E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

 

 

MUSTAFA SUNA

DENEME;

NİHAİ EVRENSEL İSLAM BİRLĞİNE GİDEN SÜREÇTEKİ DÖNÜM NOKTALARI 2  

Peygamber Efendimiz:

“Ümmetimin ihtilafı; rahmettir, genişliktir” buyuruyor.

Bütün zaman ve mekânlara inen K. Kerîm ve onun somut yaşam örneği olan Sünnet; farklı zamanlarda, farklı ortamlarda ortaya çıkabilecek farklı problemlere uygun, farklı çözümleri yapısında barındırıyor. Nasıl ki petrolün içerisinde, benzin, mazot, gaz yağı, madenî yağlar gibi unsurlar iç içe girmiş biçimde bulunuyor ve bunların rafine edilerek, kullanıcıların hizmetine sunulması gerekiyor ise İslâm’ın temellerini oluşturan, inanç, ahlak, ibadet ve hukuk kuralları da; Kur’ân ve Sünnetin içerisinde, “sarmal” iç içe girmiş biçimde bulunuyor. İşte bu iç içe girmiş sarmal biçimde bulunan unsurları, önce ayrıştırarak öğreti haline getirmek ve bu öğretileri insanların kullanımına sunarak, gerekli bilgi donanımlarını sağlamak gerekiyor ki kâmil manada din öğrenilebilsin ve pratiğe dökülebilsin; Allah’ın, “Dinden olan murâdı gerçekleşebilsin.” İşte, sahâbe-i kirâm bu çalışmaları, gittikleri bölgelerde, peygamberden aldıkları eğitim ölçüsünde yapabiliyorlardı.

Hz. Ömer’in şehid edilmesi ve akabinde başlayan olaylar, İslâm’ın ikinci kaynağı olan Sünnet’in tedvini (derlenmesi) çalışmalarını kamçıladı. Hicrî üçüncü asra kadar, nice emekler sonucunda, hadis külliyatı oluştu. Abbâsî Halîfesi Mansur’un planını çizdiği ve kurduğu Bağdat şehri, bir ilim merkezi haline geldi. İslâm Medeniyeti, bilhassa Halîfe Harun Reşid zamanında altın çağını yaşıyordu. İnsanı ve kâinâtı anlamaya yönelik ilmî çalışmalar, İslâm’ın, gerçek, güncel manada pratiğe tatbîkini sağladı.

Bu ara müslümanların ihtilaf noktalarını:

A) Kur’ân ve Sünnet’in yapısından kaynaklananlar,

B) Siyâsî ve sosyal sebeplerden kaynaklananlar olmak üzere iki grupta toplayabiliriz.

Sıffîn Savaşı sonucunda ortaya çıkan ve “Halîfelik temeline dayanan” Şi-i Hareket, zamanla, “Muhlis” ve “Gulat” olmak üzere iki kola ayrıldı.

Muhlis Şîa, Halîfeliğe Evlâd-ı Rasûl’ün daha layık olduğuna inanmakla beraber, aşırılığa kaçmayarak, zamanla itikâdî ve fıkhî temellerini oluşturdu.

Hicri üçüncü asra gelindiğinde, Sünnî cenahta nasıl ki, “Kütüb-ü Sitte” denilen   hadis külliyatı oluşmuşsa; Muhlis Şia’nın da, “Kütüb-ü Erbaa” denilen hadis külliyatı oluştu. Evlâd-ı Rasûl’e olan sevgileri onları, yalnızca Evlâd-ı Rasûl yoluyla nakledilen hadisleri kaynak olarak kabullenmeye  itmişti.

Bu ekole bağlı olarak, Zeyd b. Ali ve Câferu’s-Sadık’ın imamlığını yaptığı, bugün Yemen’de yaygın olan Zeydiyye ve İran’ın resmî mezhebi olan Câferiyye (İmâmiyye) Mezhepleri oluştu.

Gerek Zeydiyye gerekse Câferiyye Mezhep’lerinin kaynakları, Sünnî âlimlerce de muteber kabul edilmektedir. Nasıl kabul edilmesin ki her iki imam da, İmam-ı Azam Ebû Hanîfe’ye hocalık yapmış zatlardır. Câferu’s-Sâdık, aynı zamanda, İmâm-Âzam’ın üvey babasıdır da.

Gulat Şîa, değişik fırkalar adı altında tarihin seyri içerisinde akıp geldi. Abdullah b. Sebe’nin ortaya attığı ve İslâm inancıyla bağdaşmayan inanç yapılarında; bazen Hz. Ali’nin peygamber olduğu, daha ileri boyutta, Yüce Allah’ın Hz. Aliye hulûl ettiği; yani, O’nun yapısına girdiği fikirleri bulunageldi. Zaman içerisinde, Gulat Şîa fırkaları kendi içlerinde, değişik fikirlerin ilavesiyle, yeni fırkalara bölündüler. Bu bölünmeler sonucu ortaya onlarca yeni fırka çıktı.

Hasan Sabbâh’ın temelini attığı Batınilik Ekolü kâh tarîkatların kâh mezheplerin içine sızarak, onları mecrâlarından saptırdı. Gulat Şîa fırkaları arasında daha rahat yer edindiler. Dâîleri vasıtasıyla daha sistemli çalıştılar. Kur’ân-ı Kerîm’in deyimiyle, “kelimeyi, konulduğu anlamdan” saptırdılar. Değişik toplumların dil yapılarına sızdılar. Kitâbî olarak nakledilen İslâm Kültürü’nü saptıramayınca, “Dilleri” saptırarak, İslâm tarihinde gelenekleşen bir yapıyla Kur’ân Arapçasıyla yazılan eserlerin değişik toplumlarca farklı anlaşılmasını sağladılar. Bu şekilde, birbirleriyle anlaşamayan, savaşan müslüman topluluklar ortaya çıkardılar. Bilhassa Bağdat’ın, Hülâgu tarafından harap edilmesi -ki bu konuya tekrar döneceğiz- Arapça dilbilgisi kaynaklarının da zarar görmesi, tarihin akışında bir kısmının kaybolması, onların, bu gayretlerinin sonucunu çabuklaştırdı.

Büyük Selçuklu Veziri Nizâmü’l-Mülk, ortaya konan sapık fikirlere karşı İslâm inanç sistemini korumak ve yaygınlaştırmak için Nizâmiye Medreselerini kurdu. (Takdirdir ki, Nizâmü’l-Mülk gibi bir devlet adamı Hasan Sabbâh gibi her türlü sapık fikri örgütleyebilen bir kişiyle sınıf arkadaşı olabiliyordu…)

Bâtınî örgütlenmeler, İslâm Târihi boyunca bir çok siyâsî cinâyetler işlediler. İslâm düşmanı unsurlarca finanse edilip, kullanıldılar…

Son yüz yılda, tarihin akışı içerisinde tekrar gün yüzüne çıkarılan Arapça dil kaynaklarının yön verdiği şekilde, İslâmî temel kaynakların Asr-ı Saâdet Arapçasıyla yeniden ele alınıp İslâm Dünyasının tek din anlayışına yöneltilmesi çalışmaları, Gulat Şîa gruplarının etkilerini büyük oranda yitirmelerine sebep oldu. Aynı zamanda; “Halîfelik Kurumu’nun” şahıstan alınarak, T.B.M. Meclisi’nin tüzel kişiliğine devredilmesi, büyük oranda çıkış noktaları “Halifelik” olan bu grupların var oluş sebeplerini bitirdi. Birbirleriyle kavga etmeyi bırakıp öz kimliğine dönen İslâm Toplumları, birlik anlayışıyla organize olup sömürgeci toplumların boyunduruğundan kurtularak, bir bir bağımsızlıklarına kavuşmaya başladılar. İleride değineceğimiz, Nihâ-î İslâm Birliği’ne giden yolun ilk taşları bu şekilde döşenmiş oldu…

İslâm’ın evrenselliği, Kur’ân ve Sünnet’in içindeki çok sesli, çok tercihli yapıyı da beraberinde getiriyordu.

Daha önce bahsettiğimiz, Kur’ân ve Sünnet’in içerisinde “sarmal” biçimde, iç içe bulunan, inanç, ahlak, ibâdet ve hukuk temellerinin, ayrıştırılarak insanların faydasına sunma çalışmaları, özellikle hicri üçüncü asırda, hadis külliyatının oluşmasından sonra daha da yoğunlaştı. (Not: Bu unsurlar, ilmen biri birinden ayrıştırılsa da insan hayatında, yine “Sarmal” biçimde, beden ve ruh boyutuyla yerlerini alırlar)

İnanç esaslarını kendine konu edinen, “Eşarî” ve “Matürîdî” Ekolleri; ahlak  esaslarını kendine konu edinen Tasavvuf ve Hasan-ı Basrî ile başladığı kabul edilen Tasavvufî Akımın uzantısı olan tarîkatlar; hukuk kurallarını, ibâdetleri, yani İslâm’ın pratik uygulamalarını konu edinen Fıkıh ve uzantısı olarak ortaya çıkan Hanefî, Mâlikî, Şâfi-î gibi fıkhî mezhepler oluştu. Ortaya çıkan fıkhî mezheplerin bir kısmının zamanla mensubu kalmadı. Bunlara, Fıkıh literatüründe, “Münderis Mezhebler” denir.

Îtikâdî ve Fıkhî ekollerin oluşum aşamalarında, grup taassubuna dayalı aşırılıklar ortaya çıksa da, zamanla etkilerini yitirdiler.

Kur’ân ve sahîh  sünnet kaynaklı olarak ortaya çıkan, Îtikâdî, Fıkhî ve Ahlâkî ekoller, İslâm Ümmeti için genişlik, kolaylık ve rahmet oldu. Özellikle “İctihad” kurumu güncel ve bölgesel problemlere çözümler üretmeyi kolaylaştırıyordu. Ancak, Hanefî ekolünün, farazî, olması muhtemel olaylara da çözümler üretmesi, zaman içerisinde birçok olayın çözümünde ictihâda gerek bırakmadığından, “İctihad kapısının kapandığına dair” görüşlerin ortaya çıkmasına sebep olmuştu. Bu görüş son yıllara kadar etkisini sürdürmüştür.

İslâm’ın kaynaklarına müracaat etmede nakil ve akıl dengesi gözetildiği müddetçe problemler fazlaca çıkmadı. Aklın ihmal edilip naklin ön planda tutulduğu dönemlerde, İslâmî Düşünceyi güncelleyememekten kaynaklanan çözümsüzlükler ve kaoslar yaşandı.

Aklın nakilden üstün olduğu görüşü temeline dayanan, “Mutezile” mezhebinin hâkim ve yaygın olduğu dönemlerde, akıl-nakil dengesinin bozulmasından kaynaklanan sıkıntılar yaşandı.

 

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.