E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

 

 

CEMİL USTA

FIKIH;


GİZLİ NİKAH

Bir evliliğin geçerli olabilmesi, evlilik akdinde bir takım unsur ve şartların bir araya gelmesiyle mümkündür. Bu unsur ve şartlardan birisinin bile eksik olması nikâhın ya hiç gerçekleşmemesine ya da eksik kalmasına yol açmaktadır.

Evliliğin geçerli olması için şartların en önemlisi nikâh akdinin şahitler huzurunda yapılmasıdır. Peygamberimiz aleyhisselam “iki şahit olmadan nikâh caiz olmaz” buyurmaktadır. Şahitsiz kıyılan nikâh fâsittir.

NİKÂHIN RÜKÜNLERİ

Hanefilere göre evlilik akdinin rükünleri icap ve kabulden ibarettir. Çoğunluk mezhep imamlarına göre ise dört tane olup;

1. İcap ve kabul,

2. Kadın,

3. Koca,

4. Evlenecek kadının velisidir.

Hanefi mezhebinde İmam-ı Azam’ın talebesi olan İmam-ı Ebu Yusuf’tan yapılan bir rivayete göre velinin izni olmadan nikâh sahih değildir. İmam-ı Malik ve İmam-ı Şafi rahmetullahi aleyhe göre ise nikâhları asla caiz değildir. (Mevkufât 2-477)

İmam-ı Azam ile İmam-ı Muhammed’e göre evlendiren veli, baba ile dededen başkası olursa küçük kız ile oğlan ergenlik çağına girdiğinde isterlerse nikâhı kabul etmeyebilirler. Ama babası veya dedesi evlendirmiş iseler bunların nikâhı bozma hakları yoktur.

Baba ile dede haricindeki veli, anne ve kadıya (hâkime) da şamildir. Sahih olan da budur. Çünkü annenin görüşü noksandır. Kadı’nın (hâkimin) ise şefkati noksandır. (Mevkufat 2-480)

Geçerlilik şartlarından biri de nikâhın gizlenmemesidir. Bu şart sadece Malikiler tarafından ileri sürülmüştür. Onlara göre şahitlerle anlaşarak yapılan evlenmenin gizlenmesi ve etrafa duyurulmaması sıhhat şartlarına aykırıdır. Dolayısıyla böyle olan nikâhlar geçersizdir. Fakat diğer üç mezhep bunu bir sıhhat şartı olarak kabul etmez, şahitlerin duyduğu nikâh artık gizlilik sınırını aşmıştır derler. Günümüzde ise resmi şekil ve kayıt bulunmadığı sürece iki şahidin özellikle büyük yerleşim yerlerinde aleniliği sağlamaya yetmeyeceği ortadadır. Fakihleri çoğunluğunun iki şahidi yeterli görmesi dönemlerinin toplumsal telakkileriyle yakından ilgili olup böyle bir gizliliği tasvip ettikleri şeklinde anlaşılmamalıdır. Bu itibarla ülkemizde iki şahitle fakat gizlilik içinde kıyılan nikâhların taşıdığı sakıncalar göz önüne alındığında Malikilerin bu görüşünün de tamamen yabana atılmaması gerektiği ortaya çıkmaktadır. (İslam ve Toplum İlmihali, 2-208)

Günümüzde resmi nikâhın kıyılmadığı ve gizli nikâhın kıyıldığı ortamda kadına yazık oluyor. Pek çok haklardan mahkûm kalıyor ve manevi değeri düşüyor. Bilhassa aile hukukunun en güzel şekilde devamı için ve hanımın haklarının muhafazası için önce resmi nikâh sonra dini nikâh kıyılmalıdır. Aksi halde İslam’a göre dini nikâhı kıyanların İslam’a göre ayrılmadıklarını görüyoruz. Bu durumda taraflar vebalde kalıyorlar.

Gençler evlenirken anne ve babaları, yoksa velileri ile istişarede bulunarak usulüne uygun karar verirlerse güzel olur. Sonuç üzücü bir noktaya gelirse, bu üzücü sonucu aile beraber göğüsler ve çözer. Ana babanın rızası olmasa bile haberi olmalıdır.

Üniversite ve benzeri ortamlarda gençlerimiz: “Sonunda nasıl olsa düğün yapacağız. Şimdilik aramızda bir gizli nikâh kıyalım da aramızdaki haramlık ortadan kalksın, rahat hareket edelim” diye düşünüyorlar ve gizli nikâha başvuruyorlar. Çok kere bir haramdan kaçarken nice haramlara düşülüyor. Nikahın gerektirdiği haklar korunamıyor. Ekseriya hanım kızlarımız mağdur oluyorlar.

Tavsiyemiz, evlatlarımızın, meşrû zeminler içerisinde kalmaları, Kuran ve sünnetin çizdiği çerçeveye riayet etmeleri, öncelikle tahsillerini düşünmeleridir. Zamanı geldiğinde, velilerinin izni ile, güzel ortamlarda bir evlilik gerçekleştirmeleridir. Böyle bir evliliğin sonu da bereketli olur. Okul zamanında evlenmeleri gerekirse İslam’ın çizdiği sınırlara riayet etmeleri ve haddi aşmamaları gerekir.

Velilerin ve sorumluların da böyle bir tahsil ve evliliklerin zeminlerini hazırlamaları gerekir.  Gençleri haramdan koruyacak ortamları sağlamak, evlilikleri kolaylaştırmak da ana babalar ve yetkili insanların vazifesidir.

Hayat dünya hayatı ile sınırlı değildir. Hepimizin dönüşü Allah’adır. Herkes yaptığı hayır ve şerden hesaba çekilecek. Yaşantımızı hep bu dünyaya hasredip ahiretimizi unutmayalım. Kabir azabı haktır. Amellerimizin tartılması haktır. Cennet ve cehennem haktır. Allah’ın azabı pek şiddetlidir. Bu dünya ahiretin ekin tarlasıdır. Bu dünyadaki tahsilimizi ve evliliğimizi düşünürken Allah’a kul olduğumuzu unutmayalım.

 

EVLİLİKTE GERÇEKLEŞEN HAKLAR

Nikâhı basit görmemek lazım. Onun da bir hukuku vardır. İslam her şeye bir ölçü koyduğu gibi, insan hayatının devamı için aileler arasında nice haklar belirlemiştir. Bu haklara bu dünyada uymayanlar, öldükten sonra bunun hesabını vereceklerdir.

1. Şer’an, evlilikten sonra eşlerin birbirinden yararlanmaları helal olur. Ancak hayız, nifas, ihram hali ve kefaretini ödemeden önce zıhar (karısına yaklaşmamaya yemin etme) durumunda iken cinsî ilişkide bulunmak caiz değildir. 

2. Erkeğin kadına mehrini ödemesi vacip olur.

3. Erkek, kadın için ev tahsis eder, evlilikten sonra kadın, erkeğin müsaade ettiği yerlere gidebilir. Kadın, erkeğe Allah’ın bir emanetidir. Meşrû zeminler içerisinde hareket ederek her ikisi de birbirinin haklarına uyar, aile hayatını bozacak, kötü zannı doğuracak her türlü söz ve fiillerden sakınırlar.

4. Eşler arasında miras hakkı sabit olur. Miras hükümleri aile içinde karşılıklı hak ve sorumlulukları gerektirir. Ayette Allah Teâlâ:

“Karılarınızın bıraktıklarının yarısı sizindir” (Nisa 12).

“Edilen vasiyetten  ve borçtan arta kalanın sekizde biri onlarındır” (Nisa 12) buyuruyor.

Miras hukukuna uymayanların halini Allah Teâlâ şöyle bildiriyor:

“Kim bu sınırları aşarsa Allah onu sürekli kalacağı ateşe sokar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır.” (Nisa 14)

5. Evlilik, dolayısıyla sıhrî akrabalığın oluşmasından nikâhtan sonra erkek hanımının annesini, annesinin annesini ve kızlarını nikâhlayamaz. Kadın ise nikâhladığı beyinin babası, babasının babası ve çocuklarıyla nikâhlanamaz.

İslam dini müslümanların evlenip yuva kurmalarına büyük önem verir. Kuran-ı Kerim’de:

“Size, onlar sayesinde veya onlarla huzur ve sükûnete ermeniz için kendi cinsinizden eşler yaratması ve aranızda sevgi ve merhamet halketmesi O’nun kudretinin alametindendir. Bunda düşünen bir topluluk için işaretler vardır.” (Rum 21) buyrulmaktadır. 

 

NİKÂH TERK EDİLİRSE

1. Gayri meşrû, nikâhsız birleşmeler neslin bozulmasına, dünyaya gelen çocuğun, baba şefkatinden ve himayesinden mahrum kalmasına sebep olur. Baba için çocuk dünyanın ziynetidir. Böyle yapanların bu güzellikten nasibi olmaz. Nikâhlı aile hayatını sürdürmek insanın eşref-i mahlûkat olduğunun en bariz alametidir.

2. Nikâhsız birleşmelerin sonunda kadınların şahsiyeti ve annelik değeri kaybolur. Ahirette ise nice nimetlerden mahrum kalır. Erkeği ve kadını ile insanlık mahvolur. Çünkü Allah celle celalüh Kuran-ı Kerim’de dînî özelliklerini kaybedenlere:

“İşte onlar hayvanlar gibidirler, hatta daha da aşağıdırlar. İşte asıl gafiller onlardır” (Araf 179) buyurmaktadır.

3. Velhasıl nikâh, sünnet-i nebeviyedir. Ümmetin artmasına vesiledir. Peygamberimiz aleyhisselam hadis-i şerifinde:

“Ey ümmetim, evleniniz, çoğalınız. Çünkü ben kıyamet günü sizinle diğer ümmetlere karşı iftiharda bulunurum” buyurmuştur.

Allah’ım, ümmet-i Muhammedi Kuran’a mahkûm et. Âmin.

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.