E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

 

 

CEMİL USTA

FIKIH ;

HAK DİN İSLAMDIR 

ZARÛRÂT-I DİNİYYE

“Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim.” (Maide 3)

Diğer dinlere karşı size yardım ederek ve sizi onlara karşı üstün kılarak dininizi olgunlaştırdım. İnanç esaslarını sağlam temeller üzerine bina ederek, şeriat hükümlerini belirli ve tutarlı esaslara bağlayarak ve bu ana kurallar üzerine ictihat şartlarını size öğreterek dininizi olgunlaştırdım. Sizi hidayete erdirerek ve buna muvaffak kılarak ya da size gönderdiğim dini ikmal ve şeriatını tamamlayarak ve Mekke’yi fethedip oraya güven içinde galip olarak girmenizle, cahiliye adetlerinin ve alametlerinin kaldırılmasıyla ve müşriklerin hacdan men edilerek Kâbe’yi çıplak tavaf etmelerinin önlenmesiyle “size” olan nimetimi tamamladım. Ve sizin için din olarak İslam’ı beğendim. Bütün dinler arasından size İslam seçtim, Allah katındaki din İslam’dır. Başkaları değil. (Ruhu’l-Beyan)

Din, taraf-ı ilahîden vaz olunmuş bir kanun-ı ilâhidir. Din insanları yaratılıştaki gaye ve hikmetten haberdar eder. Din insanlara hidayet ve saadet yollarını gösterir. İnsanlar maddî, manevi her nokta-i nazardan dine muhtaçtırlar. İnsanların ilmî, edebî, içtimaî, siyasî tekamülat hususunda dinden daha ulvî, daha mühim bir âmil olmaz.

Ahlakın esası, medeniyetin en birinci istinatgâhı dindir. Din olmadıkça ahlak-ı fedailden eser görülmez. Bugün bozulan ahlak ve düzenlerin düzelmesinin adresi yüce İslam dinidir. Keşke insanlık bir bilse.

DİNİN KAYNAĞI

İslam inanışına göre dinin kurucusu Allah’tır. Bütün sahih dinler Allah’tan gelmiş ve safiyetlerini korudukları sürece yürürlükte kalmışlardır. İlk insan aynı zamanda ilk peygamberdir ve kendisine bildirilen din de tevhid dinidir. Allah’ın varlığı, birliği, zat ve sıfatları açısından O’nun mükemmelliğiyle nübüvvet ve ahiret inancı gibi temel itikadî prensipler (zarurat-ı diniye) bütün ilahî dinlerde değişmez ilkeler olarak yer almıştır. Bundan dolayı İslamî inanışa göre Hz. Âdem’den, Hz. Muhammed’e kadar bütün peygamberlerin getirdiği hak dinlerin ortak adı İslam’dır. Ancak tarihin akışı içerisinde insanlar, hak dinden uzaklaşmışlar ve beşerî zaaf neticesinde dinde meydana gelen dejenerasyon sebebiyle Allah peygamber göndererek insanları ya eski dinlerini aslî şekliyle öğrenip uygulamaya çağırmış veya yeni bir din ve şeriat göndermiştir.

Din sadece inançtan ibaret değildir. Aynı zamanda kişinin dünyevî hayatına yön verecek ahlakî, hukukî ve sosyal kuralları da ihtiva eder. Bu sebeple dini yalnızca kişi ile inandığı varlık arasında bir vicdan meselesi olarak ortaya koymak yanlıştır. Dînî kuralların bağlayıcılık özelliği ve müeyyideleri vardır. (T.D.V İslam Ansiklopedisi)

İlahî dinler vahye dayanır. İslam dininde iman asıl ve bölünmeyi kabul etmez. Bir bütündür. Haramları helalleri, emir ve nehiyleri ile insanların hayatını tanzim eder bunlara uyanlar ahirette mükâfatlanırlar. Uymayanlar ise günahlarına göre hak ettikleri azaba duçar olurlar.

İnsanlar tasdik ve inkâr açısından üç grupta incelenebilirler.

MÜMİN

Allah’a, Hz. Peygambere ve onun haber verdiği şeylere yürekten inanıp kabul ve tasdik eden kimseye mümin denir. Müminler, Allah’a, ahiret gününe ve gaybe inanırlar. Namazlarını kılar zekâtını verirler. Allah Teâlâ da bunların karşılığı olarak şöyle buyuruyor:

“Allah mümin erkeklere ve mümin kadınlara, içinde ebedî kalmak üzere, altından ırmaklar akan cennetler ve adn cennetlerinde güzel meskenler vaat etti. Allah’ın rızası ise hepsinden büyüktür. İşte büyük kurtuluş da budur.” (Tevbe 72)

Kur’an’da müminlerin özellikleri mevcuttur. Dünyada nasıl bir nizam içerisinde yaşamaları icab eder, ahiret için hazırlığın nasıl olması gerekir, bunlar en güzel şekilde beyan edilmektedir. Allah Teâlâ:

“Kendilerine okunan kitabı sana indirmemiz onlara yetmez mi?” (Ankebut 51)

“Kuluna Allah kâfi değil midir?” (Zümer 35) buyurmakla bizleri uyarıyor.

Rabbim bizleri ve ümmeti imanda daim eylesin. Âmin.

KÂFİR

İslam dininin temel prensiplerine inanmayan, Hz. Peygamberin yüce Allah’tan getirdiği kesin olan ve tevatür yoluyla bize kadar ulaşmış bulunan esaslardan (zarûrât-ı diniye) bir veya bir kaçını yahut tamamını inkâr eden kimseye kâfir denir. Mesela haramları kabul etmeyen, melekleri, cinleri kabul etmeyen kâfir olur.

Bunların ahiretteki cezalarını Allah Teâlâ şöyle beyan ediyor.

“Kâfir olanlara gelince, onlara cehennem ateşi var. Öldürülmezler ki ölsünler. Üzerlerinden cehennemin azabı da hafifletilmez. İşte her nankörü böyle cezalandırırız.” (Fatır 37)

“Şüphesiz ki ayetlerimizi inkâr eden kâfirleri yarın ateşe atacağız, derileri piştikçe azabı duysunlar diye kendilerine değiştirerek başka deriler vereceğiz.” (Nisa 56)

“Şüphesiz ki Allah kâfirleri sevmez.” (Âl-i İmran 32)

“Gerçekleri inkâr eden (kâfirler) elbette zalimdirler.” (Bakara 154)

Kâfirler, ancak dünyada ölmeden önce iman ederlerse kendilerini cehennemden kurtarırlar. Zira kişi iman ve salih amel ile Allah katında değer kazanır. İman etmediği müddetçe hiç kimsenin Allah katında kıymeti yoktur. Bizlerin de bir kâfirin küfür halini kabul etmemize imkân yoktur.

MÜNAFIK

Münafık küfrünü gizleyerek kendini mümin gösteren veya imanla küfür arasında bocalayan kimse anlamındadır. Bir başka deyimle, inanmadığı halde kendisini mümin gösteren kimse demektir.

“Aslında inanmadıkları halde Allah’a ve ahiret gününe iman ettik derler.” (Bakara 8)

Bunların: “Cimri, yalancı ve kibirli oldukları” (Tevbe 67), “gösterişe önem verdikleri, maddî menfaat için namaz kıldıkları namaz, dua ve ibadetlerde isteksiz davrandıkları” (Nisa 142), “erkek ve kadınlarının kötülüğü emredip, iyiliği engelledikleri” (Tevbe 67-68) ve “kötü haber yaydıkları” (Ahzab 57-60) Kur’an-ı Kerimde açıklanmıştır.

Münafıkların bir kısmı imanda münafık, Bir kısmı da amelde münafıktır. Mesela bir hadiste münafıklık alametleri, yalan söylemek, sözünde durmamak ve emanete hıyanet etmek şeklinde özetlenmiştir. (Buhârî ve Müslim)

Sahabilerin zaman zaman kendilerinde nifak olup olmadığı hususunda endişeye kapıldıkları nakledilmektedir. (Buhârî) Hatta Hasan-ı Basri, büyük günah işleyenlerin münafık olduğunu ileri sürer.

Rabbim küfürden, nifaktan, şirkten, riyadan, hasetten ümmet-i Muhammedi ve bizleri muhafaza buyursun. Âmin.

İMANDA İTİBAR SONUCADIR

Mümin, iman esaslarından birini inkâr anlamına gelen söz ve davranışlardan kaçınmalıdır. İnanılması gerekenlerden birini veya bazısını inkâr tümünü inkâr sayılacağından kişi imandan çıkar. Kendisine tecdid-i iman ve tecdid-i nikâh gerekir. Mümin Allah’ın rahmetinden ümit kesmemeli, korku ve ümit arasında olmalıdır. Bilhassa son zamanlarda dinde samimi olmayanların din adına söz söylediklerini müşahede ediyor ve üzülüyoruz. Söylenen ve yazılanlar Kur’an ve sünnete uygunsa kabulümüzdür. Degilse onu kabul etmemiz mümkün değildir. Çünkü söylenen söz küfürse, küfre rıza küfür olur. Kimse zamanın gereğidir diye haramları helal gibi göstermesin. Bilsin ki haramlar ve helaller kıyamete kadar, hatta mahşerde de geçerlidir. Zira kişi mahşerde, Kur’an’daki haram ve helalleri göz önünde tutularak hesaba çekilir.

Allah’ım ruhumuzu bedenimizden kâmil bir imanla ayır, öyle ki biz Senden Sen de bizden razı olarak. Allah’ım ümmeti Muhammedi Kur’an’a mahkûm et. Âmin.

 

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.