MÜMİNLER
KARDEŞTİR
Hucurat 10. “Şüphesiz
müminler birbiri ile kardeştirler; öyle ise dargın olan
kardeşlerinizin arasını düzeltin;
Allah’tan sakının ki size
acısın.”
Muhakkak ki müminler
kardeştirler. Ancak müminler kardeştirler veya müminler sadece
kardeştirler. Birincisi, sadece müminler kardeştir. Kardeşlik
müessesesi sadece müminler için geçerlidir. Kâfirlerin,
yahudilerin, hıristiyanların, dinsizlerin, ateistlerin arasında
kardeşlik yoktur. Bu müessese sadece müminlerin arasında
geçerlidir. İkincisi de, müminler sadece kardeştirler. Müminler
arasında sadece kardeşlik vardır. Onlar arasında kardeşliğin
dışında başka bir durum söz konusu değildir. Bütün müminler
kardeşler olarak evrensel bir ailenin bireyleridirler. Müminler
birbirleriyle savaşsalar da kardeştirler. Aslında böyle bir şey
asla düşünülemez. Bir müminin bir mümin kardeşine düşman
kesilmesi, bir müminin bir mümin kardeşine silah çekmesi, onu
öldürmek üzere karşısına dikilmesi çok büyük bir günahtır. Bu
konuda hem kitabımızda, hem de Rasûlullah Efendimizin hadisleri
arasında çok büyük tehditler vardır.
Buhârî’nin rivâyetine göre
Rasûlullah Efendimiz sahâbeden üç konuda biat almıştır.
Birincisi namaz kılmak, ikincisi zekât vermek, üçüncüsü de
müslüman kardeşleri hakkında hayır düşünmek, hayır dilemektir.
Yine İbni Mes’ud efendimizin rivâyet buyurdukları bir
hadislerinde Allah’ın Rasûlü:
“Müslümana sövmek fısk, ona
karşı savaşmak da küfürdür.” buyurur. Bir başka hadislerinde:
“Bir müslümanın müslümanlara
karşı canı, malı ve ırzı haramdır” buyurur. Aynı hadisin baş
tarafında da Rasûlullah Efendimiz şöyle buyurur:
“Müslüman müslümanın
kardeşidir. Müslüman, asla kardeşine zulmetmez, onu kendi başına
terk etmez, onu zelil etmez. Bir müslümanın bir müslüman
kardeşini hakir görmesi kadar büyük bir kötülük yoktur.”
Müminler kardeştirler.
Öyleyse ey müslümanlar, dargın olan kardeşlerinizin arasını
bulun. Kardeşlerinizin arasını ıslah edin. Kardeşler olun ve
hayatınızı Allah için yaşayın. Kardeşliğinizde, ilişkilerinizde
egemen güç sadece Allah olsun. Allah’ın koruması altına girin.
Umulur ki, Allah’ın rahmetine ulaşır, nimetleriyle
nîmetlenirsiniz.
Müslümanlar kardeştirler.
Tasada, sevinçte, varlıkta, yoklukta, her zaman ve her ortamda
bir müslüman diğer müslüman kardeşleriyle beraber olacaktır.
Onlara asla zulmetmeyecek, düşmanlık düşünmeyecek. Müslüman
kardeşlerinin malını, canını, ırzını, namusunu kendi malı, canı,
kendi namusu bilecek. Müslüman kardeşlerine fedakâr davranacak.
Kendisi aç kalacak ama kardeşlerine yedirecek. Kendisi
giymeyecek, kardeşlerine giydirecek. Yardıma muhtaç olduğunda
yardım edecek. Tıpkı bir vücudun âzâları gibi birbirleriyle bir
dayanışma içinde olacaklar. Nasıl ki vücudun âzâlarından birine
bir diken battığında tüm vücut o acıyı hissediyorsa, yeryüzünün
neresinde olursa olsun herhangi bir müslümanın ayağına batan
dikenin acısını tüm müslümanlar hissetmeli ve kardeşlerinin
dertleriyle dertlenmelidirler.
Müslümanların kardeşliği
gerçekten çok önemlidir. Maalesef bugün dünya müslümanları bu
kardeşliklerinden habersiz bir hayat yaşamaktadırlar. Bakın
Allah’ın Rasûlü bu konuda şöyle buyuruyor:
“Birbirinize haset
etmeyiniz. Birbirinizin aleyhinde fiyatları kızıştırarak necş
yapmayın (alışverişte birbirinizi aldatmayınız) Birbirinize buğz
etmeyiniz. Birbirinize sırt çevirip dargın durmayınız.
Birbirinizin pazarlığı bitmiş alışverişini bozmayınız.
(Birbirinizin alışverişi üzerine alışveriş yapmayınız)” (Buharî,
K. Edep 7/88; Müslim, K. Birr 4/1986)
Ebu Hureyre efendimizin
rivâyet ettiği bu hadis İslâm kardeşliğinin esaslarını anlatması
bakımından çok önemli bir hadistir. Hadiste İslâm kardeşliği ve
onu yok eden haset, kıskançlık, birbirine sırt çevirme,
birbirlerini hakir görme gibi çeşitli afetlerden müminlerin
sakındırıldıklarına şahit oluyoruz. Bunları şöyle
maddeleştirelim:
1- Müslüman kardeşler
arasında yasaklanan birinci konu hasettir. Haset kitabımızın son
sûresinde de gündeme getirilerek müslümanlar uyarılır:
“Haset ettiği zaman hasidin
şerrinden Allah’a sığınırım, de.” (Felak 5)
Haset, karşımızdakinin sahip
olduğu nimetlerin zail olmasını, telef olmasını istemektir.
Meselâ eğer karşımızdaki zenginse, bunun ondan alınmasını
istemek veya eğer fakirse bu durumdan kurtulmamasını, sürekli
onun fakru zaruret içinde yaşamasını istemek. Tabii kardeşinde
gördüğü bir nimetin ondan alınıp mahrum bırakılmasını istemekle
birlikte o nimetin sadece kendisinin olmasını istemek de vardır.
Bu gerçekten çok büyük bir hastalıktır ki bundan kurtulanların
sayısı çok azdır. Zira insanlar genellikle herhangi bir hususta
başkalarının kendisinden daha üstün bir konumda olmasını
istemezler. Kendilerinin herkesten üstün olmasını isterler.
Bakın Allah’ın Rasûlü bir hadislerinde şöyle buyurur:
“Hasetten kaçının. Çünkü
ateşin odunu yakıp bitirdiği gibi haset de amel defterinizdeki
iyiliklerinizi yiyip bitirir.” (Ebu Dâvud, K. Edep 4/380
Yine kıskançlıkta Cenab-ı
Hakka hikmetsizlik izafesi söz konusudur. Bir mümin kardeşine
Allah tarafından verilenleri kıskanan kimse, zımnen, kendisine
verilmeyen şeylerin ona verilmesi sebebiyle Allah’ın hikmetsiz
ve adâletsiz iş yaptığı ithamı yapmaktadır. Allah’ın o nimetleri
hak etmeyen kimseye verdiği iddiası yatmaktadır bunun altında
ki, kesinlikle haramdır bu.
İçinde müslüman kardeşine
karşı böyle bir kıskançlık taşımakla, bu kıskançlığı yenmeyi
becerememekle birlikte bunu söz ve davranışlarıyla ortaya
koymayan, yani kıskandığı kimseye herhangi bir zarar vermeyen
kimse ise günahkâr sayılmaz. Ama böyle bir müslüman elbette
kendisini bu kıskançlıktan kurtarabilmek için çaba sarf
etmelidir.
Haset (kıskançlık) yanında
bir de gıpta vardır. Gıpta hasetten farklıdır. Onda
karşısındakinin beğenilen İslâmî özelliklerin yok olmasını,
telef olmasını, bunlardan mahrum bırakılmasını istemek yerine,
onun aynısının kendinde de olmasını, aynısının kendisine de
verilmesini temenni vardır.
2- Kardeşler olarak
müslümanların dikkat etmeleri gereken ikinci konu; hadisin
beyanıyla birbirlerine buğz etmemeleridir. Az evvel okuduğum
hadislerinde birbirinize buğz etmeyin diyen Allah’ın Rasûlü,
bakıyoruz başka bir yerde de takvayı tarif ederken “Allah için
sevmek ve Allah için buğz etmektir” diyor. Peki, acaba bunu
nasıl anlayacağız?
Meselâ karşımızda kendisine
buğz edilecek halini gördüğümüz bir müslüman var. Ona önce buğz
etmeyeceğiz. Önce onu elimizle, dilimizle düzeltmeye ve uyarmaya
çalışacağız. Ama o mümini elimizle veya dilimizle düzeltmeye
çalıştığımız halde, elimizden geldiğince onu bu konuda
uyardığımız halde eğer düzelmeye yanaşmazsa işte o zaman buğz
edeceğiz. İşte o zaman buğz etmeye hakkımız olacaktır.
Bir de yine Peygamber
efendimizin başka bir hadisinden öğreniyoruz ki müslüman
kardeşimize kızmak yasaktır. Evet, bir müslüman kardeşimize
kızmayacağız, ama bu demek değildir ki karşımızdaki kardeşimizin
her türlü İslâm dışı bozuk davranışlarını tasvip edeceğiz. Çünkü
müslümanlar sevilecektir ama bu onları tenkit etmeme mânâsına
gelmez.
3- Kardeşler olarak
müslümanlar asla birbirlerine sırt çevirip dargın hâle
gelmemelidirler. Mümin mümine dargın durmayacak, küs olmayacak.
Çünkü Rasûlullah efendimizin başka hadislerinden de öğreniyoruz
ki, üç günden fazla bir müslümanın bir müslüman kardeşine küs
durması caiz değildir. Bakın Buhâri’deki hadis şöyledir:
“Müslüman bir kimsenin
müslüman kardeşine üç günden fazla dargın durarak birbirleriyle
karşılaştıkları vakit bunun yüzünü bu tarafa, ötekinin de yönünü
beri tarafa çevirmesi ve bu dargınlıklarını sürdürmeleri helâl
değildir. Bu ikisinden en hayırlı olanı da selamı önce
başlatandır.” (Buharî 7/90)
Bir binanın birbirine
kenetlenmiş tuğlalarını ayırmaya kalkarsanız müthiş bir yıkım
meydana geleceği gibi müminler de böyle birbirlerine
kenetlendikleri zaman, birbirlerinden haberdar olacak kadar
birbirleriyle kucaklaşıp kaynaştıkları zaman onların ayrılmaları
da zor olacaktır. O halde müminler birbirlerinden asla ayrı
durmamalı, birbirlerine sırt çevirmemeli, birbirlerine dargın
durmamalıdırlar.
4- Yine bu kardeşlik icabı
müslümanlar birbirlerinin bitmiş ya da bitmek üzere olan
pazarlıklarını bozmamalıdırlar.
Müslüman kardeşler olarak
birbirinize karşı bunları yapmayın. Bu tür kardeşliği zedeleyici
şeylere tevessül etmeyin buyurduktan sonra Rasûlullah efendimiz
devamla şöyle buyuruyor:
“Ey Allah’ın kulları! Kardeş
olunuz! Müslüman, müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, sıkıntı
anında onu kendi haline terk etmez. Ona yalan söyleyip aldatmaz.
Onu küçük görmez. (Üç defa göğsüne vurarak) Takva işte
buradadır. Bir kimse müslüman kardeşine hor baktı mı işte şerrin
bu kadarı ona yeter artar bile. Müslümanın her şeyi; canı, malı,
ırzı müslümana haramdır.”
İşte İslâm kardeşliğinin
ölçülerini en güzel bir şekilde özetleyen bir peygamber uyarısı.
Yalan bir vakıayı, karşılığında bir menfaat bekleyerek bir
menfaat devşirme maksadıyla saptırmak, yanıltmaktır.
Müslümanın kardeşini bir
dünya menfaati adına yalan söyleyip aldatması hiç düşünülemez.
Bir ahiret menfaati adına yalan söyleyip aldatması da mümkün
değildir. Zira bir âhiret menfaati adına ona söyleyeceği yalan o
menfaati siler süpürür.
4: Onu küçük görmez.
Evet, mümin mümine hakaret
etmez, mümin mümine hor bakmaz, mümin mümini küçük görmez. Bunun
ilk ve en büyük sebebi onun iman taşımasıdır. Mümin taşıdığı
iman sebebiyle methüsenaya lâyıktır. Taşıdığı iman sebebiyle
mümin yeryüzünün en değerli, en şerefli ve en üstün varlığıdır.