E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

 

 

MUSTAFA SUNA

DENEME;

Koyunlar ve Sığırlar

Yüce Allah, Kur’ân-ı Kerîmde: “Hayvanlar da sizin gibi birer ümmettir.” buyurur.

Onlar da, kendi ortamlarında, bizim çözemediğimiz, çözmeğe çalıştığımız dilleri, sosyal yaşamları vardır. Ancak Süleymân aleyhisselâma onların dillerini anlamak tam anlamıyla nasip olmuştur.

İnsan, sosyal varlıktır. Tek başına yaşaması, ihtiyaçlarını gidermesi mümkün değildir.

En küçük sosyal grup, ailedir. İnsanlar, bir araya gelirler. Etkilerler ve etkilenirler, gruplaşırlar. Her grubun, oluşma, bir araya geliş amacı vardır. Zamanla, grup dili, grubun amacına uygun iş bölümü ve grup içi roller  oluşur.

Hayvanlarda, gruba, “sürü” adı verilir. Koyunlar, merada toplu otlarlar. Biri yürüyünce, diğerleri de peşinden gider. (Kara koyun- ak koyun) Ayrı otlamazlar. Otlamak ve çoğalmak için bir araya gelirler. Çok gözükürler. Güçlü gözükürler. Toplu duruşları, kurt kokusu alıncaya kadardır. Darmadağınık olurlar. Paniklerler. Toplu savunmayı beceremezler. Bir tek kurt, tek başına, koskoca sürüyü kırar, geçirir. Koyun sürüleri, çobanlar ve çoban köpekleri tarafından, kurtlara karşı korunurlar.

Dikkat noktamız, koyunların bir arada oluş nedenlerinin otlamak olması; yani, maddî menfaate dayalı olmasıdır.

Sığırlar ise merada, ayrı ayrı otlarlar. Bir yandan da, saldırılara karşı birbirlerini kollarlar. İçlerinden biri kurt kokusu aldığında,  böğürür, hemen toplanıp, daire şeklini alırlar. Zayıfları ve yavrularını ortaya toplarlar. Savunmaya geçerler. Bir belgeselde izlemiştim; yaban öküzleri de aynı şekilde toplanıp, daire şeklinde savunmaya geçmişlerdi.- Gerektiğinde, iki sığır, art arda verirler, tek başına kalan sığırlar da, arkalarını, ya bir çam ağacına, ya da bir kayaya verirler ve savunmaya geçerler. Paniklemezler. Bu şekilde, iki sığır bile, onlarca kurda yem olmazlar.

Burada dikkat noktamız, sığırların bir araya geliş amaçlarının otlamak değil, savunmaya dayalı olmasıdır; yani, maddî menfaate  dayalı olmamasıdır.

Kâinâtın dilini anlarsanız, kâinâtı iyi okursanız; her halde bize sığırların diyecekleri vardır…

Maddî çıkara dayalı bir araya gelişler, hafif bir saldırıda darmadağınık olmakta, büyük güçlerle, küçük güçlere mağlûp  olunmaktadır. Savunmak için, maddî çıkara dayalı olmayan bir araya gelişlerde ise; grup, var oluşunu ve yaşamını korumakta, sayıca az olmalarına rağmen, büyük güçlere karşı galip gelebilmektedirler.

Anadolu´da birçok köyde, sığırlar, güzün, meraya, ya da, yaylaya salınır; yaz boyunca, başlarında bazen çoban olmadığı halde otlayıp; yaz sonunda, yavrularıyla beraber köylerine kendileri dönerler.

İnsan, sosyal varlıktır. Tek başına yaşaması mümkün değildir. İhtiyaçları çoktur. Karşılayabilmek için, diğer insanların ürettiği mal  ve hizmetlere muhtaçtır.

İnsan, toplumun en küçük çekirdek birimi aile içinde dünyaya gelir. Yaşamı, gruplar içinde devam eder. Gruplar içinde her türlü gelişimi şekillenir.

Dernekler, şirketler, partiler, kulüpler, sendikalar, cemaatler, meslek odaları, borsalar.... Hepsi, bir amaç çerçevesinde, belli normlara bağlı kalmaya sözleşmiş olarak, grup içi işbirliği içerisinde oluşurlar.

İşte, yukarıda örneklerini verdiğimiz oluşumların bireyleri; ya, koyun örneğinde olduğu gibi, yalnızca çıkar amaçlı bir araya gelirler ki, her birey, yalnızca kendi çıkarını düşündüğünden, küçük bir saldırıda grup darmadağınık olur. Paniklerler. Grubun, grup amacına uygun olarak ürettiği mal ve hizmet değerleri, saldıranlar tarafından talan edilir; ya da çıkar hanelerine kaydedilir. “Bir kurt, yüzlerce koyunun temiz etini murdar eder.”

Hâlbuki sığırların örneklediği: Ürettiklerini savunmak (Otu, ete, süte, yavruya vb. çevirirler.) için bir araya gelenler; ferdî çıkarlarını değil, grubun çıkarlarını düşündüklerinden –ki, ferdî çıkarlarını korumaları, ancak grubun çıkarlarını korumakla mümkündür- küçük bir saldırıda hemen savunma pozisyonuna geçerler. Paniklemezler. Kendilerinden daha büyük grupların saldırılarına karşı koyabilirler. Saldırganlara, kendilerini ve ürettiklerini yem etmezler. Etlerini murdar ettirmezler.

Sonuçta, hasbî birliktelikler uzun vadeli olurlar. Şahsî hesaba dayalı birliktelikler zamanla dağılıp giderler.

Yüce Allah, insanlara, bazen kâinâtın diliyle konuşur. Kâinâtı dinlemeden, okumadan, dilini anlamak  ve alacağımız dersleri çıkarmak mümkün değildir.

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.