E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

 

 

İLHAN ÖZTÜRK

HABER YORUM;

ASKERİMİZİ NE BEKLİYOR

Lübnan’a asker gönderme konusunda kamuoyunda bölünmüşlük var. Bu bölünmüşlük asker gönderildikten sonra daha da derinleşeceğe benziyor. Böyle bir tartışmanın olması başlı başına demokratik bir sonuç…

Kore’ye asker gönderilirken böylesi bir tartışma ortamı oluşmadığı için çok sayıda askerimizi kaybettik. Bugün ortaya konulan kaygıların ya da gerekçelerin çok iyi takip edilmesi gerekiyor. Askerin gönderilmesi fikrinde olanların savundukları genelde şunlar:

1- Türkiye büyük devlet, bölgesindeki sorunlara seyirci kalamaz.

2- Biz çatışmaya girmiyoruz. İki taraf da bizi çağırıyor. Üstelik BM’nin kararı ve çağrısı var.

3- Çaresiz kalan müslüman kardeşlerimize yardımcı olmalıyız.

Karşı görüşte olanlar da şunları söylüyorlar:

1- Bizi Hizbullah’la karşı karşıya getirecekler, kardeşlerimizle kötü olacağız.

2- Orada Amerika ve İsrail’in askeri olup, onların çıkarları için bulunacağız.

3- Hizbullah saldırmasa bile İsrail, askerlerimize saldırabilir. Askerlerimiz risk altında.

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz: Asker gönderme kararı kötü bir karar olabilir. Umarız bu kötü karar iyi sonuçlar doğurur.

ETNİK SİYASET ETNİK ÇATIŞMA

DEMEKTİR

Tarihten ders alınmıyor. Etnik siyaset, etnik çatışmayı, etnik çatışma etnik bölünmeyi doğurmaktadır. Irak’ta bugün bunun bunların aşamalarını sıcağı sıcağına yaşıyoruz. Kısa bir süre önce bunlar Bosna’da ve başka yerlerde yaşandı.

Diyarbakır’daki meçhulümüz olan katliam, Sakarya ve Söğüt’te yaşananlar, siyasetçilerin etnik çatışmayı getirecek beyan ve davranışları, bölücü terör örgütünün katliam ve eylemleri bizim de yaşadıklarımızdan ders almadığımızı gösterir.

Siyaset kurumu toplumun tamamını kucaklayan, tümünün refah ve mutluluğunu hedefleyen anayasal, temel dairenin dışına çıkmamalıdır. Şehit cenazelerinde kabaran öfkeler siyasete ve etnik çatışmaya alet edilmemelidir. Birilerinin hoşuna gidecek hamasi sözler, öngörülemeyen alanlarda acılara, yaralara ve soğukluklara neden olabilir. Bazen bir kıvılcım bütün bir ülkeyi yangın yerine çevirebilmektedir. İnsanların etnik kimlik ve duyguları üzerine siyaset üretmek sonuçları itibariyle kardeşi kardeşe düşman etmekle ve ülkeyi baştanbaşa ateşe atmakla aynı manaya gelmektedir.

YA KONTROL ET, YA DA…

Tarihte camide, Allah’ın evinde işlenen cinayetler çok azdır. Ama her olay çok etkili olmuş ve çok nedenli olarak gerçekleşmiştir. Bayram Ali Öztürk hocanın öldürülmesi de böylesi bir olaydır. İnsanlara nasihat eden bir hocanın, üstelik çok yoğun duyguların yaşandığı bir zaman diliminde katledilmesi, sarsıcı sonuçlar doğurmuştur. Daha da sarsıcı sonuçlar doğurması beklenir.

            Olayla ilgili başlıca yorumlar şunlardır:

1- Bir meczup, kendi başına, cinnet geçirip bu cinayeti işlemiştir.

2- Olay patrikhane ile ilgilidir. Bağlı cemaatin o civarda olması, Vatikan tipi bir fener ekümenik yapılanmasına engeldir. Bazı servisler cemaati oradan çıkarmaya çalışmaktadır.

3- Cemaatin bir iç meselesidir.

4- Cemaati kontrol eden gücün cemaatin geleceğini dizayn etmek için yaptığı bir servis operasyonudur.

5- Ya da henüz çözümlenmemiş bir projenin ilk adımıdır. Daha sonra gelişecek olaylar belki bu projeyi daha açık hale getirir.

Bizim tahminimiz ise başlıkta yazılıdır.

 

PAPANIN SON UMUDU:

DİN SAVAŞLARI

Medeniyet savaşları, dünyanı sonu derken Papa’nın projeye uygun çıkışını gördük. Özellikle Katolik kilisesi gerileye gerileye namı büyük kendisi bir hiç haline geldi. Önce yönetim erklerini kaybettiler. Sonra ekonomik sömürü alanlarını yitirdiler. İslam’ın dünyaya sunduğu aydınlanma sebebi ile bilim ve akıl dışı bir konuma itildiler. Kiliseleri boş kaldı. Müntesipleri kendileriyle alay eder oldular. Özellikle İslam ve Protestan kilisesi karşısında büyük güç kayıplarına uğradılar. İslam’ı ve müslümanları terörist gösterme çabaları da geri tepti. Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme yapılan saldırılar, insanların ona yönelmesine sebep oldu.

Yeni bir haçlı seferi için Bush’un beklediği sözcükler Papa’nın ağzından çıkıverdi. Hesap gayet açıktı sıradan Hıristiyan’ı İslam’a düşman ederek, düşmanlık üzerinden kendisine bağlı kalmasını sağlamak.

Bizim yapmamız gereken Papa’ya bu imkânı vermemek. Papa’nın hitap ettiği kitleleri doğru bilgilerle aydınlatmak. Papanın sıradan ve etkisiz olduğu kabulü ile önemsiz görmek, ciddiye almamak, popülaritesini artırmamak, kendi projelerimizi yürütmeye devam etmek, tepkilerimize akıl ve ölçü yüklemek, batı toplumlarının sağduyularına hitap ederek karanlık ve acıyı kovmaktır.

 

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.