HAÇIN
KIRILMASI
“Nefsim elinde olana
andolsun ki, Meryemoğlu İsa adil(muksıt) bir hakem olarak
içinize inmek üzeredir. O, haçı kırar, domuzu katleder, cizyeyi
vaz eder. Mal o kadar çoğalır ki kimse onu kabul etmez olur”*
[Müslim Kitâbu'l-İmân 242] [“hattâ bir tek secde dünyâ ve
içindekilerden hayırlı olur” ziyâdesi ile Buhârî = Kitâbu'l-Büyu’/
Bâbu Katl-i Hınzir; Kitâbu'l-Enbiyâ/Bâbu Nüzul-i İsâ]
Ebu Hureyre bu hadisten
sonra derdi ki: İsterseniz en-Nisâ 159’u1 okuyun.
“(Ehl-i Kitab ile) Ayrılığa
düştüğünüz şeyler hakkında kıyamet günü Allah aranızda hükmünü
verecektir.” (Hac 69)2
Yukarıdaki hadis haber
veriyor ki Hz İsâ indiği zaman haçı kıracaktır. Bu hiç şüphesiz
hıristiyanlar ile aramızdaki ihtilâfın İslâm lehine
bitirilmesidir. Hacc 69 ile de sâbit bulunuyor ki ihtilâf edilen
konuda onlar ile aramızda kıyâmet günü hükmolunacaktır. O halde
Hz İsâ’nın inip haçı kıracağı gün kıyâmet günündendir. Çünkü
haçın kırılması ile aramızda artık hükmolunmuş oluyor.
Nitekim hadisin Buhârî
metninde yer alan, “hattâ bir tek secde dünyâ ve içindekilerden
hayırlı olur” ziyâdesi de sâate yani tevbe kapısının kâfirlere
kapalı olduğu güne bir atıftır.
Demek ki Hz İsâ En’âm
158’de3 geleceği haber verilen âyetlerden bir âyettir. Yani onun
indiği gün tevbe kapısı kâfirlerin üzerine kapalı olacaktır.
Nitekim Zuhruf 61’de4 Hz İsâ için “o sâat için bir ilimdir”
buyruluyor. Bu demektir ki onun inmesi ile sâate ilim hâsıl
edilecektir. Yani sâat kâbil-i şüphe(şüphe duyulabilen) gaybî
bir haber olmaktan çıkacaktır. Çünkü ilim ve şüphe bir yer ve
zamanda beraberce olamazlar. Biri var ise diğeri yoktur.
Hz İsâ’nın hakemen inip
meselâ haçı kırması onun Fussilet 535 çizgisinde bir âyet olarak
ineceğini gösterir. Çünkü en-Nisâ 159 her ehl-i kitâb nefsin ona
behemehal imân edeceğinden haber veriyor. O haçı kırıyor. Her
ehl-i kitâb nefsin ona behemehal imân etmesi olduğuna göre onun
haçı kırması ile haç istisnâsız her Nasrânî(hıristiyan) nefis
için kırılıyor, yani onlardan her nefiste haçın
butlânına(geçersizliğine) imân hâsıl oluyor. Bu, “bâtıl zehûk
(:ortadan kalkıcı) oldu”(İsra 81)nun tevilinden olup
ıztırâra(zorunluluğa), binâenaleyh sâate delâlet eder. Çünkü
sâatin gelmesinden evvel teklife muhatap olan her nefis için
imân vârit değildir. En-nisâ 159’da ise imân her ehl-i kitab
nefis için vârit. Bu da bu inanmanın sâat ile olacağına
delildir.
Türpüşti risâlesinin ikinci
bâb onuncu faslından on büyük alâmetten biri olarak Hz İsâ’nın
inmesinden bahseden sâhifeleri okudum. Gördüm ki en-Nisâ 159 ve
bir de sonda bir iki satırda Mü’min sûresinin 85’inci6 âyeti ile
En’âm 158 hariç Kur’ân’a yapılmış hiç bir atıf yok. Oysa
Kur’ân’da konu ile ilgili nice âyetler var. Meselâ ehl-i kitâbın
geleceğinden haber veren âyetler, ihtilâfa taalluk eden âyetler,
kâfirlerin geleceğinden bahseden âyetler, insanların tek bir
ümmet kılınmadığını bildiren âyetler, insanların çoğunun
bilmezler ve inanmazlar olduğunu haber veren âyetler. Sâatin
kâfirlerin başına onlar hiç şuûr etmezler iken ansızın
geleceğini haber veren âyetler vb. Bunlara hiç gidilmeden
düşünce, zan zemîninde, tahminler ile gezdiriliyor. Oysa Kur’ân
“zan haktan hiç bir şeyi karşılamaz” der.
Öyle yaklaşımlar var ki
insan şaşar. Meselâ güneşin batıdan doğmasından sonra doğacaklar
için tevbe kapısının açık olacağı yaklaşımı gibi. Niçin Kur’ân’a
gidip sorulara orada bir cevap aranmamıştır. Helâk edilen
kavimlerin çocukları yok mu idi. Onlar helakten âzâde mi
tutuldular? Hz. Nuh, Rabbine “fâcirden keffârdan başkasını
doğurmuyorlar”, Allah Teâlâ da Hz. Nûh’a “kavminden imân etmiş
kimselerden başka kimse imân etmeyecek” der iken doğmuş ve
doğacak çocukları da dâhil etmiş değiller midir?
Biz, ilmi tahsilde Kur’ân’ın
ihmâl olunduğunu düşünüyoruz. Eğer aklımızı Kur’ân ile disipline
etmez isek, onun ile varılacak yer yalan ve yanlıştan başka bir
şey olmayacaktır. Şimdi âvâre gezip tozduğumuz yad yaban
diyârlardan sılamıza döner iken ayağımıza vuracağımız ilk bent
ilk çözdüğümüz benttir, yani Kur’ân.
* "Andolsun nefsim elinde
olana, evdiriyor içinize iner olmağını Meryemoğlu s.a.v. muksıt
(= adil ) bir hakem olarak. Kırar haç’ı ve katleder domuz’u ve
vaz eder cizyeyi (= ve yadza’u’l cizyete) ve dolar taşar da mal
artık onu kimse kabul etmez (olur)."
1- NİSA 159 - “Ehl-i
kitabdan yokdur o nefis kim behemehal iymân edecek olmasın ona
ölümünden önce. Ve kıyâmet günü bir şâhid oluro üzerine (veyâ
üzerinde) onların .”
2- “Allâh hükmedecek (ehl-i
kitâb ile) aranızda kıyâmet günü ol şeyde kim kendinde ihtilâf
eder oldunuz.”(Hacc 69)
3- EN'AM 158 - (İnanmak
için) başka değil bekledikleri gelivermesi meleklerin veya
gelivermesi rabbinin veya Rabbinin bazı âyetlerinin. Geleceği
gün bazı âyetleri Rabbinin fâide vermez bir nefse iymânı önceden
iymân edmiş olmayan veyâ iymânında bir hayır kazanmış
bulunmayan. De ki: "Bekleyin; biz de beklemekteyiz."
4- ZUHRUF 61 - Gerçekten o
(yani İsâ) bir ilmdir sâat için. Sakın şüpheye düşmeyin onda (ya’ni
sâatde).Ve uyun bana. Bu bir yoldur dosdoğru.
5- FUSSİLET 53 -
Göstereceğiz âyetlerimizi onlara hem ufuklarda hem de
nefislerinde onların tâ buna kadar ki tebeyyün edecek
kendilerine ki hakkdır o (ya’ni Kur’ân), Senin Rabbinin her şeye
şahit olması kâfi değil mi?
6- MÜ'MİN 85 - Ama be’simizi
gördükleri zamanki imanları kendilerine fayda verecek değil idi.
Allah'ın, kulları hakkında geçip giden sünnetidir bu. İşte
burada hüsrana düştü kâfirler.