E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

 

 

MEHMET DERİ

KAPAK;

“CİHAD” ve “KITAL” ÜZERİNE BİR KAVRAM ANALİZİ

Özellikle son zamanlarda “hoşgörü”, “barış”  “diyalog” vb. kavramlarla “cihad”, “kıtal” ve “şehadet” gibi kavramların içlerinin boşaltılmak istendiğini müşahede ediyoruz. İslam elbette ki barış, hoşgörü ve diyalog( biz diyaloğu tebliğ/irşat olarak anlıyoruz) dinidir. İslam’ın hoşgörü, barış ve diyalog/tebliğ/irşad dini olması cihad, kıtal ve şehadet gibi kavramların içlerinin boşaltılmasını gerektirmez. Biz bu yazımızda ağırlıklı olarak cihad nedir, kıtal nedir, cihad ve kıtal arasındaki fark nedir? sorularına cevap arayacağız.

Kur’an’ın temel kavramlarından biri olan “cihad”, cehd kökünden türemiş olup sözlükte çabalamak, uğraşmak, gayret etmek, bir işi başarmak için bütün imkânları kullanmak gibi anlamlara gelir.

İslam terminolojisinde ise cihad: “İslamî emirleri, vecibeleri öğrenip ona göre yaşamak ve başkalarına tebliğ etmek, iyiliği emredip kötülüklerden sakındırmaya çalışmak, nefis/ iç düşmanla ve dış düşmanlara(kâfirler/müşrikler/zalimler) karşı Allah rızası için ve Allah yolunda mücadele etmektir.” Bir diğer tanımla cihad:

“İman edip salih ameller işlemek, İslam’ı öğrenip başkalarına öğretmek, fitne, zulüm ve fesadı önleyip barış ve huzuru sağlamak, başta İslam toplumunun ve tüm insanlığın faydasına olacak ilmî çalışmalar yapmak, iyiliklerin yayılıp kötülüklerin ortadan kalkması için mücadele etmek, nefsi haramlardan, günahlardan alıkoymak, İslam’ın bilinmesi, tanınması ve yayılması için çalışmak, İslam’a ve müslümanlara savaş açanlara karşı Hakk yolda mücadele etmektir.”

Bu tanımlarda Allah rızası ve Allah yolunda ifadesi olmazsa olmaz bir şarttır. Yukarıda verilen tanımlara dikkat edildiğinde görülecektir ki, cihadın nefis terbiyesinden toplumsal görev ve sorumlulukların yerine getirilmesine, İslam’a ve müslümanlara savaş açanlara karşı mücadele etmeye kadar birçok çeşitleri vardır.

  Cihadın temel gayesi yeryüzünden fitneyi kaldırıp İslam’ı hâkim kılmaktır. Bir diğer ifadeyle Allah’ın biz mümin kullarına verdiği bedenî, malî ve zihnî imkânları ve nimetleri Allah yolunda kullanmak ve bu uğurda fedâ etmektir. İnsanın maddî ve manevî bütün varlığını Allah yolunda ortaya koyarak hakkın düşmanlarını ortadan kaldırmak için mücadele etmesi cihaddır. İslam’da cihad farzdır, nitekim ilgili bir ayette de:

“Hoşunuza gitmese de düşmanlarla savaşmanız size farz kılındı.” (Bakara 2/216) buyrulmuştur(ayrıca bkn: Bakara 2/193; Tevbe 9/ 29,36).

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de:

“Cihad kıyamete kadar devam edecek bir farzdır.” buyurmaktadır.

Bu farz, bazı hallerde farz-ı kifaye, bazı hallerde farz-ı ayındır. Müslümanlar içinden bir grup, cihadın gayesini gerçekleştirebiliyor, müslümanların İslam’ı yaşama hak ve hürriyetlerini, can, mal, ırz ve namuslarını, haysiyetlerini, vatanlarını İslam düşmanlarına karşı koruyabiliyorsa o takdirde cihad, farz-ı kifaye olur ve diğer müslümanların üzerinden sorumluluk kalkar. Şayet fert fert, gücü yeten her müslümanın düşmana karşı koyma zorunluluğu varsa, o zaman cihad farz-ı ayın olur, herkesin bizzat cihad etmesi gerekir.

Cihad şu üç şeye karşı yapılır:

a) Nefisle cihad: Bu cihada “cihad-ı kebir”(büyük cihad) de denilir. Hz. Peygamber, Tebük seferinden, dönüşte ashabına şöyle buyurmuştu: “Küçük cihaddan büyük cihada dönüyoruz.” Bu hadiste Hz. Peygamber, kalabalık bir ordu ile katıldığı Tebük seferini, “küçük cihad” olarak nitelendirirken, nefse karşı verilen mücadeleyi “büyük cihad” olarak nitelemektedir. Bu cihad, iman edip salih ameller işlemek ve de nefsi haram ve günah olan şeylerden alıkoymak suretiyle yapılan cihaddır (bkn: Maide 5/105; Enam 6/48; Araf 7/ 35; Ankebut 29/6) Ayrıca nefisle cihad için şu misalleri verebiliriz. Savaşa gitmekte olan İslam ordusuna katılmak için gelen bir sahabiye Hz. Peygamberimiz,  anne ve babasının sağ olup olmadığını sorar. Sahabi de, anne ve babasının sağ olduğunu söyleyince Hz. Peygamber: “O halde anne ve babana hizmet ederek ‘nefsin’ ile cihad et.” buyurmuştur. 

Hz. Ayşe validemiz, Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme: “Ey Allah’ın Rasulü! Görüyoruz ki, cihad amellerin en faziletlisi. Öyleyse biz kadınlar da cihad etmeli değil miyiz?” diye sorunca Hz. Peygamber: “Siz kadınlar için cihadın en faziletlisi makbul hacdır.” diye cevap vermiştir.

b) Şeytana karşı cihad: Şeytanın hile ve aldatmalarına karşı yapılan cihaddır. Şeytan “takva sahipleri”ne karşı etkili olamaz (Araf 7/201; Hicr 15/39-40; İsra 17/65).

c) Kâfirlere/münafıklara/zalimlere/ bozgunculara karşı cihad: Hakk’ı hakim kılmak batılı yok etmek için zikredilen kimselere karşı yapılan cihaddır. (Bakara 2/190, 193, 218, 244; Âl-i İmran 3/ 142,195. İlgili ayet ve sûrelerin devamı için bkn. Nevzat Yüksel, Kur’an Fihristi, s. 183 vd)

Cihad vasıtaları ise şunlardır:

a) Malla cihad: Allah’ın biz müminlere verdiği, mal ve servetin Allah yolunda harcanmasıdır.(Nisa 4/95; Enfal 8/72; Tevbe 9/41)

b) Canla cihad: Vücudumuzun bütün azalarıyla Allah yolunda cihad etmektir.

c) İlimle cihad: Kur’an, cehaleti ve cahiliye çağını ortadan kaldırmak için indirilmiştir. İlim yoluyla cihadda en önemli vasıta Kur’an’dır (Bakara 2/269; Nahl 16/125; Furkan 25/52). Bu cihadın esası, ilim yoluyla tebliğ ve davete dayanır.

d) Sözle cihad: Bu cihad şeklide yukarıdaki ilimle cihada dâhildir. Konuyla ilgili bir hadiste de: “Müşriklerle ellerinizle ve dillerinizle cihad ediniz.” buyrulmaktadır. Hak ve hakikati, en tehlikeli zamanlarda bile, hiçbir şeyden korkmadan ve çekinmeden söylemek de bu çeşit cihaddandır. Nitekim bu konuda Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Zalim bir hükümdar karşısında hak ve adaleti açıkça söylemek büyük cihaddır.”

Emri bil maruf, nehyi anil münker, yani iyiliği emredip kötülükten sakındırmak suretiyle yapılan cihad da bu sınıfa girer.

Konumuzun temelini oluşturan cihad ile kıtal arasındaki farka gelince: Kıtal; fiilî çatışma, savaş/harb, askerî harekât, karşılıklı çarpışma, vuruşma gibi anlamlara gelir. Eğer cihad ile kıtal anlamca aynı olsaydı, Kur’an’da “kıtal”, “harb” ve “gazâ”  kelimeleri ayrıca kullanılmazdı. Buradaki anlam nüansını/ farklılığını iyi anlamalıyız. Cihad, kıtalden daha geniş bir kavramdır, kıtal ise cihadın sadece bir parçasıdır. Cihad çok yönlüdür; bedenî, malî, fiilî, ilmî, fikrî, kalbî vs. Kıtal ise yukarda da bahsettiğimiz gibi sıcak çatışma, karşılıklı çarpışma, vuruşma şeklinde yapılır. Cihadın belli bir zamanı ve mekânı yoktur, kıtalın ise belli bir zamanı ve mekanı vardır. Bu zaman ve mekân ise muharebe ve gâza meydanlarıdır. Nitekim Rasulullah’ın mübarek ömrü muharebe ve gâza meydanlarında geçmiş, müşriklerle bizzat harbetmiş, vuruşmuş, Uhud’ da yaralanmıştır. Küfrün önde gelenlerinden Übey bin Halef’i, bizzat kendi eliyle öldürmüştür. Yine Rasulullah, İslam düşmanlarına karşı bizzat 27 defa “gazve” düzenlemiş, yine kendisinin tayin ettiği sahabi bir komutanla İslam düşmanlarına karşı 35 ila 66 arasında değişen “seriyye”ler düzenlettirmiştir.

İslam, kıtal/savaş realitesini göz ardı etmez, zira savaş insanlık tarihi kadar eski bir olgudur. Savaş, çoğu zaman arzu edilmese de kaçınılmaz olur. Nitekim: “Hoşunuza gitmese de düşmanla savaşmak üzerinize farz kılındı.” (Bakara 2/ 216) ayeti kerimesi bu gerçeği ifade eder.

İslam’da savaş; toprak ele geçirmek, bir ülkenin yeraltı ve yer üstü kaynaklarını ele geçirmek, kargaşa ortamı doğurmak, intikam almak, baskı ve zulüm yapmak vb. amaçlar için asla yapılamaz. Tam aksine yeryüzünde Hakkı hâkim kılmak, fitneyi ve zulmü ortadan kaldırıp huzur ve barışı sağlamak için yapılır. Ve yine cihaddan maksat, insanları tağutî rejimlerin baskı ve zorbalıklarından kurtarıp İslam’ın evrensel ve değişmez hakikatlerini tüm insanlığa ulaştırma çabası yatar.

Müslüman bir topluluk kâfirlere eman verirse, eman verilen bu kâfirlerle yeryüzünde fesat çıkarma, bozgunculuk yapma, İslam’a ve müslümanlara saldırma durumu hariç, savaşılmaz. Nitekim ilgili bir hadiste de:

“Ey müminler! Düşmanla karşılaşmayı arzu etmeyiniz, Allah’tan afiyet ve sıhhat isteyiniz.” buyrulmuştur.

Ancak yukarıda da belirttiğimiz gibi yeryüzünde fitne, fesat ve zulmü durdurup barış, huzur ve güveni sağlamak; kâfirlerin müslümanların can, mal, ırz ve namus güvenliğini tehdit etmeleri veya saldırmaları, İslam’ın yaşanmasını ve yayılmasını engellemeleri halinde kıtal/savaş meşrudur. Nitekim:

“Yeryüzünde fitne ortadan kalkıncaya ve din yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın.” (Bakara 193),

“Sizinle toptan savaştıkları gibi siz de müşriklerle savaşın.” (Tevbe 36; Ayrıca bkn. Bakara 218; Âl-i İmran 142, 195; Nisa  74-76, 84, 90, 95-96; devam eden ayet ve sûreler için Nevzat Yüksel, age, s.183 vd).

Konuyla ilgili hadislerde de:

“Ben, Lailahe illallah Muhammeden Rasulullah deyinceye kadar savaşla emrolundum.”

“Kim Allah’ın isminin ve dininin yücelmesi için savaşırsa o mümindir.”

“Mümin kılıcı ve dili ile cihad eder.” buyrularak kıtalın/ savaşın önemine değinilmiştir.

Burada bir hususa özellikle değinmek gerekiyor. Kıtal/savaş, Allah yolunda ve Allah rızası içindir, zira tağutî sistemlerin ve rejimlerin savaş felsefesinde seküler/dünyevî /maddî çıkarlar hâkimdir, İslam’ın savaş felsefesinde ise “ahiret”e ait ulvi bir gaye vardır.

Yeryüzünde mustazaflar, ezilenler, zulme uğrayanlar –ki kıyamete kadar olacaktır-  olduğu müddetçe müminler için “cihad” ve “kıtal” kaçınılmazdır (Bakara 2/195) Çünkü hem yeryüzünde “barış”ı ve “huzur”u sağlayıp ezilmekte ve zulüm görmekte olan insanların temel hak ve hürriyetlerini korumak ve savunmak,  hem de göklerde ve yerdeki dengeyi/ mizanı korumak (Rahman 55/ 5-14) ancak “cihad”  ve “kıtal” ile mümkündür.

Netice itibariyle şunları söyleyecek ve özetleyecek olursak; cihad çok yönlü  -canla, malla, ilimle, sözle, fikirle vs.- olarak yapılırken,  kıtal ise savaş araç ve gereçleriyle yapılan sıcak bir çatışmayı, muharebeyi, karşılıklı vuruşmayı ifade eder. Diğer bir ifadeyle “kıtal”  “cihad”ın sadece bir kısmını oluşturur. Özellikle batılı araştırmacılar, cihadın bir saldırı olduğunu, İslam’ın bu saldırılarla yayıldığını -son olarak bu deli saçmalığını Papa 16. Benedikt söylemişti- müslümanların bu saldırılar neticesinde başka ülkeleri işgal ettiklerini öne sürerler. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki İslam’da haksız yere adam öldürmek, (zira böyle bir şey bütün insanlığı öldürmek gibidir (Maide 32),) intikam almak, insanları İslam’a girmeye zorlamak, toprak elde etmek, bir ülkenin yer altı ve yer üstü kaynaklarını ele geçirip sömürmek vb. amaçlarla karşı tarafa savaş ilan edilemez. Tam tersine “cihad” ve “kıtal”, yeryüzünde Hakk’ın hâkim kılınması fitnenin, fesadın ve zulmün ortadan kaldırılıp insanlığın “huzur” ve “barış” içinde yaşaması için bir vesiledir.

 Bibliyografya

-Akay, Hasan, İslamî Terimler Sözlüğü, İşaret Yay, İstanbul 1995

-Behiy, Muhammed, İnanç ve Amelde Kur’anî Kavramlar (çev: Ali Turgut), Yöneliş Yay, İstanbul 1988

-Çelebi, Ahmet, İslam Düşüncesinde Cihad ve Savaş Siyaseti (çev: Abdullah Kahraman), İz Yay, İstanbul 1994

-Duman, Zeki, Beyanu’l-Hak/ Nüzul Sıralı Tefsir, Fecir Yay, Ankara 2006

-Ece, Hüseyin, İslam’da Temel Kavramlar, Beyan Yay, İstanbul 2000

-Eren, Şadi, Kur’an’da Cihad ve Savaş, Nesil Yay, İstanbul 1996

-Kerimoğlu, Yusuf, Kelimeler ve Kavramlar, İnkılab Yay, İstanbul 1997

-Özel, Ahmet, “Cihad”, D.İ.A, c: 7, İstanbul 1993

-Soyak, Zeki, İslam Ahkâmı, İlkadım Yay, 2. bsk, Nevşehir 2003

-Soyak, Zeki, Fazilet Toplumu, İlkadım Yay, Nevşehir 2006

-Şamil İslam Ansiklopedisi, “Cihad”, c: 1, İstanbul 2000

-Şimşek, Said, Kur’an’ın Ana Konuları, Beyan Yay, İstanbul 1999

-Ünal, Ali, Kur’an’da Temel Kavramlar, Kırkambar Yay, İstanbul 1998

-Yüksel, Nevzat, Kur’an Fihristi, Bayrak Yay, İstanbul 1993

-http://www.kuranfihristi.net

-http://www.ikraislam.com

 

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.