E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

 

 

AKİF DURSUN

İLKADIMDAN;

 

1789 Fransız İhtilali ile ortaya saçılan en önemli fikirlerden birisi dilimize “milliyetçilik” olarak tercüme edilen nasyonalizmdir. Bu fikre göre her millet(ulus) kendi kendini yönetmeli ve kaderini(!) kendi tayin etmelidir. Millet/ulus nedir sorusuna ise pek çok cevap üretmeye çalışmışlardır. Bu cevapların ana mihverini ırk, dil ve kültür birlikteliği oluşturmaktadır. Din birliği kesinlikle söz konusu edilmemektedir.

Milliyetçilik akımları önce Avrupa’daki imparatorlukları parçaladı. Sanayi devrimini yapmış, teknolojik olarak belli bir seviyeye gelmiş ülkeler tarafından bu fikrin, sömürülmek istenen çok milletli ülkeleri parçalamak için kullanışlı bir alet olduğu farkedilince, özellikle İslam dünyasını, tabiatiyle Osmanlıyı parçalamak için bu akım etkili bir şekilde kullanıldı. 19. yy’da arkeolog, antropolog, seyyah, din adamı kılığında Osmanlı ülkesinde cirit atan casuslar her bölgenin ayrılıklarını ve farklılıklarını tespit ettiler. Kullanabilecekleri ilk ayrılık olarak din farkını buldular ve Osmanlı memleketindeki hıristiyan unsurları tahrik ettiler. Ardından bunlara sahiplenerek Osmanlıyı yavaş yavaş parçaladılar. Hıristiyan unsurlardan koparabileceklerini kopardıktan sonra Araplara yöneldiler ve onlar arasında da asabiyeti tahrik ettiler. Arapların da biraz da zorla Osmanlıdan kopartılması ve işgal edilmesi ardından Anadolu’nun da işgalini getirdi.

İstiklal harbiyle birlikte Anadolu’yu yeniden vatan haline getiren ve Türkiye sınırları içinde bir millet olma iradesini gösteren milletimiz üzerinde oynanan oyunlar bitmemiştir. Emperyalist devletler 19. ve 20. yüzyılda sahneye koydukları oyunları tekrar tekrar sahneye koymaktadırlar.

Ümmet-i Muhammed’in birbirleriyle birleşmemeleri için ırk ayrımı, dil ayrımı, bölge ayrımı velhasıl nasıl bir ayrılık bulurlarsa onu kullandılar, kullanıyorlar.

Afganistan’da kabile farklılığını, Irak’ta ırk ve mezhep farklılığını kullanıyorlar. Memleketimizde de Türk-Kürt, alevî-sünnî hatta sağ-sol, laik-antilaik gibi her tür farklılığı buluyor, kullanıyorlar. Bulamazlarsa icat ediyorlar.

Tabii gariplik bu ülkelerin bunları kullanılmaya çalışmasında değil muhataplarının bu oyuna defalarca düşmesi. Her topluluk küçücük de olsa bir devleti olması peşinde. Her parçalanmanın daha kolay lokma olma, daha kolay sömürge haline gelme olduğunu görmüyorlar. Veya görmek istemiyorlar.

Bütün bu oyunların çaresi nedir? sorusunun cevabı aslında zor değil. Çare İslam kardeşliğidir. Tarihte yaşanmış ve hâlen İslam ümmetini kısmen de olsa bir arada tutan şey İslam kardeşliğidir. Sadece müslüman olmakla bu iş tamamlanmamaktadır. Müslümanım diyen kişi İslam’ın gereklerini iyi kavramalıdır.

Müslümanlar millet ve vatan tarifini İslam’a göre yapmalılar. Millet aynı dine mensup insanların oluşturduğu topluluk, vatan bunların yaşadığı ve yaşayabileceği yerdir. Eğer batılı mânâda vatandaşlık tanımı geliştirirseniz, bu şekilde parça parça olursunuz. Kaldı ki Avrupa ve Amerika önceden geliştirmiş oldukları ve İslam dünyasında kullandıkları vatandaşlık, ülke, millet tanımlarını kendi memleketlerinde değiştirmektedirler.

Kendi ülkelerinde birliği, birlikte yaşamayı teşvik edenler, ülkelerinde yaşayan tüm insanları kapsayan bir üst kavram geliştirmeye çalışanlar İslam dünyasında bunun tersini yapmakta 18 ve 19. yüzyıldan kalma kavramlara başvurmaktadır.

İslam dünyası yine bu oyuna düşer, İslam üst kimliği altında bir araya gelmezse var olan zulüm sistemi uzun bir süre daha devam edecektir. Allah Teala akıbetimizi hayreylesin.

Pakistan depreminde vefat edenlere Rabbimizden rahmet geride kalanlara sabr-ı cemil niyaz ederiz. Buradaki kardeşlerimize duyarsız kalmayalım.

Selam ve dua ile...

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.