E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

 

 

AHMET İLHAN

HABER YORUM ;

HACCA KAN SIÇRAMASIN

Irak’ta yaşananlar tam bir fitne ateşine dönüşmüştür. Sanki o toprakların kaderi bu. Kardeş kavgası önlenemez boyutlara ulaşmıştır. Irak kan gölüne dönmüştür. Fitne, fitneyi çıkaranların bile önleyemeyeceği boyutlardadır. Sünni ve Şi-i ayrışması her gün yüzlerce masum insanın ölümünü doğurmuştur. Kim niçin öldürdüğünü, kim de niçin öldüğünü bilmemektedir. Hiç kimse de öldürdüğünün kim olduğunu bilmemektedir. Morglara taşınan cenazeler, intikam ve kin tohumlarını artırmakta yeni katliamları davet etmektedir.

Ne Iraktaki aciz hükümet, ne dini liderler ne de İKÖ’nün çabaları bu katliamı durduramamaktadır. Hatta fitneyi çıkaran işgalciler bile bundan acizdirler. Iraktaki tehlike Irak sınırlarını da zorlamaktadır. Bütün İslam dünyasına sıçraması halinde hadisenin boyutlarını düşünmek bile ürperti vermektedir.

Tarihte yaşananlar, bilenlerin bağıra bağıra gelen tehlikeyi görmemeleri mümkün değildir. Şu anda en yakın tehlike yaklaşan hac ibadeti dolayısıyla yüz binlerce Şi-i ve Sünni müslümanın kutsal topraklarda bir araya gelmesiyle doğabilecek tehlikedir. Bir korku ve dehşet sahnesi ile kutsal topraklara akın eden müslümanları tedirgin etmek istemeyiz. Ancak tedbir alınmazsa ihtimal dâhilinde olan tehlikeyi yaşayabiliriz.

Bunun için başta Türkiye olmak üzere İran ve Suudi Arabistan hükümetinin bir araya gelerek güvenlik öncelikli bir toplantı yapmaları yerinde olacaktır. Hacca gideceklerin tehlikeli kışkırtma, arbede ve tartışmalara girmemeleri konusunda da uyarılmaları ve eğitilmeleri uygun olacaktır.

17. MİLLİ EĞİTİM ŞÛRASI SONRA GELECEK HÜKÜMETLER İÇİN KARARLAR ALMAKTADIR

Hükümet vaat ettiği şeyleri yapamamanın telaşı içerisinde. Sorunları erteleye erteleye seçim de geldi çattı. Ne olacak meslek liseliler, ne olacak İ.H.L’ler? Ne olacak baş örtüsü sorunu? Aradan geçen beş yıl içinde uzlaşmayla çözüm aramaktan başka bir şey yapılmadığı görüldüğünde hükümetin boğazına düğümlenecektir?  Seçim meydanlarında söylenecek söz lazımdır. İşte bu söz açısından bir çözüm bulunmuştur. “Biz 17. Milli Eğitim Şurasını topladık Katsayı adaletsizliğini giderdik. İ.H.L’lere getirilen engelleri kaldırdık”.

Peki gerçek böyle mi? Katsayıyı kim uyguluyor? YÖK. Peki YÖK sizin kararınızı uygular mı? Hayır. O zaman kaldırdığınız sadece şûra salonundaki ellerimizdir. Diğer kararların da uygulanabileceği kanaatinde değiliz. Maalesef meslek liseliler ve AKP tabanı yeni bir hayal kırıklığı yaşayacaktır. Bu şûra tümüyle de yararsız değildir. Alınan kararlar bu hükümete olmasa bile sonradan gelecek hükümetlere alacakları kararlarda dayanak olacaktır.

Şûrayı planlayanların zamanlarının hatalı olduğunu ve kararların hiçbirinin uygulanamaması sebebiyle hükümeti yıpratacağını da düşünmek mümkündür. Sayın Bakanın böyle bir riski niçin üstlendiğini anlamak da zor. Basına yansıdığı kadarıyla insanlar hemen yarın çözüm isteyeceklerdir. Hâlbuki şûra uygulama değil, danışma kuruludur. Bunu insanlara anlatmak sorunu çözmek kadar zor bir iştir. Hükümetin çözemediği sorunlar konusunda böyle yollara gitmek yerine samimi itiraflarla gerçekleri halka anlatması herhalde bundan daha iyi sonuç verirdi.

MEHDİSİNİ BEKLEYENLERİN ÖLÜM OYUNU

Tarihte mehdi beklentileriyle ölümle oynayanların ilkini yahudiler oluşturmaktadır. Yahudi tarihi böylesi trajikomik hikâyelerle doludur.

Bugün Ortadoğu yalnız yahudilerin değil başkalarının da mehdilerini beklerken oynadıkları ölüm oyunlarına tanıklık etmektedir. Evangelist Bush ve taifesi mehdisi Mesih İsa’yı kan gölüne döndürdükleri topraklarda hasretle beklemektedir. Ölüm oyunlarının baş rolünde

Mesih İsa vardır.

Filistin’de masum kadın ve çocukları gözünü kırpmadan öldüren yahudiler de kurtarıcılarını beklemekte kurbanlarını kurtarıcılarına adamaktadır.

Öte yandan Irak’ta Şiiler de kafalarını kopardıkları din kardeşlerinin başlarını kendi kurtarıcılarına adamakta, katliamlarını onun gelmesi için yapmaktadır.

Ne acı değil mi? Bu çağda insanoğlu neler yapıyor? Niçin yapıyor? Nasıl yapıyor?

Ne acı değil mi? Üç büyük dinin doğduğu topraklar, onların cahil ve bağnaz mensuplarınca  kanlı bir kavganın arenası yapılıyor. Tüm kutsallar ayaklar altına alınıyor.

Acaba beklenen ne?

 

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.