Basortum.Net'e gitmek için tıklayın. ----www.Basortum.Net----


Eylül 2002

E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BAŞYAZI;

İÇİMİZİ KEMİREN GÜVE

ZEKİ SOYAK;

Kör bir taklit, kötüyü taklit, fert ve toplumları içten içe kemiren, özünü sömüren bir güvedir. Çoğu kez kişiler kendi içinde oluşan, kendisinden bir parça, bir karakter haline gelen bu hastalığı fark edemez. Hatta onu bir meziyet, bir üstünlük kabul edip şiddetle savunur. Muhaliflerini acımasızca eleştirir, itham eder. Bu bulaşıcı hastalık, kendi değerlerine, kendi özüne bağlılığı zayıflatan ve kopan toplumlarda daha çok etkili olur. Son iki asırdan beri dinî duyarlılığı, ahlâkî değerlerine, tarihine bağlılığı kademe kademe zayıflayan dolayısıyla siyasî, iktisadî, teknolojik ve benzeri sahalarda geri kalan müslüman toplumlarda, bilhassa okumuşlar arasında batı toplumuna karşı bir aşağılık duygusu oluşmaya başladı...»»Devamı için...

ilkadım'dan

KAPAK DOSYASI;

AB VE BİZ

ZEKİ SOYAK: AVRUPA BİRLİĞİNİN ÇOK ÜSTÜNDEYİZ

M. FEHMİ REYHAN

- Sizce AB nedir?  

- AB, hristiyan birliğidir. Bunun böyle olduğunu AB’ye üye devletler de gizlemiyorlar. Dolayısıyla Türkiye’nin müslüman ülke oluşu sebebiyle önüne yığın yığın engel çıkarıyorlar. AB ülkelerinin her birinin, Türkiye’den büyük çıkarları olduğu için de yakamızı bırakmıyor, sürekli oyalıyorlar. Taviz üzerine taviz kopararak ülkemizi bir sömürge haline getirmeye çalışıyorlar....»»Devamı için...

İLKADIM OKURLA BULUŞMA GECESİNDEN NOTLAR

 

İlkadım Dergisi Okurla Buluşma Gecesi, 7 Ağustos 2002 Çarşamba günü saat 20.30’da Esnaf Kefalet Kooperatif Salonu’nda halkın coşkulu katılımıyla kutlandı. Halkın yoğun ilgisi olan gece, İstiklâl Marşı ve Hafız Yunus Keleş’in okuduğu Kur’an-ı Kerim’le başladı. ...»»Devamı için...

TARİHE YÖN VERENLER;

NUREDDİN ZENGİ

AHMET BELADA

Hristiyanlar asırlardan beri İslam’dan rahatsız olmuş, kin duymuş, intikam hissi beslemiş,(1) özellikle müslümanların Hz. İsa’nın doğduğu toprakları elde etmesi, hasseten Avrupalı hristiyanları oldukça rahatsız etmiştir. Müslümanların zayıf anını gözetleyen hristiyan dünyası Kudüs ve havalisini kanlı bir şekilde geri aldı. ...»»Devamı için...

İLİMDEN İRFANA;

RIZKIN İNANÇ BOYUTU

YUNUS HÜDAYİ

Allahu Teâlâ, her insanın ve her hayvanın rızkını ezelde takdir etmiş, ayırmıştır.

“Allahu Teâlâ’nın rızık vermediği bir canlı yoktur.” (Hud/6)

“Rabbin, rızkı dilediğine bol verir, dilediğine daraltır.” (İsra/30)

“Allah’ın kimine çok, kimine az rızık verdiğini çok kimse bilemez.” (Sebe/36)

“Allah’tan korkana ummadığı yerden rızık gelir” (Talak/2-3)...»»Devamı için...

AÇIK KAPI;

YAŞADIĞIMIZ DEPREM DEHŞETİ

ERKAN ÖZDEMİR

Ayşe Temiz / Adapazarı:  Tarih 16 Ağustos’u 17 Ağustos’a bağlayan gece, saat 03:02. İnsanların çoğu en tatlı uykularında. Fakat uyumayıp, bu güzel vakti ibadetle geçiren, gönlünü Rabbi’ne veren insanlar da var. Hayatımın en dehşetli, en korkunç anlarından birini, işte tam o saniyelerde yaşadım. Çok kuvvetli bir gürültüyle fırladık yataklarımızdan....»»Devamı için...

GENÇLİK;

ŞAHSİYETİNİ YİTİREN TOPLUMLAR, DIŞ İLİŞKİLERDE YAPTIRIM GÜCÜ OLMAYAN DEVLETLERE SAHİP OLURLAR

BAKİ ÖNCEL

Sınırların ve sınıfların ortadan kaldırılması için uzun yıllar birtakım söylemlerle avutuldu insanımız... Dünyayı globalleştiren ve yeni dünya düzenleri programı yapanlar, programlarında şu iki buhranın çözümü için samimi projeler üretemediler: Müstekbir ve mustazaf sınıfın azalması veya kaldırılmasıyla, tüm insanlığın güven içinde hayat şartlarına sahip olunması...Devamı için...

HÜR FİKİR;

HER TOPLUMUN BİR REHBERİ VARDIR(*)

A. HAMİD ÖZYAYLA

Melek, malik, melik, mülk, melekût, memleket, memluk kelimeleri Arapçadır ve hükümran oldu mülkiyet ve alışkanlık edindi anlamlarına gelen me-le-ke fiilinin türevleridir. Mülk, hükümranlık hakkıdır. Milk ise mal ve toprak zenginliğidir. Kulları arasında rızık ve geçim yollarını/varıkalarını taksim eden Cenab-ı Hak, göklerin ve yerin hükümranıdır. Mülk, O’nun elindedir ve mülkü dilediğine verir.

..»»Devamı için...

FIKIH;

AVRUPA BİRLİĞİ

CEMİL USTA

SORU: Avrupa Birliği’ne girmemiz bize ne kazandırır, ne kaybettirir? Avrupa Birliği’ne girmek istemek İslamî anlamda mahzurlu mudur? Avrupa Birliği’ne girerken nasıl hazırlık yapmalıyız? (Rauf Denizler / Nevşehir)  

CEVAP: Avrupa Birliği’ne girmekle biz onların teknolojisinden istifade ederiz. Buna muhtacız. Aslında teknolojik yönden biz onların daha ilerisinde olmamız gerekirdi. Biz bu yönü ile geride kaldık. Avrupa Birliği’nden teknik, ekonomik, sanayi hatta askeri araçları almamızın dinen bir mahzuru yoktur.

Allah (c.c.) Kur’an-ı Kerim’inde: ...»»Devamı için...

KADIN-AİLE;

EVLİLİKTE İLETİŞİMİN ÖNEMİ

NURBANU ÖZYÖN

Çevrelerinde uyumlu olarak görülen birçok çift, aslında evde birbirlerini yıpratan kişiler olabilmektedir. Günümüzde boşanmalar artmakta, dışarıdan mükemmel bir evlilikmiş gibi görünen birçok evliliğin, aslında pek sağlam temellere dayanmadığı ortaya çıkmaktadır....»»Devamı için...

YAYIN EKSENİ;

ŞARKİYATÇILIK

AHMET HUNLUOĞLU

Batının şark anlayışları

Edvard Said

Metis Yayınları, 412 Sayfa, Mart 1999.  

“Batı”nın “Doğu”ya bakış tarzını büyük bir zihinsel güçte sorgulamıştır Edvard Said.

“Şark’ın kurulmuş bir şey olduğunu ileri sürüyorum kitabımda; coğrafî uzmanların, bu uzmanlara özgü din, kültür ya da ırksal özlere dayanılarak tanımlanacak yerli ve kökten farklı sakinleri olduğu düşüncesinin tartışma götürür bir düşünce olduğunu iddia ediyorum...»»Devamı için...

TEKNOBİLİM;

MODERN BİLİMİN DOĞUŞU VE YİTİĞİ

M. AKİF DENİZ

1500’lü yıllardan önce egemen olan dünya görüşü -ki bu doğu uygarlığının sahip olduğu görüştür- organik bir görüştü. İnsanlar, maddi ve manevi olayların karşılıklı dayanışmasıyla karakterize edilen ve bireyin gereksinimlerinin toplumun gereksinimine tabi olduğu, organik ilişkilere dayanarak doğayı anlamaya çalışan küçük, düzenli ve uyumlu topluluklar içinde yaşarlardı. Ortaçağ biliminin bu yapısı, çağdaş bilimin yapısından tamamen farklıdır. Bu bilim hem akla, hem de imana dayanıyordu. Başlıca amacı nesnelerin anlam ve değerini anlamaktı. Bu çağın bilim adamları çeşitli doğa olaylarının temelinde yatan amaçları araştırarak üstün değerler olarak telakki edilen Tanrı, insan ruhu ve ahlakla ilişkili meseleleri ele alıyorlardı...»»Devamı için...

ÖLÇÜLER VE DENGELER;

AZ YEMEK, AZ UYUMAK, AZ KONUŞMAK-1 

ZEKİ SOYAK

Az yemek, az uyumak ve az konuşmak salihlerin âdetidir. Çok yemek, çok uyumak ve gereksiz yere çok konuşmak gaflete sebeptir. Gaflete düşmek ise büyük ziyandır.

Çok yemek, kalbe kasvet verir.

Zihnî faaliyetleri zaafa uğratır.

Bedeni hantallaştırır.

Çok uyumaya sebep olur.

Şehevâni arzuları artırır...»»Devamı için...

Haber Yorum; 

HABER YORUM

AHMET TAHA

»»ZORUNLU VE SORUNLU EĞİTİMİN 5. YILI

»»Zorunlu eğitimin gerekçeleri

»»Bu hayaller gerçek oldu mu?

»»8 yıllık zorunlu eğitimin götürdükleri

»»İkiyüzlü politikacılar

»»İHL dostları nerede?  

»»Sekiz yıllık zorunlu eğitim için kimler ne dedi?

»»Eğitime katkı payları paylaşıldı

»»Yine başörtüsü meselesi

»»Yol kesiciler şehre indi

»»Biz kime güvenelim?

...»»Ayrıntılar için...

ZAMANA YOLCULUK;

ZAMANA YOLCULUK;

AHMET ZİYA YILDIZ

BULMACA;

BULMACA;

MUAMMER TURAN

ADIM ÇOCUK;

SEVGİLİ ARKADAŞLAR

 

MİXER;

FIKRALAR

TUNCAY BARAN

 

Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.