İNSAN
İnsan; ruh ve bedenden
meydana gelen, Allah’ın yeryüzündeki halifesi. Âdem, beşer.
Canlılar arasında en üstün olanı diye tanımlanabilir. İnsan
kelimesi Arapça ins kökünden türetilmiştir. ”Beşer, insan
topluluğu” anlamına gelen ins, daha ziyade insan türünü ifade
etmekte olup, bu türün erkek veya dişi her ferdine insi/enesi
yahut insan denmektedir. Kelimenin aslının “unutmak” manasındaki
nesyden insiyan olduğu da ileri sürülmüştür. Böyle düşünenler
İbn Abbas’a nispet edilen, “İnsan, ahdini unutması sebebiyle bu
ismi almıştır” şeklindeki rivayetlere dayanır
Kâinatın mutlak sahibi olan
Allah Teâlâ yaratıkları içinde insana en güzel sureti verdi.
Başka varlıklarda olmayan vasıflar vererek onu yeryüzüne halife
ve dünya üzerinde yaşayan en gelişmiş ve kıymetli bir varlık
kıldı. Arayanlar için O’na giden yollar gayet açık; görebilenler
için varlığını ispatlayan deliller net ve seçiktir. Yeter ki
basiretle bakabilelim, yeter ki peşin hükümlerle yaklaşmayalım,
yeter ki birtakım yanlış fikirler batağına batmayalım.
Cenab-ı Hak, verdiği mümtaz
vasıflar sayesinde insanı kendisine halife kılmıştır. O’nun,
insanı nefs ve ruh gibi, birbiriyle daima mücadele halinde olan
iki zıt vasıflarla donatması da yeryüzündeki imtihan
gayesiyledir. Zira mahlûkatın en şereflisi olan insan, cüz’i
iradesini hayra ve şerre kullanabilmesi sebebiyle “hayvandan da
aşağı” bir nokta ile “melekten üstün” bir mevki arasında yerini
alacaktır. Bu ise, kulun gayretine göre, fıtratında mevcut olan
müsbet ve menfi temayüller arasındaki mücadeleden hasıl edeceği
neticeye göre gerçekleşecektir. Bu mahlûkat içinde irşad,
terbiye ve tezkiyeye en çok muhtaç olan, insandır.
İnsanoğlu, Yüce Yaratıcı’nın
halifesi olarak büyük işler başarmak ve değerli eserler ortaya
koymak için bu dünyaya gönderilmiştir. O, bu mükellefiyetin
şuurunda ise, eşya ve hâdiselerin içine girecek, onlara müdahale
edecek, her gün başka terkip ve başka tahlillerle, yeni yeni
san’at eserleri ortaya koyacak… Bütün bunları yaparken de her
an, Hakk’ın sonsuz irade ve kuvvetini sezecek ve şükranla
Rabbine karşı kulluk görevini yerine getirecektir.
Bu yüce vazifeleri
görebilmesi için gerekli olan şeyler ise, ona çok önceden
verilmiştir. İnsanlığa yükselmek için irade ve heyecan; kâinat
ve içindekileri tanıyıp sevmek için merak ve güzellik aşkı;
dürüstlük ve adâlet için vicdan; varlığa alâka duymak için kalp;
bu lütûfları yerinde kullanma ve belli bir ölçüde, iyiyi kötüden
ayırt edebilmek için akıl; nihayet, bütün bu işleri yanılmadan,
arızasız görebilmek için de vahyin aydınlatıcı nuruyla pırıl
pırıl bir atmosfer...
Maddî-mânevî bu kadar
lütûflarla şereflendirilerek dünyaya gönderilen insan, mahlûkat
içinde eşi benzeri olmayan bir varlıktır. Ne var ki o,
Yaratıcı’nın bu armağanlarını değerlendiremediği zaman, O’nun
halifesi olmak şöyle dursun, aşağıların aşağısına, esfel-i
safiline yuvarlanıp sefillerden bir sefil haline gelecektir.
Bu açıdan, hayatın birinci
faslı bir lütuf ve ihsan, ikinci safhası ise, irâde, plân ve
Hakk’ın emirleri karşısında hassasiyetle üzerinde durulup
işlenecek bir harman mesabesindedir. Evet, önceden bize
verilenleri, irâde şuur ve mükellefiyetlerimizle
değerlendirerek, hayatımızı zenginleştirmemiz, fazilet ve
Hakk’ın hoşnutluğuyla ona ölümsüzlük kazandırmamız, zamanın
bereketli ve canlı akışı içinde onu yeni hedeflere ulaştırmamız
her zaman mümkündür.
Kaliteli insanlar toplumda
her zaman kabul görmüş, saygın, vakarlı ve onurlu bir şekilde
yerlerini almıştır. Bu insanların bir yerde adı geçince ya da
çağrışımlar kanalıyla duygu ve düşünce ufuklarına girince, ondan
sana “iyilik rüzgârları” esiyorsa, gönlüne bir bahar kokusu
geliyorsa, içine bir yaz bolluğu doluyorsa ve gönlünde muhabbet
deryası kabarıyorsa, o insan iyi ve “kaliteli” bir insandır.
Onunla sımsıkı bir dost ol ve dostluğu artırıcı girişimlerde
bulun.
Eğer adı geçince ya da
düşünce ufkuna girince, gönlün daralıyor, için bulanıyor, ruhun
sıkılıyor ve ufkun kararıyorsa, bu kişiler sefiller
güruhundandır, tevbe ve istiğfar et, geç! Sana temiz ve berrak
yaz bolluğu getirecek kanallara geç. Başka yolları dene ve
huzurlu olabilmek için samimi, ihlâslı ve sadık kişilerle
beraber ol.