|
BAŞYAZI;
|
|
Yeni Haçlı
Seferleri
|
ZEKİ SOYAK;
|
|
Âdem
aleyhisselamın yaratılışı ve şeytan-ı lainin başkaldırıp
isyan etmesiyle başlayan Hak-batıl mücadelesi bütün
devirlerde bazen şiddetlenip, bazen yavaşlayarak zamanımıza
kadar devam edip gelmiştir. Halen de devam etmekte olan bu mücadele,
kıyamet sabahına kadar da sürüp gidecektir.
Bu mücadelede
inananlar inançlarının gereği olarak:
Karşı
cephede olanlara asla zulüm yapmamış,
Dinlerine, dinî
vazifelerini yerine getirmelerine müdahele etmemiş,
Canları,
malları, namusları, koruma altına alınmış,
..»»Devamı
için...
|
|

|
|
ilkadım'dan |
|
KAPAK
DOSYASI;
DÜNDEN
BUGÜNE HAÇLILAR
|
|
Kültürel
Haçlı Seferi
|
AKİF
DURSUN;
|
|
1095 yılında
Papa II. Urbanus’un çağrısıyla başlayan Haçlı seferleri
1300 yılına kadar devam etmiş. İrili ufaklı 9 Haçlı seferi
olmuş.
Bu seferlerin
(görünen amacı) doğu hristiyanlarını ve Hz. İsa’nın doğduğu
memleketi müslümanların zulmünden (!) kurtarmaktı. Bu sebeple
müslümanların zulmüne(!) son vermek için hem doğulu kendi
dindaşlarına hem müslüman ve yahudilere bol bol zulüm ve
katliam yapmışlar...»»Devamı
için...
|
|
|
Haçlı
Seferleri, Gerçek Yüzleri ve Yankıları
|
ATIF BİLGİLİ; |
|
Hıristiyanlarca
kutsal sayılan Kudüs şehri, İslamiyet’in ilk yıllarından
beri müslümanların ellerindeydi. Asıl amacı burasını
kurtarmak şeklinde gösterilen, kilisenin kışkırtmaları ve önderliği
ile doğuya yapılan askeri seferlere “Haçlı Seferleri”
denilmektedir. Bu sefere katılanlar, pelerinlerine büyük bir haç
işletiyorlardı. “Haçlı” adı da buradan gelmektedir...»»Devamı
için...
|
|
|
Haçlı
Zihniyeti ve Bunun Günümüzdeki Tezahürleri
|
Kadir
MISIROĞLU;
|
|
Mâlum
olduğu üzere, Mîlâdî bin yıllarından itibâren hıristiyan
batı âleminden İslâm dünyâsına karşı vâkî olmuş ve
takrîben iki yüzyıl sürmüş bulunan müteselsil seferlere târihte
“Haçlı seferleri” denilmektedir. Hakîkat-i hâlde ise İslâm’ı
yok etme maksadına bağlı olarak gerçekleşen hıristiyan askerî
hareketleri böyle bir periyoda münhasır kalmayarak günümüze
kadar devâm etmiştir...»»Devamı
için...
|
|
|
Günümüzün
Haçlıları ve Moğolları
|
Mustafa
ÖZCAN; |
|
Aslında bütün
düşünce ve inançlar çekirdek olarak kendilerini muhafaza
ediyor ve vakti saati gelince de yeniden kuvveden fiile çıkıyorlar.
Tarih bu manada tekerrürden ibarettir. Bu itibarla, 'güneşin
altında yeni hiçbir şey yok' sözü iştihar etmiştir. Bu
tesbit konumuzla da yakından alakalı bulunuyor...»»Devamı
için...
|
|
|
|
|
USANDIM
|
İDRİS
ARPAT;
|
|
“Nimetlere
garkolmuşuz” cümlesi gibi şükür kokup şifa taşıyan,
bereketli ağaçlar, tatlı sular gibi sözlerle gönlümüzde güller
açtı. Kin ve haset gibi zehirli duygular taşıyan kirli sözlerden
usandım...»»Devamı
için...
|
|
|
HÜRFİKİR;
|
|
Kalem Aklın
Cevheridir
|
A.HAMİT ÖZYAYLA;
|
|
Kur’an
dilini oluşturan hece harflerinin yirmi beşincisi NÛN’dur.
Kur’anda en çok kullanılan bir harf olarak Nûn, balık ve su
buharı gibi gaz kütlesi anlamına gelen bir cevherdir. Şekil ve
mânâ itibariyle mürekkep hokkası anlamına da gelen NÛN,
ğunne sıfatına haiz iki harften birisidir.
..»»Devamı
için...
|
|
|
TARİHE YÖN VERENLER;
|
|
Muhammed
es- Senûsî
|
AHMET BELADA;
|
|
Asırlardan
beri âlem-i İslam’da nadir zuhur eden dâhi insanlardan biri
ve belki de düşüncelerinin kapsamı, gayesinin ehemmiyeti
itibariyle en büyüklerinden, Seyyid Muhammed es-Senûsî el-Haseni
el-Hattabi el-İdrisi, sülale-i tahiredendir. Soyu Hz. Hasan’a
dayanır...»»Devamı
için...
|
|
|
TEKNOBİLİM;
|
|
Kur’an
Ayetleri ve Evren
|
M.AKİF DENİZ; |
|
-
Ebu'd-Derda
radıyallahu anh anlatıyor: "Rasûlullah aleyhissalâtu
vesselâm'ın şöyle dediğini işittim: "Kim bir ilim öğrenmek
için bir yola sülûk ederse Allah onu cennete giden yollardan
birine dahil etmiş demektir. Melekler, ilim talibinden memnun
olarak kanatlarını (üzerlerine) koyarlar. Semavat ve yerde
olanlar ve hatta denizdeki balıklar âlim için istiğfar
ederler.
..»»Devamı
için...
|
|
| FIKIH; |
|
KELAM-I KADİM
|
CEMİL USTA; |
|
Allah Teâla’nın
kitaplarına iman etmek müslümanlığın esasını teşkil eder.
Her müslüman iman ve itikad eder ki, Cenabı Hak kullarının dünya
ve ahiret saadetleri için içlerinden dilediğini peygamber
olarak seçmiş ve bunlar vasıtasıyla insanlara kendi iradesini,
emirlerini, nehiylerini, hikmetlerini bildirmiş ve duyurmuştur.
Onlar da Allah’tan aldıklarını, olduğu gibi insanlara ulaştırmışlardır...»»Devamı
için...
|
|
| MUHABBET
TEFEKKÜRLERİ; |
|
Rahmet
Tecellileri
|
ADEM ÇATAK; |
|
Bismillahirrahmanirrahim.
Sana hamd
olsun. Gülümüze salât ve selamlar arz ederim. Kölenin nesi
var, benliğimi yoluna sererim.
Ey Rabbim!
“Ya Allah'ın
üzerinizde lütuf ve rahmeti bulunmasaydı? Ya Allah, gerçekten
Rauf ve Rahim olmasaydı?”(1) buyuruyorsun. Sana şükürler
olsun ki Rauf’sun, Rahim’sin.
...»»Devamı
için...
|
|
|
ARAŞTIRMA;
|
|
ANADOLU
BACILARI (BÂCİYÂN-I RUM) VE FATMA BACI GERÇEĞİ
|
Prof. Dr. MİKAİL
BAYRAM;
|
|
Aşık Paşa-zâde (886/1481) "Târih-i Âli Osman" adlı
eserinde Anadolu Selçukluları devrinde Türkmenler arasındaki
sosyal zümreleri "Gaziyân-ı Rûm" (Anadolu Gazileri).
"Ahiyân-ı Rûm" (Anadolu Ahileri), "Abdalân-ı Rûm"
(Anadolu Abdalları), ve "Bâciyân-ı Rûm" (Anadolu
Bacıları) diye dörde ayırmıştır.(1) Burada üzerinde
duracağımız "Bâciyân-ı Rûm” tabirinden Anadolu Selçukluları
zamanında Türkmen erkeklerin mensup olduğu, Ahi Teşkilâtı
diye bilinen ve Âşık Paşa-zâde’nin "Ahiyân-ı Rûm",
olarak adlandırdığı teşkilâtın yanında gene Âşık Paşa-zâde’nin
"Bâciyân-ı Rûm" diye adlandırdığı, o günün
toplumunda Türkmen kadınların kurduğu bir başka teşkilâtın
bulunduğu anlaşılmaktadır....»»Devamı
için...
|
|
| ZAMANA YOLCULUK; |
|
MUKADDES
EMANETLER
|
HAMİT HAKSEVER; |
|
Osmanlı padişahlarının
pek çoğu velayetten hissedar olmuşlardır. Pek çoğu manevî işaret
ve beşaret ile de müşerref olmuşlardır. Bu işaretlerden
birisi de Yavuz Sultan Selim Han’ın Mısır seferi için vâki
olmuştur: ...»»Devamı
için... |
|
|
ÖLÇÜLER VE DENGELER;
|
|
KENDİMİZİ
TASHİH ETMEK / 12
Fazilet
toplumu-5
|
ZEKİ SOYAK; |
|
HİZMET
Müslüman
hizmet insanıdır. Diğer bir tabirle vakıf insandır. Balığı
sudan çıkarsanız ne kadar yaşayabilir? Hizmet insanı da öyledir.
O, hizmet olmadan yaşayamaz. Onun için hizmetsiz bir hayat
manevî bir ölümdür.
Bilmeliyiz ki
hizmet ortamında bulunmak, Allah’ın dinine ve bütün mahlûkata
hizmet etmek bir lütfû ilâhidir....»»Devamı
için...
|
|
|
|
|
|