞTIRMA;

EHLİ KİTAP İLE AMENTÜ'DE İTTİFAKIMIZ YOKTUR

CELALEDDİN ALİOĞLU;

Bazıları ısrar ile ehl-i kitâb ile âmentü’de ittifakımızın olduğunu ileri sürüyorlar. Bu bağlamda diyorlar ki;

“İslam’a göre ilk peygamberin tebliğ ettiği din ile daha sonra gelen peygamberlerin ve son Peygamber Hz. Muhammed’in tebliğ ettiği din, temel nitelikleriyle aynıdır! Allah’a iman, peygamberlik müessesesi ve ahiret inancı hepsinde vardır!..”  Evet, bunlar semavi dinlerin hepsinde de değişmez doğrulardır. Bir bakıma ehli kitabın değişmeyen amentüleridir. Bizler de bu amentüde müttefikiz. “Ehli kitapla Amentüde ittifakımız var.” derken de bu değişmeyen doğruları saymıştım geçmişteki bir yazımda. Çünkü biz de Allah’a, peygamberlere, meleklere, ahirete iman ediyoruz. Yani ehli kitapla bu değişmez doğrularda ittifak ediyoruz. Ancak ehli kitabın bazılarının bu doğruları tarif ve tavsif ederken yanlışa düştüklerini de görüyor, Allah’a babalık, peygambere de oğulluk ve krallık sıfatını isnat etmeleri gibi yanılgılarına da şahit oluyoruz. Onlardan bazılarının bu gibi yanlış tarif ve tavsiflerinin doğrusunu anlatma görevi de yine bize düşüyor. Uzaktan seyirci kalma yerine, yaklaşıp kendi doğrularımızı anlatma imkanı aramamız icap ediyor. Bunun için de diyaloga, konuşmaya ihtiyaç oluyor.” (A. Şahin Zaman Gazetesi 15 Mart 05)...»»Devamı için...

MEDAİN-İ SALİH

İBRAHİM ÇİFTÇİ;

Suudi Arabistan, tarihe ve tarihi eserlere önem verilmeyen bir yönetim anlayışına sahip. ‘Taybe Oteli’nin’ doğu kapısında ışıklı bir poster dikkatimi çekmişti. Daha sonra o resmin Suudi Arabistan’da bulunan ve ‘Medain-i Salih’ diye bilinen bir tarihi mekana ait olduğunu görünce şaşırmıştım. Kur’an’da  da bahsedilen bu mekanı görmek istiyordum ki, bir gün okul olarak bir organizasyonla ‘Medain-i Salih’e gidiverdik.
Suudi Arabistan çok geniş bir ülke ve her bölgesi ayrı bir âlem. Kuzeyi ile güneyi; doğusu ile batısı; ortası ile kıyıları o kadar farklı ki... Riyad cayır cayır yanarken, Taif yayla serinliği yaşar. Geniş çöller ve dağlar. Çöl ülkesinde o kadar çok dağ ve tepeyi görmek insanı şaşırtır.
..»»Devamı için...

TARİHE YÖN VERENLER;

AHMET HAMDİ AKSEKİ

AHMET BELADA;

Bir gün Evkaf Umum Müdürü Ahmed Hamdi Akseki’den; imam ve hatiplerin, hatta köylü, kentli bütün vatandaşların okuyup istifade edebilecekleri, itikad, ibadet ve ahlak konusunda bir kitap yazmasını rica eder. Buna sebep olarak da bu konuda yazılmış pek çok Arapça eser bulunduğunu fakat imam ve hatiplerin çok az kısmının (o da zorlukla) bunları anlayabildiğini, halihazırdaki imam ve hatiplerin ekserisinin bu kitapları anlamadığını, ilerde gelecek olanların da neredeyse tamamının bunları anlayamayacağını, bu boşluğun doldurulması, bu ihtiyacın giderilmesi gerektiğini söyler ve mümkün olursa böyle bir kitabı kendilerinin bastırıp meccanen imam ve hatiplere dağıtacaklarını da ilave eder. Böylece Ahmed Hamdi, “İslam Dini- İtikad, İbadet, Ahlak” isimli eserini yazmaya başlar.
Böyle yazılmaya başlanan ‘İslam Dini’ kitabı alanında tek olma özelliğini kazanan ve Cumhuriyet tarihinin resmi makamlarca çıkartılmasına müsaade edilen bir kaç kitaptan biridir.
..»»Devamı için...

FIKIH;

KADININ İTAATİ

CEMİL USTA;

Kadının İtaati

- Kadının kocasına itaati nasıl olmalıdır? Hangi hususlarda itaat edilir, hangi hususlarda edilmez? Kadın kocasına yemek yapmak zorunda mıdır?

 - Kadın çocuğuna, kaynana, kayınbabasına bakmak zorunda değildir diyorlar. Bu hususlarda hüküm nedir? Rüstem KALPAKLI – NEVŞEHİR

Evli kadının evinde oturması, mutat ev işlerini yapması ve çocuklarının eğitim ve bakımıyla uğraşması, itaat kapsamına girer. Diğer yandan erkeğin meşru isteklerini yerine getirmesi, aile huzur ve düzenini bozacak davranışlardan sakınması gerekir.
..»»Devamı için...

TEFSİR;

FUHŞUN İLACI NİKAHTIR

 ALİ KÜÇÜK;

Nur- 32
 “İçinizdeki bekârları, kölelerinizden ve câriyelerinizden iyi olanları evlendirin. Eğer yoksul iseler. Allah onları lütfu ile zenginleştirir. Allah lütfu bol olandır, bilendir.” 
Evet toplumda evlenmemiş tek bir insan kalmayacak. Bir kadının ve bir erkeğin mutlaka eşe sahip olması gerekecek. Bu olursa toplum içinde temiz bir hayat yaşanır, bu olursa toplum içinde Allah’ın istediği mahremiyet de korunur, bu olursa zinasızlık da gerçekleşir, bu olursa iffetler ve namuslar da korunmuş olur. Eğer toplum içinde evlenme sağlanamazsa kesinlikle erkeğin de kadının da hayasını korumak mümkün değildir. Eğer toplum içinde evlenmemiş bir erkek, bir kadın kalmayacak biçimde bir nikâh uygulamasını gerçekleştire-mezsek kadını da erkeği de temiz bir ortama çekmemiz mümkün olmayacaktır. Erkek ve kadın olarak bir insanın fıtrî, cinsel ihtiyacı helâl yoldan karşılanacak, doyuma ulaştırılacak ki onun kendisinden istenen sorumlulukları yerine getirmesi söz konusu olsun
...»»Devamı için...

İMBİK;

TADİL Mİ TATİL Mİ?

 N. HÂTEM ERCAN;

Bir işten yorulup başka bir işe yönelmek, bir uğraştan başka bir uğraşa geçmek, işyerinde tamirat yapıp; düzene sokmak, güzelleştirmek anlamındaki “tadili” kullanmayı bırakıp; tembellik atalet manasına kullanılan tatili hayatımızın gerçeklerinden biri haline getirdik.
Ta’dil, zihnin dinlenmesini, başka bir faaliyetle sağlamaktır. Tatil ise durağanlık, uyuşukluk, amaçsızlık, vakit geçirme, eğlenme, macera yaşamak v.b şeyler çağrıştırmaktadır.
Kelimelerin ifade ettiği manaları değiştirmek, kullanım kaymalarını da beraberinde getiriyor. Hayatımıza, Batı değerleri (istemeyerek de olsa) girmeye başladığında ta’dili algılama biçimi, tatil algılayışında yok olup gitti. Böylece tadil yerine, tatili kullanır olduk.
“İki günü müsavi olan aldanmıştır.” prensibini baş tacı etmemiz gereken bizler, uygulamada tatili nasıl kabul ediyoruz. Neler yapıyoruz tatilde? Tatil deyince neler hücum ediyor? Beraber cevap arayalım
...»»Devamı için...

 

Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.