|
BAŞYAZI;
|
|
İÇİMİZİ KEMİREN GÜVE
|
ZEKİ SOYAK;
|
|
Kör
bir taklit, kötüyü taklit, fert ve toplumları içten içe
kemiren, özünü sömüren bir güvedir. Çoğu kez kişiler
kendi içinde oluşan, kendisinden bir parça, bir karakter haline
gelen bu hastalığı fark edemez. Hatta onu bir meziyet, bir üstünlük
kabul edip şiddetle savunur. Muhaliflerini acımasızca eleştirir,
itham eder.
Bu
bulaşıcı hastalık, kendi değerlerine, kendi özüne bağlılığı
zayıflatan ve kopan toplumlarda daha çok etkili olur. Son
iki asırdan beri dinî duyarlılığı, ahlâkî değerlerine,
tarihine bağlılığı kademe kademe zayıflayan dolayısıyla
siyasî, iktisadî, teknolojik ve benzeri sahalarda geri kalan müslüman
toplumlarda, bilhassa okumuşlar arasında batı toplumuna karşı
bir aşağılık duygusu oluşmaya başladı...»»Devamı
için...
|
|

|
|
ilkadım'dan |
|
KAPAK
DOSYASI;
AB
VE BİZ
|
|
ZEKİ
SOYAK: AVRUPA BİRLİĞİNİN
ÇOK ÜSTÜNDEYİZ
|
M. FEHMİ
REYHAN
|
|
- Sizce AB nedir?
-
AB, hristiyan birliğidir. Bunun böyle olduğunu AB’ye üye
devletler de gizlemiyorlar. Dolayısıyla Türkiye’nin müslüman
ülke oluşu sebebiyle önüne yığın yığın engel çıkarıyorlar.
AB ülkelerinin her birinin, Türkiye’den büyük çıkarları
olduğu için de yakamızı bırakmıyor, sürekli oyalıyorlar.
Taviz üzerine taviz kopararak ülkemizi bir sömürge haline
getirmeye çalışıyorlar....»»Devamı
için...
|
|
|
İLKADIM OKURLA BULUŞMA GECESİNDEN
NOTLAR
|
|
|
İlkadım
Dergisi Okurla Buluşma Gecesi, 7 Ağustos 2002 Çarşamba günü
saat 20.30’da Esnaf Kefalet Kooperatif Salonu’nda halkın coşkulu
katılımıyla kutlandı. Halkın
yoğun ilgisi olan gece, İstiklâl Marşı ve Hafız Yunus Keleş’in
okuduğu Kur’an-ı Kerim’le başladı.
...»»Devamı
için...
|
|
|
TARİHE
YÖN VERENLER;
|
|
NUREDDİN ZENGİ
|
AHMET BELADA
|
|
Hristiyanlar
asırlardan beri İslam’dan rahatsız olmuş, kin duymuş,
intikam hissi beslemiş,(1) özellikle müslümanların Hz. İsa’nın
doğduğu toprakları elde etmesi, hasseten Avrupalı hristiyanları
oldukça rahatsız etmiştir. Müslümanların zayıf anını gözetleyen
hristiyan dünyası Kudüs ve havalisini kanlı bir şekilde geri
aldı.
...»»Devamı
için...
|
|
|
İLİMDEN
İRFANA;
|
|
RIZKIN İNANÇ BOYUTU
|
YUNUS HÜDAYİ
|
|
Allahu
Teâlâ, her insanın ve her hayvanın rızkını ezelde takdir
etmiş, ayırmıştır.
“Allahu
Teâlâ’nın rızık vermediği bir canlı yoktur.” (Hud/6)
“Rabbin,
rızkı dilediğine bol verir, dilediğine daraltır.” (İsra/30)
“Allah’ın
kimine çok, kimine az rızık verdiğini çok kimse bilemez.” (Sebe/36)
“Allah’tan
korkana ummadığı yerden rızık gelir” (Talak/2-3)...»»Devamı
için...
|
|
|
AÇIK
KAPI;
|
|
YAŞADIĞIMIZ DEPREM DEHŞETİ
|
ERKAN
ÖZDEMİR
|
|
Ayşe Temiz / Adapazarı:
Tarih
16 Ağustos’u 17 Ağustos’a bağlayan gece, saat 03:02. İnsanların
çoğu en tatlı uykularında. Fakat uyumayıp, bu güzel vakti
ibadetle geçiren, gönlünü Rabbi’ne veren insanlar da var.
Hayatımın
en dehşetli, en korkunç anlarından birini, işte tam o
saniyelerde yaşadım. Çok kuvvetli bir gürültüyle fırladık
yataklarımızdan....»»Devamı
için...
|
|
|
GENÇLİK;
|
|
ŞAHSİYETİNİ YİTİREN TOPLUMLAR,
DIŞ İLİŞKİLERDE YAPTIRIM GÜCÜ OLMAYAN DEVLETLERE SAHİP
OLURLAR
|
BAKİ ÖNCEL
|
|
Sınırların
ve sınıfların ortadan kaldırılması için uzun yıllar birtakım
söylemlerle avutuldu insanımız... Dünyayı globalleştiren ve
yeni dünya düzenleri programı yapanlar, programlarında şu iki
buhranın çözümü için samimi projeler üretemediler:
Müstekbir
ve mustazaf sınıfın azalması veya kaldırılmasıyla, tüm
insanlığın güven içinde hayat şartlarına sahip olunması...Devamı
için...
|
|
|
HÜR
FİKİR;
|
|
HER
TOPLUMUN BİR REHBERİ VARDIR(*)
|
A.
HAMİD ÖZYAYLA
|
|
Melek,
malik, melik, mülk, melekût, memleket, memluk kelimeleri Arapçadır
ve hükümran oldu mülkiyet ve alışkanlık edindi anlamlarına
gelen me-le-ke fiilinin türevleridir. Mülk, hükümranlık hakkıdır.
Milk ise mal ve toprak zenginliğidir. Kulları arasında rızık
ve geçim yollarını/varıkalarını taksim eden Cenab-ı Hak, göklerin
ve yerin hükümranıdır. Mülk, O’nun elindedir ve mülkü
dilediğine verir.
..»»Devamı
için...
|
|
|
FIKIH;
|
|
AVRUPA BİRLİĞİ
|
CEMİL USTA
|
|
SORU: Avrupa Birliği’ne
girmemiz bize ne kazandırır, ne kaybettirir? Avrupa Birliği’ne
girmek istemek İslamî anlamda mahzurlu mudur? Avrupa Birliği’ne
girerken nasıl hazırlık yapmalıyız? (Rauf Denizler / Nevşehir)
CEVAP:
Avrupa Birliği’ne girmekle biz onların teknolojisinden
istifade ederiz. Buna muhtacız. Aslında teknolojik yönden biz
onların daha ilerisinde olmamız gerekirdi. Biz bu yönü ile
geride kaldık. Avrupa Birliği’nden teknik, ekonomik, sanayi
hatta askeri araçları almamızın dinen bir mahzuru yoktur.
Allah
(c.c.) Kur’an-ı Kerim’inde:
...»»Devamı
için...
|
|
|
KADIN-AİLE;
|
|
EVLİLİKTE İLETİŞİMİN ÖNEMİ
|
NURBANU ÖZYÖN
|
|
Çevrelerinde
uyumlu olarak görülen birçok çift, aslında evde birbirlerini
yıpratan kişiler olabilmektedir. Günümüzde boşanmalar
artmakta, dışarıdan mükemmel bir evlilikmiş gibi görünen
birçok evliliğin, aslında pek sağlam temellere dayanmadığı
ortaya çıkmaktadır....»»Devamı
için...
|
|
|
YAYIN
EKSENİ;
|
|
ŞARKİYATÇILIK
|
AHMET
HUNLUOĞLU
|
|
Batının şark anlayışları
Edvard Said
Metis Yayınları, 412 Sayfa, Mart
1999.
“Batı”nın
“Doğu”ya bakış tarzını büyük bir zihinsel güçte
sorgulamıştır Edvard Said.
“Şark’ın
kurulmuş bir şey olduğunu ileri sürüyorum kitabımda; coğrafî
uzmanların, bu uzmanlara özgü din, kültür ya da ırksal özlere
dayanılarak tanımlanacak yerli ve kökten farklı sakinleri olduğu
düşüncesinin tartışma götürür bir düşünce olduğunu
iddia ediyorum...»»Devamı
için...
|
|
|
TEKNOBİLİM;
|
|
MODERN BİLİMİN DOĞUŞU VE YİTİĞİ
|
M.
AKİF DENİZ
|
|
1500’lü
yıllardan önce egemen olan dünya görüşü -ki bu doğu uygarlığının
sahip olduğu görüştür- organik bir görüştü. İnsanlar,
maddi ve manevi olayların karşılıklı dayanışmasıyla
karakterize edilen ve bireyin gereksinimlerinin toplumun
gereksinimine tabi olduğu, organik ilişkilere dayanarak doğayı
anlamaya çalışan küçük, düzenli ve uyumlu topluluklar içinde
yaşarlardı. Ortaçağ biliminin bu yapısı, çağdaş bilimin
yapısından tamamen farklıdır. Bu bilim hem akla, hem de imana
dayanıyordu. Başlıca amacı nesnelerin anlam ve değerini
anlamaktı. Bu çağın bilim adamları çeşitli doğa olaylarının
temelinde yatan amaçları araştırarak üstün değerler olarak
telakki edilen Tanrı, insan ruhu ve ahlakla ilişkili meseleleri
ele alıyorlardı...»»Devamı
için...
|
|
|
ÖLÇÜLER VE DENGELER;
|
|
AZ YEMEK, AZ UYUMAK, AZ KONUŞMAK-1
|
ZEKİ
SOYAK |
|
Az
yemek, az uyumak ve az konuşmak salihlerin âdetidir. Çok yemek,
çok uyumak ve gereksiz yere çok konuşmak gaflete sebeptir.
Gaflete düşmek ise büyük ziyandır.
Çok
yemek, kalbe kasvet verir.
Zihnî
faaliyetleri zaafa uğratır.
Bedeni
hantallaştırır.
Çok
uyumaya sebep olur.
Şehevâni
arzuları artırır...»»Devamı
için...
|
|
|
Haber
Yorum;
|
|
HABER
YORUM
|
AHMET TAHA
|
|
»»ZORUNLU VE SORUNLU EĞİTİMİN
5. YILI
»»Zorunlu eğitimin
gerekçeleri
»»Bu hayaller gerçek
oldu mu?
»»8 yıllık zorunlu eğitimin
götürdükleri
»»İkiyüzlü politikacılar
»»İHL dostları nerede?
»»Sekiz yıllık zorunlu
eğitim için kimler ne dedi?
»»Eğitime katkı payları
paylaşıldı
»»Yine başörtüsü
meselesi
»»Yol kesiciler şehre
indi
»»Biz kime güvenelim?
...»»Ayrıntılar
için...
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|