Basortum.Net'e gitmek için tıklayın. ----www.Basortum.Net----


Ekim  2001

 
E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BAŞYAZI;

MANEVİ KRİZ

ZEKİ SOYAK

İnsanlık serüveni grafikler çizerek zamanımıza kadar devam edip geldi. Bundan sonra da Allah Teala’nın takdir ettiği vakte kadar devam edecektir. İnsanlık zaman zaman büyük badireler atlattı. Zaman zaman zulüm, şiddet, anarşi büyük boyutlara ulaştı. Her cinsten, her yaştan kişiler tahammülü güç sıkıntılar yaşadılar. Bunlardan bir kısmı bir hiç uğruna nice işkencelere maruz kaldılar. Bir kısmı da dinleri, imanları uğruna zulüm ve şiddetin her çeşidine tabi tutuldular. Fakat onlar sabır ve sebat gösterdiler. İmanlarının gereği ne yapmayı gerektiriyorsa onu yaptılar. Asla yılmadılar. Dönmediler. Değişmediler... »»Devamı için...

»» ilkadım'dan

KAPAK DOSYASI;

DEĞİŞİMDE MANEVİ KRİZ

RUHİ ÇÖKÜNTÜNÜN SEBEPLERİ: BUHRANLARIMIZ

AHMET BELADA

İnsan; “Duyan, düşünen, dileyen, inanan bir varlıktır.” Bu tariften hareketle, insanoğlunun benliğine, doğuştan sahip olduğu birtakım meyiller hakimdir. Bu meyiller tatmin edilmek ister. Tatmin edilmediklerinde, karşı konulması imkânsız hamleler halinde şaha kalkar. Aynen tabiattaki buharın kazanı patlatması, köpüren sellerin barajlardan aşması ve kabaran dalgaların sahilleri yıkması gibi... İnsanoğlu bu meyillerin o kadar tesiri altında yaşar ki, duymamak, düşünmemek, inanmamak elinden gelmez. Çünkü bunlar tatmin edilmeleri gereken ihtiyaçlardır. Tatmin edilmedikleri takdirde, yukarda zikrettiğim vechile, köpüren sellere, taşan denizlere benzerler ki, önlerinde durulmaz...»»Devamı için...

SÜSLÜ GELİNE BENZERMİŞ

M. FEHMİ REYHAN

“Onun neşeleri kederlerden ayrılmaz. Selametin arkasından hastalık gelmekte. Gençliği ihtiyarlığa sevketmekte, nimetleri hasret ve pişmanlıktan başka bir meyve vermemekte... O hilekar, kandırıcı, meymenetsiz bir kaçaktır. Durmadan müşterilerine süslü püslü görünür. Ta ki, onlar bağlanıp ahbab olunca, o zaman iri yırtıcı dişlerini gösterir. Öldürücü zehirlerini onlara tattırır. Onları aldatıcı bir şekilde nimetlere boğar. Onlar, saraylar inşa edip, yaşamak isterken, köşklerini mezara çevirir.” İşte dünyanın sıfatı ya da sıfatları. Dünya “deni”dir...»»Devamı için...

GERÇEK İLAH, SAHTE MÜMİN

SELİM ARMAĞAN

Ataları müslüman olan, kendisini müslüman olarak ifade eden bir nesil olarak sormak ve sorgulamak istediğimiz konuların belki de en önünde gelmesi gereken şu soru olmalıdır: “Bizler yüzlerce yıldır müslümanız, ama bugün İslâm âleminin ilâhî emirler karşısındaki lâkayıtlığı, umursamamazlığı... vs. nedendir? Nasıl çözümlenmelidir?”. Cevap gayet açıktır: Her konuda olduğu gibi din konusunda da gelinen bu durumun sebebi cehalettir. Biraz açarsak; toplumlar bilinçli olarak İslam’dan habersiz yetiştirilmekte ve bunun neticesi olarak süratle dinden uzaklaştırılmaktadır....»»Devamı için...

LÜKS VE İSRAF ZAAFIMIZ

VEYSEL KOÇYİĞİT

Allahu Teala, insanı yaratmadan önce, dünyayı insan için hazırlamış, insanın ihtiyaç duyacağı herşeyi dünya üzerine yerli yerine yerleştirmiş ve ondan sonra insanı dünya üzerine göndermiş ki, insanoğlu aradığı herşeyi bulabilsin diye. Hiçbir şeyin boşa yaratılmadığı şu kainata baktığımız zaman herşeyin, insanlığın hizmetine sunulduğunu görürüz. Çünkü, Cenab-ı Hak insanı eşref-i mahlukat (yaratılmışların en şereflisi) olarak yaratmış ve onu bazı özellikleri ile diğerlerinden ayırmıştır. İşte, bu şerefli mahlukatın bir özelliği de Allahu Teala’nın emirlerine ve yasaklarına muhatap olmasıdır. Bu emir ve yasaklara uymak kulluğun bir gereğidir. Lüks ve israf da Allah’ın yasaklarından birisidir....»»Devamı için....

FIKIH;

MÜSLÜMAN EMİNDİR

ABDULLAH GÜZEL

“Müslüman, elinden ve dilinden müslümanların emin olduğu kimsedir.” (Müslim 1/258). Yeryüzünde vuku bulan hadiseler karşısında müslümanlar suçlanıyor. Bunları göz önünde bulundurarak Kur’an ve sünnet ölçüleri dahilinde müslümanlarda olması gereken güzel vasıfları yazmayı uygun buldum. İmanla müşerref olan, Allah’ın kelamı Kur’an-ı Kerim’le tezyin bahtiyar bir müslümana uygun olan, dünya ve ahireti için güzel olanları yapması, rızayi bariyi hayatının en güzel hasletlerinden bilip her an yaratan Rabbinin kendisiyle beraber olduğunu idrak etmesi, mümini kâmilin özelliklerindendir...»»Devamı için...

İNCELEME;

HAYATTA ÖNEMLİ BİR DÖNÜM NOKTASI: MESLEK SEÇİMİ

UZM. ŞÜKRÜ ÜNALAN  

Çocukla iletişim kurmaya çalışan yetişkinlerin, onlara yönelttikleri ilk sorulardan biri,  "Büyüyünce ne olacaksın?” sorusudur. Ne kadar küçük olursa olsun, her çocuğun böyle bir soruyu, bir meslek adı vererek cevapladığı görülür. Çocuğun hayallerinde oluşan ve oyunlarına yansıyan bu meslek heveslerinin gerçekle bağlantısı çok zayıftır. Çocuk, meslek hedeflerini ifade ederken ne yeteneklerini,  ne de malî imkanlarını dikkate alması gerektiğinin farkındadır. O, sadece imrendiği insanlara benzeme çabasındadır ve mesleği bunun bir aracı olarak görür. Yaşı ilerledikçe, eğitim hayatının her aşamasında yapıp ettiklerini ve bunlardan elde ettiği sonuçları değerlendirerek, bunların meslek hedefleri ile bağlantısını kurmaya çalışır ve bunu çok kez bilinçsiz yapar...»»Devamı için...
KÜLTÜRÜMÜZÜN TEMELLERİ;

CENNET VE CEHENNEM

FİKRET ŞANLI

Şüphesiz ki, kıyamette yollar ayrılacak insanların bir grubu Cennet’e, diğer bir grubu da Cehennem’e gidecek cennet ve cehennem yaratılmış olup şu anda mevcutturlar. Hazreti Adem cennetten kovulmuş, Kur’an’daki (viddet lil kafirin - kafirler için hazırlandı” veya “muttakiler için hazırlandı” gibi lafızlar Cennet ve Cehennem’in halihazırda mevcut olduğunu gösterir. Bu noktada mirac hadisinin de ayrı bir yeri vardır. “Cennette yüz derece vardır. Her derecenin arası sema ile arzın arası gibidir. Firdevs en yüksek derecedir. Onda dört cennetin nehirleri fışkırır. (Firdevsin) üstünde de Rahman’ın arşı bulunur. Allah’tan isterken firdevsi isteyiniz.” (Tirmizi-2533)...»»Devamı için...

DÜŞÜNCE;

“UN ELERKEN DEVE DE GEÇTİ ELEKTEN”

A. HAMİD ÖZYAYLA

Üsâme, Arapça bir isimdir. Esâme kelimesinin bir türevidir. Esâme varlık anlamındadır. Türkçede varlığını hissetiremeyen kişi için “Onun esâmesi bile okunmadı” deyimi kullanılır. Üsâme b. Zeyd (r.a.) Ashab-ı Kiram’dan Zeyd b. Harise (r.a.)’in oğludur. Rasulullah (s.a.v.)’in hastalığından bir gün evvel Suriye hududunda zamanın süper güçlerinden birisi olan Bizans’a karşı hazırlamış olduğu büyük bir ordunun başına getirdiği başkomutandır. Henüz 20 veya 27 yaşında bulunan bu genç komutana İslam Sancağı’nı teslim ederken, Peygamber Efendimiz şöyle talimat vermiştir: “Babanın şehit olduğu yere git, (Hz. Zeyd r.a. Mûte savaşında şehit düşmüştü.) düşmanları atlara çiğnet, hareketinde acele et! Zaferden sonra oralarda çok bekleme, yolda delilsiz gitme!”...»»Devamı için...

TERÖRÜN ÇÖZÜMÜ İSLAM AHLAKIDIR

AHMET DEMİR 

Tek bir insanın dahi suçsuz yere öldürülmesi tüm insanların öldürülmesi gibiyken, teröristlerin işledikleri cinayet, katliam ve gündemdeki tabiriyle intihar saldırılarının ne kadar büyük bir suç olduğu açıktır. Terörizm, 20. yüzyılda toplumlara zulüm, acı, gözyaşı getirmiştir ve içinde bulunduğumuz yüzyılda da etkilerini artırarak sürdürmektedir... »»Devamı için...

KISSALAR;

ALLAH’A VERDİĞİNİZ SÖZDE DURUN

AKİF DURSUN

Araf suresinin 101-129. ayetleri arasında Kur’an-ı Kerim’de pek çok yerde anlatılan Hz. Musa’nın kıssasından bir bölüm anlatılır.101. ayette toplumların ve insanların genel bir karakterine işaret edilir: Adetlerin, alışkanlıkların değiştirilmesi zordur ve insanlar doğru, güzel şeylere bağlılıkta daha fazla zorlanırlar. Bundan sonra Hz. Musa’nın, Hz. Harun’la birlikte Firavun’a gelmesi, kendisinin Allah Rasulü olduğunu söylemesi, bunun üzerine Firavun’un, Hz. Musa’nın iddiasını ispat edecek bir delil getirmesini istemesi ve Hz. Musa’nın da, âsânın ejderha olması ve elinin tertemiz bir beyaz nur haline gelmesi mucizelerini göstermesi anlatılır...»»Devamı için...

ÖLÇÜLER VE DENGELER;

HİZMET REHBERİ

ZEKİ SOYAK

Dünya, gözlerin göremediği, kalblerin hissedemediği müthiş bir hızla dönüyor. Yörüngesinden sapmadan, hızından hiç bir şey kaybetmeden... Diğer gezegenler, galaksiler, bildiğimiz, bilmediğimiz tüm varlık alemi de yaratılışına uygun bir şekilde, Yaratıcı’nın emrine boyun eğmiş, yapması gerekeni itirazsız yapıyor. Tam bir ahenk içinde varlığını sürdürüyor. Şayet güneş, ay, dünya yörüngelerinden milim sapsalar veya dünya dönüş hızını saniye azaltsa veya artırsa, her şey altüst olur. Hayat durur. Keza insanoğlu yaratılış gayesine uygun bir şekilde yaşar, Yaratan’ın emrine boyun eğer, Peygamber’in getirdiği hak dini kabul eder, teslim olursa dünyada cennetî bir hayat yaşar, huzur ve saadetin doruğuna yükselir...»»Devamı için...

YAYIN EKSENİ;

TOPLUMSAL ÇÖZÜLME

AHMET HUNLUOĞLU

Said Halim Paşa, 1863’de Kahire’de doğdu. Kahvaltı Mehmet Ali Paşa’nın torunu ve Vezir Halim Paşa’nın oğludur. İlk tahsilini özel olarak yaptı. Arapça, Farsça, Fransızca ve İngilizce öğrendi. Yüksek tahsilini İsviçre’de, Siyasi İlimler dalında tamamladı. İstanbul’a geldi ve Şûrâ-yı Devlet azalığına getirildi (1888). Rumeli Beylerbeyliği payesine ulaştı (1900). Jön Türklerle ilgisi dolayısıyla II. Abdulhamit tarafından takip edildi, yalısına gelip gidenler gözetlendi, yalısı arandı. Bu baskılara dayanamayarak önce Mısır’a, ondan  sonra da Avrupa’ya geçti. Avrupa’da Jön Türklerle ilgisini sürdürdü. Meşrutiyetin ilanı için onlara maddî ve fikrî yardımlarda bulundu...»»Devamı için...

Haber Yorum; 

HABER YORUM

AHMET TAHA

»»ABD, kalbinden vuruldu

»»Kim, niçin, nasıl yaptı?

»»Çağdaş Haçlı Seferi başladı

»»Anayasa sivilleşecek mi?

»»Konya, Mesire Şenliği’nde buluştu

»»Ayrıntılar için...

DENEME;

ÖNEMLİ OLAN DOSTU KAYBETMEMEK

AYŞE SOLAK

Dostluk, sevgisi sönmüş şu çağda kıymetini bilmediğimiz değerlerden biri... Tıpkı sevgi, inanç, kardeşlik gibi... Sağlık gibi, şükrünü hakkıyla eda edemediğimiz nimetler gibi... Kıymetini bilmediğimiz, hatta öyle ki arayıp da bulamadığımız bir değer dostluk... Önceden “Dost bulmak kolay, önemli olan o dostu kaybetmemek” derken, artık bu söz “Dost bulmak zor, onu kaybetmemek, dost kalabilmek daha da zor” şeklinde hayatımızda yankılanır oldu. Çünkü artık menfaatlere endeksli ilişkilerimizde güven duygusu tarumar oldu. Oysa menfaatlerin olduğu yerde hangi güzel duygu, hangi değer varlığını sürdürebilir ki?... »»Devamı için...

MİXER;

FIKRALAR

TUNCAY BARAN

 

Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.