E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

 

 

N.HATEM ERCAN

İMBİK;

 Yeknesaklık 

Tek tipli olmak mı? Asla! Bu cümlenin ifade ettiği anlamı kabul etmeyen insan neredeyse yoktur. Çünkü tek tiplilik hoş bir mana çağrıştırmıyor. Monotonluk, yeknesaklık, sıradanlık her zaman tenkide maruz kalan olgulardır. Çok renklilik, çeşitlilik farklılıkların bolluğu ise daima sevilmiştir.

Bir dönemde, “Biz memlekette tek tipli insanlar yetiştirmek istiyoruz” diyen bir bilen (!) büyüğümüze ateş püskürüp; plastik bidonlara binmiştik (malum artık küp bulunmuyor). Gelin görün ki, hayat taşından parçalar yontup, parçaları merceğe tuttuğumuzda reddettiğimiz düşünce, olgu ve yaşama biçimleri karşısında sağlam bir duruş sergileyemediğimiz gerçeği ile karşı karşıya kalmaktayız.

Hatırlayalım lütfen! Amerikanın simgesidir diye kot pantolona bakış açımız nasıldı? Kot pantolonu çocuktur giysin bakalım, çocukken hevesini alsın diye önce çocuklarımıza giydirdik. Sonra, soba borusu gibi rahat, ütü istemez gibi gerekçeler erişkinlerin de kot tutkunu yapmaya yetti. Şimdi ise hanımlar giydikleri pardösülerin kot renginde kot kumaştan mamul olduğunu düşünmüyorlar bile! Birçok hanımefendi, tesettür adına kot giyme tek tipliliğine razı olmuş durumdadır.

Değişik hayat tarzlarına veda edeli hayli zaman oldu. Hayat tarzları yok! Hayat tarzı var. Bu tek hayat tarzını ben, sen, o; yani bizler tercih hakkımızı kullanmadan için için benimsiyoruz.

Söyleyin bana! Seher vaktinde kaç aile bereket ummaktadır Rabbinden. Deyiverin bana! Sizler görüyor musunuz, etrafına selam verip, tebessümler dağıtan nuranî çehreleri. Benim gördüğüm şu: İnsanlar topluca yüzlerinde mahkeme duvarları inşa ediyorlar.

İsterseniz, bir mecliste bir kişi hayır için 1 lira verdiğinde onun verdiği rakamı aşmamak için diğerlerinin ne kadar dikkatli davrandıklarına bir bakın!

Siz, “Yatsı namazından sonra benim Önderim hiç ayakta kalmazdı, istirahata çekilirdi.” Ben de öyle yapıyorum. Yarına daha iyi hazırlanıyorum. Haydi, hayırlı geceler diyen birine rastlıyor musunuz? Ne yapıyor peki insanlar? Hep birlikte televizyon karşısında gece hayatı yaşıyorlar.

Sıradan hitaplar, samimiyetsiz cümleler, yapmacık gülüşler, yalanlar, dolanlar, aldatmalar, tahkirler kısaca ahlakî yozlaşma yayıldıkça benimsenmekte, benimsendikçe karşı çıkanlarını yok etmekte değil midir?

Günümüzde kimin tespit ettiği bilinmeyen birçok standart vardır. Bu standartlar toplumun üstü kapalı, genel geçer iman esasları halini almaktadır. İki çocuktan fazla çocuğu olmamak, markalı ürünler kullanmak, bilgisayarı olmak, internette sörf yapmak, herkesin seyrettiği dizileri seyretmek, takım tutmak, imaj uğruna kaşını bile kazıtmaya hazır olmak, aklımıza gelen birkaç standart maddesidir. İnsanlığın az çok uyduğu bu standartlara uymak dünya sisteminin yeknesaklığında kulaç atmak demektir.

Evlerimiz ruhları değil gözleri gıdıklar bir haldedir. Hatem-i Esam’ın kendi devrinde (takriben hicretten 200 yıl sonra) Medinelilerin evlerini Firavun’un evine benzettiğini hatırlarsak, yuvalarımızın kimlerin evine benzediğini varın siz hesap edin. Oturma grubu, koltuk takımı, televizyon, müzik seti, vitrin, sehpa, bilgisayar, masa takımı, çamaşır makinesi, mutfak robotu, bulaşık makinesi tek tipliliğin ilk on biridir. Yedekleri saymaya gerek yok. Teknik direktör zaten meçhul!

Şehirlerimiz, meydanlarda heykelleri, park havuzlarında kirpi sırtını andıran küre üzerindeki borulardan su fışkırtan acayip fıskiyeleri ile birbirinin kopyası gibidir. Her kent pazarında satıcılardan aynı cümleleri duyabilirsiniz. Şehirlerdeki camilerin birçoğunun kapısında sırt sırta ayakkabı resminden oluşmuş, levhalarla camiden çıkarken ayakkabıların nasıl tutulacağını ezberlemiş olursunuz. Şehirlerimizin sokaklarına caddelerine baktığınızda size İsmet ÖZEL’in şu mısrasını hatırladır:

“Şehrin insanı şehrin

Pahalı zevklerin insanı

Ucuz cesaretlerin.”

Bina aynı amaçsızlıkla yükselir şehirlerde. Apartmanlar sanki ya bir mimarın eseridir ya da iki mimarın. Şehirlerimizin hepsinde sıra sıra tavuk dönercilere rastlarsınız. Sanırsınız ki insanlar gıdaklayacak. Selçuklu, Osmanlı bu ülke topraklarında yaşamamış olsa, şehirlerimize bir tek isim yetecek gibidir: YEKNESAK!

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.