E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

 

 

CEMİL USTA

FIKIH;

KURBAN 

Kurban Allah Teâlâ’ya yakınlık ve onun rahmetine kavuşmak için kesilir. Hicretin ikinci yılında meşrû kılınmıştır. Kurban kesmenin fazileti büyüktür. Bu hususta Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:

“İnsanlar arasında haccı ilan et! Gerek yaya olarak, gerekse uzak yoldan gelen yorgun, argın develer üzerinde kendilerine ait birtakım yararları yakinen görmeleri, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine belli günlerde Allah’ın ismini anmaları (kurban kesmeleri için) sana (Kâbe’ye) gelsinler. Artık ondan hem kendiniz yiyin hem de fakire yedirin.”(Hac 28-29)

“Biz sana Kevser’i verdik. Onun için Rabbine kulluk et ve kurban kes! Gerçekten ebter olan şüphesiz seni kötüleyendir.” (Kevser suresi)

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor:

“Kimin imkânı olup da kurban kesmezse yanımıza, namazgâhımıza asla yaklaşmasın.” (İbn-i Mace)

Muhtelif meseleler:

1- Bir kimse ölen bir yakını için bayram günleri kurban kesebilir. Rivayete göre Hz.  Ali kerremallahu veche Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin vefatından sonra her kurban bayramında iki koç alır, birini Rasulullah aleyhi ve sellem için birini de kendisi için kurban ederdi. Bu örnekten hareketle varlıklı müslümanlar da yakınları için olduğu gibi Peygamberimiz için de kurban kesebilir. Zira Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve selleme iki alaca koç getirildi. Birisini keserken, “Bu Muhammed ve ehli beyt namınadır” diğerini keserken “bu ümmetimden kurban kesemeyenlerin namınadır” dedi. (Ahmed Cemül fevaid)

Hali vakti yerinde olanların böyle bir kurban kesip kendi yakınlarına, yakın ve uzak komşularına, yetim, kimsesiz, fakir kimselere vermeleri güzel olur. Bilhassa fukara-i sabirini -ki edebinden kimseye bir şeyler söylemiyor- bu güzel insanları bulmak gerekir. Allah Teâlâ bunları Kuran-ı Kerim’de şöyle tavsiye ediyor:

“(Yapacağınız hayırlar) kendilerini Allah yoluna adamış bu sebeple yeryüzünde kazanç için dolaşamayan fakirler için olsun. Bilmeyen kimseler, iffetlerinden dolayı onları zengin zannederler. Sen onları simalarından tanırsın. Çünkü onlar yüzsüzlük ederek istemezler, yaptığınız her hayrı muhakkak Allah bilir.” (Bakara 273)

İşte kurbanda, zekâtta, sadaka ve benzeri yardımlarda, iffetli edepli garipleri bulmak, hayırlarımızın kabulüne vesile olur. Zamanlı zamansız, ihtiyacı olmadan isteyenler ise bunu meslek haline getirmişlerdir. Onları da kırmadan, üzücü laf söylemeden cüz’i bir para vererek hoşnut etmekte yarar vardır.

2- Bir veya birkaç kişi kurban niyeti ile bir sığır veya deve satın alsalar, bu kurbanlığı alırken yalnız kendileri için kesmek niyeti olmazsa o kurbanlığa başkalarını da ortak edebilirler. Ancak kurbanlık alırken yalnız kendileri için kesmeyi niyet etseler, sonradan ortak yaptıkları kişi veya kişilerden aldıkları miktarı tasadduk etmeleri gerekir. Bu hususta uygun olan, kurban alınmadan önce ortaklar kesin olarak belirlenmeli ya beraberce ya da aralarından birine vekâlet verilerek kurban alınmalıdır.

3- Bir kişi bir hayvanı belirleyip şu hayvanı satın alacağım dese, sonra da hayvanın sahibi ile hayvanı kesildikten sonra etini tartıp kaç kilo gelirse, kilo başına anlaşacağımız fiyattan parasını vereceğim diye pazarlık yaparsa ve bunun üzerine anlaşsalar böyle bir kurban caiz olmaz. Her ne kadar kurbanlık hayvan belirlenmiş ise de:

a- Fiyatı belli değil

b- Kurbanlık üzerinde mülkiyet belirlenmemiştir

c- Sünnette yeri yoktur.

Ancak kurbanlık canlı olarak tartılıp kilo üzerinde pazarlık yapılarak satın alınabilir. Bu caizdir.(İslam Ahkâmı-Zeki Soyak)

4- Kurbanlık niyetiyle alınan hayvan kesilmeden önce ölürse zengin kimsenin tekrar kurban alması gerekir. Fakir için gerekmez. Kesimden önce kurbanlık kaybolur, sahibi ikinci defa kurbanlık alır da sonra birinci hayvan bulunursa, zengin de fakir de sadece bunlardan birini, tercihen daha iyi olanı keser. Fakirin ikisini de keseceği görüşü fetvada tercih edilmeyen zayıf bir görüş olup fakirin kesmesinin adak hükmünü alacağı noktasından hareketle söylenmiştir. (İlmihal-İslam ve Toplum).

5- Kurbanın ibadet niyetiyle kesilmesi şarttır. Kurbanda kesilen kurbanlık hayvanların et ve kemikleri ile beraber kesen kişinin takvası önemlidir. Allah Teâlâ:

“Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır. Fakat O’na sadece sizin takvanız ulaşır.” (Hac 37) buyurmaktadır.

Bu ayet genel olarak bütün ibadetlerde iyi niyet ve ihlâsın gerekliliğini ortaya koymaktadır. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir hadis-i şeriflerinde amellerin kıymetlerinin niyetlere göre olduğunu, herkesin eline geçecek olanın niyetine göre olacağını ifade buyurmaktadır.

6- Kurbanlık hayvanın kesim öncesinde sütünden ve yününden yararlanmak da tasvip edilmemektedir. Şayet yararlanılmışsa bedeli sadaka olarak verilmelidir. Kurbanlık koyun ve keçinin yünü, kesimden sonra kırkılıp evde ihtiyaç için kullanılabilir. Fakat satılıp paraya çevrilemez. Aksi halde tasadduk edilmelidir.

7- Kurban kesecek kişiler ibadet niyeti ile ortak olmaları şarttır. Etlik niyeti olursa diğer ortaklarına mani olurlar. Mesela ortaklardan biri vacip olan kurbana, diğeri adak kurbanına, bir diğeri nafile kurbanına niyet etmiş olsalar, caizdir. Fakat ortaklardan biri herhangi bir ibadet niyetiyle değil de et almak maksadıyla katılmış olsa bu sahih olmaz ve diğerleri de niyet etmiş oldukları kurbanı kesmiş sayılmazlar.

8- Üzerine kurban vacip olmayan kişiler alacağı kurbanı alırken şunlara dikkat etmesi gerekir:

Kendisi için bir adak kurbanı olmamalı, adak olursa vacip olur ve onun etinden kendisi(usûl ve furû) annesi, babası, çocukları yiyemez. Fakir bir kişi kurban etmek niyeti ile bir koyun satın alacak olursa bu koyunu kurban olarak kesmesi onun için vacip olur. Çünkü üzerinde kurban kesmek vacip olmayan bir kimsenin kurban kesmek maksadıyla satın alması kendisine bu işi vacip kılma hükmündedir. Bu da örfen kurban kesmeyi adamaktır.

Nafile kurban ise yolcunun, kurban kesme adağında bulunmayanın ve kurban etmek maksadıyla da satın almayan fakirin kestiği kurbandır. Çünkü bu kişiler hakkında kurban kesmenin vacip olmasının sebep ve şartları gerçekleşmemiştir. (İslam Fıkhı Ansiklopedisi Vehbi Zuhayli, 4/396)

Üzerine kurban vacip olmayan kişilerin aldığı kurbanın yaşı ve kusurları(varsa şayet) nafile kurbana zarar vermez. Onlar için nafiledir, etliktir. Çoluk çocuk mahrum olmaması onlar için önemlidir. Ancak bir sığırda ortaklarsa ibadet niyeti ile nafileye niyet ederler. Etlik edemezler aksi halde öbür ortakların kurbanına mani olurlar.

9- Kurban bayramında kesilmek üzere satın alınmış olan kurban hayvanı kesilmeyip de bayram geçmiş bulunsa o hayvanın mevcut ise aynını, kaybolmuş veya zayi olmuş ise kıymetini fakirlere tasadduk etmek icab eder, ertesi seneye bırakılmaz.

10- Kurbanlık hayvanın misli olan parayı fakirlere vermek kurban yerine geçmez. Kurbanda aslolan kurbanlık hayvanı boğazlayıp kanını akıtmaktır. Bu olmadıkça kurban vecibesi yerine gelmiş olmaz. Adak kurbanları da aynıdır. Onun yerine para vermekle kurban yerine gelmez. Onun da kanının akıtılması lazımdır.

Allah’ım İbrahim ve İsmail aleyhimesselam nasıl teslimiyet göstermiş ise bize de o güzel hali tattır. Allah’ım ümmeti Muhammedi Kur’an’a mahkûm et. Âmin.

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.