HAKKIYLA
CİHAD VE CİHADIN HAKKI
Bu yazımızda, günümüzde çok
tartışılan, yanlış ve eksik anlaşılan, bazı çevrelerin de ürküp
korktuğu bir Kur’ân kavramını soru cevap şeklinde
okuyucularımızın dikkatine sunmak istiyoruz.
Cihad nedir, ne değildir?
Cihad, Hak dine davettir.1
Cihad, tüm var gücüyle düşmana karşı koymaktır. Bu düşman,
kişinin kendi nefsi olabilir, şeytan olabilir, zahirî düşmanlar
olabilir.2 Allah ve hakikat düşmanlarına karşı, onları kazanmak
için, onların şerlerini engellemek için, meşru çerçevede
yapılabilen her şeyi yapmaktır. Cihad, bir insanlık kurtarma
operasyonudur. Hakikatlerle insanlığı tanıştırma sevdasıdır.
Kelimenin kökünde, cehd ve gayret göstermek vardır. Bu yüzden
bir eylemin cihad olabilmesi için, yapılabileceklerin yapılması
ve bu uğurda hiçbir fedakârlıktan kaçınılmaması gerekir.
Cihad, haksız ve gereksiz
yere kan dökmek, işkence yapmak asla değildir. O, hiçbir şey
yapmadan kuru kuruya edebiyat yapmak da değildir.
Amacı nedir, kim ve ne
uğruna yapılır?
Yüce Allah adına, O’nun
hoşnutluğunu kazanmak için, O’nun kullarını dünya ve ahiret
mutluluğu ile tanıştırmak için yapılır. Bu yüzden Kur’ân’da ‘Fî
sebilillah’ (Allah yolunda) ifadesiyle kayıt altına alınmıştır.
Allah yolunda olmayan, O’nun
ölçüleri çiğnenerek yapılan eylemler bu kutsal kavramın
içerisine girmez. Dünyalık elde etme, kahramanlık gösterme,
ganimet sevdası, toprak kazanma arzusu, işgal ve sömürü gayesi
gibi herhangi bir çıkar uğruna yapılan mücadeleler, kavgalar bu
kavramın dışındadır.
Nasıl yapılır?
Kur’ân-ı Kerimde bu
kavramdan bahseden onlarca ayet vardır. Bu ayetlerin bir
kısmında hitap Peygamberimizedir:
“Ey Peygamber, kâfirlerle ve
münafıklarla cihâd et, onlara sert davran; onların varacakları
yer cehennemdir. Ne kötü bir gidiş yeridir o! (Tevbe 73)
“Kâfirlere boyun eğme ve bu
Kur'ân ile onlara karşı büyük cihâd et.” (Furkan 52)
Ayetler Peygamberimize
hitaben gelmiştir, ama emir O’nun şahsında tüm müminleredir.
Ayetlerin ilki Medine’de, ikincisi Mekke’de inen surelerde yer
almıştır. Bu da gösteriyor ki cihad, her iki dönemi de içerisine
alır.
Ayetlerde mücadele edilecek
iki grup insandan bahsedilmektedir. Öncelikle hakikati inkar
eden kâfirler, ikinci olarak da müslüman görünüp müslümanların
aleyhinde çalışan münafıklar. Onların hakikati anlamaları için,
içerisinde bulundukları yanlış yoldan vazgeçmeleri için ve
müslümanlar aleyhindeki faaliyetlerine son vermek için tavizsiz
bir şekilde onlarla mücadele edilmelidir.
Yine Peygamberimize hitaben
gelmiş ikinci ayette, bu mücadelenin öncelikli şekli
açıklanmaktadır. Kur’ân ile cihad etmek. Yani Kur’ân
gerçeklerini onlara ulaştırmak, onların kafalarını karıştıran
sorulara Kur’ân’dan çözümler sunmak. İşte Kur’ân’ın en büyük
cihadı budur.
Konu ili ilgili bir kısım
ayetlerde ise hitap tüm müminleredir:
“Ey inananlar, rükû edin,
secde edin, Rabbinize ibâdet edin, hayır işleyin ki umduğunuza
eresiniz. Allah uğrunda, O'na yaraşır biçimde cihâd edin.” (Hac
77-78)
“Ey inananlar, Allah'tan
korkun, O'na yaklaşmağa yol arayın ve O'nun yolunda cihâd edin
ki, kurtuluşa eresiniz.” (Maide 35)
İnananlara seslenen ayetler,
öncelikle onlardan imanlarının gereği salih ameller işlemesini
istemektedir. Allah’tan sakınmak, O’nu tanıyıp O’na karşı
sorumlulukları yerine getirmek, bu meyanda öncelikle namazı
kılmak, hayırların adamı olmak, Allah’a yaklaşmaya yol aramak ve
cihad etmek. Allah’a yaklaşmaya yol aramak, O’nun ölçüleri
doğrultusunda salih ameller işlemektir. Cihad da bunlardan
biridir.
Allah’a yaraşır biçimde
hakkıyla cihad etmek: Allah’a itaat namına yapılan her şey bunun
içerisine girer. İnkârcılarla yapılan soğuk ve sıcak her türlü
mücadele de bunun içindedir. İnsanın kendi nefis ve şeytanları
ile yaptığı mücadeleler de buna dâhildir. Görüldüğü üzere bu
kavram, son derece geniş bir kavramdır. Cihadın hakkı ise,
hiçbir fedakârlıktan kaçmadan bu uğurda yapılabilecek her şeyi
yapmaktır.
“Gerek hafif, gerek ağır
olarak savaşa çıkın, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda
cihâd edin. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.”
(Tevbe 41)
“Yoksa siz, Allah, içinizden
cihâd edenleri sınayıp bilmeden, sabredenleri sınayıp ortaya
çıkarmadan cennete gireceğinizi mi sandınız?” (Âl-i İmran 142)
“And olsun ki, biz sizi
deneyeceğiz ki içinizden cihâd edenleri, güçlüklere sabredenleri
bilelim ve söylediğiniz sözlerin doğru olup olmadığını
sınayalım.” (Muhammed 31)
Bu ayetler de cihadın son
aşaması olan sıcak savaşa işaret etmektedir. Kur’ân’ın pek çok
ayetinde ‘kıtâl’ olarak adlandırdığı bu savaş, gerçek anlamda
iman etmek, Kur’ân’la tanışıp onunla dolmak, onun gereğini
yerine getirmek, sonra başkalarına dini anlatmak, Kur’ân
mesajını onlara ulaştırmak, onları uyarmak. İşte bu aşamalardan
sonra, nihayet onlar müslümanlar aleyhine faaliyetlerine devam
ediyorlarsa, onları bundan men etmek için seferber olmaktır.
İslam âlimleri, İslam’daki
sıcak savaşın (kıtâl) genellikle savunma amaçlı olduğunu
belirtirler. Peygamberimizin bizzat başında bulunduğu gazve ve
başında bulunmadığı, sahabeden birisini atadığı seriyyelerini
inceleyen ilim adamlarımız, bunların ya doğrudan müslümanlar
üzerine gelmekte olan bir saldırıya karşı koyma yahut dolaylı
olarak muhtemel bir saldırı hazırlığını bertaraf etme amacına
yönelik olarak düzenlendiğini söylemişlerdir
Ayetlerden anlaşılacağı
üzere mücadele mal ve canla olacaktır. Önce malî fedakârlıklar
yapılacak, ardından gerekiyorsa canlar ortaya konacaktır. Allah
yolunda sıkıntılara katlanılacak, çileler çekilecek ve O’nun
yolunda olunduğu gösterilecektir. Bu anlamda cihad, bir
imtihandır. İyilerle kötülerin, samimilerle riyakârların,
doğrularla yalancıların, fedakârlarla cimrilerin ayrıştığı zorlu
bir imtihandır.
Büyük ve küçük cihad nedir?
Meşhur bir rivayete göre bir
savaştan dönen Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “Biz küçük
cihaddan büyük cihada dönüyoruz. Büyük cihad, kişinin kendi
nefsiyle savaşıdır.” 3 Yukarda geçen Furkan suresi ayetinden
anlaşılacağı üzere Büyük Cihad, Kur’ân ile yapılan mücadelenin
adıdır. Bu ise, Kur’ân ayetleriyle kişinin dolması ve donanması,
ardından ilahî mesajın insanlığa ulaştırılmasıdır. Nitekim sıcak
savaşa izin verilmeyen on üç yıllık Mekke döneminde hep bu
Kur’ân ayetleri ile cihad yapılmıştır. Gönüller ve beyinler
Kur’ân ile inşa ve ihya edilmeye çalışılmıştır. Medine döneminde
de bu kesintisiz devam etmiştir. Bu nedenle, nefislerin eğitilip
ıslahı son derece önemlidir. Nitekim Peygamberimiz: “Dış
düşmanlarınızla savaştığınız gibi kendi hevalarınızla savaşın…
İnkârcılarla elleriniz ve dillerinizle savaşın.” 4
Şu ayetler de müminlerin
temel özeliklerinden birinin mücahade olduğunu belirtir,
ardından bu eylemin içerisinde olanların dosdoğru yola ve
cennete gideceklerini haber vermektedir:
“Müminler onlardır ki
Allah'a ve Elçisine inandılar, sonra şüphe etmediler; Allah
yolunda mallarıyla, canlarıyla cihâd ettiler. İşte doğru olanlar
onlardır.” (Enfal 72)
“Ama bizim uğrumuzda cihâd
edenleri biz, elbette yollarımıza iletiriz. Muhakkak ki Allah,
iyilik edenlerle beraberdir.” (Ankebut 69)
“İnanan, hicret eden ve
Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla savaşanların, Allah katında
dereceleri daha büyüktür. İşte kurtuluşa erenler onlardır.” (
Tevbe 20)
Yüce Allah, yolunda olanları
yardımsız bırakmayacaktır. Allah her zaman kendisi ile beraber
olanlarla beraberdir. Yeter ki O’nunla olunabilsin, O’nun yoluna
baş konulabilsin.
*Cumhuriyet Üniversitesi
İlahiyat Fak. Öğretim Üyesi
Dipnotlar:
1- Cürcânî,
Kitabü’t-Ta’rifât, s, 80.
2- İsfehânî, el-Müfredât, s,
142.
3- Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, I,
511.
4- İsfehânî, el-Müfredât, s,
142.