Mayıs 2001

 
E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Başyazı;

HER KEFENE BÜRÜNEN ÖLÜ DEĞİL

    ZEKİ SOYAK

Yaşamak ne güzel! Müslümanca, sünneti seniyye üzere olunca. Ölüm ne güzel! Kemali imanla, hüsnü hatime ile Rabb’a kavuşunca. Müslümanın arefesi müslümanca yaşamak, bayramı müslüman olarak ölmektir.Müslüman hiçbir zaman bedbin, yılgın ve bıkkın olamaz. Hayatını atıllaştıramaz, hantallaştıramaz. Şartlar ne kadar kötü olursa olsun, yaşama heyecanını, kulluk heyecanını kaybedemez. Çünkü yaşama heyecanını kaybeden, kulluk heyecanını ve dolayısıyla hizmet heyecanını da kaybeder.»»Devamı için...

»» ilkadım'dan

Kapak Dosyası;

HER NEFİS ÖLÜMÜ TADACAKTIR

ÖLÜM. . AMA NASIL ÖLÜM?

YÜKSEL ÖZDEN

Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle haşrolunursunuz. (Hadis) Yıllarca insanlara “iman bir vicdan işidir” diyerek imanı vicdanlara hapsedenler, bugün “Elhamdülillah müslümanım” diyenlere bile İslamî yaşantıyı askıya aldırdılar. Adeta inandığı gibi yaşamayan bir ülke haline getirdiler. Tabii bu anlayıştan “Ölüm” gerçeği de nasibini alarak unutulanlar arasına girdi.  »»Devamı için...

ORADA KİMİ NE BEKLİYOR?

MEHMET ŞENTÜRK

Allahu Teala, içinde yaşadığımız bu dünyayı ve içerisindeki bütün varlıkları, geçici bir zaman için yaratmıştır. Bir gün dünya ve dünyadaki bütün insanlar, canlı ve cansız varlıklar yok olacaklardır. Dağlar, taşlar, yerler, gökler parçalanacak (Karia-4,5), Allah’tan başka tüm  alem son bulacak, (Rahman-27)  kıyamet kopacaktır.İnsan için üç hayat vardır; »»Devamı için...

BÜYÜK ŞAHSİYETLERİN SON SÖZLERİ

YUNUS HÜDAYİ

Şeyh Abdülkadir el-Arnavut’un  tahriç ve tahkik ettiği el-Hafız Ebi Süleyman Ahmed b. Zebri’r-Rabai’nin  ‘’Vasaya’l-ulema ınde huzuri’l-mevt’’ adlı eserinden bir kısım seçtiğimiz ve bilhassa sahih olan rivayetlerden yaptığımız tercümeyi sunuyoruz.‘’Vasiyet etmesi gereken bir durum varken bu vasiyetini yazılı olarak yanında tesbit etmeden bir müslümanın iki gece üstüste uyuması hakkaniyete uymaz. Ona yaraşmaz.”   »»Devamı için...

Yâ Leylâ’nın vâ Veylâsı vardır...

ABDULHAMİT ÖZYAYLA

Aslen Me-ve-te olan Mâ-te kelimesi Arapça’da “öldü, söndü, kapandı ve sükunet buldu” anlamlarına gelen mâzi bir fiildir. Hayat kelimesinin zıddı olan mevt/memat kelimesi “ölüm” anlamındadır. Meyyit(e) mevta ve emvât kelimeleri de “ölü ve ölüler” için kullanılır. Bir işin vaktinin geçmesine ve zamanın uçup gitmesine fevt/fevât denir.(1) Peygamberimiz s.a.v. bir hadis-i şeriflerinde mevt ve fevt kelimelerini birlikte kullanarak; “Vakit geçmeden önce namaza ve ölüm gelmeden önce tevbeye acele ediniz.” buyurmuşlardır. »»Devamı için...

HEM MALUM HEM GİZEMLİ

FEHMİ REYHAN

Ölüm bir oluş. Ya ol, ya öl. “Ölüm her zaman yanımızda, ama hç hakimiyetimizde değil. Ölüm bir yaşayış. Ölüm bir seyrediş. Ölüm bir duyuş. Ölüm anlaşılmaz bir zirve. Ölüm anlatılan kadar bildiğimiz, bildiğimiz halde engel olamadığımız bir olgu. Ölüm bir kurtuluş kimi zaman. Kimi zaman da korkunun adı. Ölüm daha neler neler...Ölüm böyle hem malum, hem gizemli olunca, duyguları en gelişmiş insanlar olan şair ve yazarlarında çok dikkatini çekmiştir. Onu konu olarak hemen hemen her şair işlemiştir. Her yazar öümün hikayesini yazmıştır. »»Devamı için....

BİR ÖLÜM RÜYASI

M.  FATİH TURAN

Bir zamanlar bir yerde Allah’ın bir veli kulu yaşardı. Temiz kalpli, ihlaslı, safça bir mü’mindi. Her gördüğünü iyiye yorumlar, Allah’a çok tevekkül ederdi. Bir kötülük, bir çirkinlik görse iyi tarafından alır, “Bunda bir hikmet vardır” diyerek gönlünü hoş tutardı. Her şeyin iyi yönünü görür, gülleri devşirir, dikenlerle hiç ilgilenmezdi. Yaratandan ötürü yaratılanı hoş görür, onlara güler yüzle nasihat ederdi.   »»Devamı için...

KURAN VE HADİSTE ÖLÜM GERÇEĞİ

ÖMER ÇAVUŞOĞLU

Ebu Hureyre (r.a.) Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in şöyle buyurduğunu haber vermiştir: “İçinizden hiç kimse ölümü temenni etmesin. Zira kişi iyi biri ise, yaşadıkça iyiliğinin artması; günahkâr biri ise, tevbe edip günahlarından arınması umulur.” (Buhari-Temenni: 5). “Amel” bakımından kimin daha güzel davranacağını denemek için hayatı ihsan eden (Mülk/2) ayrıca yaratıcımız bu ihsanını ilahî bir fermanla tamamlamıştır: “Her canlı ölümü tadacaktır.” (Âl-i İmran/185) Allah’tan başka herkes ve herşey için bu kaçınılmaz sondur; “(Yer) üzerinde bulunan her şey yok olacaktır, sadece celâl ve ikrâm sahibi Rabbın bâki kalacaktır. (Rahman/26-27) »»Devamı için...

ANADOLU’DA ÖLÜM GELENEKLERİ

KÜLTÜR BAKANLIĞINDAN ALINTI

Anadolu halkının büyük bir kesimi geleneklerin etkisi altındadır. Halkımızın geleneksel yaşamını oluşturan, ona öz ve biçim kazandıran ana davranış kalıplarının temelindeyse sayısız adet, inanma ve töresel işlem yatmaktadır. Gerçekleştirilen bu uygulamalar yöreden yöreye farklılık ve benzerlik göstermektedir.»»Devamı için...

İSLAM’DA ÖLÜM DİRİM TASAVVURU

 

Nerede olursanız olun, ölüm gelip sizi bulacaktır. Göğe yükselen kulelerde olsanız bile. (Nisa/78) Kainatta pek çok canlıyı halkeden Allahu Teâlâ yeryüzünü insana ve onun ihtiyacı olan varlıklara tahsis etmiştir. Yeryüzü nizamının idamesi içinde hayatı ve ölümü takdir etmiştir. Cennetten yeryüzüne indirilen insanoğlu imtihana tâbî tutulmuş bu sebeple yeryüzü hayatı ve ölümü yaratılmıştır. .»»Devamı için...

Düşünce;

KADINLARIMIZ

BURAK SERDENGEÇTİ

“Ana başta tac imiş, her derde ilaç imiş” sözü doğruların yaşanılır kılınması açısından belki en güzeli olsa gerek. Ana olan, sevgili olan, kadın ve kızlarımız, çağlar öncesinden günümüze kadar şiddetin her türlüsüne maruz kalmışlardır. Günümüzde bile cahiliye dönemini aratmayacak iğrenç uygulamalarla kadınlar sömürülmektedir. Ona reva görülen baskı ister özel alanda, ister kamu alanında olsun “Fiziksel, Görsel ve Psikolojik baskı” olarak sürüyor. »»Devamı için...

SAMİMİYET ZOR İŞTİR

İDRİS ARPAT

Yaratan, yaşatan, yöneten, (zamanı gelince) öldüren, diriltip hesaba çeken, kimlerin Cennet’e, kimlerin Cehennem’e gideceğini belirleyecek olan Allah’tır (c.c.). Bu sebeple Allah’ın (c.c.) unutulmaması, rızasına uygun bir hayat yaşanması, insanların ne diyeceğinden çok, Allah’ın (c.c.) ne diyeceğinin önemsenmesi esastır.Bu tutum, kul oluşumuzun ciddiye alınmasıdır. Dünya ve ahiretimizin cennet olmasıdır. Bütün müsbet davranışlarımızın temelinde bir anlayış vardır. »»Devamı için...

Ölçüler ve Dengeler;

İHTİLAFLAR; TEFRİKA VE FİTNEYE DÖNÜŞTÜRÜLMEMELİ-2

 ZEKİ SOYAK

Merhum M. Hamdi Yazır bu ayetlerin tefsirinde şu izahlarda bulunuyor: “Allah yolunda hakkıyla, gücünün yettiği kadar gayret etmek ve bu konuda hiç kimsenin kınamasından korkmamak, hatta anası, babası veya kendi aleyhinde bile olsa Allah için adalet ve doğruluktan ayrılmamaktır ki, bu hak vücub ve sabit olmak manasındadır. Ve bu şekilde: (Fettegullahe mestetaytüm) ayeti bunun açıklamasıdır. Allah’tan hakkıyla korkmak ve her halde müslüman olarak ölebilmek için de her şeyden önce Allah’ın ipine toptan yapışarak tevhid üzere toplanmak ve tefrikalardan çekinmek lâzımdır. Anlaşılıyor ki, haccın farz oluşu, bu toplanmanın hem sebeplerinden, hemde maksatlarından birini teşkil eder. Şu halde önce kalblerin birleşmesi, ikinci olarak fiillerin birleşmesi hak dinin esaslarının en büyüklerindendir: (Ben kendi başıma dinimi, imanımı koruyabilirim) demek tehlikelidir.  »»Devamı için...

Haber Yorum; 

Haber Yorum

 AHMET TAHA

»»ERSÜMER’E SÜMEN...

»»Ersümer ne yapmalıydı?...

»»Bakan Ersümer istifa etti...

»»Çağlar, ABD’de yakalandı...

»»F tipi tepkisinde önlemler artıyor...

»»İMAM HATİPLİ POLİS  OLAMIYOR...

»»Vali-Müdür çekişmesi mi, hedef Tantan mı?...

»»Bayrak tüzüğünde yanlıştan dönüldü...

»»Anayasa Mahkemesi kuruluşunu kutladı...

»»Çeçenistan, katliam, eylem...

»»Frekans bir var, bir yok...   »»Ayrıntılar için...

Fıkıh;

SEDD-İ ZERAYİ

ABDULLAH GÜZEL

Şer’î delilller, aslî ve fer’î olmak üzere ikiye ayrılırlar. Aslî deliller dörttür: Kitap, sünnet, icma ve kıyastır. Fer’î deliller ise istihsan, istishab, (mesalihi mürsele)  örf ve adet, şer’u men kablena, sahabe kavlî ve seddi zerâ-i dir.Bu dört aslî delil ve onlara bağlı ve onlardan çıkarılmış fer’î deliller, müctehid alimler tarafından hüccet olarak kullanılıp hüküm istinbat edilebilir. İctihad derecesine vasıl olmayan kimselerin şer’î deliller ile hüküm istinbat etmeleri mümkün değildir. Mukallid kimseler için tâbi oldukları müctehidin re’yi yegane delildir.»»Devamı için...

Şiir;

SESSİZ GEMİ

YAHYA KEMAL BEYATLI 

 

Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.