Mart 2001

 
E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Başyazı;

MÜLKÜN SAHİBİNE YÖNELELİM  

    ZEKİ SOYAK

İnsanlık serüveni acı-tatlı, mutlu-mutsuz nice hadiselerle doludur. Öyle olaylar yaşanmıştır ki, insan insanlığından utanmakta, toplumun bu denli aşağıların aşağısına yuvarlanmasına, ahlâkın tefessüh edip insanlık onurunu kaybetmesine şaşıp kalmaktadır. Öyle vahşetler irtikap edilmiştir ki, olanlar karşısında dehşetle irkilmemek, donup kalmamak mümkün değildir. Çok uzaklara gitmeye ne hâcet. »»Devamı için...

» ilkadım'dan

Kapak Dosyası;

CÜMLE MEVCUDAT ZAKİR KAİNAT DERGAHTIR...

TÜRK TARİHİNDE TASAVVUF VE TARİKATLAR

 ABDULLAH FARUK

Dünyadaki bütün dinlerin kalbî, ruhî ve ahlâkî yönü vardır. Bunun yaygın adına ise Mistizm denir. Mistik faaliyetlerin bizim medeniyetimizdeki adı ise Tasavvuftur. Tasavvuf özelde kişilerin ruhlarında derin izler bırakırken genelde ise toplumu ahlaklı kılan temel etkenlerdendir. Bu yönüyle tasavvuf sadece kişileri değil toplumları ve devletleri de etki alanı içine almıştır. »»Devamı için...

TASAVVUFİ YAŞANTIDA ÖNE ÇIKAN BAZI TARİKATKAR   

ÖMER ÇAVUŞOĞLU

a) Behâeddin Nakşbend (k.s.): Adı Muhammed b. Muhammed el Buharî’dir. 718/1218 tarihinde Buhara’ya 9 km. uzaklıkta Kasr-ı Hindüvan (Kasr-ı Ârifan)’da dünyaya geldi.Nakşibend dünyaya geldiği zaman Hacegân Tarîkatı şeyhlerinden Muhammed Baba Semmasî (ölm. 740)1339) müritleriyle birlikte o köye gelmiş ve henüz çok küçük yaşlarda bulunan Nakşbend’i manevi evlatlığa kabul etmiştir. Baba Semmasî’nin müridi bulunan Emir Külâl’e: “Bu erin terbiyesi sana aittir.” dediği rivayet edilir. »»Devamı için...

TARİKATLAR NEDEN YASAKLANDI

AKİF DURSUN

Osmanlı yıkılıyordu. Bütün kadrolar Osmanlı’nın yıkılışını durdurma telaşındaydılar. Aralarındaki birtakım ayrılıklara rağmen ittifak ettikleri nokta modernleşme idi. Bütün herkes, umera, ulema, urefa modernleşmenin (teknolojik atılımın) gerekliliğinde müttefikti. Ama bunun yol ve yöntemi hakkında ihtilaf vardı. Modernleşme önce orduda başladı, yetmeyince saraya geçti. O da yetmedi bürokrasiye sıçradı. »»Devamı için...

TASAVVUF HAKKINDA FIKHİ MÜLAHAZALAR   YUNUS HÜDAYİ
Özellikle şerî bir denetim mekanizmasına sahip olmadığımız şu dönemlerde tasavvuf ve tarikat konularında kafaları karıştıran, içinden çıkılması müşkil bir çok problem baş göstermiştir. Tefrikalar ve fitneler zihinleri teşviş etmiş, yaşla-kuru birbirine karışmış, dine saldıranlar bu alanı boş bulmuş, insanları dinden soğutmak için her türlü desise ve hileleri kullanan küfr, nifak ve fitne çevreleri en tesirli malzemeyi bu sahada bulmuştur. Üzülerek müşahede ettiğimiz bu duruma siyasetin de etkisiyle ve cehaletin de serpilip saçaklanmasıyla büyüyen fitneleri eklediğimizde çok kimsenin sarsıldığını biliyoruz. Hele bir kısım şeyh namını kendilerine vermiş ehliyetsiz kimselerin tahribatı da meseleyi en son bilen-bilmeyen herkesin diline düşürmüş ve olayı medyatik hale getirmiştir. »»Devamı için...

TASAVVUF İSLAMİ YAŞANTIMIZIN MERKEZİDİR

ZEKİ FAZLIOĞLU

Allah Teâla ve tekaddes hazretleri, Hz. Âdem aleyhisselamdan, Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’e kadar insanlığın salâh ve kurtuluşu, dünya ve ukba saadeti için, şeriatlar vazetmiş ve bu şeriatları da, İslam şeriatı ile kemâle erdirmiştir. Bir müslüman iç ve dış âlemini şeriat sınırları içinde, onun koyduğu hükümler doğrultusunda tanzim etmez, bütün varlığı ile inanarak, benimseyerek ve severek uygulamaz ise kâmil bir mü’min olamaz. İNSAN’I KÂMİL olmanın yolu şeriatın iç ve dış âlemimiz ile ilgili ahkamını yaşantımıza yansıtmakla mümkündür.»»Devamı için....

EDEB’İN KURANDAN KAYNAKLARI

ADEM ÇATAK

“Kur’an-ı Kerim’i, Hz. Rasulullah (s.a.v.) gibi yaşamaya çalışmak”(1) olarak tanımlanan tasavvuf, diğer İslamî ilimler gibi Kur’an ve Sünnet kaynaklı bir ilimdir. Allah’ın Kitabı Kur’an-ı Kerim, Allah’ın Rasulü (s.a.v.) gibi yaşamak büyük bir hedef ve aksa’l-gâyedir. En doğru yolu(2), en güzel bir kaynaktan(3) beslenerek/esinlenerek kat’etmeye çalışmak, şüphesiz ki var olmanın en şerefli amacıdır.(4) »»Devamı için...

KALPLER YA MELEKLERİNDİR YA DA ŞEYTANLARIN

ŞAFAK DERMAN

Merkez, bir objenin veya bir varlığın bütün sınırlarına göre tam orta noktasıdır. Veya merkez, kendisine bağlı olan bütün unsurları idare eden ve onlara hükmetme yetkisi bulunan bir güçtür. İnsan, varlığını bir kan pıhtısıyla kazanmış, vücut azaları ve organları sonradan oluşmuş bir varlıktır. İşte bu vücut azalarına merkez konumundaki küçük bir et parçası olan kalp, akıl unsurunu da kullanarak yönetip yön vermektedir. »»Devamı için...

TARİKATLAR NİYE VE NASIL ORTAYA ÇIKTI

FİKRET ŞANLI

 

Hz. Ömer şöyle anlatıyor: Biz Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile otururken simsiyah saçlı ve bembeyaz elbiseli bir adam çıkageldi ve bizden kimse de onu tanımıyordu. Eğer yoldan gelmiş osa idi yol yorgunluğu, kum fırtınasının etkileri gibi seferin meşakkatlerinin üzerinde görülmesi gerekirdi ve eğer yoldan gelmemiş ise zaten şehrin nüfusu belli herkes dede ve baba isimleriyle bile biliniyor ama şahıs tanınmıyor. O halde kimdi bu insan?   »»Devamı için...

TESCİLLİ SAMİMİYET

CİHAD BAŞBUĞ

Yürür, konuşur, saçını tarar, etrafı seyreder, su içer, miskinlik yapar, çığlık atar, fısıldar, elma yer, şaka yapar, taş taşır... Ve yine, heyecanlanır, kahrolur, sevinçten içi içine sığmaz, hüzünlenir, kinlenir, kıskanır, şüphelenir, sevdalanır, kuruntulanır, acı çeker... İnsan bütün bunları ve daha nicelerini yapabilme melekesine sahiptir. Ne var ki, ilk olarak saydığımız davranış şekillerini her istediğinde sergileyebilmekte iken, ikinci kısımdaki duygu denilen kuvveleri kontrol altında tutması oldukça güçtür. Hayatın normal akışı içinde, her istediğinde kafasını kaşıyabilen bir insan, komşusunun yeni aldığı avizesine haset etmekten kendisini alamaz. »»Devamı için...

ŞEYH’ÜL MUHARRİR AHMET KABAKLI

EMİRCAN GÜLÇİÇEK

Fecr ve batış arasıdır. Bir nefes alış ve bir nefes veriş arasındaki süredir. Bir parantez içindeki iki tarih arasında bulunan kısa çizgi... İzafiyet teorisiyle bazen uzun, bazen kısa olarak değerlendirilebilen bir süreç... Olgunlaşıp semeresini veren bir meyve, toprağa düşüyor. Semeresini veremeden düşen bir meyve, neslin tükenişine seyirci kalan bir bilge kişi derecesinde acı çekiyor. Her an her saniye yıldız kayıyor, yıldızlar kayıyor. Herşey aslına dönüşor. Tohumun ağaca, ağacın tohuma dönüşümü gibi hikmetli bir süreç verilen görevi en güzel şekilde ifâ ediyor. »»Devamı için...

Ölçüler ve Dengeler;

KİŞİNİN DEĞERİ DEĞER VERDİKLERİ İLE ÖLÇÜLÜR-2

 ZEKİ SOYAK

AKLI MUHAFAZA

Aklı muhafaza, aklı ifsat edici her türlü sapıklıklardan, korumakla mümkündür. Onun için İslam dini içki, kumar, her türlü uyuşturucuları, sapık, akla münâfi, topluma zararlı, kötü düşünceleri yasaklamıştır. Akıllı olanların muttaki, ahmak olanların facir oldukları belirtilmiştir. “(Düşünün) Rabbından sana indirilenin hak olduğunu bilen kimse, (inkar eden) kör kimse gibi olur mu? Fakat bunu ancak akıl sahipleri anlar. (O akıl sahipleri) ki onlar, Allah’ın ahdini yerine getirirler, verdikleri sözü bozmazlar.»»Devamı için...

Haber Yorum; 

 DÖRT YILLIK 28 ŞUBAT

 AHMET TAHA

28 Şubat 1997 tarihli MGK toplantısında alınan kararlar Türkiye için bir dönüm noktası oldu. Zamanın Meclis dışı ve Hükümet üzeri yetkilileri için en büyük iç tehdit irtica idi. Türkiye irticanın ahtapot kollarına düşmeden, zinde güçler her önlemi almalıydılar. 28 Şubat Postmodern darbesini haklı göstermeye çalışan birtakım medyanın aklı, zamanın Refah-Yol hükümetinn bir kaç icraatına takılıp kaldı. T.C. vatandaşı ve bu ülkenin bir gerçeği olan, o zaman da, şimdi de bu topraklarda yaşayan, fakat giyim ve hayat tarzları birilerine benzemeyen insanlara Başbakanlıkta iftar yemeği verilmesi, ilk yurt dışı gezinin Libya, İran, Malezya, Mısır, Pakistan’a yapılması, Sincan’da İsrail’e karşı Filistin direnişini anlatan bir tiyatro sergilenmesi 28 Şubat’ın gerekçeleri arasında sayıldı.  »»Devamı için...

Bilim;

DİNSİZLİĞİN NEDEN OLDUĞU CİNAYETLER

  HARUN YAHYA

İslam ahlakından uzak olmanın getirdiği zararlardan bir tanesi de, insanlar arasında acımasızlığın, kindarlığın, öfkenin ve zulmün hakim olmasıdır. Bu yapıdaki insanlar, kendi çıkarları söz konusu olduğunda bir kimseye duydukları öfke sebebiyle ya da hiçbir nedeni yokken rahatlıkla cinayet işleyebilmektedirler.  »»Devamı için...

Düşünce;

MAHŞER ŞUURUNU CANLI TUT

İDRİS ARPAT

İman başta geliyor. Ağacın kökleri, binanın temelleri neyse dindeki iman esasları da odur. Ağacın canlı, binanın sağlam olması köklere ve temellere bağlı olduğu gibi, ibadet ve ahlaktaki olgunlukta iman kuvvetine bağlıdır.   »»Devamı için...

İZZET VE ZİLLET

VEYİS ERSÖZ

Oldukça kısa olan insanın dünya hayatı ve izzet ile şanlı ve şerefli bir şekilde, yahutta zillet ve meskenet içinde geçer. İzzetli ve şerefli bir hayata sahip olabilmek için Allah’a kulluğun, ahir zaman Nebisi’ne ümmet olmanın bütün şartlarını hakkıyla yerine getirmek lâzımdır. İslamiyetten uzak bir yaşantı ile izzete nail olmak mümkün değildir. Çok kısa ve geçici olan dünya hayatının debdebesine, gösterişine, şatafatına ve saltanatına aldananlar izzete asla nail olamaz. Ancak zillet ile muttasıl olurlar.  »»Devamı için...

Posta;
BİZE GELENLER

Mixer;

MİZAH KÖŞESİ

Tuncay Baran

 

Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.