E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

 

 

KENAN ÖREN

KAPAK ;

KÜRESELLEŞMENİN İSLİM DÜNYASI ÜZERİNDEKİ SOSYO-EKONOMİK ETKİLERİ

1. BÖLÜM: KÜRESELLEŞME OLGUSU VE GENEL ETKİLERİ

Dünya, sürekli bir değişim ve gelişim süreci yaşamaktadır. Böyle akıl almaz bir sürecin sürdürülmesinin altında yatan en önemli faktör “küreselleşme” faktörüdür. Küreselleşmenin, somut yanları olmakla birlikte daha çok soyut ve sanal bir olgudur; dinamizmi ise gelişmekte olan teknolojidir. Başdöndürücü bir hızla sürekli olarak gelişen teknolojik yenilikler, anonim birliktelikleri de beraberinde getirmiştir.

Anonim birlikteliklerin bir olumlu bir de olumsuz olmak üzere iki etkisi bulunmaktadır. Olumlu olan yönü, sınırsız iletişim imkanlarıyla tüm sektörlerde ortak işbirliklerinin artması ve bilgi paylaşımının yaygın bir hale gelmesidir. Bugün internet ortamında sağlanan bilgi paylaşımı, belki de bir çağ atlama merhalesidir, diyebiliriz. Zira veri tabanları sayesinde elde edilen bilgilerin klasik anlamda elde edilmesi aylarca zaman alan bir çalışmayı gerektiriyordu. Oysa şimdi aynı bilgiyi bir kaç saniyede elde edebilmekteyiz.

Küreselleşmenin sağladığı imkânlar iyi kullanıldığı takdirde, bilgi paylaşımının yanı sıra kültürler

ve medeniyetler arasındaki tanıma, tanışma ve birbirini anlama imkânları elde edilmiş olacak ve bir ülfet sağlanacaktır. Medeniyetlerarası çatışmanın en büyük sebebi cehalet ve peşin hükümlülük olduğundan, internet aracılığıyla sağlanan bu tanıma, tanışma ve birbirini anlama aktiviteleri medeniyetler çatışmasını değil; insanlığın ortak problemlerine çözüm getirmeyi ve dayanışmayı beraberinde getirecektir. O zaman dünya yaşanılmaz bir atmosferden kurtulacak ve herkese yer olan bu muhteşem gezegende huzur hâkim unsur haline gelecektir.

Küreselleşmenin sağladığı anonim birlikteliğin sayılamayacak kadar faydaları bulunmaktadır, ancak zararları da bir o kadar veya daha fazladır. Sanal âlemdeki muzır neşriyatın büyük kitlelere ulaştırılması çok kolay bir hale geldiğinden, bu kitlelerin ifsat edilmesi ve toplumda suç makinaları haline getirilmesi işten bile değildir.

Mikroçipin oluşturduğu ve küresel kapitalizmin yaydığı tüketim ve israf ekonomisinin, hackerlerin oluşturduğu ekonomik zararların, sibernomik ve elektronik ticaretin oluşturduğu risklerin boyutları öyle bir düzeye ulaşmış bulunuyor ki, tahmin edilmesi bile imkânsızdır.

İKİNCİ BÖLÜM: İSLAM

DÜNYASINA YÖNELİK

SOSYO-EKONOMİK ETKİLER

Dünyada hüküm süren, ABD’li ve batılı küresel aktörlerin başını çektiği, tamamen vehim ve önyargılara dayandırdığı ve uygulama alanına koyduğu “Yeni Dünya Düzeni” projeleri özellikle İslam Dünyası’nı çok yakından ilgilendirmektedir.

Yeni Dünya Düzeni projesini hazırlayan küresel aktörler, hazırladıkları bu Yeni Dünya Düzeninde 3. Dünya Ülkelerini ve İslâm Dünyasını hiç de memnun etmeyecek bir anlayış hâkimdir. Örneğin “Büyük Ortadoğu Projesi” adı altında yutturulmaya çalışılan ve aslında Ortadoğu’nun Irak’ta ve Lübnan’da olduğu gibi, felâketini hazırlayacak olan bu proje, emperyalist küresel güçlerin ve aktörlerin kendi kapitalist hâkimiyetlerini yerleştirme projesidir, müslümanlara hayat hakkı tanımamayı ve müslüman ülkelerdeki yer altı ve yer üstü kaynaklarının sömürülmesini öngörür.

ABD’nin demokrasiyi, liberal ve modern(!) bir yönetim anlayışını vaadederek yerleştirmeye çalıştığı bu ve buna benzer projelerin ABD ve stratejik müttefiklerinden başkasına bir fayda sağlamayacağı açıktır ki, Irak Savaşı buna en güzel bir örnektir. Yani bu tür projeler, siyasî bir atakla stratejik bir savaşı kazanmayı hedeflemektedir ve islâm dünyasına fayda getirmediği gibi aksine çok büyük zararlar ve yıkımlar getirmiştir.

Aslında dünyanın birçok yerinde rehabilite edilmesi gereken ve toplumlarının huzura kavuşturulması için insan hak ve özgürlüklerinin yerleştirilmesi gereken ülkeler bulunmaktadır. Bu bağlamda hukukun üstünlüğü, insan hak ve hürriyetlerine saygı, adil ve şeffaf bir yönetim, sosyal adalet ilkesi vb. kavramların vahiy ve sünnet ışığında yeniden tanımlanarak uygulama alanına konulmalıdır. Ülkemiz dâhil birçok ülkede bu kavramları kendi saltanatlarına alet etmekte olan toplum mühendisleri bulunmaktadır. Bu toplum mühendisleri, kendi sanal alemlerinde biçimlendirdiği insan tiplerinin dışındakilere hayat hakkı tanımamaktadır. Zira onların da arkasında güç dengelerini ellerinde bulunduran küresel aktörler, onlardan böyle olmasını istemekte ve karşıt fraksiyonları sindirme, engelleme, yükselmelerini ve toplumda önemli noktalara gelmelerini engellemektedirler. İşte düzeltilmesi gereken olgular bunlardır ve bunların düzeltilmesi için tüm insanlık bu küresel şer güçlere karşı mutabakat ortamları hazırlamalıdır. Yukarıda da ifade ettiğim gibi bazı temel kavramlar yeniden ve doğru bir şekilde tanımlanıp uygulama alanına koyulmalıdır.

Acaba küresel arenada hazırlanmış ve hazırlanmakta olan küresel projeler, sadece Batı Dünyası toplumlarının refah, huzur ve iyi bir yönetim anlayışına sahip olmalarına mı hizmet etmekte, yoksa İslam âlemi’nin sosyo-ekonomik yapısının rehabilite edilmesi ve iyileştirilmesine de hizmet etmekte midir? İşte sorun burada yatmaktadır.

Hâl-i âlem şahittir ki, küresel bağlamda yapılan ve toplumların sosyo-ekonomik görünümlerini etkileyen faaliyetler, İslam dünyasının tamamen aleyhine yönelik faaliyetlerdir. Bugün küresel çapta İslam âleminin lehine işleyen kaç tane örnek gösterebiliriz? Afganistan ile başlayan ve Irak’ı bir kaos ortamına sürükleyen süreç İslam âleminin lehine olan bir süreç midir? Yine İran’ın nükleer faaliyetlerinin bahane edilerek saldırı hazırlıklarının yapıldığı yeni bir süreci yaşamaktayız. Peki, aynı şey neden işgalci İsrail için geçerli olamamaktadır? İran bir İslam ülkesi olduğu için değil midir?

Batı dünyasının büyük bir kısmı, bugün İslam’ı “terör dini” olarak nitelendirmekte ve birçok terör olayında müslümanları baş aktör olarak nitelendirmektedir. Bu düşünce tarzı tamamen cahillikten ve peşin hükümlülükten kaynaklanmaktadır. Zira İslam dini bir barış dinidir, teröre asla prim vermez. Kaldı ki, bugün dünyanın bazı yerlerinde işlenen terör faaliyetlerinin aktörlerinin kimler tarafından oluşturulduğu ve beslendiği bilinmektedir. Bu teröristlerin İslam dinini temsil etmeleri asla mümkün değildir. İslam dini, bir kişiyi haksız yere öldürenin tüm insanlığı öldürmüş olacağını; bir insanın hayatını kurtaranın ise tüm insanlığı kurtarmış olacağını telkin eden bir dindir. Siz hangi İslam’dan bahsederek İslam dininin bir terör dini olduğunu söylüyorsunuz? Biz müslümanların böyle bir İslam dininden haberimiz yoktur.

Küreselleşme olgusuyla İslam dünyası, batılı emperyalistlerin işgal alanına uğramıştır. Bir küresel savaş olan Irak savaşı halkının sosyal ve ekonomik hayatını felç etmiştir. Birçok masum insan ölmüş ve birçok insan sakat kalmıştır. Ortada böyle bir olgu varken, küreselleşmenin İslam âleminin yararına işlediğini söylemek saf dillik olur. O halde, küresel refah, küresel barış, demokrasi, insan hak ve hürriyetlerini yerleştirmek istediğini iddia eden işgalci emperyalist güçler, bir an önce işgal ettikleri İslam ülkelerinden çekip gitmelidirler; zira bölgede huzursuzluğun, çatışmaların kaynağı bu emperyalist güçlerdir.  

   Y. Doç. Dr. Kenan ÖREN

Erciyes Ünv. Nevşehir İktisadi ve İdari Bilimler Fak. Öğretim Üyesi

 

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.