SELAM
Peygamberimizin Medinelilere
ilk tavsiyeleri:
a- Ey insanlar! Selamı
selamlaşmayı yayınız.
b- Yemek yediriniz.
c- Akrabalık haklarını
gözetiniz
d- Halk uyurken siz namaz
kılınız! Selametle cennete giriniz! idi.
Peygamberimiz:
“Varlığım kudret elinde
bulunan Allah’a yemin ederim ki, siz iman etmedikçe cennete
giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de gerektiği gibi iman
etmiş olmazsınız! Ben sizi yaptığınız takdirde sevişebileceğiniz
bir şeye kılavuzlayayım mı?” demiş. “Evet, yâ Rasulullah!
Kılavuzla” dedikleri zaman: “Selamı aranızda yayınız”
buyurmuşlardır. (Buhârî, Müslim)
YERYÜZÜNDE İLK SELAMLAŞMA
“Yüce Allah Hz. Âdemi
yaratınca ona, “haydi meleklerden şurada oturanların yanlarına
git de onlara selam ver ve senin selamını nasıl aldıklarını
işit. Çünkü bu, hem senin hem de senden sonra gelecek zürriyetin
için selamlaşma örneği olacaktır” dedi. Bunun üzerine hazreti
Âdem meleklere “esselamü aleykum = Selam olsun sizlere kazadan
beladan selametle kalasınız!” diye selam verdi.
Onlar da “esselamu aleyke ve
rahmetullah: Allahın selam ve rahmeti sana da olsun!” diyerek
selamlarına “ve rahmetullah”ı katarak karşılık verdiler.” (Buhârî)
EN FAZİLETLİ SELAM
Peygamberimiz, otururken bir
zat gelip “esselamü aleykum” diyerek selam verdi. Peygamberimiz
selamını alınca oturdu. Peygamberimiz onun hakkında: “On hasene
ve sevap kazandı” dedi.
Başka bir zat geldi,
“esselamü aleykum ve rahmetullah” diyerek selam verdi.
Peygamberimiz selamını alınca o da oturdu.
Peygamberimiz onun hakkında,
“yirmi hasene ve sevap kazandı” dedi.
Daha sonra başka bir zat
geldi, “esselamü aleykum ve rahmetullahi ve berekatüh” diyerek
selam verdi. Peygamberimiz onun da selamını aldı. Adam oturunca
Peygamberimiz onun hakkında da “otuz hasene ve sevap kazandı”
dedi.
Adamcağız, selam vermeden
kalkıp gidince, Peygamberimiz:
“Arkadaşınız ne diye acele
etti. Ne diye unuttu? Herhangi biriniz bir meclise girince selam
versin. Oturması için kendisine yer açılırsa otursun. Kalkıp
gideceği zaman da selam versin” dedi. (M. A. Köksal “Medine
Devri c. 2)
EVE GİRENLERİN SELAMI
Rasulullah sallallahu aleyhi
ve selem bana: “Yavrucuğum! “Kendi ailenin yanına girdiğinde
onlara selam ver ki sana ve ev halkına bereket olsun” buyurdu. (Tirmizî)
Ayet-i kerimede de:
“Evlere girdiğiniz zaman,
Allah tarafından mübarek ve güzel bir hayat temennisi olarak
kendinize (ve orada bulunanlara) selam veriniz!” (Nur 61)
buyrulmaktadır.
Hatta bu ayete göre evde
kimse olmasa bile eve giren şahsın kendi kendine selam vermesi
gerekmektedir. Böyle bir durumda verilecek selam da, “esselamu
aleyna ve ala ibadillahissalihin” şeklinde olacaktır.
Çocuklara da selam
verilmelidir. Peygamber Efendimizin çocuklara selam verdiği ve
bunu ihmal etmediği sahabeden gelen rivayetler arasındadır.
Mesela çok küçük yaşlardan itibaren uzun bir süre Efendimizin
hizmetinde bulunan Enes radıyallahu anh, çocuklara rastladığı
zaman onlara selam verir ve “Rasulullah böyle yapardı” derdi. (Buhârî)
KADINLARA SELAM
Yabancı ve genç kadınlara
selam verilmez. Çünkü onlarla konuşmakta şeytanın vesvesesiyle
ya da gözlerin hain bakışı sebebiyle fitne olma korkusu vardır.
Zira Allah Teâlâ ayet-i celilede şöyle buyuruyor:
“Allah gözlerin hain
bakışını bilir.” (Mümin 19)
Nikâh düşmeyen mahremlerine
ve yaşlı kadınlara selam vermek güzel bir davranıştır.
Zamanımızda kadın ve erkeklerin aynı dairede veya bir odada
kaldıkları bir vakıadır. Beraberlikleri esnasında zaten
konuşuyorlar. Böyle olunca, yanlış anlaşılma veya herhangi bir
fitne korkusu olmadığında kadının erkeğe erkeğin kadına selam
vermesi mümkündür. Nitekim Peygamber Efendimiz mescitte
oturmakta olan bir grup kadını selamlamış. (Tirmizî) Ayrıca
amcasının kızı Ümmühani de Rasulullah’a selam vermiştir.
(Müslim)
MEZARLIKTA SELAM
Mezarlıklara varınca
yanından geçerken şöyle selam vermelidir. “Allah’ın selamı sizin
üzerinize olsun. Ey burada yatan mümin ve müslümanlar! Allah
önce giden sizlere ve sonraya kalan bizlere rahmet eylesin. Siz
bizim selefimizsiniz, biz ise sizin tabiileriniz. Biz de
inşallah sizin yanınıza geleceğiz. Allah’tan bize de size de
afiyet dileriz.”
Bir hadiste şöyle
buyrulmaktadır:
“Dünyada iken tanıdığı
birinin mezarının yanından geçen hiç kimse yoktur ki ona selam
versin de mezardaki onu tanıyarak selamını almasın.”
İmam Suyuti şöyle der:
“Hadis-i şerifler ve eserler delalet etmektedir ki bir kimse
mezarlık ziyaretine geldiğinde ziyaret edilen onu görür, bilir,
dediklerini duyar ve selamını alır. Bu hüküm hem şehitler ve hem
de diğerleri için geçerlidir. Ayrıca bunda bir zamanlama da
yoktur, en sahih görüş de budur. Çünkü Rasulullah aleyhisselam
ümmetine kabirdekilere duyup anlayan birine hitab edercesine
selam vermeyi emretmiştir.”
Erbab-ı hakikat şöyle der:
“Ruhun bedenle bağlantısı vardır. Öyle ki kendisi refik-i âlada
karargâh-ı illiyyinde olduğu halde, kabrinde dua edip kendisine
selam verenin selamını alır. Bu iki durum arasında zıtlık
yoktur. Çünkü ruhların durumu bedenlerden farklıdır. Yanlışlık,
görünmeyeni gözle görülen ile kıyas etmekten kaynaklanmaktadır.
Bu yüzden ruhun cesetler gibi, bir yeri işgal ettiğinde başka
bir yerde olmayacağı zannedilir. Bazıları ruhu güneşe
benzetmişlerdir. Güneş gökte, ışınları ise yerdedir. Nitekim
Muhammedî ruh kabirden hiç ayrılmadığı halde âla-yı illiyinde
olduğu kesin olmasına rağmen devamlı olarak kabrinde kendisine
salat ve selam getirenlerin selamını alır. Nitekim Hazreti
Peygamber aleyhisselam şöyle buyurmuştur:
“Hiçbir müslüman yoktur ki
bana selam versin de Allah bana ruhumu iade edip onun salât ve
selamını almayayım.” (Ruhu’l-Beyan. 4/169)
Peygamberimize salât ve
selam okurken bu şuur ile selamlamak ne güzeldir. Peygamberimize
mahlûkatın nefes sayısınca selam olsun. Gökten yağan yağmur
tanelerince selam olsun. Mahlûkatın en şereflisi âlemlerin
efendisine binlerce selam olsun.
Müslümanlar arasında selam
vermek bir sünnettir, bir dostluk, bir hayırhahlık alametidir.
Selam almak da bir farzdır.
Velhasıl selam verip almak
bir dostluk nişanesidir. Muhabbete vesiledir. Fakat selam
verirken rükû edercesine eğilmek mekruhtur. Selamı iade etmekten
hakikaten veya hükmen aciz olan kimseye selam vermek mekruhtur.
Binaenaleyh yemek yiyen, Kur’an okuyan, hutbe dinleyen veya
namaz kılan bir kimseye selam verilmemelidir. Verilirse iade
edilmesi her halde lazım gelmez. Fıskını ilan etmekten
çekinmeyen kimselere de selam vermek mekruhtur. Tanınan ve
tanınmayan bütün müslüman erkeklere selam verilir. Tavla,
satranç ve benzeri oyun oynayanlara şarkı söyleyenlere, def-i
hacet edenlere, kuş uçuranlara, umuma ait hamamda çıplak
olanlara selam verilmez. Günahla meşgul olan kimseye selam
verilmez. İlim öğrenirken ezan ve ikamet esnasında verilen
selamlar alınmaz.
Allah’ım ümmeti Muhammedi
Kur’an’a mahkûm et. Âmin.