Kur’an’da
RIZIK MESELESİ ve İnanca Yansıması
Rızık Kur’an’ın temel
kavramlarındandır. Allah’a inanan insan O’nun “razzak” ismine
inanır. Kainattaki varlıkları düşünen mümin Allah’ın varlıkları
yarattığı gibi onların varlığını sürdürmesi için bilinen ve
bilinmeyen rızıkları onlara ihsan ettiğini kabul eder. Rızık
yolunda verdiği imtihanda başarılı olma çabası içindedir.
İnsan rızkı elde ederken,
kullanırken, tüketimin her safhasında birçok görevler
üstlenmektedir. Onu verene karşı görevleri olduğunu bilmek ve
bunları kusursuz olarak yerine getirme sorumluluğunun idrakinde
olacaktır. Her canlı ve varlık hakkında düşünme gücüne sahip
olan insan, elindeki nimetlerin bir güç tarafından nasip
edildiğini düşünerek kendi vazifesinin idrakinde olacaktır.
İnsan nefis muhasebesi
yaparak tüketiminde daha duyarlı olacak, kendi gücünü görevini
yerine getirme yolunda kullanırken nimetleri verenle olan gönül
bağını kuracak her nimet karşısında gönül felsefesi yapacaktır.
Bu konuda müminin duyarlılığı ileri düzeydedir.
1- Kur’an’da Rızık Meselesi
Kur’an’da rızık lafzının
farklı bağlamları bulunmaktadır. Bunlardan en belirginler
arasında şu ilişkiler görülmektedir.
a) Allah’ın Rızıklandırması:
Hayata sahip olmak, hayat boyu tüketim yapmak ve sonra da ölüm
Allah’ın canlılar için belirlediği bir sistemdir. Tüm bu ve daha
başka nimetlerden yararlanan mümin bunu vereni tanıyacaktır (Rum
30/40). Verdiği helal ve temiz olanlardan yenecektir (Maide
5/88, Nahl 16/114). Rızıkların temiz olanları konusunda seçici
olmak gibi önemli bir yükümlülük söz konusudur (Nahl 16/72).
b) Yaratılış ve Rızkın
Vasıfları: Kur’an, insana sahip olduğu güzel şeklin verilmesi,
bu suret üzere yaratılışı ve güzel rızıklar verilmesini
hatırlatır, bu iki nimeti bir arada anar (Gafir 40/64). Allah’ın
rızık olarak verdiği nimetlere bir vasıf olarak Tayyib, hoş,
temiz, arınmış olma özelliğini dile getirir (Bakara 2/57).
Güzellikler ihsan etmeyi Allah kendine isnat etmiştir (Yunus
10/93).
Allah’ın kullarına temiz
rızıklar verdiği çoğu kez diğer nimetlerle birlikte anılmıştır.
Bunlardan birisi de onlara seyahat imkanı vermesi, kara ve
denizde yolculuk yapabilecekleri imkanlar sağlamasıdır (İsra
17/70). Kullar için çıkardığı temiz rızıktan bahsetmiştir (Araf
7/32). Mağfiret ve kerim rızık O’nun katındandır (Enfal 8/4,74,
Nur 24/26, Sebe 34/4). Bu da müminlere ve salih amel sahibi
olanlaradır (Hac 22/50). Kula hazırlanmış ahiret nimetleri
kerim rızık olma vasfıyla anılmıştır (Ahzap 33/31). Allah’ın
müminleri diğerlerine üstün kılması temiz rızık vermesi nimeti
ile birlikte anılmıştır (Casiye 45/16).
c) Şükür ve Nankörlük: İnsan
kendisine verilen rızıklardan dolayı onu verene şükretme
yükümlülüğü taşımaktadır (Enfal 8/26, Sebe 34/15). Allah’ın
temiz rızıkları ve nimetleri rızık olarak vermesi ile birlikte
kulun şükür görevi hatırlatılmıştır (Bakara 2/172). Bu
güzellikler arasında insanlık tarihinde belirli kesimlere
verilen bıldırcın kuşunun eti, kudret helvası gibi hususi
nimetler hatırlatılmış, Allah’ın buna kadir olduğu
belirtilmiştir (Araf 7/160).
Böyle olmakla beraber
Allah’ın insan hayatı için belirlediği sistem insanın rızkı
uğrunda çaba vermesidir. O kendi imkanlarını kullanacak ve
gayretini sarf edecektir. Allah’ın kendi ihsanı olarak verdiği
hususi nimetler ise O’nun kendi takdiridir. Her nimete göre
şükrü de o oranda olmak durumundadır. Azgınlık yapmamak,
rızıklardan istifade eden kimseler şayet azgınlık gösterirlerse
Allah’ın gazabına uğramaya sebep olacaktır (Taha 20/81).
d) Ahiret Rızkı: Allah’ın
kula verdiği rızıkların dünya yanında bir de ahiret boyutu
vardır. Müminin sahip olacağı nimetler karşısında cennet
nimetinden yararlanamayanlar imreneceklerdir (Araf 7/50). Kur’an
kullara ahirette verilecek nimetleri rızık kavramı ile ifade
etmiştir (Meryem 19/62). Dünyadaki rızıklardan sonra asıl güzel
rızıklar ahirette verilecektir (Bakara 2/25).
2-Rızkı İnfak Sorumluluğu
a) Güzel İnfak: Tüketim
konusunda insan Şeytanın oyunlarına gelmeyecektir (Enam 6/142).
Kişi kendi sahip oldukları üzerinde bir takım sorumluluklara
sahiptir. Bunlardan bir kısmı onun kendi tüketimiyle ilgilidir.
Helal yoldan kazanmak ve tüketmek bununla ilgili olarak meşru
olanla yetinme yükümlülüğü bulunmaktadır.
Bunun yanında her varlıklı
kişi yokluk içindekilere infakta bulunması gerekmektedir. Sadece
yoksullar değil, aynı zamanda çevresindeki eş ve dostlarıyla
paylaşma da bir infak türüdür. Kur’an bu konuda, inkarcıların
problem çıkardıkları çarpık itikatlar ortaya koyarak
düşüncelerini yansıttıklarını belirtir (Yasin 36/47).
İnfak konusunda insanın bir
takım ihmalkârlıklar yapabileceği göz önünde bulundurularak
ahiretten önce kişilerin henüz dünya hayatında yaşarken infakın
yapılmasına teşvik bulunmaktadır. Ölüm öncesi insan dünya
hayatında kazanım sağlamak durumundadır. Bunun için sahibi
bulunduğu nimetlerde kul hakkının varlığını kabul edecektir.
Bunu yaparken Allah’ın rızık olarak verdiğini O’nun kullarına
vermiş olmaktadır (Münafikun 63/10). Herkes kendi durumuna göre
infakta bulunacaktır. Allah’ın verdiği miktar ölçüsünde mala
sahip olanlar çoktan, aza sahip olan da azdan verecektir (Talak
65/7).
İnfakın iki şekli sıklıkla
dile getirilmiştir. Bunlardan birisi açık diğeri de gizli
harcamalardır. Her ikisinde de Allah rızasının gözetilmesi
beklenmektedir. Bu nedenle riyadan uzak, samimi niyetlerle
paylaşımın yapılması beklenmektedir (Nahl 16/75).
Kur’an gizli ve açık infak
ayrımını sıklıkla vurgulamıştır. Bunu yapanlar tükenmeyen bir
ticarete girmişlerdir (Fatır 35/29). Allah’ın verdiği güzel
rızıklar, güzel yol olan gizli veya açık infak yollarına
harcanır.
b) İman ve İnfak İbadetleri:
Önce inanılması gereken hususlara inanmak, sonra da sahip
olduklarından infak etme esası getirilmiştir (Nisa 4/39).
Kişinin malından Allah için harcaması diğer ibadetlerle birlikte
anılmıştır. Bunun başında gaybe iman, sonra namaz kılmak, sonra
da Allah’ın rızık olarak verdiklerini paylaşan kimselerin ameli
gelmektedir (Bakara 2/3, Enfal 8/3, Rad 13/22, İbrahim 14/31,
Hac 22/35). Bir diğer ibadet ise karşılaştıkları kötülükleri
iyilikle defetmek ve Allah’ın nasip ettiklerini paylaşmaktır
(Kasas 28/54). Bir diğer kulluk Allah’a karşı gelmekten
sakınarak ve O’nun rahmetini ümit ederek dua etmek bunun yolunda
infak görevini yerine getirmektir (Secde 32/16). Allah için
infakın birlikte anıldığı bir diğer ibadet ise kişiler işlerini
aralarında şura ile yürütmeleridir (Şura 42/38).
c) İnfakı Yapmamak veya Kötü
Paylaşım: Allah’ın mutlak eşsizliği inanmış insanın kabul ettiği
bir gerçektir. Mülkünde Allah’ın ortağı yoktur. Bunu bilen insan
O’nun kendi gücüyle verdiklerinde O’nun ortağının olmadığını
bilecektir. Kişi nasıl ki kendi sahibi bulunduğu şeylerde
ortağının olmasını istemezse Allah’ın benzerinin bulunmadığını
kabul edecektir (Rum 30/28).
İnsanlık tarihinde tevhitten
sapma ile birlikte kötü paylaşım örnekleri yaşanmıştır. İslam’ın
gelmesinden önce batıl inançlara sahip olan kimseler sahibi
bulundukları malları muhtaçlarla paylaşmaları gerekirken bu
malların bir kısmını putlara takdim ediyorlardı. Bu yapılanlar
asılsız anlayışlara dayanıyor ve büyük sorumluluk getiriyordu
(Nahl 16/56). Allah’ın nasip ettiklerini putlara sunmanın hiçbir
sağlıklı izahı bulunmasa da insanlar bunu yapmış ve İslam bu
uygulamayı ortadan kaldırmıştır (Nahl 16/56).
Cahiliye anlayışında
Allah’ın nasip ettiği evlatlardan kızlar hakkındaki bir takım
mülahazalar ve rızık endişeleri gibi hususlar nedeniyle onların
hayatına son vermeleri Kur’an’ın yasakladığı hususlardandır
(Enam 6/140).
Çocuklarını öldürenlerin
onların da paylaşıma katılacağı endişeleri vardı. “Sizi de
onları da biz rızıklandırırız” (Enam 6/151) uyarısı yapılmıştır.
Buradan kulun çalışmasına gerek olmadığı anlamı
çıkarılmamalıdır. Kul çalışır sonunda rızkı veren Allah’tır.
Rızık verme gücüne sahip olamayan putların tapılmaya layık
olmadığı hatırlatılmıştır (Nahl 16/73) Putlar rızık verme gücüne
sahip değildir. Fakat inanç sapması içindeki insan kulluğu
başkasına yapabilmektedir (Ankebut 29/17). Çalıştırdıkları ile
kendilerini eşit rızıkta görmeyenlerin Allah’a eş kabul
ettikleri putlara tapmaları gariptir (Nahl 16/71). Taksimatta
ölçü esastır. İnsanlar adil ölçüleri esas alarak taksimat
yapmakla yükümlüdürler (Nisa 4/5, 8). Paylaşımı sadece maddî
olan mallarla sınırlamak yanlış olur. Onun türleri vardır. Sevgi
ve inancın paylaşımı da bunlar arasındadır.
d) Ailede İnfak: Sorumluluk
üstlenenlerin kendi sorumlulukları altındaki kimselere
yapacakları harcamalara açıklık getirilmiş ve bu durum rızık
kavramıyla ifade edilmiştir (Maide 5/114).
e) Miktar Sorunu: Ayette,
Allah’ın dilediği kullarını hesapsız şekilde rızıklandırdığı
hatırlatılmıştır. Burada sınırsız, hesapsız, sayısı belli
olmayan, miktarı tespit edilmeyen rızıkların verildiğine vurgu
yapılmıştır (Âl-i İmran 3/27, Bakara 2/212). “Seni biz
rızıklandırırız” (Ta-ha 20/132) esası getirilmiş ve
mahluklarının rızkını O’nun verdiği belirtilmiştir. O kendi
lutfuyla artırmak istediği miktarda çoğaltır (Nur 24/38), bunu
kendi güç ve kuvvetiyle yapar (Şura 42/19). Kul da elde etme
yolunda kendi takatini kullanır.
Rızkı tutmak ve daraltmayı
da kendine isnat etmiştir (Mülk 67/21). “Allah rızkı dilediğine
genişletir ve dilediğine daraltır ” (Rad 13/26, İsra 17/30,
Kasas 28/82, Ankebut 29/62, Rum 30/37, Sebe 34/36, 39, Zümer
39/52, Şura 42/12). O rızıkta bir kısım kimseleri diğerlerinden
üstün kılmıştır (Nahl 16/71). Rızık O’ndandır (Kehf 18/19).
Rızkın bol olması ve ölçülü verilmesi kullar hakkında sınavdır
(Fecr 89/16). Kuldan beklenen Allah’ı suçlamadan kendi görevini
yerine getirmektir. Rızkı Allah tutacak olsa onu açacak güç
bulunmamaktadır (Mülk 67/21). Allah’ın verdiği rızık son bulmaz
(Sad 38/54). Çok fazla vermesi halinde kulun azması sorununun
olacağı belirtilmiştir (Şura 42/27).
f) Rızkın Mekanı: Ayet
semadan ve yerden verilen rızka işaret etmiştir (Yunus 10/31,
Neml 27/64, Sebe 34/24, Fatır 35/3). Semadan inen rızıkla yerin
ihya edilmesi gerçekleşmiştir (Casiye 45/5). Semadan indirdiği
su ile yerden varlıkların rızkını çıkarmıştır (Bakara 2/22,
İbrahim 14/32). O, kullarına varlığının ve birliğinin
delillerini göstermiş ve semadan rızık indirmiştir (Gafir
40/13). Verilenler kula rızık olarak sunulmuş, ölü yerlerin
sularla dirilişi gibi ahirette dirilişin de bu şekilde
gerçekleşeceği belirtilmiştir (Kaf 50/11). Semada kulların rızkı
ve vaat edilenler vardır (Zariyat 51/22). Allah rızkı
beklenmedik yerde ve ihtimal ve rilmeyen zamanda verir (Talak
65/3).
g) Rızkın Niteliği: Allah’ın
verdiği rızık temiz olmak gibi vasıflar yanında hasen (güzel,
iyi, hoş, kötü tarafı bulunmayan) vasfıyla tanıtılmıştır (Hac
22/58). Peygamberler kendilerine verilen rızkı güzel olmasıyla
dile getirmişlerdir (Hud 11/88). Bazı ürünler hem güzel rızık
olarak yenir, hem de ondan içki üretimi yapılabilmektedir (Nahl
16/67). Allah yolunda hicret eden, ölen veya şehit edilen için
Allah güzel rızıklar ihsan edecektir (Hac 22/58). Güzel rızıklar
konusu rızkın temel niteliklerindendir. Peygamberler Allah’ın
verdiği güzel rızıklar konusunu kavimlerine hatırlatmışlardır.
h) Hayvanların Rızkı ve
Onların Rızık Oluşu: Hayvanlar yanlarında rızıklarını
taşımadıkları halde Allah onlara rızık verir ve hayatlarını
sürdürmelerini sağlar (Ankebut 29/60). Yeryüzünde hareket eden
tüm varlıklar tüketim yaparken Allah’ın verdiği rızıktan
yararlanarak bunu yapmaktadırlar (Hud 11/6, Ankebut 29/60). O
dilerse varlıkların rızkını her taraftan bol miktarda ihsan eder
(Nahl 16/112). Nimetin kendi içinde türleri bulunmaktadır.
Bunlar arasında hayvanlar Allah’ın insanlara rızık olarak
verdikleri arasındadır. Bunların kesiminde Allah’ın adının
anılması emredilmiştir (Hac 28,34).
ı) Rızık İçin Dua:
Peygamberler Allah’tan rızık istemişlerdir. Bu konuda dua
örnekleri sunulmuştur. Birisi de Hz. İbrahim’in Mekke hakkındaki
duası ve diğer rızık dualarıdır (Bakara 2/126, İbrahim 37).
Harem bölgesine O kendi katından rızıklar ihsan etmiştir (Kasas
28/57). Hayırlı rızık O’nun elindedir. O ihsan eder (Maide
5/114). Kul rızkı Allah katından dileyecek ve şükredecektir
(Ankebut 29/17). Hz. Yusuf insanlara rızık olarak verilenle
ilgili bilgi sunuyordu. Çünkü kendisine bu bilgi verilmişti
(Yusuf 12/37). Allah Teala’nın çok hususi nimetler verdiği Hz.
Meryem, Allah’ın hesapsız rızık vermeye kadir olduğunu ifade
etmektedir (Âl-i İmran 3/37). Ona rızık tahsis edilmişti.
i) Şehidin Rızkı: Onlar
Allah katında mahiyetini bilemediğimiz bir hayatla yaşarlar,
kimsenin tahmin edemediği bir şekilde onlara rızıkları verilir
(Âl-i İmran 3/169). O âlemde cennetteki rızıklar hesapsızdır
(Gafir 40/40)
k) Rızkın İsnadı: Allah
rızkı kendisine isnat ederek, “Allah’ın rızkından yiyiniz
içiniz” (Bakara 2/60) demek suretiyle rızkı O’nun verdiğini
belirtmiştir. Allah’ın rızık indirmesi ifadesi bulunmaktadır
(Yunus 10/59). Onun verdiği Rızık en hayırlı ve süreklidir (Taha
20/131). Burada Allah’ın verdiği rızkın hayırlılık ve devamlılık
vasıfları anılmıştır. Kulun Allah’a rızık verme değil Allah’ın
kula rızık verme gücü vardır (Zariyat 5/57, Ta-ha 20/132). Kulun
rızkı Allah’ın ihsanıdır (Talak 65/11). “Orada hem sizin için
hem de sizin besleyicileri olmadığınız varlıklar için gerekli
besinler.. yarattık” (Hicr 15/20). O, rızık vermede en hayırlı
olduğu gibi, en güzel rızkı verir (Hac 22/58, Müminun 23/72,
Sebe 34/39, Cuma 62/11).
l) Kulun Rızık Talebi:
Kur’an’ın, “Sizin rızkınız” (Vakıa 56/82) olarak belirlediği bir
rızık vardır. Rızık talebi kulun uhdesindedir. Yeryüzü hayatı
boyunca insan rızkını talep edecektir (Mülk 67/15).
m) Malum Rızık: İnsanlara
belirlenmiş rızık vardır. Kur’an bunu malum rızık olarak tanıtır
(Saffat 37/41).
n) Allah’ın Razzak İsmi:
Allah’ın isimleri içinde birisi de “Razzak” (Zariyat 51/58)
oluşudur.
Sonuç
Kul, rızık elde etme
konusunda yükümlü olduğu hususları yerine getirecek, nasibini
elde etme yolunda çaba verecektir. Bu hususta sadece kendi
ihtiyaçları değil bakmakla yükümlü olduğu kimselerin ihtiyaçları
için de çaba sarf edecektir.
Kulun yükümlü olduğu birçok
ibadet mal harcayarak yapılmaktadır. İnsan, kazancını ibadetin
bir çok türünü yerine getirme yolunda harcayabilir.
Sorumluluğunu bilen insan dünya hayatı boyunca kazanımlarında
helalla yetinmeyi yeğleyecektir. Konuyla ilgili suçlu arama
değil kulun görevini yapma yükümlülüğü bulunmaktadır.
Allah’ı tanıyan kul O’nun
rızık veren olduğunu bilecek bu konuda imtihan edildiğinin
farkında olacak, nimetin şükrünü yerine getirecektir.
* Doç. Dr., Van Yüzüncü
Yüzyıl Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi