MUHTEREM OSMAN NURİ TOPBAŞ HOCAEFENDİ ile
MÜLAKAT
İLKADIM: Zeki Soyak Hocaefendi’nin yaptığı dergi,
vakıf, radyo, eğitim hizmetlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
OSMAN NURİ TOPBAŞ: Zeki Soyak Hocaefendi,
gayret-i dîniyye sâhibi bir hizmet insanıydı. Ümmete olan
şefkat, merhamet ve muhabbeti, insanlığın îmansızlık ve
ahlâksızlık buhranına girdiği bir dönemde, onu tahammül ötesi
bir gayretle çalışmaya sevk etmişti. O sâlih kardeşimiz de
ömrünü Allâh yolunda hizmete adamıştı. Zîrâ o, kendisini
cemiyetin gidişâtından mes’ûl hisseden, kurtuluş bekleyen
kitleleri Hakk’a ve hayra ulaştırabilmenin endişesini vicdânında
en üst seviyede duyan ârif bir kardeşimiz idi.
İLKADIM: Yazıları ve kitapları hakkında ne
buyurursunuz?
OSMAN NURİ TOPBAŞ: Eserlerinin her biri ihlâs ile
yazıldığı için okuyanların istifâde edeceği kanaatindeyim. Çünkü
abdestli kalemlerin samîmî gayretlerine Rabbimiz lütfuyla,
keremiyle bereketini ihsan buyurur. Hocaefendi, Kur’ân-ı Kerîm,
Hadîs-i Şerîfler ve Hak Dostlarının nasîhatleriyle feyizlenen
rûhunun vecdini eserleriyle zamanlar ve mekânlar ötesine
taşımaya çalıştı. Neticede semâmızda hoş bir sadâ bırakarak fânî
âlemden bekâ âlemine irtihâl etti. İnşâallâh geride bıraktığı
eserlerinin her biri, Rabbimizin katında makbûl bir sadaka-yı
câriye olarak karşısına çıkar. Neşrettiği eserleri, istifâde
edenlerin hayır duâlarıyla, hak ve hakîkatlere mecrâ olabilme
gayretiyle şereflenen rûhunu şâd eder inşâallâh!..
İLKADIM: Zeki Soyak Hocamızın zâhirî ilmi yanında
bir de tasavvufî yönü vardı. Bu husûsu en iyi bilenlerden biri
sizsiniz. Bize biraz anlatır mısınız? Tasavvuf yoluna bağlılığı
ne ölçüde idi?
OSMAN NURİ TOPBAŞ: Hocaefendi, gayretli, muttakî
ve mütevâzı bir kardeşimizdi. Tefeyyüz ettiği Hak dostlarının
rûhâniyeti, kendisini kalp âlemindeki mâneviyat ufuklarının
seyyâhı etmişti. Böylece bu ulvî heyecan seli içinde, varlığının
hudutlarını aşabilen bir hizmet insanı oldu. Sâlihler kervanında
rızâ ve teslîmiyetiyle dikkat çeken Hocaefendi, aynı zamanda
“zehirle pişmiş aş”a tâlip olabilme olgunluğunu liyâkatle
taşıdı. Bu yüzden hiçbir zaman incinmedi ve yorulmak bilmedi.
Velhâsıl Hocaefendi, Cenâb-ı Hakk’ın rızâsını
tahsil gayretiyle yoğrulmuş, ilmini hayâtına aksettirerek irfâna
tebdîl etme heyecânıyla yaşayan bir gönül eriydi.
İLKADIM: Zeki Soyak Hocaefendi’nin sizce en
dikkat çeken vasfı ne idi?
OSMAN NURİ TOPBAŞ: Hocaefendi’nin gayret dolu
hayâtı, Kur’ân-ı Kerîm ve Sünnet-i Seniyye’ye ittibâ ile
feyizlenmiş güzel ahlâkı, rızâ ve teslîmiyet gibi takdîre şâyan
hâlleri, fârik vasıfları idi. Devâsız hastalığa mübtelâ olduğu
zaman bile, rahatsızlığından şikâyet etmedi. Rabbinden geleni,
teslîmiyet ve rızâ ile karşılama olgunluğu sergiledi.
O, mü’minlerin sâhip olması gereken izzet ve
gayreti, zamanımızda güzel bir şekilde temsil etmekte olanlardan
biriydi. Rûhunu süsleyen Kur’ân ahlâkı ile nezih bir hayat
yaşadı. Hizmetleriyle, üzerinde tecellî eden ilâhî nîmetlerin
şükrünü îfâya çalışan sâlih bir kardeşimizdi.
İLKADIM: Son olarak İlkadım okuyucularına, Zeki
Soyak Hocaefendi’nin talebelerine tavsiyeleriniz nelerdir?
OSMAN NURİ TOPBAŞ: Hocaefendi’nin talebelerine
tavsiyem, onun açtığı hayırlı yollarda yürüyerek ve gösterdiği
ulvî istikâmette izinden giderek o güzellikleri artırmaya gayret
etmeleri, böylece onun şahs-ı mânevîsini gönüllerinde
yaşatmaları, kendisine vefâtından sonra da ecir kapısı
olmalarıdır. Ayrıca Hocaefendi’nin şahsiyetini meydana getiren
tasavvufî yapıdan feyz alarak onun güzel hizmetlerini Cenâb-ı
Hakk’ın râzı olacağı şekilde en yüksek seviyeye çıkarmaya
çalışmalarıdır. Zîrâ Allâh yolunda hizmet, bir bayrak yarışı
gibidir. Bu bakımdan sevenlerine tavsiyem de, Rabbimizin
“hayırda yarışın” emrine imtisâlen, Hocaefendi’nin liyâkatle
taşıdığı bu hizmet bayrağını daha ötelere taşıyacak bir gayret
ve hizmetin fiilen içinde bulunmalarıdır. Bilhassa insanlığın
maddeye râm olduğu günümüzde dînimize, îmânımıza, vatanımıza,
milletimize, milletçe bütünlüğümüze, velhâsıl bütün maddî-mânevî
değerlerimize sâhip çıkma hassâsiyetiyle gayret göstermeleridir.
Îmansız bir milletin istikbâlinin olamayacağı şuuruyla
nesillerimizin îmanlı ve ahlâklı yetişmeleri için çaba sarf
etmeleridir. Zîrâ millî şâir Mehmed Âkif’in dediği gibi:
Îmandır o cevher ki ilâhî ne büyüktür!
Îmansız olan paslı yürek sînede yüktür!..
Diğer taraftan dînimiz, her müslümanın yaşadığı
toplumdan mes’ûl olduğunu, bu bakımdan mü’minlerin
ictimâîleşmesinin zarûretini, ferdî gayretlerin kâfî
gelmeyeceğini, ilâhî yardımın müşterek gayretlerde tecellî
edeceğini beyân etmektedir. Hocaefendi de ictimâî
mes’ûliyetlerinin bilinciyle dîn, îman, Kur’ân, ezan, bayrak,
vatan ve millete karşı vazîfelerini yerine getirebilme azim ve
heyecânı içinde idi.
Unutmamak gerekir ki, vatan olmadan dînin
yaşanması, ezânın okunması, bayrağın dalgalanması imkânsızdır.
Bunun en acı misâli, bugünkü Filistin’dir. Bu yüzden vatanın
selâmeti için yapılacak faâliyetler de mü’minin vazîfeleri
cümlesindendir. Millî şâirimiz bu mes’ûliyetimizi ne güzel ifâde
eder:
Sâhipsiz olan memleketin batması haktır,
Sen sâhip olursan bu vatan batmayacaktır!..
Âyet-i kerîmede:
“Ve sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabbine
kulluk et!” (el-Hicr 99) buyrulmaktadır. Bu yüzden son nefese
kadar Allâh yolundaki her türlü hizmet ve gayreti bir ömür
tesbîhi hâline getirebilen bahtiyarlara ne mutlu!..
Rabbimiz; “Îmân edip de sâlih ameller işleyenlere
gelince, onlar için çok merhametli olan Allâh, (gönüllerde) bir
sevgi yaratacaktır.” (Meryem 96) buyurur. Bu bakımdan,
Rabbimizin sevdiği kullara karşı insanların kalbinde bir
meveddet, yâni sevgi vücûda gelir. Bu yüzdendir ki gönül
insanlarının kabri, sevenlerinin gönüllerindedir. Elbette ki
asıl hayat da, gönüllerde yaşayabilmektir. Hak âşıklarının
ömürleri, fânî bedenleri toprak olduktan sonra da mânen devâm
eder. Gönülleri irşâd eden eserleri ile dipdiri kalırlar. Hattâ
irşâd ömürleri, -ihlâs ve gayretleri nisbetinde- zâhirî
ömürlerinden daha uzun da sürebilir. Merhum Hocaefendi’nin de bu
teselsül bereketine mazhar olan bahtiyarlardan olması
temennîsiyle, Rabbimizden kendisine rahmet ve mağfiret niyâz
ederim…