Bismillah,
Kıymetli okuyucu,
Araplar altını saf hale
getirmek, onu karışık bulunduğu diğer madenlerden ayırmak için
kullandıkları potaya “fitne” derler. Altın, fitne sayesinde
saflığını elde eder, altın olduğu açığa çıkar. Yoksa diğer
madenlerle ve cu-rufla karışık halde kalır ve altın olduğu çok
kere anlaşılmaz.
Rasulullah sallallahu aleyhi
ve sellem bir hadis-i şeriflerinde, “İnsanlar madenler gibidir”
buyurur. İnsanların hangi madenden olduğunun, hangisinin altın
hangisinin gümüş hangisinin de işe yaramaz maden olduğunun açığa
çıkması fitne sayesindedir.
Kur’an-ı Kerim fitne
kavramını çeşitli şekillerde kullanır. Yeryüzünü fesada vermek,
şirk, küfür ve batıl inançları yaymaya çalışmak, insanların can
güvenliğini haksız yere tehdit etmek, imtihan gibi anlamları
Kur’an’da bulmak mümkündür. Allah Teala’nın “katillikten
şiddetli” olarak tavsif ettiği ve “yeryüzünde kalmayıncaya
kadar” cihad edilmesini istediği fitne, şirk ve küfür ile
bunlara dayanan nizamları herkese dayatmak isteyenlerin
faaliyetleridir. İslam ile insanlar arasına konan her türlü
engel de fitne kavramının şümulüne girer.
Allah Teala müslümanlardan,
hem ferdî fitneleri olan mal, makam, mevki, nefis, evlat ile hem
de genel fitneler olan şirk, küfür, zulüm, ırkçılık, İslam’ın
anlatılmasına mani engeller, sömürü, işkence gibi hususlarla
cihad etmelerini istemiştir. Müslümanların yeryüzünde herkesi
müslüman yapmak gibi bir vazifeleri yoktur ama yeryüzünde fitne
bırakmamak gibi bir vazifeleri vardır. Yeryüzünde sömürü,
haksızlık, zulüm bırakmamak, bunun için her çeşidiyle cihad
etmek müslümanların en önemli vazifelerindendir. Bu cihad
sırasında şehit olan müslümanlar en büyük mükâfatı alırlar.
Müslümanların, cihadı
hakkıyla anladıklarında, yeryüzünde kurulan sömürü çarkına
sokacakları çomak hâkim güçler tarafından çok iyi anlaşıldığı
için “cihad” kavramını değiştirmek için ellerinden geleni
yapmaktadırlar. Bunun için de hoca kılıklı fitnebazlar
kullanılmaktadır. Cihadı sadece savunma pozisyonuna, kalemle
yapılan mücadeleye ve nefislerle olan mücahedeye indirgemek
sömürücü güçlerin ekmeğine yağ sürmektir. Kalemle, nefisle
yapılan mücadele ve mücahedeler de çok önemli olmakla birlikte
“yeryüzünde fitne kalmaması” sadece bunlarla temin edilemez.
Bizzat fiili savaş cihadın içinde vardır ve en fazla övülen, en
fazla mükâfat vaat edilen cihad da budur. Ayrıca müslümanlar
sadece kendilerine saldırıldığında değil yeryüzünde fitne olduğu
müddetçe savaşmakla yükümlüdürler.
Müslümanlar, aralarına
sokulmak istenen “asabiyet” yani ırkını, mezhebini, topluluğunu,
meşrebini putlaştırma fitnesine karşı da çok dikkatli olmak
zorundadırlar. İnsanların zayıf noktası olan “asabiyet”,
sömürülerini devam ettirmek isteyen küresel sömürücülerin en çok
kullandığı fitne çeşididir.
Hepimiz fitnenin her
türlüsüne, özellikle de İslam’ı yok etme, engelleme fitnesine
karşı her çeşit gayreti göstermeliyiz. Yoksa şu ayet-i kerimenin
anlattığı duruma düşeriz:
“Ve öyle bir fitneden
sakının ki, içinizden yalnızca zulüm yapanlara dokunmakla
kalmaz. Ve bilin ki, Allah'ın cezası şiddetlidir.” (Enfal 25)
Selam ve dua ile…