HACCA KAN
SIÇRAMASIN
Irak’ta yaşananlar tam bir
fitne ateşine dönüşmüştür. Sanki o toprakların kaderi bu. Kardeş
kavgası önlenemez boyutlara ulaşmıştır. Irak kan gölüne
dönmüştür. Fitne, fitneyi çıkaranların bile önleyemeyeceği
boyutlardadır. Sünni ve Şi-i ayrışması her gün yüzlerce masum
insanın ölümünü doğurmuştur. Kim niçin öldürdüğünü, kim de niçin
öldüğünü bilmemektedir. Hiç kimse de öldürdüğünün kim olduğunu
bilmemektedir. Morglara taşınan cenazeler, intikam ve kin
tohumlarını artırmakta yeni katliamları davet etmektedir.
Ne Iraktaki aciz hükümet, ne
dini liderler ne de İKÖ’nün çabaları bu katliamı
durduramamaktadır. Hatta fitneyi çıkaran işgalciler bile bundan
acizdirler. Iraktaki tehlike Irak sınırlarını da zorlamaktadır.
Bütün İslam dünyasına sıçraması halinde hadisenin boyutlarını
düşünmek bile ürperti vermektedir.
Tarihte yaşananlar,
bilenlerin bağıra bağıra gelen tehlikeyi görmemeleri mümkün
değildir. Şu anda en yakın tehlike yaklaşan hac ibadeti
dolayısıyla yüz binlerce Şi-i ve Sünni müslümanın kutsal
topraklarda bir araya gelmesiyle doğabilecek tehlikedir. Bir
korku ve dehşet sahnesi ile kutsal topraklara akın eden
müslümanları tedirgin etmek istemeyiz. Ancak tedbir alınmazsa
ihtimal dâhilinde olan tehlikeyi yaşayabiliriz.
Bunun için başta Türkiye
olmak üzere İran ve Suudi Arabistan hükümetinin bir araya
gelerek güvenlik öncelikli bir toplantı yapmaları yerinde
olacaktır. Hacca gideceklerin tehlikeli kışkırtma, arbede ve
tartışmalara girmemeleri konusunda da uyarılmaları ve
eğitilmeleri uygun olacaktır.
17. MİLLİ EĞİTİM ŞÛRASI
SONRA GELECEK HÜKÜMETLER İÇİN KARARLAR ALMAKTADIR
Hükümet vaat ettiği şeyleri
yapamamanın telaşı içerisinde. Sorunları erteleye erteleye seçim
de geldi çattı. Ne olacak meslek liseliler, ne olacak İ.H.L’ler?
Ne olacak baş örtüsü sorunu? Aradan geçen beş yıl içinde
uzlaşmayla çözüm aramaktan başka bir şey yapılmadığı
görüldüğünde hükümetin boğazına düğümlenecektir? Seçim
meydanlarında söylenecek söz lazımdır. İşte bu söz açısından bir
çözüm bulunmuştur. “Biz 17. Milli Eğitim Şurasını topladık
Katsayı adaletsizliğini giderdik. İ.H.L’lere getirilen engelleri
kaldırdık”.
Peki gerçek böyle mi?
Katsayıyı kim uyguluyor? YÖK. Peki YÖK sizin kararınızı uygular
mı? Hayır. O zaman kaldırdığınız sadece şûra salonundaki
ellerimizdir. Diğer kararların da uygulanabileceği kanaatinde
değiliz. Maalesef meslek liseliler ve AKP tabanı yeni bir hayal
kırıklığı yaşayacaktır. Bu şûra tümüyle de yararsız değildir.
Alınan kararlar bu hükümete olmasa bile sonradan gelecek
hükümetlere alacakları kararlarda dayanak olacaktır.
Şûrayı planlayanların
zamanlarının hatalı olduğunu ve kararların hiçbirinin
uygulanamaması sebebiyle hükümeti yıpratacağını da düşünmek
mümkündür. Sayın Bakanın böyle bir riski niçin üstlendiğini
anlamak da zor. Basına yansıdığı kadarıyla insanlar hemen yarın
çözüm isteyeceklerdir. Hâlbuki şûra uygulama değil, danışma
kuruludur. Bunu insanlara anlatmak sorunu çözmek kadar zor bir
iştir. Hükümetin çözemediği sorunlar konusunda böyle yollara
gitmek yerine samimi itiraflarla gerçekleri halka anlatması
herhalde bundan daha iyi sonuç verirdi.
MEHDİSİNİ BEKLEYENLERİN ÖLÜM
OYUNU
Tarihte mehdi
beklentileriyle ölümle oynayanların ilkini yahudiler
oluşturmaktadır. Yahudi tarihi böylesi trajikomik hikâyelerle
doludur.
Bugün Ortadoğu yalnız
yahudilerin değil başkalarının da mehdilerini beklerken
oynadıkları ölüm oyunlarına tanıklık etmektedir. Evangelist Bush
ve taifesi mehdisi Mesih İsa’yı kan gölüne döndürdükleri
topraklarda hasretle beklemektedir. Ölüm oyunlarının baş rolünde
Mesih İsa vardır.
Filistin’de masum kadın ve
çocukları gözünü kırpmadan öldüren yahudiler de kurtarıcılarını
beklemekte kurbanlarını kurtarıcılarına adamaktadır.
Öte yandan Irak’ta Şiiler de
kafalarını kopardıkları din kardeşlerinin başlarını kendi
kurtarıcılarına adamakta, katliamlarını onun gelmesi için
yapmaktadır.
Ne acı değil mi? Bu çağda
insanoğlu neler yapıyor? Niçin yapıyor? Nasıl yapıyor?
Ne acı değil mi? Üç büyük
dinin doğduğu topraklar, onların cahil ve bağnaz mensuplarınca
kanlı bir kavganın arenası yapılıyor. Tüm kutsallar ayaklar
altına alınıyor.
Acaba beklenen ne?