E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

 

 

İSA YÜCEER

KAPAK;

Kur’an’da RIZIK MESELESİ ve İnanca Yansıması 

Rızık Kur’an’ın temel kavramlarındandır. Allah’a inanan insan O’nun “razzak” ismine inanır. Kainattaki varlıkları düşünen mümin Allah’ın varlıkları yarattığı gibi onların varlığını sürdürmesi için bilinen ve bilinmeyen rızıkları onlara ihsan ettiğini kabul eder. Rızık yolunda verdiği imtihanda başarılı olma çabası içindedir.

İnsan rızkı elde ederken, kullanırken, tüketimin her safhasında birçok görevler üstlenmektedir. Onu verene karşı görevleri olduğunu bilmek ve bunları kusursuz olarak yerine getirme sorumluluğunun idrakinde olacaktır. Her canlı ve varlık hakkında düşünme gücüne sahip olan insan, elindeki nimetlerin bir güç tarafından nasip edildiğini düşünerek kendi vazifesinin idrakinde olacaktır.

İnsan nefis muhasebesi yaparak tüketiminde daha duyarlı olacak, kendi gücünü görevini yerine getirme yolunda kullanırken nimetleri verenle olan gönül bağını kuracak her nimet karşısında gönül felsefesi yapacaktır. Bu konuda müminin duyarlılığı ileri düzeydedir.  

1- Kur’an’da Rızık Meselesi

Kur’an’da rızık lafzının farklı bağlamları bulunmaktadır. Bunlardan en belirginler arasında şu ilişkiler görülmektedir.

a) Allah’ın Rızıklandırması: Hayata sahip olmak, hayat boyu tüketim yapmak ve sonra da ölüm Allah’ın canlılar için belirlediği bir sistemdir. Tüm bu ve daha başka nimetlerden yararlanan mümin bunu vereni tanıyacaktır (Rum 30/40). Verdiği helal ve temiz olanlardan yenecektir (Maide 5/88, Nahl 16/114). Rızıkların temiz olanları konusunda seçici olmak gibi önemli bir yükümlülük söz konusudur (Nahl 16/72).

b) Yaratılış ve Rızkın Vasıfları: Kur’an, insana sahip olduğu güzel şeklin verilmesi, bu suret üzere yaratılışı ve güzel rızıklar verilmesini hatırlatır, bu iki nimeti bir arada anar (Gafir 40/64). Allah’ın rızık olarak verdiği nimetlere bir vasıf olarak Tayyib, hoş, temiz, arınmış olma özelliğini dile getirir (Bakara 2/57). Güzellikler ihsan etmeyi Allah kendine isnat etmiştir (Yunus 10/93).

Allah’ın kullarına temiz rızıklar verdiği çoğu kez diğer nimetlerle birlikte anılmıştır. Bunlardan birisi de onlara seyahat imkanı vermesi, kara ve denizde yolculuk yapabilecekleri imkanlar sağlamasıdır (İsra 17/70). Kullar için çıkardığı temiz rızıktan bahsetmiştir (Araf 7/32). Mağfiret ve kerim rızık O’nun katındandır (Enfal 8/4,74, Nur 24/26, Sebe 34/4). Bu da müminlere ve salih amel sahibi olanlaradır (Hac 22/50).  Kula hazırlanmış ahiret nimetleri kerim rızık olma vasfıyla anılmıştır (Ahzap 33/31). Allah’ın müminleri diğerlerine üstün kılması temiz rızık vermesi nimeti ile birlikte anılmıştır (Casiye 45/16).

c) Şükür ve Nankörlük: İnsan kendisine verilen rızıklardan dolayı onu verene şükretme yükümlülüğü taşımaktadır (Enfal 8/26, Sebe 34/15). Allah’ın temiz rızıkları ve nimetleri rızık olarak vermesi ile birlikte kulun şükür görevi hatırlatılmıştır (Bakara 2/172). Bu güzellikler arasında insanlık tarihinde belirli kesimlere verilen bıldırcın kuşunun eti, kudret helvası gibi hususi nimetler hatırlatılmış, Allah’ın buna kadir olduğu belirtilmiştir (Araf 7/160).

Böyle olmakla beraber Allah’ın insan hayatı için belirlediği sistem insanın rızkı uğrunda çaba vermesidir. O kendi imkanlarını kullanacak ve gayretini sarf edecektir. Allah’ın kendi ihsanı olarak verdiği hususi nimetler ise O’nun kendi takdiridir. Her nimete göre şükrü de o oranda olmak durumundadır. Azgınlık yapmamak, rızıklardan istifade eden kimseler şayet azgınlık gösterirlerse Allah’ın gazabına uğramaya sebep olacaktır (Taha 20/81).

d) Ahiret Rızkı: Allah’ın kula verdiği rızıkların dünya yanında bir de ahiret boyutu vardır. Müminin sahip olacağı nimetler karşısında cennet nimetinden yararlanamayanlar imreneceklerdir (Araf 7/50). Kur’an kullara ahirette verilecek nimetleri rızık kavramı ile ifade etmiştir (Meryem 19/62). Dünyadaki rızıklardan sonra asıl güzel rızıklar ahirette verilecektir (Bakara 2/25).

2-Rızkı İnfak Sorumluluğu

a) Güzel İnfak: Tüketim konusunda insan Şeytanın oyunlarına gelmeyecektir (Enam 6/142). Kişi kendi sahip oldukları üzerinde bir takım sorumluluklara sahiptir. Bunlardan bir kısmı onun kendi tüketimiyle ilgilidir. Helal yoldan kazanmak ve tüketmek bununla ilgili olarak meşru olanla yetinme yükümlülüğü bulunmaktadır.

Bunun yanında her varlıklı kişi yokluk içindekilere infakta bulunması gerekmektedir. Sadece yoksullar değil, aynı zamanda çevresindeki eş ve dostlarıyla paylaşma da bir infak türüdür. Kur’an bu konuda, inkarcıların problem çıkardıkları çarpık itikatlar ortaya koyarak düşüncelerini yansıttıklarını belirtir (Yasin 36/47).

İnfak konusunda insanın bir takım ihmalkârlıklar yapabileceği göz önünde bulundurularak ahiretten önce kişilerin henüz dünya hayatında yaşarken infakın yapılmasına teşvik  bulunmaktadır. Ölüm öncesi insan dünya hayatında kazanım sağlamak durumundadır. Bunun için sahibi bulunduğu nimetlerde kul hakkının varlığını kabul edecektir. Bunu yaparken Allah’ın rızık olarak verdiğini O’nun kullarına vermiş olmaktadır (Münafikun 63/10). Herkes kendi durumuna göre infakta bulunacaktır. Allah’ın verdiği miktar ölçüsünde mala sahip olanlar çoktan, aza sahip olan da azdan verecektir (Talak 65/7).

İnfakın iki şekli sıklıkla dile getirilmiştir. Bunlardan birisi açık diğeri de gizli harcamalardır. Her ikisinde de Allah rızasının gözetilmesi beklenmektedir. Bu nedenle riyadan uzak, samimi niyetlerle paylaşımın yapılması beklenmektedir (Nahl 16/75).

Kur’an gizli ve açık infak ayrımını sıklıkla vurgulamıştır. Bunu yapanlar tükenmeyen bir ticarete girmişlerdir (Fatır 35/29). Allah’ın verdiği güzel rızıklar, güzel yol olan gizli veya açık infak yollarına harcanır.

b) İman ve İnfak İbadetleri: Önce inanılması gereken hususlara inanmak, sonra da sahip olduklarından infak etme esası getirilmiştir (Nisa 4/39). Kişinin malından Allah için harcaması diğer ibadetlerle birlikte anılmıştır. Bunun başında gaybe iman, sonra namaz kılmak, sonra da Allah’ın rızık olarak verdiklerini paylaşan kimselerin ameli gelmektedir (Bakara 2/3, Enfal 8/3, Rad 13/22, İbrahim 14/31, Hac 22/35). Bir diğer ibadet ise karşılaştıkları kötülükleri iyilikle defetmek ve Allah’ın nasip ettiklerini paylaşmaktır (Kasas 28/54). Bir diğer kulluk Allah’a karşı gelmekten sakınarak ve O’nun rahmetini ümit ederek dua etmek bunun yolunda infak görevini yerine getirmektir (Secde 32/16). Allah için infakın birlikte anıldığı bir diğer ibadet ise kişiler işlerini aralarında şura ile yürütmeleridir (Şura 42/38).

c) İnfakı Yapmamak veya Kötü Paylaşım: Allah’ın mutlak eşsizliği inanmış insanın kabul ettiği bir gerçektir. Mülkünde Allah’ın ortağı yoktur. Bunu bilen insan O’nun kendi gücüyle verdiklerinde O’nun ortağının olmadığını bilecektir. Kişi nasıl ki kendi sahibi bulunduğu şeylerde ortağının olmasını istemezse Allah’ın benzerinin bulunmadığını kabul edecektir (Rum 30/28).

İnsanlık tarihinde tevhitten sapma ile birlikte kötü paylaşım örnekleri yaşanmıştır. İslam’ın gelmesinden önce batıl inançlara sahip olan kimseler sahibi bulundukları malları muhtaçlarla paylaşmaları gerekirken bu malların bir kısmını putlara takdim ediyorlardı. Bu yapılanlar asılsız anlayışlara dayanıyor ve büyük sorumluluk getiriyordu (Nahl 16/56). Allah’ın nasip ettiklerini putlara sunmanın hiçbir sağlıklı izahı bulunmasa da insanlar bunu yapmış ve İslam bu uygulamayı ortadan kaldırmıştır (Nahl 16/56).

Cahiliye anlayışında Allah’ın nasip ettiği evlatlardan kızlar hakkındaki bir takım mülahazalar ve rızık endişeleri gibi hususlar nedeniyle onların hayatına son vermeleri Kur’an’ın yasakladığı hususlardandır (Enam 6/140).

Çocuklarını öldürenlerin onların da paylaşıma katılacağı endişeleri vardı. “Sizi de onları da biz rızıklandırırız” (Enam 6/151) uyarısı yapılmıştır. Buradan kulun çalışmasına gerek olmadığı anlamı çıkarılmamalıdır. Kul çalışır sonunda rızkı veren Allah’tır. Rızık verme gücüne sahip olamayan putların tapılmaya layık olmadığı hatırlatılmıştır (Nahl 16/73) Putlar rızık verme gücüne sahip değildir. Fakat inanç sapması içindeki insan kulluğu başkasına yapabilmektedir (Ankebut 29/17). Çalıştırdıkları ile kendilerini eşit rızıkta görmeyenlerin Allah’a eş kabul ettikleri putlara tapmaları gariptir (Nahl 16/71). Taksimatta ölçü esastır. İnsanlar adil ölçüleri esas alarak taksimat yapmakla yükümlüdürler (Nisa 4/5, 8). Paylaşımı sadece maddî olan mallarla sınırlamak yanlış olur. Onun türleri vardır. Sevgi ve inancın paylaşımı da bunlar arasındadır.

d) Ailede İnfak: Sorumluluk üstlenenlerin kendi sorumlulukları altındaki kimselere yapacakları harcamalara açıklık getirilmiş ve bu durum rızık kavramıyla ifade edilmiştir (Maide 5/114).

e) Miktar Sorunu: Ayette, Allah’ın dilediği kullarını hesapsız şekilde rızıklandırdığı hatırlatılmıştır. Burada sınırsız, hesapsız, sayısı belli olmayan, miktarı tespit edilmeyen rızıkların verildiğine vurgu yapılmıştır (Âl-i İmran 3/27, Bakara 2/212). “Seni biz rızıklandırırız” (Ta-ha 20/132) esası getirilmiş ve mahluklarının rızkını O’nun verdiği belirtilmiştir. O kendi lutfuyla artırmak istediği miktarda çoğaltır (Nur 24/38), bunu kendi güç ve kuvvetiyle yapar (Şura 42/19). Kul da elde etme yolunda kendi takatini kullanır.

Rızkı tutmak ve daraltmayı da kendine isnat etmiştir (Mülk 67/21). “Allah rızkı dilediğine genişletir ve dilediğine daraltır ” (Rad 13/26, İsra 17/30, Kasas 28/82, Ankebut 29/62, Rum 30/37, Sebe 34/36, 39, Zümer 39/52, Şura 42/12).  O rızıkta bir kısım kimseleri diğerlerinden üstün kılmıştır (Nahl 16/71). Rızık O’ndandır (Kehf 18/19). Rızkın bol olması ve ölçülü verilmesi kullar hakkında sınavdır (Fecr 89/16). Kuldan beklenen Allah’ı suçlamadan kendi görevini yerine getirmektir. Rızkı Allah tutacak olsa onu açacak güç bulunmamaktadır (Mülk 67/21). Allah’ın verdiği rızık son bulmaz (Sad 38/54). Çok fazla vermesi halinde kulun azması sorununun olacağı belirtilmiştir (Şura 42/27).

f) Rızkın Mekanı: Ayet semadan ve yerden verilen rızka işaret etmiştir (Yunus 10/31, Neml 27/64, Sebe 34/24, Fatır 35/3). Semadan inen rızıkla yerin ihya edilmesi gerçekleşmiştir (Casiye 45/5). Semadan indirdiği su ile yerden varlıkların rızkını çıkarmıştır (Bakara 2/22, İbrahim 14/32). O, kullarına varlığının ve birliğinin delillerini göstermiş ve semadan rızık indirmiştir (Gafir 40/13). Verilenler kula rızık olarak sunulmuş, ölü yerlerin sularla dirilişi gibi ahirette dirilişin de bu şekilde gerçekleşeceği belirtilmiştir (Kaf 50/11). Semada kulların rızkı ve vaat edilenler vardır (Zariyat 51/22). Allah rızkı beklenmedik yerde ve ihtimal ve rilmeyen zamanda verir (Talak 65/3).

g) Rızkın Niteliği: Allah’ın verdiği rızık temiz olmak gibi vasıflar yanında hasen (güzel, iyi, hoş, kötü tarafı bulunmayan) vasfıyla tanıtılmıştır (Hac 22/58). Peygamberler kendilerine verilen rızkı güzel olmasıyla dile getirmişlerdir (Hud 11/88). Bazı ürünler hem güzel rızık olarak yenir, hem de ondan içki üretimi yapılabilmektedir (Nahl 16/67). Allah yolunda hicret eden, ölen veya şehit edilen için Allah güzel rızıklar ihsan edecektir (Hac 22/58). Güzel rızıklar konusu rızkın temel niteliklerindendir. Peygamberler Allah’ın verdiği güzel rızıklar konusunu kavimlerine hatırlatmışlardır.

h) Hayvanların Rızkı ve Onların Rızık Oluşu: Hayvanlar yanlarında rızıklarını taşımadıkları halde Allah onlara rızık verir ve hayatlarını sürdürmelerini sağlar (Ankebut 29/60). Yeryüzünde hareket eden tüm varlıklar tüketim yaparken Allah’ın verdiği rızıktan yararlanarak bunu yapmaktadırlar (Hud 11/6, Ankebut 29/60). O dilerse varlıkların rızkını her taraftan bol miktarda ihsan eder (Nahl 16/112). Nimetin kendi içinde türleri bulunmaktadır. Bunlar arasında hayvanlar Allah’ın insanlara rızık olarak verdikleri arasındadır. Bunların kesiminde Allah’ın adının anılması emredilmiştir (Hac 28,34).

ı) Rızık İçin Dua: Peygamberler Allah’tan rızık istemişlerdir. Bu konuda dua örnekleri sunulmuştur. Birisi de Hz. İbrahim’in Mekke hakkındaki duası ve diğer rızık dualarıdır (Bakara 2/126, İbrahim 37). Harem bölgesine O kendi katından rızıklar ihsan etmiştir (Kasas 28/57). Hayırlı rızık O’nun elindedir. O ihsan eder (Maide 5/114). Kul rızkı Allah katından dileyecek ve şükredecektir (Ankebut 29/17). Hz. Yusuf insanlara rızık olarak verilenle ilgili bilgi sunuyordu. Çünkü kendisine bu bilgi verilmişti (Yusuf 12/37). Allah Teala’nın çok hususi nimetler verdiği Hz. Meryem, Allah’ın hesapsız rızık vermeye kadir olduğunu ifade etmektedir (Âl-i İmran 3/37). Ona rızık tahsis edilmişti.

i) Şehidin Rızkı: Onlar Allah katında mahiyetini bilemediğimiz bir hayatla yaşarlar, kimsenin tahmin edemediği bir şekilde onlara rızıkları verilir (Âl-i İmran 3/169). O âlemde cennetteki rızıklar hesapsızdır (Gafir 40/40)

k) Rızkın İsnadı: Allah rızkı kendisine isnat ederek, “Allah’ın rızkından yiyiniz içiniz” (Bakara 2/60) demek suretiyle rızkı O’nun verdiğini belirtmiştir.  Allah’ın rızık indirmesi ifadesi bulunmaktadır (Yunus 10/59). Onun verdiği Rızık en hayırlı ve süreklidir (Taha 20/131). Burada Allah’ın verdiği rızkın hayırlılık ve devamlılık vasıfları anılmıştır.   Kulun Allah’a rızık verme değil Allah’ın kula rızık verme gücü vardır (Zariyat 5/57, Ta-ha 20/132). Kulun rızkı Allah’ın ihsanıdır (Talak 65/11). “Orada hem sizin için hem de sizin besleyicileri olmadığınız varlıklar için gerekli besinler.. yarattık” (Hicr 15/20). O, rızık vermede en hayırlı olduğu gibi, en güzel rızkı verir (Hac 22/58, Müminun 23/72, Sebe 34/39, Cuma 62/11).

l) Kulun Rızık Talebi: Kur’an’ın, “Sizin rızkınız” (Vakıa 56/82) olarak belirlediği bir rızık vardır. Rızık talebi kulun uhdesindedir. Yeryüzü hayatı boyunca insan rızkını talep edecektir (Mülk 67/15).

m) Malum Rızık: İnsanlara belirlenmiş rızık vardır. Kur’an bunu malum rızık olarak tanıtır (Saffat 37/41).

n) Allah’ın Razzak İsmi: Allah’ın isimleri içinde birisi de “Razzak” (Zariyat 51/58) oluşudur.

 

Sonuç

Kul, rızık elde etme konusunda yükümlü olduğu hususları yerine getirecek, nasibini elde etme yolunda çaba verecektir. Bu hususta sadece kendi ihtiyaçları değil bakmakla yükümlü olduğu kimselerin ihtiyaçları için de çaba sarf edecektir.

Kulun yükümlü olduğu birçok ibadet mal harcayarak yapılmaktadır. İnsan, kazancını ibadetin bir çok türünü yerine getirme yolunda harcayabilir. Sorumluluğunu bilen insan dünya hayatı boyunca kazanımlarında helalla yetinmeyi yeğleyecektir. Konuyla ilgili suçlu arama değil kulun görevini yapma yükümlülüğü bulunmaktadır.

Allah’ı tanıyan kul O’nun rızık veren olduğunu bilecek bu konuda imtihan edildiğinin farkında olacak, nimetin şükrünü yerine getirecektir.

 

* Doç. Dr., Van Yüzüncü Yüzyıl Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi

 

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.