ZEKAT FİTRE
FİDYE
“Hocam zekât, fitre, fidye
ile ilgili bizlere dergimizde bazı bilgiler verirseniz
seviniriz. Çünkü İlkadım bir mekteptir.” (Celal Battal /
İstanbul)
“Ya Muhammed! Servet
sahiplerinin mallarından zekât al! Zekât onların mallarını
temizler, vicdanlarını artırır.” (Tevbe 103)
“Zekâtlar Allah’tan bir farz
olarak ancak yoksullara, düşkünlere (zekât toplayan) memurlara,
gönülleri (İslam’a) ısındırılacak olanlara, (esirlik ve
kölelikten kurtulmak isteyen) esir ve kölelere, (borcuna
karşılık malı olmayan) borçlulara, Allah yolunda olanlara,
(harçlıksız kalmış) yolcuya mahsustur. Allah alîm ve hakîmdir.”
(Tevbe 60)
Fakirlere zekât verirken şu
sırayı gözetmek daha faziletlidir:
a- Önce fakir olan
kardeşler.
b- Kardeş çocukları,
c- Amca, hala, dayı ve
teyzeler
d- Bunların çocukları
e- Diğer mahremler
f- Komşular
g- Meslektaşlar.
h- Zekât verecek kişinin
bulunduğu köy ve şehir halkı.
- Bir kimse kendi yakınları
muhtaç durumda iken onları bırakıp başkalarına zekat verse,
zekat borcunu ödemiş olmakla beraber sevabına nail olamaz.
- Zekat malın bulunduğu
yerdeki fakirlere verilir. Bir başka yere nakledilmesi
mekruhtur. Ancak başka yerdeki yakınları ve ihtiyaç sahipleri
varsa nakledilmesi caiz olur. Zekât parasını günah yolunda
harcayarak veya israf edecek olan kimselere vermek doğru
değildir.
- Zengin bir kimse evinde
kiracı olarak oturan fakirden ücret almayıp bunu zekatına saysa
zekatını ödemiş olmaz. Çünkü zekâtta mal ve paranın fakirin
eline geçmesi şarttır. Burada ise faydalanma varsa da fakirin
eline geçen bir şey yoktur.
- Bayramlarda ve diğer
günlerde muhtaç olan hizmetçilere ve çocuklara veya bir müjde
haberi getiren fakirlere verilen ödüller zekat niyeti ile
verilebilir.
- Fakirdeki alacağını zekata
saymak isteyen kimse alacağı kadar parayı fakire zekat olarak
verir. Fakir de aldığı bu parayı borcunu ödemek üzere alacaklıya
iade eder. Böylece zengin zekatını vermiş fakir de borcunu
ödemiş olur.
- Haram mal için zekât
vermek gerekmez. Haram malın sahibi mevcut ise sahibine
verilmesi, sahibi mevcut değilse fakirlere dağıtılması gerekir.
(Diyanet İslam İlmihali)
İslam bilginleri her çeşit
ticaret malının kural olarak zekâta tabî olacağında görüş
birliğindedir.
Ticaret mallarının sene
sonunda kıymetleri maliyet fiyatlarına göre tesbit edilir.
Ticarete konu olan her mal
şartları tahakkuk edince zekâta tabî olur. Bunları sayı ile
sınırlamak mümkün değildir. Her çeşit giyim eşyası, gıda
maddeleri, inşaat malzemeleri ticaret niyeti ile elde
bulundurulursa o ticaret malıdır ve zekâta tâbidir.
Ticaret malları, sene içinde
eksilir veya başka bir malla değiştirilirse üzerinden bir yıllık
sürenin geçmesi şartı kesilmiş olmaz. Tüccar sene sonunda sahip
olduğu mallarının zekâtının değerini hesaplar. Buna mevcut
parasını ve alacaklarını ilave eder. Bulduğu toplam değerden
%2,5 zekât olarak verir.
TOPRAK ÜRÜNLERİNİN ZEKÂTI
(ÖŞÜR)
Hemen bütün hadis ve fıkıh
kitaplarının kaydettiği Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve
sellemden rivayet edilen:
“Yağmur ve nehir sularıyla
sulanan toprak mahsullerinde öşür (1/10) kova (motorla veya
elektrikle) sulanan toprak mahsullerinde nısıf öşür (1/20)
vardır.” (Buhârî) anlamındaki hadis toprak ürünlerinden ne
nisbette zekât alınacağını göstermektedir.
Buna göre toprak ürünlerinin
zekâtı toprağın sulama tekniğine göre belirlenmektedir. (İman ve
İbadetler İlmihali, Türkiye Diyanet Vakfı yay.)
- Zekâtın zekât verilen
fakirin mülkiyetine geçirilmesi şarttır. Fakire yedirilen yemek
zekât yerine geçmez.
- Zekât parası ile mektep,
mescit, çeşme, yurt binası, vakıf binası ve benzeri binalar
yaptırılamaz.
- Bir kimse malının zekâtını
vakti gelmeden peşin olarak verebildiği gibi birkaç senelik
zekâtını da peşin olarak verebilir.
- Zamanımızda bir kısım
kurumlar zekât zarfı dağıtarak halktan zekât ve fitre olarak
topluyorlar. Bu toplanan paralar, fakirlere, muhtaçlara
dağıtılmıyor da, o kurumların çeşitli ihtiyaçları için
harcanıyorsa bu verilen paralar asla zekât olmaz. Böyle
kurumlara zekât verenler, yeniden vermek mecburiyetindedirler.
- Zekâtı açıktan, sadakaları
gizli vermek efdaldır. Ancak bir fakire zekât verirken bu zekât
parasıdır ve falanın zekâtıdır demeye gerek yoktur. O malı zekât
olarak vermeye kalben niyet kâfidir. Dil ile söylemeye gerek
yoktur. Zekât verilen fakir çok hassas birisi ise ona zekât
olduğun söylememek daha münasiptir.
- Fakirler ile zenginleri
arasında aracı olan gerek şahıslar ve gerekse vakıflar bu konuda
çok dikkatli olmalıdırlar. Zekât paraları ile diğer gelirleri
birbirine karıştırmamalıdırlar. Kendilerine emanet edilen zekât
ve sadakaları araştırarak, soruşturarak en muhtaç, en çok
müstahak olanlara vermelidirler. Araştırma imkânı olmayan
zenginler de zekâtlarını rasgele dağıtmamalı, kendisinden emin
oldukları ve zekatları layığına ulaştıracaklarına inandıkları
şahıs ve vakıflar aracılığı ile muhtaç ve fakirlere
ulaştırmalıdırlar. (İslam Ahkamı, Zeki Soyak)
- Zamanımızda gençlerin
yeterince dinini öğrenemediği, helal ve haramların dikkate
alınmadığı bir ortamda gençliğin imanlı ihlâslı yetişmesi için
onlara zekâtla beraber her türlü yardımda bulunulması uygun
olur. Bununla beraber parayı verip yetinilmemeli, din-i mübin-i
İslam’a hadim iyi insan, faydalı insan, Muhammedî ahlaka sahip
gençlerin yetişmesine vesile olalım.
- Zekâtı fakire verirken
veya zekât için mal ayırırken bunun zekât olduğuna kalp ile
niyet etmek gerekir. Dil ile söylenmesi gerekmez. Bir mal fakire
niyetsiz olarak verilince bakılır, eğer mal henüz fakirin elinde
bulunuyorsa, zekâta niyet edilmesi yeterlidir. Fakat elinden
çıkmış ise niyet edilmesi yeterli değildir.
FİTRE SADAKASI
- Fitre sadakası, Ramazan
ayının sonuna yetişen ve temel ihtiyaçlarından başka en az nisab
miktarı bir mala sahip bulunan her müslüman için verilmesi vacip
olan bir sadakadır. Bu bir yardımlaşmadır. Orucun kabulüne ve
ecel yastığında ruhunun bedenden güzel bir halde ayrılışına,
kabir azabından kurtuluşa bir yoldur. İnsanlık arasında
muhabbete bir vesiledir.
- Fitre sadakası Ramazan
bayramının birinci günü fecrin doğuşundan itibaren vacib olursa
da bundan önce ve bundan sonra da verilebilir. Önceden verilmesi
ile fakirlerin bayramlık ihtiyaçlarının karşılanmasına bir
vesiledir.
- Nisaba malik olan bir
mümin hem kendisi hem de bunak ve mecnun olan evladı, hem de
küçük yaşta olan çocukların fıtır sadakasını vermekle
yükümlüdür.
- Bir kimse kendi zevcesinin
ve akıl sağlığı yerinde büyük evladının fitre sadakasını
vermekle yükümlü olmaz ama kendi aralarında konuşur birbirinin
izni ile kendi mallarından verecek olsa yeterli olur.
- Bir kimse fitresini bir
fakire verebileceği gibi, birkaç fakire de dağıtabilir. Birçok
kimseler de fitrelerini birkaç fakire verebilecekleri gibi, bir
fakire de verebilirler.
- Fakat bir görüşe göre bir
fitre birkaç kimseye verilmez.
FİDYE
Allah Teala ayet-i celilede:
“Sayılı günlerde oruç size
farz kılındı. Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa
(tutamadığı günler kadar) diğer günlerde kaza eder. Oruç tutmaya
muktedir değil ise bir fakiri doyuracak kadar fidye verir.”
(Bakara 184) buyurmaktadır.
Bu fidyeler ramazanın
başlangıcında verilebileceği gibi ramazanın içinde veya sonunda
da verilebilir. Her sene belirlenen fidyeden ödenir. Daha fazla
öderse güzel olur. Fakirin fidye vermeye gücü yetmez ise
Allah’tan bağışlanmasını ister. Hastalıklarından kurtulur, oruç
tutabilecek durumda olursa oruçlarını kaza eder. Ödedikleri
paralar ise nafile sadaka hükmünde kalır.
Allah’ım Ümmet-i Muhammedi
Kur’an’a mahkum et. Âmin!