Çokanlamlılık Sorunu
İlâhi vahyin son halkasını
oluşturan Kur’an, nâzil olduğu dönemin ilk muhataplarının dilini
bir vasıta olarak kullanmıştır. Diğer dillerde olduğu gibi Arap
dilinde de çokanlamlı kelimeler bulunmaktadır. Zira bir
kelimenin birden fazla anlama delâlet etmesi hususu, bütün
tarihi boyunca insanoğlunun kullanmış olduğu bir iletişim ve
anlaşma aracı olan dil olgusunun temel özelliklerinden
birisidir.
Çokanlamlı kelimelerin
anlamlarını tayin aşamasında genel olarak üç türlü problemle
karşılaşılmaktadır. Bunlar; ya kelimenin her geçtiği yerde
-diğer anlamlarını görmezden gelerek- ona kelimenin tek bir
anlamını yüklemek veya kelimenin tek bir kullanımında tekil
olarak içerdiği anlamların tümüne delâlet ettiğini söylemek, ya
da kelimenin içinde kullanıldığı ortam ve bağlamı göz ardı
ederek, delâlet ettiği anlamlardan kişinin istediği herhangi bir
anlamı ona yüklemektir. Şahin Güven, “Kur’an’ın Anlaşılması ve
Yorumlanmasında Çokanlamlılık Sorunu” adlı kitabında bu
problemleri dile getirmiş, çözümler önermiş. Yazar, eserin
yazılma gerekçesini şu şekilde açıklamaktadır:
“Arap dilindeki
çokanlamlılık olgusunun tespiti ile Kur’ân’ın anlaşılması ve
yorumlanması aşamasında bu kelimelerin anlamlarının tayini
hususunda karşılaşılan sorunların tartışılarak belirli
tercihlerde bulunmak.”
Bir doktora tezi olan eserin
danışmanlığını Prof. Dr. M. Zeki DUMAN Bey yapmış ve çalışmaya
bir de Takdim yazısı yazmıştır.
Eser iki ana bölümden
oluşmaktadır. Müellif birinci bölümde, dilin tanımı, dillerin
doğuşu ve Kur’ân dilinin özelliklerine dair bilgiler vermekte,
devamında da anlam, anlama, tefsir, te’vîl ve anlam çeşitleri
olan temel ve yan anlam konuları hakkında detaylı bilgiler
sunmaktadır. Çalışmanın bu aşamasında çokanlamlılık konusu,
öncelikle modern dilbilim ve anlambilim bağlamında ele
alınmakta, ardından da çokanlamlılık kavramının anlam alanını
tespit etme aşamasında, Arap dili ve özellikle de usulcülerin
ıstılahındaki karşılığı olan “lafz-ı müşterek” ve
müfessirlerin ıstılahındaki “vucûh ve nezâir” kavramları
incelenerek çokanlamlılığı oluşturan unsurlar tespit edilmeye
çalışılmaktadır.
İkinci bölümün hemen
girişinde Kur’an’daki çokanlamlı kelimelerin tespiti ile ilgili
olarak vucûh ve nezâir alanında yazılmış olan şu eserler
incelenmiştir:
1. Mukâtil b. Süleymân(ö.
150/767)’ın “el-Vucûh ve’n-Nezâir” isimli eseri,
2. Yahyâ b. Sellâm(ö.
200/815)’ın “Kitâbu’t-Tesârîf” isimli eseri,
3. Hakîm
et-Tirmîzî(ö.285/898)’nin “Tahsîlü Nezâiri’l-Kur’ân” isimli
eseri,
4. Ebû Abdullah
ed-Dâmiğânî(ö. 478/1085)’nin “el-Vucûh ve’n-Nezâir
fi’l-Kur’âni’l-Kerîm” isimli eseri,
5. İbnü’l-Cevzî(ö.
597/1201)’nin “Nüzhetü’l-Â’yuni’n-Nevâzir fî İlmi’l-Vucûh
ve’n-Nezâir” isimli eseri.
Adı geçen bu eserlerin
incelenmesi sonucunda müellif bu tür eserleri, kavram çalışması
yapan ve Kur’an’ın içerdiği konulara dair fihristler hazırlayan
kimselerin istifade edebilecekleri en önemli kaynaklar arasında
saymaktadır.
Daha sonra çokanlamlı
kelimelerin anlamlarına delâletinin kapsamlılığı açısından, umum
mu yoksa husus mu ifade ettiklerine dair tartışmaları ele alan
müellif, özellikle usulcülerin arasında cereyan eden bu
tartışmalara ayrıntılı olarak yer vermiş, ama bununla birlikte
genel olarak müfessirlerin bu tartışmalar karşısında nasıl bir
tavır aldıklarını tespit etmeye çalışmıştır. Çokanlamlı bir
kelimenin kullanım ortamında, bütün anlamlarına mı yoksa
bunlardan sadece bir tanesine mi delâlet ettiği ile ilgili
birbirine zıt iki görüş serdeden her iki yaklaşım sahiplerinin
de delillerini değerlendiren müellif, konuyu Kur’an’daki “kur’
ve nikâh” kelimelerinin anlamlarına delâleti hususundaki
tartışmalar örneği çerçevesinde işlemiştir.
Yine müellif, çokanlamlı
olsun veya olmasın, herhangi bir şekilde birden fazla anlama
delâlet eden kelimelerin, kullanım ortamlarında sadece tek bir
maksada yönelik olarak kullanıldıklarını ve bu sebeple de, bu
türden kelimelerin cümle içerisindeki kullanım anlamlarının
tespit ve tayininin, ancak ve ancak metnin bağlamı dâhilinde
gerçekleşebileceğini iddia etmektedir. Çünkü ona göre “hiçbir
anlamlı ifade, bir bağlama sahip olmaksızın varolmamaktadır.
Zira belirli bir kullanım alanına dâhil edilmeden önce
kelimenin, farklı zamanlarda ve çeşitli vesilelerle kazandığı
birden fazla anlama delâlet etmesi pekâla mümkündür ve bu
anlamda kelime âdeta özgürdür. Ancak kullanım alanına girdikten
sonra, o cümleyi kuran kimse tarafından çokanlamlı kelimenin
anlamı da belirlenmiş olur. Dolayısıyla anlam, sadece dilin
temel birimleri olan kelimelerde değil, aynı zamanda söylemin
temel birimi olan cümle ve ifade düzeyinde de ele alınmak
zorundadır.”
“Kur’ân Kavramları ve
Terimleri Sözlüğü”, “Kur’ân Fihristi” gibi çalışma yapan
araştırmacılar için önemli bir metodolojik kaynak olan bu eser,
348 sayfadan ibarettir ve Denge yayınları arasından çıkmıştır.
(Denge Yayınları, 1. Baskı, Ekim-2005, Tlf: 0 212 524 75 24)