E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

 

 

NURİ ERCAN

İMBİK;

TeleVole Çocuğu

Nur topu gibi bir çocuğumuz oldu: Televole çocuğu! Vatan evlatları arasına bir de televole çocuğu eklendi. Kimdir bu çocuk? Nerde yaşar? Biz neden göremiyoruz? Dediğinizi işitir gibiyim. Merak etmeyin televole çocuğu artık her yerde. Köyde şehirde, dağda bayırda… Belki yanınızda koşturup oynayan kendi yeğeniniz, belki de çocuğunuzla sokakta maç yapan komşunun oğludur o.

Televole çocuğunun doğumundan gençliğine kadar vasıflarını anlatarak beraberce tanımaya çalışalım. Buyrun!

Televole çocuğu daha doğar doğmaz aile, çocuğun gözlerinin rengi, hangi ünlünün göz rengine  benziyor tartışmasına girdiğinden  kulağına ezan okumak unutulmuştur. Baba fakir olsun zengin olsun, en ünlü artistlerin reklâmını yaptığı çocuk bezi ile bebeğin altı sarılır. Tom ve jery’nin resimlerinin bulunduğu zıbınla pış pış edilip uyutulur. Çocuğun oda duvarlarında bir elinde bir kutu ıspanak, diğer eliyle merhaba tele vole dercesine poz vermiş Temel Reis posteri çocuk için hazırlanmıştır. Çocuk her gözünü açtığında Temel Reise bakmaktadır. Tabii ki sağında Şirin Baba, solunda Miki Fare posterlerine bakmayı iyice belleyince seyr-i sefer eyleyecektir.

Bebeğimiz ilk günleri yavaş yavaş atlatınca karşısına uyutucu, susturucu, dikkat çekici, aptallaştırıcı(aile bunu sonradan öğrenecek), şaşırtıcı, bir kutu okul kurulur. Bu okul aileyi oldukça rahatlatmaktadır. Çocuk bu okula kendini bir versin, herkes kendi âleminde yaşamaya devam edebilir. Bu okul çocuğumuzun kültür babası olacak olan televizyondur. Bu okulda ders saati belli değildir. Teneffüs yoktur. Disiplin yoktur. Uyuyan leylek taklidi yapmak yoktur, arkadaş yoktur; sadece seyretmek vardır. Ana-baba çocuğu bu okula verirken “eti senin kemiği benim, derisi hayra hizmet vakfının” demez, “al hepsi senin olsun” der. Neyse bu okul sayesinde televole çocuğu büyüyüp serpilmekte, bir takım meziyetler(!) elde etmektedir.

Televole çocuğumuz aile anlayışını Simpsons adlı diziden öğrenmektedir. Zaten evde aile diye bir şey yoktur. Anne-baba her gün tartışmaktadır. Baba akşamları ortalarda yok, başka bir mekânda âlem yapmaktadır. Kardeş de ne oluyor. Onun için en ideali Simpson ailesidir.

Dağları, taşları bütün çevreyi Heidi ona öğretmektedir. Heidi’ye o kadar zebun olmuştur ki, nerdeyse gerçek dünyayı unutup; başının üstünde yıldızların var olduğunu bile bilmemektedir.

Kahramanımız artık soru sorma dönemine girmektedir. Babasına taş devrindeki kargaların neden şimdi de makas gibi kullanılmadığından tutun, televizyondan, çizgi filmleri kimin yaptığından, game boyların nasıl hareket ettiğinden, internetin ne olduğundan, bu arada Allah diye bir kelimenin ne anlama geldiğinden sorular yöneltmektedir. Baba çocuğun zekâsına hayran hayran, bildiği sorulara cevap vermekte, bilemediklerine ise, “biz o kadar okumadık” cevabını yapıştırmaktadır.

Çocuğumuz artık seyrettiği onca filmde gördüklerini yaşamak istemektedir. Scooby do adlı filmdeki gibi grup oluşturup; maceralara sürüklenmeyi dener. Tabii ki bunun bir senaryo olduğunu, önceden tasarlandığını başına bir kaza gelip hastanede soluğu alınca anlayacaktır. Bu arada kendisinin de Biri tarafında tasarlandığı aklına gelir mi bilinmez! Televole çocuğu Şerek’i seyretmiş, bir dev âşık oluyorsa ben neden olmayayım psikozuna saplanmıştır. Bu sebeple birçok olay vuku bulmaktadır. Meşhur çizgi film kahramanlarından bencilliği öğrenmiştir. Asmayı kesmeyi, yakmayı, yıkmayı, yok etmeyi Rambo’dan ve diğer Amerikan filmlerinden bellemiştir. Anlamadığı bir şey vardır, öğrendiğine göre asma- kesme işi Osmanlı padişahların aitti. Nasıl oluyor da Amerikalılar da bu işi yapıyor!?

Televole çocuğumuza tarihî olmayan bir vatanda yaşadığı daima telkin edilmektedir. Bu öğretiye göre tarihimiz yenidir. Geçmiş ihanetlerle(!) doludur. Öyleyse geçmişe takılmak yerine, diskoteklere takılmak yeğdir. Bu yüzden değerler de yenidir. Toplumun değerleri televole çocuğunu ilgilendirmez. Ama yine de tamamen değerlerden kopmuş değildir. Allah’a inanır, bunun yanında besmele çekmek gibi batıl inançlarının olmadığını açıklamaktan geri kalınmayacağını sevdiği popçuların sov programlarından iyi öğrenmiştir.

Televole çocuğuna  televizyonlarda şu kitap iyidir, oku denilirse okur. Şu Çılgın Türkleri, okumuştur ama Türk-lerin neden çılgın olduklarını kavrayamamıştır. Metal Fırtı-na’yla havalara girmiştir, ancak Dünya sisteminin açlıktan ölen insanlar üretmesinin sebeplerini merak etmeye gerek duymamıştır.

Onun ikinci okulunda öğrendikleri birinci okulunda öğrendikleri yanında hardal tanesi kadardır. Bildiğiniz gibi birinci okulda öğretmenler oldukça fazladır. Şovmenler, futbolcular, açık oturumcular, dizi oyuncuları, reklâmcılar, vesaire vesaire… Mesela şovmen öğretmenlerinden öğrendiğine göre, Nasreddin Hoca bütün  madrabazlıkların, kurnazlıkların, sahtekarlıkların piridir. Çünkü hocadır.

Ona göre bütün icatlar Batılılar tarafından yapılmıştır. Haa bir tek yoğurdu dedelerimiz bulmuş iyi yapmışlar ama yine de kola ayranı bitirmiştir. Hacivat –Karagöz oyunlarını Ramazan’dan Ramazana görmesi böyle bir vakanın olup olmadığını ve nasıl bir kültür olduğunu merak etmesine yetmemektedir.

Televole çocuğu ya topçu, ya popçu olacaktır. En çok para bu mesleklerdedir. Para kazanmak için her şeyi yapmaya kendini hazırlamıştır. Ona göre ideal falan boş iştir. Paranın her kapıyı açacağına inanır. Lakin her kapıyı kapatır mı? Düşünmemiştir.

Pembe diziler televole çocuğuna zevki öğretmiştir. Dünyadan zevk almayı gaye edinmiştir. Acıda bile zevk vardır ona göre.

Televole çocuğu seyrede seyrede gördüklerine inanmaktadır. Önemli olan görüp yaşadıklarıdır. Bazen rüyaların nasıl olduğunu, uyurken nasıl başka yerlerde gezdiğini merak etmektedir. Bu rüyalar bir şeye mi işaret ediyor, diye düşünür  dalar ama psikologlar imdadına yetişir. Yaptıkları açıklamalarla televole çocuğunun düşünmesine son verirler.

İşte böyle üç aşağı beş yukarı bir televole çocuğu. Allah çocuklarımızı korusun dedikten sonra dikkat kaçınılmaz.


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.