E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

 

 

MUSTAFA SUNA

DENEME;

KAMU 

Bizim Yûnus’un; “Kamu âlem birdir bize.”, “Yaratılanı hoş gördük, Yaratan’dan ötürü.” dediği kamu. Kamu, kamuoyu, kamu görevlisi gibi; günlük hayatımızda çok sık kullanılan bu kelimenin barındırdığı derin anlam analiz edildiğinde; olaylara ve insanlara bakış açımızın çok değiştiğini, dışarıdan bakıldığında şer gibi gözüken bir çok sosyal olayın, aslında ileride toplumun hayrına olacağını göreceğiz, fark edeceğiz.

İnsanlar; Allah’ın takdir ettiği zamanda, mekanda, ortamda dünyâya gelirler. Onlara; ırklarını, sûretlerini, akıl programlarını, dillerini, renklerini, anne-babalarını tercih imkânı tanınmamıştır. Kendimizi bir diğerinin yerine koyduğumuzda; onun yerinde bizim olmamız, yüzde yüz muhtemeldir.

İnsan; yeryüzünde, Allah’ın halîfesidir. Vahy’i,  Allah adına kâinatta uygulamakla görevlidir. Bu görev ise, çok boyutludur. İnsanın görev boyutunu, “Küllî İrâde”, “Elest Bezminde” belirlemiştir. Yine, görevin yerine getirilmesi irâdeyi gerektirir ki; “Küllî İrâde” kendi “Küllünden” bir cüz’ü; yani, “Cüz’î İrâde”yi insana bahşetmiştir.

İnsan; beden boyutuyla kâinâta yöneliktir, kâinatla bağlantısını kurar. Rûh boyutuyla ise; Allâh’a yöneliktir ve Allâh ile bağlantısını kurar. Beden boyutuyla somut, rûh boyutuyla soyuttur. Beden ve rûh boyutuyla beraber, Allâh ile kâinat arasında köprü durumundadır.

Yüce Allah, insanı yaratmış ve ona Rûh’undan üflemiştir. İşte; “kamu”yu anlamamız için, bu andan itibâren “kamu”ya giden oluşum zincirini kopartmamamız gerekir.

Allah’ı tanımadan, “kamu”yu tanımamız mümkün değildir; zîrâ Allâh, “kamu” ile tecellî eder. “Kamu”; fertlerin davranışlarından oluşan bir resim gibidir. Renkler, desenler, figürler farklıdır. Bu farklılık, resimdeki güzelliği ortaya çıkarır.

Allah’ı sıfatları ile tanırız. Zâtî sıfatları vardır ki; ulûhiyyet sıfatlarıdır. Kamuda görmek mümkün değildir. Subûtî sıfatları vardır ki; sınırsız ve vasıtasız biçimde yüce Rabbimizde bulunmakla beraber; sınırlı (cüzî) ve vasıtalı biçimde insanlara bahşedilen sıfatlardır.

Bir arı düşünün, kovanı kayısı bahçesinde; balı kayısı kokar. Yüzde ellisi diğer çiçeklerden yarısı da kayısı çiçeklerinden polen alınarak oluşturulmuştur. Kovanlar portakal bahçesinde ise; portakal, çam ormanında ise; çam, keçiboynuzu, meyan... kokar.

Psikoloji bilimi, insan davranışlarını; yani insan ruhunun tezahürlerini (görünümlerini) inceler. İnsan ruhunda oluşan soyut oluşumlar, davranış biçiminde somutlaşır, görünür, duyulur, algılanır hâle gelir. İşte bu davranışlar her insan ruhunun boyutuna, çeşitliliğine göre farklılık arz eder.

Her şey: “Esmâ ül-Hüsnâ”da gizlidir. Allâh, “Rabb”dır, eğitendir. İnsana, Rûhundan üflerken bu cüz’ü vermişse; eğitici rûh, öğretmen kimliği ile kamuda yerini alır; olaylara ve insanlara bu ruh yapısı ile yaklaşır. Allâh; “Şâfî”dir. “Şâfî” cüz’ünü üflediği insan; tedavi edici ruh boyutuyla, doktor kimliği ile kamuda yerini alır; olaylara ve insanlara bu ruh yapısı ile yaklaşır.

Allâh, “Hâfiz”(koruyan)dır. Koruyucu cüz’i ruh yapısıyla; emniyet mensupları, anne-babalar, öğretmenler, bakıcılar bu cüz’ü tecelli ettirirler. Allah “Rezzâk”tır; üretici, taşıyıcı, pazarlayıcı, pişirici, kotarıcı ruh yapılı insanlar hep, bu cüz’ün tecellisinde yer alırlar. (Dikkat: Allâh bütün olarak Rezzâk’tır.) 

Allah’ın kullarının; kimisi “Halîm”, “Selîm”dir. Kimisi; “Cebbâr”, “Kahhâr”dır. Kimisi, intikam alıcı (Müntekîm), kimisi çok affedici, bağışlayıcı (Ğafûr)dır. Kimisi; eli açık, dağıtıcı (Bâsıt-Vâsî), kimisi de tutucudur.

Allah El-Hakem’dir, El-Adl’dir. Hâkimler, adaleti sağlayanlar bu cüz’ün tecellisinde yerlerini alırlar.

Kimileri; görüp-gözetirler, murâkabe (kontrol) (Rakîb) ederler, cömerttirler (Kerîm), metanetlidirler (Metîn), dostturlar (Velî), kuvvetlidirler (Kavî), mucittirler (Vâcid), toplayandırlar (Câmî), severler ve sevilirler (Vedûd), idarecidirler (Vâlî), mü’min, alîm, azîz, ganîdirler.

İnsanlara iyilik yaparlar (Birr), yalvaranlara, isteyenlere icabet ederler (Mûcib). İncelikleri bilirler (Latîf), ışık saçarlar (Nûr), yol gösterirler (Hâdî).

Kimileri insanları yüceltirler (Muizz), kimileri alçaltırlar (Müzill), bazıları da olacaklara engel olurlar (Mânî).  

Çok sabırlıları vardır (Sabûr), çağlar açanları, sıkıntıları kolaylaştıranları (Fettâh)... vardır.

“Esmâ”dan isimler konur doğan bebeklere ve zamanla isimlerin anlamları ile isimlendirilenlerin karakterleri, davranışları arasında uyum olduğu ortaya çıkar. İsimler konur; Halîm, Selîm, Kerîm, Latîf, Rahmân, Rahîm, Nûr, Âlim, Azîz, Mü’min, Kadîr, Samed, Hadî, Mâcid, Mecîd, Hamîd, Velî, Celîl, Cemîl, Bakî... Bazen önlerine; “abd” (kul) eklenir; Allâh’ın kulu, Rahmân’ın kulu... Erkeklere.

Kadınlara da; Halîme, Selîme, Rahîme, Azîze...

Allah kamu ile tecelli eder. Kamuyu, yine kamu ile terbiye eder, doyurur,  şifa verir. İntikamını; “Bazı kullarını bazı kullarının üzerine salarak”, “bazı kullarını bazı kulları ile def ederek” alır. Görünen kamu olsa da, geri boyutta hep Allah vardır. O yüzden biz, “Yaratılanı, yaratandan dolayı hoş görürüz.” O yüzden “Kamu âlem birdir bize”.

Kamudaki ahenk, işbirliği, doğal organize olayların akışı o kadar mükemmeldir ki; bazı sosyologlar kamuyu rabblaştırırlar. Onlara göre; her şey kamudur. Geri-ruhsal boyuttaki Yüce Allah’ı idrak edemezler. Bazıları da; buradan hareketle Allah’ın yüceliğine ulaşırlar. Mecnûnun, Leylâ’dan Mevlâya, Leylâ’nın güzelliğinden, Mevlâ’nın güzelliğine ulaştığı gibi.

Kamu görevi kutsaldır: Öğretmenlik, doktorluk, hâkimlik, polislik, askerlik gibi. Aslında “meşrû” olan bütün meslekler (görevler) kutsaldır. Görev; kamu emanetidir. Görevlerde kamuya sadakat esastır, kamuya hizmet esastır. Öğretmene öğrencisi, doktora hastası, yöneticiye kurumu, imama cemaati, askere, polise görev alanı, işçiye iş sahası, antrenöre oyuncusu, sporcusu, anneye-babaya eşi ve çocuğu, çaycıya çayı, üreticiye ürünleri... emanettir. Kamu; görev karşılığında bir bedel öder ve bedelin “hak” edilmesini ister. Geleceğe yatırım yapar. Öğretmenlerin yetiştirdiği nesiller sonuçta babalarından ziyade, kamuya hizmet ederler. Kamu görevine sadakat devam ettiği müddetçe, Yüce Allah’ın “Hafîz” sıfatı tecellî eder. Geçim darlığı, kazâ ve belâlardan nisbeten korunurlar. Örneğin; okul dışında ele avuca sığmayan, suç işleyebilen nice öğrenci, okulda öğretmenlerine karşı daha saygılı davranırlar. Beş bin nüfuslu bir ilçenin polisi, jandarması vardır da; beş bin öğrencili bir okulda asâyişi sağlamak için polis gerekmez. Eğer, okul ortamında problemler çıkmaya başlamışsa; kamu görevinde bir aksama var demektir. Zîrâ, itaat duygusunun yerini isyân duygusu almağa başlamıştır. Yine, nice cânîler, kâtiller emniyet güçlerine karşı aynı rûh hâlini göstermezler, haklarında hüküm veren hâkimlere karşı saldırgan davranmazlar. Birçok hâkimin koruması bile yoktur. Doktorlar, yüzlerce hastayı muayene ederler, belki hastalıkların çoğu da bulaşıcıdır. Halbuki, mikropların, bulaşmada insan boyutuyla doktorları ayırmamaları gerekir. Doktorlar, korkmadan, güven içinde hastalarını tedâvî ederler. Tevekkeli değil; sanki mikroplar, doktorları tanımaktalar da, onlardan korkmaktadırlar. Örnekleri çoğaltmak mümkündür; Okulda öğretmenlere, evde babalara, askerde komutanlara, iş yerinde işverene karşı gelinmez, eller kalkmaz...

Ne zaman ki; “sadâkat”, yerini “ihânet”e bırakır, görevlerin hakkı verilmez, hizmetler aksamağa başlar, zulüm ortaya çıkar; “İnsanlar kendilerine zulmeder, Allâh onlara zulmetmez”; Allâh, zâlimleri defetmek için, Elest Bezminde, Küllî Rûh’undan , “şedîd”,  “kavî”, “cebbâr”, “kahhâr”, “müntekîm” cüz’ünü üflediği kullarının bu programlarını harekete geçirir. İşte o zaman; intikam alıcı bir “kamu oyu” oluşur ve “şedîd” , “cebbâr”, “müntekîm” ruhlu ekipler işbaşına gelir. Kamu; görevlerin yerine getirilmesi için verdiği, maddî- manevî güç unsurlarını geri alır. Hattâ, Yüce Allâh, bu kullarını “Göklerde ve yerdeki askerleri”  ile destekler. Depremler, savaşlar, ekonomik çöküntüler hep olayın görünen kısmıdır.

Meşhur zalim Haccâc b. Yusuf’un tarihî sözlerini, tarihçiler, tarih felsefecileri iyi bilirler:

“Siz istediniz, Allâh beni sizin başınıza gönderdi.”

Irak “vâli”liği sırasında idam edilenlerin yüz yirmi bini bulduğu rivâyet edilir. Sürekli nifâk ve isyân içinde olan, zalimlerin zulmettiği, Basra ve Kûfelilerin hakkından ancak bu şekilde gelmiş, adâleti, sükûneti sağlamış, fetihlerin önünü açmıştı. Öldüğünde ise; silahlarından, Kur’ân’dan ve birkaç yüz dirhemden başka mîrası kalmamıştı.*

Ne zaman ki; “sadâkat” tekrar yerini alır; işte o zaman: “halîm”, “selîm”, “rahîm” ruh yapılı insanlardan oluşan ekipler iş başına gelir; zîrâ, o boyutta bir” kamu oyu” oluşmuştur. Ortalığa; yumuşaklık, huzur, barış hâkim olur.

Kamu; öyle ya da böyle, uzun ya da kısa vâdede “sadâkat”i ödüllendirir, “ihânet”in intikâmını alır. Aslında, kamu vâsıtasıyla tecellî eden, Yüce Allâh’ın “Müntekîm” sıfatıdır.

Dikkat edersek; Yüce Allah’tan, kamuya, kamudan Yüce Allah’a gittik geldik. Mutasavvıflar, kâinâtı, Allâh’ın yansıması olarak görürler. Sanki kâinat, Allah’ı yansıtan bir fotoğraf gibidir. “Celâl”de, “Cemâl”i görürler. Allah’ı sevenler; kâinatı, kâinatta olan her şeyi severler. Gerçekte olan tek şey ; “sevgi”dir, “aşk”tır. Allah sevgisi, bütün sevgilerin kaynağıdır.

Sonuçta; “çorba ortada ve kaşıklar uzun!! O, sana yediriyor, sen de ona.”...

Hep merak etmişimdir; şu, “enflasyon” denen ve yıllarca düşürülemeyen şey, hak edilmeyen bedellerin kamuca geri alınması mı acaba?!

 

* Tabii bu durum Haccac’ın zalim olma durumunu ortadan kaldırmaz. O İslam tarihinin gördüğü en büyük zalimlerdendir.

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.