|
BAŞYAZI;
|
|
DUR DİYELİM!
|
ZEKİ SOYAK;
|
|
Allah Teâlâ Hud suresinde
şöyle buyuruyor:
“Bu sana indirilen hikmet
sahibi ve her şeyden haberdar alan Allah tarafından ayetleri
sağlamlaştırılmış, sonra da açıklanmış bir kitaptır. Habibim, de ki: Bu kitap
Allah’tan başkasına ibadet etmemeniz için indirildi. Şüphesiz ki
ben O’nun tarafından size gönderilmiş bir uyarıcı ve
müjdeciyim.”
Demek ki mümin zaman zaman
şaşırıyor bu sebeple, Allah Teâlâ bu muhkem kitapla, bu kelam-ı
ilahî ile kıyamet sabahına kadar gelecek bütün insanlığı sakın
yeniden sapmayın, nefislerinize zebun olmayın diye uyarıyor.
İnsanlar zaman zaman nefsine, zaman zaman bazı düzenlere,
rejimlere, bazen kula kul oluyor.
...»»Devamı
için...
|
|
 |
|
ilkadım'dan |
|
ÖLÇÜLER VE DENGELER;
|
|
ALLAH'TAN İTTİKA-1
|
ZEKİ SOYAK; |
|
Allah celle celaluhu Talak
suresinin 2. ayetinin son kısmı ve 3. ayette şöyle buyuruyor: “Kim, Allah'tan korkarsa;
Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder. Ve onu ummadığı yerden
rızıklandırır. Kim Allah'a güvenirse O, ona yeter. Allah, emrini
yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur.”
»»Devamı
için...
|
|
|
KAPAK
DOSYASI;
Kadının Hürriyeti
Fıtratındadır
|
|
TARİHTE VE GÜNÜMÜZDE KADIN |
Abdulkerim
Bahadır;
|
|
Kadın sorununa, biri tarihî gelişim
süreci açısından, diğeri modern hayatta içinde bulunduğu sosyo-kültürel konum açısından olmak üzere iki temel noktadan
yaklaşmak mümkündür: Bu bağlamda erkek hegemonyasının ağırlık
kazandığı tarihi gelişim süreci itibariyle kadının en genel
anlamıyla bir tür "kimliksizlik" sorunu ile; çağdaş materyalist
anlayışın hüküm sürdüğü modern hayat içindeki konumu itibariyle
ise, bir tür "rol karmaşası" ya da "kimlik bunalımı" ile karşı
karşıya kaldığını söyleyebiliriz.(1) Yazıda bu iki gelişim
süreci üzerinde durulacaktır.»»Devamı
için...
|
|
|
Prof. Dr. Lütfullah Cebeci
ile “Kadın ve Günümüz Kadını”
Üzerine Mülakat
|
DURDU ŞAHİN; |
|
Kadın nedir? Kadının aslî
görevleri nelerdir?
Allah Teala imtihan yoluyla tekâmül edebilecek özellikte bir
varlık yaratıp, onu, onun için gelişme mekânı olarak hazırladığı
dünyaya yerleştirdi. Bu varlık insan idi ve erkek kadın olarak
iki türü vardı. İlki Âdem ve Havva olan bu insanları dünyaya
gönderdi ve “size benden bir hidayet geldiği zaman, kimler benim
hidayetime uyarsa, artık onlara bir korku yoktur ve onlar
üzülmeyeceklerdir.” (Bakara 38) buyurarak bundan sonra
olacakları onlara özetledi...»»Devamı
için...
|
|
|
KADININ ÖRTÜNMESİ VE
ÇALIŞMASI
|
Prof. Dr. HAYRETTİN KARAMAN; |
|
Çağımızın
Batılı kadını kendisine yabancı olan, mahrem akrabası olmayan
erkeklerin yanında en azından başını, boynunu kısmen gerdanını,
kollarını ve diz kapağı hizasından aşağıya kadar bacaklarını
açmakta, ayrıca sayılan yerlerini güzel göstermek üzere
tedbirler almakta, makyaj yapmaktadır. Modern, çağdaş, ileri
olmanın ölçüsü Batı olunca bu tarz giyinme ve açma da çağdaş
medeniyetin gereği olarak görülmektedir. Buna karşı İslam
dininin ana kaynakları (Kur'an ve Sünnet) kadınların,
evlenmeleri caiz bulunan erkeklere karşı örtünmelerini, el, yüz
ve ayaklar hariç bütün vücutlarını uygun elbise ile
kapatmalarını ve açıkta kalan yerlerini de güzel göstermek,
buralara dikkatleri çekmek için tedbir almamalarını
emretmektedir (Nur 24/30–31)...»»Devamı
için...
|
|
|
KADIN OLMAK
|
GÜLÇİN
ŞENEL; |
|
Kadın... İnsanlık tarihi boyunca üzerinde konuşulmuş,
fikrî-felsefî, dinî-ahlâkî, ferdî-psikolojik, içtimaî-sosyolojik
açıdan tartışılmış ve hâlâ konuşulmakta, hâlâ tartışılmaktadır.
Şu farkla ki, bugün üzerinde kalem oynatılan ve konuşulan kadın,
dünün ve daha öncesinin kadınından görünüşte tamamen farklıdır.
Ülkemizde, anne, torun, nineden oluşan üç kuşağa üstünkörü bir
gözatmakla bile bu farkı anlayabiliriz. Nineler ve torunları
birbirinden farklı olduğu gibi, anne onlardan da farklıdır.
Sanki sihirli bir değnek, çok kısa bir sürede, dünyaları
birbirinden tamamen farklı üç temsilci çıkarmıştır karşımıza!...»»Devamı
için...
|
|
|
DEĞİŞİK AÇIDAN KADIN
|
AHMET BELADA;
|
|
Kadın bir ansiklopedide
şöyle tarif edilmiş: “İnsanın dişisi. Erkeğin eşi. Dişinin
erişkin olanı. Erkek ve kadın bir bütünün parçalarıdır. Biri
diğeri için vazgeçilmez hayat arkadaşlarıdır.” Bütünün parçası olan kadın,
merakı biraz fazla olandır. Bunu bir kadın yazarımız Havva
validemizi anlatırken şöyle ifade ediyor:...»»Devamı
için...
|
|
|
ARAŞTIRMA;
|
|
MEHMET AKİF VE İSTİKLAL MARŞI
|
HAMİT
HAKSEVER;
|
|
Mehmed Âkif 1873 yılında Fatih Sarıgüzel’deki evlerinde dünyaya
gelmiştir. Babası Mehmed Tahir Efendi, medrese tahsili görmüş ve
Fatih camiinde ders okutan âlim ve ehl-i tarik bir zât idi.
Annesi Emine Şerife hanım da temiz, iffetli ve âbid bir bayandı.
Genç yaşta kocasını kaybedince Mehmed Tahir Efendi ile evlenmiş,
bu izdivaçtan 1290 (miladî 1873) yılında doğan çocuğa Tahir
Efendi ebced hesabına göre 1290 eden “Rağîf” ismini koymuştur.
Fakat “Rağîf” isminin telaffuzu zor olduğu için bu isim
unutulmuş, onun yerine “Âkif” ismi kâim olmuştur....»»Devamı
için...
|
|
|
İSLAM
TERMİNOLOJİSİNDE İHLAS KAVRAMI
|
MEHMET
DERİ; |
|
İhlâs
“hulûs/halas” kökünden türemiş olup sözlükte arınmak, saf ve
hâlis olmak, şaibeli olmamak, özünü almak, seçmek, temiz olmak,
kurtulmak, katıksız olmak, karışık olmamak gibi anlamlara gelir. İslam terminolojisinde ise
ihlâs iman, ibadet, itaat, ahlak, amel, dua gibi her türlü dînî
vecibe ve emirleri sırf Allah rızası için yapmak; şirk, nifak,
riya gibi şaibelerden uzak durmak; söz, fiil ve davranışlarda
samimi ve dosdoğru olmak anlamındadır. İhlâs sahibi kimseye
“muhlis” denir. Ayrıca Kur’an-ı Kerim’in 112. suresinin adı da
“İhlâs”tır...»»Devamı
için...
|
|
|
TARİHE YÖN VERENLER;
|
|
HASAN BASRİ ÇANTAY
|
AHMET BELADA;
|
|
Çantayzâdeler veya Çantay
oğulları adıyla bilinen köklü bir aileden gelmekte olan Hasan
Basri Çantay 1887 tarihinde Balıkesir’de dünyaya geldi. Babası
güzel ahlak sahibi, ticaretle uğraşan Halil Cenabî Efendi,
annesi iyiliksever ve güzel ahlaklı Hatice Hanımdır. Hali vakti yerinde olan bir
ailenin tek erkek çocuğu olan Çantay itinalı bir şekilde
büyütülmüştür. O dönemdeki bütün çocuklar gibi Hasan Basri de
ilk eğitimini aile ocağında aldı. İlkokulunu bitirdikten sonra
Balıkesir idadisine kaydoldu.
...»»Devamı
için...
|
|
| FIKIH; |
|
KADININ İMAMETİ |
CEMİL USTA; |
|
Kadınlardan imam olur mu?
İslam’da bunun yeri nedir? Açıklarsanız sevinirim. (Ahmet Cihan, Ankara)
Hanefilere göre teravih
namazı da olsa, erkekler olmaksızın, kadınların yalnız başına
cemaatle namaz kılmaları mekruhtur. Kadınların cenaze namazı
kılmaları ise mekruh değildir. Çünkü cenaze namazı
tekrarlanmayan bir farzdır. Eğer kadınlar cenaze namazı
kılarlarsa imam, ortalarında durur. Kadınların tek başına
cemaatle namaz kılmalarının mekruh olmasının delili
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemden rivayet edilen şu
hadis-i şeriftir:...»»Devamı
için...
|
|
|
TEFSİR;
|
|
KADINLAR VAKARLA EVLERİNDE OTURSUNLAR
|
ALİ
KÜÇÜK;
|
|
Vakarla evlerinizde oturun.
Evlerinizde sebat bulun, sebat edin. Evlerinizde huzur bulun.
Huzur ve güven içinde evlerinizde oturun. Karar yeri, faaliyet
alanı olarak evlerinizde bulunun. İffet ve hayanızı vakarla
koruyarak evlerinizde oturun. Sizin sorumluluk sahanız
evlerinizdir. Çok zarûrî bir ihtiyacınız olmadığı müddetçe
evlerinizden dışarıya çıkmayın. İslâm öncesi cahiliye
kadınlarının yaptığı gibi ziynetlerinizi yabancı erkeklere
göstermeyin. Cahiliye kadınları gibi kırıtarak yürümeyin....»»Devamı
için...
|
|
|
|
|