E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

 

 

ZİYA ÖKÇE

DENEME;

EĞİTİM VE ARINMA KAMPI RAMAZAN

Müslüman toplumlar, yılda 30 gün, Rahmet-i Rahman’ın sağanak sağanak yağmaya başlamasıyla arınma kampına girmiş olur. Önüne sunulan  bu arınma kampında kirlerini yıkar, yüklerini döker. İslam’ın vaat ettiği mağfirete, kurtuluşa, felaha yürür. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem:

 “Kim Ramazan orucunu, inanarak ve sevabını Allah’tan dileyerek tutarsa geçmiş günahları af olunur.”(1) buyurmuştur.

Oruç hamama benzer. İnsanı maddî ve manevî kirlerden ve bütün kötülüklerden temizler. Kamil bir iman, ihlâs ve sevabını Allah’tan bekleme karşılığında geçmiş günahların sıfırlanması ve müslümanın anasından doğduğu günkü kadar berrak, günahsız hâle gelmesi, bu eğitim ve arınma kampının neticesi olmalıdır.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, Allah Teala’dan haber verip der ki:

“Allah subhanehu teala buyuruyor; insanın  her ameli kendisi içindir. Ancak oruç benim içindir. Onun mükâfatını ben veririm.” (2)

Aziz ve celil olan Rabbimiz oruca, sadece kendisine yapılmış bir ibadet vasfı yüklüyor. Onu diğer ibadetlerden ayırıyor. Onun, riya gibi, ibadetlerin özünü değiştiren sapmalardan arınmış kabul ediyor ve orucun mükâfatını, sevabını kendi engin hazinesine bağlıyor.

Allah Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem bu manada bir başka hadis-i şeriflerinde:

“Bir kul Allah rızası için bir gün oruç tutarsa, bu bir günlük tutulan oruç sebebiyle Allah Teâlâ, o kimseyi cehennem ateşinden 70 yıl uzak tutar.”(3) buyurmuştur.

 

Ramazan’da Neler Oluyor?

1) Oruçlu mümin, şehvetiyle, taamını Allah için bırakıyor. Oruç nefis eğitiminde ve terbiyesinde çok büyük bir etkendir. Ancak müminler, orucu, vücuda faydaları olduğu için değil, yalnız Allah’ın emirlerine uymak maksadıyla tutmalıdırlar. Zira ameller niyetlere göre değer kazanır. Bir kimse orucu yalnız vücuduna vereceği faydalar için tutarsa onun sevabına nail olamaz.

2) Ramazan, müslümanların, nefis, şeytan ve kötü arzularına karşı koymayı; kendilerini Allah’ın emirlerine, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin sünnetlerine tâbi kılmayı öğreten bir eğitim sürecidir. Bu süreçte kişi, namaz, zekât ve sadaka gibi ibadetlerle, nefsini bencillikten, cimrilikten, merhametsizlikten ve her türlü kötülükten arındırmaya çalışacaktır.

3) Ramazan ayı iradenin, sabrın ve sebatın güçlendirildiği manevî bir eğitim kampı mesabesindedir.

Şöyle ki; müslüman bu ayda acıktığı zaman yemez, susadığı zaman içmez, şehveti olduğu zaman yapmaz. Tüm bu behîmî arzularına, iman ve irade gücü ile direnir. Ramazan’da elde ettiği bu güzel hasletleri ömrünün sonuna kadar devam ettirmek için mücadele eder.  

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem:

“Oruç günahlara karşı bir perdedir. Biriniz oruç tutacak olursa kötü söz sarf etmesin, bağırıp çağırmasın. Birisi kendisine yakışıksız laf edecek veya kendisiyle kavga edecek olursa “Ben oruçluyum” desin ve onun sataşmalarına karşılık vermesin.”(4) buyurmuşlardır.

Burada oruç, insan-ı kâmile doğru bir yol olmaktadır.

4) Bu ay, Allah Teala’nın gündüzlerinde orucu farz, gecelerinde teravih namazını nafile olarak meşrû kıldığı bir aydır. Bu ay, sabır, ihsan, yardım, bolluk ve bereket ayıdır. Bu ay, müslümanlar arasındaki yardımlaşma ve dayanışmanın zirveye çıktığı; yetimlerin duasının alınacağı bir aydır. Sadaka ve zekâtın verilmesi bu ayda yapıldığı için fakir, yoksul, dul, yetimlerin ihtiyacı bu ayda karşılanır.

5) Bu ayda vakıflar, dernekler, topluma hizmet amacıyla kurulmuş kuruluşlar diğer aylara göre daha çok sosyal faaliyette bulunurlar. Zenginler ile ihtiyaç sahipleri arasında köprü vazifesi yaparlar.

6) Bu ay Kur’an ayıdır:

On bir ayın kirliliği ki, bu kirlilik, yürek kiri, zikir kiri, akıl kiri, bilinç kiri ve tasavvur kiridir. Kirlilik manevî olunca ondan arınmanın yolu ve yordamı da manevî olacaktır. İşte, insanı manevî kir ve paslardan temizleyecek reçeteleri, en güzel bir şekilde vahiyde, yani Kur’an’da buluruz.

Bu ayda Kur’an’dan bir ışık bularak, çatallaşan yolları aydınlatacak zihni berraklık, kalp duruluğu ve bir ölçü berraklığı  ediniriz. Ramazan’da başlayıp tüm zamanlarımıza yayılacak Kur’an dostluğu geliştirmeliyiz. Kur’an sadece elimizde, dilimizde değil; yüreğimizde, aklımızda, kısaca hayatımızın her sahasında olacaktır. Aklımızı, gönlümüzü, tasavvurumuzu ve kişiliğimizi, Ramazan vesilesiyle, Kur’an’a inşâ ettirerek yüceliriz.

İnsanlar daha iyi netice elde etmek için birtakım kamplar düzenliyorlar. Bu kamplara alınanlar diğer günlerde yaptıkları hareketleri bu kampta yapamıyorlar. Kampta disiplin içine giriyor. Yatışı, kalkışı, kahvaltısı, kültürfizik hareketleri v.s filan saatlerde gibi belirtiliyor. Spor takımları da ligler ya da önemli karşılaşmaları başarılı tamamlayabilmek için kampa girerler. Tüm ibadetlerde böyle kamp programı söz konusudur. Mesela, önce yaptığımız davranışları namaza başlayınca yapamıyoruz. Ancak selam verip namazdan çıkınca yapabiliyoruz. İşte Ramazan ayında da böyle bir kamp vardır. Sahur yemeğinden sonra bir yasak dönemi başlıyor. Orucun dışında yapılan birçok şeyi oruçlu iken yapamıyoruz. Küçük yaştaki çocuğumuz, oruç tutmadığı halde, iftar sofrasında yemeden içmeden büyük bir heyecanla iftar topunun atmasını veya ezanın okunmasını bekliyor. Müslümanlar için bu iyi bir eğitim ve kamp değil midir? Ramazan’la başlayan bu kamp eğitimi vasıtasıyla bize bir takım varidatlar gelecek ve bu tüm zamanımıza yayılacaktır.

Arınma ayı Ramazan-ı şerifte, bütün küslüklerden, günahlardan, nankörlüklerden, cahillikten, fesattan ve zulümden kaçınılmalıdır. Bugünün eksikliklerini yarın ikmal etmek için çırpınmalı; yarını, ahiret yolculuğuna çıkmadan önceki artı bir ikram olarak düşünmeli.

Bayramı tertemiz bir müslüman; sözünü, düşüncesini, duygusunu, kişiliğini beslemiş, değerlerini takviye etmiş ve maneviyatını bir ömre taşıyacak azimle bilemiş olarak idrak etmek ne büyük bir saadettir.     

 

Dipnotlar:

1- Umdet’ül-Kari Şerh-i Sahih-i Buhari, Bab-u Kitab’ül İman 28, C:1, S:262, Mısır

2- Buhari, Savm 2, Tevhid 35; Müslim, Sıyam,164; Nesei, Sıyam 41; İbni Mace Edep, 58

3- Buhari, Cihad, 36 

4- Buhari, Savm 2, 9, Libas, 78; Müslim Sıyam 164; Ebu Davud, Savm 25 Tirmizi, Savm, 55; Nesai, Sıyam, 41; İbni Mace, Sıyam 1, Edep 58.

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.