E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

 

 

 CELALEDDİN ALİOĞLU

ARAŞTIRMA;


HAÇIN KIRILMASI

“Nefsim elinde olana andolsun ki, Meryemoğlu İsa adil(muksıt) bir hakem olarak içinize inmek üzeredir. O, haçı kırar, domuzu katleder, cizyeyi vaz eder. Mal o kadar çoğalır ki kimse onu kabul etmez olur”* [Müslim Kitâbu'l-İmân 242] [“hattâ bir tek secde dünyâ ve içindekilerden hayırlı olur” ziyâdesi ile Buhârî = Kitâbu'l-Büyu’/ Bâbu Katl-i Hınzir; Kitâbu'l-Enbiyâ/Bâbu Nüzul-i İsâ]

Ebu Hureyre bu hadisten sonra derdi ki: İsterseniz en-Nisâ 159’u1 okuyun.

“(Ehl-i Kitab ile) Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında kıyamet günü Allah aranızda hükmünü verecektir.” (Hac 69)2

Yukarıdaki hadis haber veriyor ki Hz İsâ indiği zaman haçı kıracaktır. Bu hiç şüphesiz hıristiyanlar ile aramızdaki ihtilâfın İslâm lehine bitirilmesidir. Hacc 69 ile de sâbit bulunuyor ki ihtilâf edilen konuda onlar ile aramızda kıyâmet günü hükmolunacaktır. O halde Hz İsâ’nın inip haçı kıracağı gün kıyâmet günündendir. Çünkü haçın kırılması ile aramızda artık hükmolunmuş oluyor.

Nitekim hadisin Buhârî metninde yer alan, “hattâ bir tek secde dünyâ ve içindekilerden hayırlı olur” ziyâdesi de sâate yani tevbe kapısının kâfirlere kapalı olduğu güne bir atıftır.

Demek ki Hz İsâ En’âm 158’de3 geleceği haber verilen âyetlerden bir âyettir. Yani onun indiği gün tevbe kapısı kâfirlerin üzerine kapalı olacaktır. Nitekim Zuhruf 61’de4 Hz İsâ için “o sâat için bir ilimdir” buyruluyor. Bu demektir ki onun inmesi ile sâate ilim hâsıl edilecektir. Yani sâat kâbil-i şüphe(şüphe duyulabilen) gaybî bir haber olmaktan çıkacaktır. Çünkü ilim ve şüphe bir yer ve zamanda beraberce olamazlar. Biri var ise diğeri yoktur.

Hz İsâ’nın hakemen inip meselâ haçı kırması onun Fussilet 535 çizgisinde bir âyet olarak ineceğini gösterir. Çünkü en-Nisâ 159 her ehl-i kitâb nefsin ona behemehal imân edeceğinden haber veriyor. O haçı kırıyor. Her ehl-i kitâb nefsin ona behemehal imân etmesi olduğuna göre onun haçı kırması ile haç istisnâsız her Nasrânî(hıristiyan) nefis için kırılıyor, yani onlardan her nefiste haçın butlânına(geçersizliğine) imân hâsıl oluyor. Bu, “bâtıl zehûk (:ortadan kalkıcı) oldu”(İsra 81)nun tevilinden olup ıztırâra(zorunluluğa), binâenaleyh sâate delâlet eder. Çünkü sâatin gelmesinden evvel teklife muhatap olan her nefis için imân vârit değildir. En-nisâ 159’da ise imân her ehl-i kitab nefis için vârit. Bu da bu inanmanın sâat ile olacağına delildir.

Türpüşti risâlesinin ikinci bâb onuncu faslından on büyük alâmetten biri olarak Hz İsâ’nın inmesinden bahseden sâhifeleri okudum. Gördüm ki en-Nisâ 159 ve bir de sonda bir iki satırda Mü’min sûresinin 85’inci6 âyeti ile En’âm 158 hariç Kur’ân’a yapılmış hiç bir atıf yok. Oysa Kur’ân’da konu ile ilgili nice âyetler var. Meselâ ehl-i kitâbın geleceğinden haber veren âyetler, ihtilâfa taalluk eden âyetler, kâfirlerin geleceğinden bahseden âyetler, insanların tek bir ümmet kılınmadığını bildiren âyetler, insanların çoğunun bilmezler ve inanmazlar olduğunu haber veren âyetler. Sâatin kâfirlerin başına onlar hiç şuûr etmezler iken ansızın geleceğini haber veren âyetler vb. Bunlara hiç gidilmeden düşünce, zan zemîninde, tahminler ile gezdiriliyor. Oysa Kur’ân “zan haktan hiç bir şeyi karşılamaz” der.

Öyle yaklaşımlar var ki insan şaşar. Meselâ güneşin batıdan doğmasından sonra doğacaklar için tevbe kapısının açık olacağı yaklaşımı gibi. Niçin Kur’ân’a gidip sorulara orada bir cevap aranmamıştır. Helâk edilen kavimlerin çocukları yok mu idi. Onlar helakten âzâde mi tutuldular? Hz. Nuh, Rabbine “fâcirden keffârdan başkasını doğurmuyorlar”, Allah Teâlâ da Hz. Nûh’a “kavminden imân etmiş kimselerden başka kimse imân etmeyecek” der iken doğmuş ve doğacak çocukları da dâhil etmiş değiller midir?

Biz, ilmi tahsilde Kur’ân’ın ihmâl olunduğunu düşünüyoruz. Eğer aklımızı Kur’ân ile disipline etmez isek, onun ile varılacak yer yalan ve yanlıştan başka bir şey olmayacaktır. Şimdi âvâre gezip tozduğumuz yad yaban diyârlardan sılamıza döner iken ayağımıza vuracağımız ilk bent ilk çözdüğümüz benttir, yani Kur’ân.

 

* "Andolsun nefsim elinde olana, evdiriyor içinize iner olmağını Meryemoğlu s.a.v. muksıt (= adil ) bir hakem olarak. Kırar haç’ı ve katleder domuz’u ve  vaz eder cizyeyi (= ve yadza’u’l cizyete) ve dolar taşar da mal artık onu kimse kabul etmez (olur)."

 

1- NİSA 159 - “Ehl-i kitabdan yokdur o nefis kim behemehal iymân edecek olmasın ona ölümünden önce. Ve kıyâmet günü bir şâhid oluro üzerine (veyâ üzerinde) onların .”

2- “Allâh hükmedecek (ehl-i kitâb ile) aranızda kıyâmet günü ol şeyde kim kendinde ihtilâf eder oldunuz.”(Hacc 69)

3- EN'AM 158 - (İnanmak için) başka değil bekledikleri gelivermesi meleklerin veya gelivermesi rabbinin veya Rabbinin bazı âyetlerinin. Geleceği gün bazı âyetleri Rabbinin fâide vermez bir nefse iymânı önceden iymân edmiş olmayan veyâ iymânında bir hayır kazanmış bulunmayan. De ki: "Bekleyin; biz de beklemekteyiz."

4- ZUHRUF 61 - Gerçekten o (yani İsâ) bir ilmdir sâat için. Sakın şüpheye düşmeyin onda (ya’ni sâatde).Ve uyun bana. Bu bir yoldur dosdoğru.

5- FUSSİLET 53 - Göstereceğiz âyetlerimizi onlara hem ufuklarda hem de nefislerinde onların tâ buna kadar ki tebeyyün edecek kendilerine ki hakkdır o (ya’ni Kur’ân), Senin Rabbinin her şeye şahit olması kâfi değil mi?

6- MÜ'MİN 85 - Ama be’simizi gördükleri zamanki imanları kendilerine fayda verecek değil idi. Allah'ın, kulları hakkında geçip giden sünnetidir bu. İşte burada hüsrana düştü kâfirler.

 

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.