HAYATTA ÖLÜM
DE BİR İMTİHANDIR 2
Değerli Müminler! Hz Ömer
radıyallahu anh: “On şey vardır ki diğer on şey onunla salâh
bulur.” Yani, on şey var ki onun karşısında on şey olmazsa, o
on şey salâh bulmaz ve o kimse hayat bulmaz. Nedir onlar? Hz.
Ömer radıyallahu anh, bu on şeyi şöyle sıralıyor.
1-Haram şeylerden
sakınmadıkça akıl, aklıselim olmaz.
Demek ki aklın selamette
olması, salâh olması haramlardan sakınmakla mümkündür. Efendim,
falan insan çok akıllı, kısa zamanda zengin oldu, filan insan ne
kadar akıllı, kısa zamanda nice makamları, mevkileri geçti, en
yüksek mevkilere geldi. Eğer o parasını, Allah’ın emrettiği
yerlerden helal olarak kazanmışsa ne güzel, cidden akıllılık
yapmış. Eğer bir mevkiye, makama hak ederek gelmişse, o makamını
İslam’a, millete hizmette kullanıyorsa çok güzel, cidden akıllı.
Ancak malı mülkü, haram olarak kazanmışsak, Allah’ın men ettiği
ticaretler yaparak kazanmışsak veya bir makama mevkiye Allah’ın
nice emirlerini, İslam’ın nice hükümlerini hayatımızdan silerek,
taviz vererek gelmişsek bu insanın oraya gelmesi, o makama
gelmesi veya o malı kazanması akıllılığının işareti değildir.
Bilakis aklının zayıflığına, zihninin, düşüncesinin zayıflığına
işarettir. Demek ki aklımızı, aklıselim yapmanın yolu
haramlardan sakınmaktır. Haram işleyen adama, akıllı adam
diyemezsiniz. Hele hele Allah’ı inkâr eden, İslam’ı inkâr eden,
Kur’an’ı inkâr eden, İslam’ın ebedî gerçeklerine çağdışı diyen
insanlarda, akıldan hiçbir şey yoktur. Onlar aklını ziyan etmiş
zavallı insanlardır.
2-İlimsiz fazilet olmaz.
Demek ki fazilet ancak
ilimle; birincisi marifetullah, yani Allah’ı tanıma ilmi,
ikincisi Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemi tanıma,
üçüncüsü İslam’ın ahkâmını tanımakla olur. Yani ilimlerin aslı
ve özü budur. Bu hususta ilmi olmayan bir insan teknolojide,
matematikte, fizikte vs. en ileri noktalara varsa, hatta icat
edecek noktaya gelse bile, o insan cahildir. Çünkü en cahil
insan Rabbini tanımayan insandır. Öyleyse faziletli insan demek,
marifetullaha eren insan demektir. Yani Allah’ı tanıyan,
Rasulullahı tanıyan, İslam’ı tanıyan insan demektir. Bu ilmin
olmadığı yerde fazilet aramak, yok olanı aramak demektir.
Nitekim Şeyh Sadi Şirazi
diyor ki: “Cahil davula benzer, sesi pek gür çıkar, ama içi
boştur.” Evet, nice cahiller meydanları doldurur, binlerce, on
binlerce kimse onları dinler, niceleri televizyon ekranlarında
ahkâm keser, kendilerini on binlerce kimse dinler, seyreder.
Eğer o kimse, bu manada bir ilme sahip değilse, Hakk’ı ve
hakikati söylemiyorsa, o insan cahildir ve sadece davul gibi,
sesi çok çıkanlardandır.
3- Allah korkusu olmadıkça
zafer ve kurtuluş olmaz.
Allah korkusu olursa, insan
hem kendi nefsine, şeytana, dünyaya, insanlara karşı zafer
kazanır. Hem de savaş meydanlarında zafer kazanır. Ve cidden
muzaffer olur. Allah korkusu olmayan, şeytana karşı nasıl zafer
kazasın? Nefsine karşı nasıl zafer kazansın? Haramları işlememek
hususunda nasıl zafer kazansın? Hak üzere sabit olmakta nasıl
muzaffer olabilsin, bu mümkün mü? Ama bir insan düşünün,
Allah’tan korkuyor. Konuşması, yemesi, içmesi, hizmetinde
velhasıl her şeyinde Allah’ı görür gibi hareket ediyor. Böyle
bir insan, nefsine karşı zafer kazanmaz mı? Elbette kazanır.
Öyleyse Allah’tan korkmayan bir insanın bu sayılan şeylere karşı
zafer kazanması mümkün değildir.
4- Adaletsiz hükümdar
payidar olamaz.
Onun hükümdarlığı geçicidir.
Belirli bir zaman içindir, sonu da perişanlıktır. Firavunu
düşününüz, ona Allah diye tapıyorlardı, ama o zalimdi. Neticesi
malum. Nemrut hükümdardı. Hatta tarih kitaplarına baktığımızda
Nemrut, bilinen hükümdarlar içinde en zirvede olanlardan
biriydi. Zamanında, dünyanın büyük bir kısmına hükümran oldu.
Netice, bir sivrisinek burnundan girdi, beynine ulaştı, beynini
kıtır kıtır yiyerek onu helak etti. Zalimin sonu budur. Ebu
Cehil alay ettiği, çoban dediği, sende mi adamsın diye insan
yerine koymadığı, sürekli hakaret ettiği bir insan tarafından
Bedir zaferinde öldürüldü, helak oldu. Bu konuda, misaller o
kadar bol ki. Zalimin akıbeti, öbür âlemdeki sonu ise dünya ile
kıyas edilmeyecek şekilde daha müthiş olacak. Nedir o? Cehennem
ateşi. Onun için idarecilere karşı, halkın müteyakkız olması
lazım, idarecileri uyarması lazım. İdareciler, o makamlarını,
mevkilerini nefisleri için veya orada daha fazla kalmak için
kullanıyorlarsa, her gün kendilerine ateşten bir yer
genişletiyor demektir. Peygamberimiz Efendimiz, canımız
sallallahu aleyhi vesselem:
“Cihadın en üstünü, zalim
bir hükümdara karşı hakkı söylemektir” buyurarak hem yöneticiler
hem de yönetilenler bakımından çok güzel bir mesaj sunuyor.
5- Edep olmadan, nesep
hiçbir değer taşımaz.
Babanız anneniz bakımından,
ecdadınız bakımından en soylu bir aileden gelseniz bile, şayet
edep ve ahlaktan nasibiniz yoksa siz hiçbir şekilde kıymet ve
değer taşımıyorsunuz demektir. Demek ki insanlara fazilet veren,
insanlara değer veren edeptir.
6- Güven ve itimat olmadan
sürur ve huzur olmaz.
Her insan, birbirine itimat
edecek ki sürur olsun, huzur olsun. Ailede, aile fertleri
birbirine itimat etmiyor güvenmiyorsa, toplumda insanlar bir
birine güvenmiyorsa, yönetenler yönetilenler birbirine
güvenmiyorsa, öyle bir toplumda huzur aramak, yok olanı
aramaktır. Bugün maalesef yöneticiler, büyük bir hata ve büyük
bir kusur işliyorlar. Milleti potansiyel suçlu kabul ediyorlar,
milletin inancıyla, değerleriyle alay ediyorlar, milletin inanç
ve değerlerine saldırıyorlar.
7-Cömertlik olmadan
zenginlik bir işe yaramaz.
İnsanların istifadesine
sunulmayan zenginlik muteber sayılmaz. Sen milyarları yığ,
Karunlar gibi mal mülk, hazineler yığ, fakat cimriysen, o
malından insanları, milleti, halkı faydalandırmıyorsan o
zenginliğe itibar edilmez.
8- Kanaatkâr olmadan
zenginlik olmaz.
Zahirde malı çok ve de
zengin olan öyle kimseler vardır ki gerçekte fakirdirler. Çünkü
onlar ellerindekiyle asla kanaat etmezler. Hep malca kendinden
yukarıdakilere bakarlar, onlara baktıkça dünyaya ve mala karşı
hırsları artar, cimrilik yaparlar, mallarının azalacağı zannı
ile fakir kalırlar. Böylece ahiret amelleri yönünden fakir
kalırlar. Bazı kimseler de vardır ki malları azdır, belki de
geçim sıkıntısı içindedirler, fakirdirler. Fakat ellerindekiyle
kanaat ederler, gönüllerinde dünyaya karşı bir hırs yoktur.
Gönülleri zengindir, gönülleri Rableri ile hoştur, O’ndan
razıdırlar. İşte bu gönül zenginliğidir. Allah Teâlâ bir kudsi
hadiste:
“Ben zenginliği kanaatte
yarattım. İnsanlar ise zenginliği mal çokluğunda arıyorlar. Onu
nasıl bulabilirler?” buyurmaktadır.
9-Tevazu olmadan yükselmek
değersizdir.
İsterseniz idari yönden,
yöneticilik yönünden, zirvede olunuz. Ama kibirliyseniz,
kendinizi beğeniyorsanız, milletinize karşı mütevazı değilseniz
siz bir hiçsiniz. Farsça bir beyitte:
“Tevazu eyle, çünkü akıllı
insanlar tevazu ederler. Bakmaz mısın? Yeryüzünde meyve veren
ağaların, bütün dal ve budakları yere doğru eğilmiştir, ama
odunluk, kerestelik ağaçlar göğe doğru ser vermişlerdir.” der.
10- Cihad, muvaffakiyetlerle
salâh bulur.
Nefsinize karşı cihad da,
muvaffak olacaksınız, ancak o zaman sizin cihadınız bir mana
ifade eder. Bu her türlü cihad için böyle olmalıdır.
Değerli Müminler! Demek ki,
hayat ve ölüm bir imtihandır. Hayat imtihanını kazanırsak,
ölümümüz güzel olur. Ölümümüz güzel olursa, ahiretimiz güzel
olur. Ebedî bir saadet, ebedî bir huzur ve sürur içerisinde
yaşarız. Öyleyse geliniz tefekkür edelim. Geliniz, kendimizi
baştan sona bir sorgulayalım. Ve bundan sonraki hayatımız İslama
uygun yaşamak, o son imtihanları kazanmak için gayret edelim ve
bunun için de Rabbimize dua edelim. Çünkü O’nun yardımı olmadan,
O’nun izni olmadan muvaffak olmak mümkün değildir. Rabbimiz,
bizleri müslüman olarak yaşatsın, müslüman olarak öldürsün,
müslüman olarak haşretsin ve cennetinde bizi peygamberler
meclisinde, hem meclis eylesin. Cennetinde Cemalullah’ı
seyretmeyi nasip eylesin. (Amin)