EĞİTİM VE
ARINMA KAMPI RAMAZAN
Müslüman toplumlar, yılda 30
gün, Rahmet-i Rahman’ın sağanak sağanak yağmaya başlamasıyla
arınma kampına girmiş olur. Önüne sunulan bu arınma kampında
kirlerini yıkar, yüklerini döker. İslam’ın vaat ettiği
mağfirete, kurtuluşa, felaha yürür. Rasulullah sallallahu aleyhi
ve sellem:
“Kim Ramazan orucunu,
inanarak ve sevabını Allah’tan dileyerek tutarsa geçmiş
günahları af olunur.”(1) buyurmuştur.
Oruç hamama benzer. İnsanı
maddî ve manevî kirlerden ve bütün kötülüklerden temizler. Kamil
bir iman, ihlâs ve sevabını Allah’tan bekleme karşılığında
geçmiş günahların sıfırlanması ve müslümanın anasından doğduğu
günkü kadar berrak, günahsız hâle gelmesi, bu eğitim ve arınma
kampının neticesi olmalıdır.
Rasulullah sallallahu aleyhi
ve sellem, Allah Teala’dan haber verip der ki:
“Allah subhanehu teala
buyuruyor; insanın her ameli kendisi içindir. Ancak oruç benim
içindir. Onun mükâfatını ben veririm.” (2)
Aziz ve celil olan Rabbimiz
oruca, sadece kendisine yapılmış bir ibadet vasfı yüklüyor. Onu
diğer ibadetlerden ayırıyor. Onun, riya gibi, ibadetlerin özünü
değiştiren sapmalardan arınmış kabul ediyor ve orucun
mükâfatını, sevabını kendi engin hazinesine bağlıyor.
Allah Rasulü sallallahu
aleyhi ve sellem bu manada bir başka hadis-i şeriflerinde:
“Bir kul Allah rızası için
bir gün oruç tutarsa, bu bir günlük tutulan oruç sebebiyle Allah
Teâlâ, o kimseyi cehennem ateşinden 70 yıl uzak tutar.”(3)
buyurmuştur.
Ramazan’da Neler Oluyor?
1) Oruçlu mümin, şehvetiyle,
taamını Allah için bırakıyor. Oruç nefis eğitiminde ve
terbiyesinde çok büyük bir etkendir. Ancak müminler, orucu,
vücuda faydaları olduğu için değil, yalnız Allah’ın emirlerine
uymak maksadıyla tutmalıdırlar. Zira ameller niyetlere göre
değer kazanır. Bir kimse orucu yalnız vücuduna vereceği faydalar
için tutarsa onun sevabına nail olamaz.
2) Ramazan, müslümanların,
nefis, şeytan ve kötü arzularına karşı koymayı; kendilerini
Allah’ın emirlerine, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin
sünnetlerine tâbi kılmayı öğreten bir eğitim sürecidir. Bu
süreçte kişi, namaz, zekât ve sadaka gibi ibadetlerle, nefsini
bencillikten, cimrilikten, merhametsizlikten ve her türlü
kötülükten arındırmaya çalışacaktır.
3) Ramazan ayı iradenin,
sabrın ve sebatın güçlendirildiği manevî bir eğitim kampı
mesabesindedir.
Şöyle ki; müslüman bu ayda
acıktığı zaman yemez, susadığı zaman içmez, şehveti olduğu zaman
yapmaz. Tüm bu behîmî arzularına, iman ve irade gücü ile
direnir. Ramazan’da elde ettiği bu güzel hasletleri ömrünün
sonuna kadar devam ettirmek için mücadele eder.
Peygamber sallallahu aleyhi
ve sellem:
“Oruç günahlara karşı bir
perdedir. Biriniz oruç tutacak olursa kötü söz sarf etmesin,
bağırıp çağırmasın. Birisi kendisine yakışıksız laf edecek veya
kendisiyle kavga edecek olursa “Ben oruçluyum” desin ve onun
sataşmalarına karşılık vermesin.”(4) buyurmuşlardır.
Burada oruç, insan-ı kâmile
doğru bir yol olmaktadır.
4) Bu ay, Allah Teala’nın
gündüzlerinde orucu farz, gecelerinde teravih namazını nafile
olarak meşrû kıldığı bir aydır. Bu ay, sabır, ihsan, yardım,
bolluk ve bereket ayıdır. Bu ay, müslümanlar arasındaki
yardımlaşma ve dayanışmanın zirveye çıktığı; yetimlerin duasının
alınacağı bir aydır. Sadaka ve zekâtın verilmesi bu ayda
yapıldığı için fakir, yoksul, dul, yetimlerin ihtiyacı bu ayda
karşılanır.
5) Bu ayda vakıflar,
dernekler, topluma hizmet amacıyla kurulmuş kuruluşlar diğer
aylara göre daha çok sosyal faaliyette bulunurlar. Zenginler ile
ihtiyaç sahipleri arasında köprü vazifesi yaparlar.
6) Bu ay Kur’an ayıdır:
On bir ayın kirliliği ki, bu
kirlilik, yürek kiri, zikir kiri, akıl kiri, bilinç kiri ve
tasavvur kiridir. Kirlilik manevî olunca ondan arınmanın yolu ve
yordamı da manevî olacaktır. İşte, insanı manevî kir ve
paslardan temizleyecek reçeteleri, en güzel bir şekilde vahiyde,
yani Kur’an’da buluruz.
Bu ayda Kur’an’dan bir ışık
bularak, çatallaşan yolları aydınlatacak zihni berraklık, kalp
duruluğu ve bir ölçü berraklığı ediniriz. Ramazan’da başlayıp
tüm zamanlarımıza yayılacak Kur’an dostluğu geliştirmeliyiz.
Kur’an sadece elimizde, dilimizde değil; yüreğimizde, aklımızda,
kısaca hayatımızın her sahasında olacaktır. Aklımızı, gönlümüzü,
tasavvurumuzu ve kişiliğimizi, Ramazan vesilesiyle, Kur’an’a
inşâ ettirerek yüceliriz.
İnsanlar daha iyi netice
elde etmek için birtakım kamplar düzenliyorlar. Bu kamplara
alınanlar diğer günlerde yaptıkları hareketleri bu kampta
yapamıyorlar. Kampta disiplin içine giriyor. Yatışı, kalkışı,
kahvaltısı, kültürfizik hareketleri v.s filan saatlerde gibi
belirtiliyor. Spor takımları da ligler ya da önemli
karşılaşmaları başarılı tamamlayabilmek için kampa girerler. Tüm
ibadetlerde böyle kamp programı söz konusudur. Mesela, önce
yaptığımız davranışları namaza başlayınca yapamıyoruz. Ancak
selam verip namazdan çıkınca yapabiliyoruz. İşte Ramazan ayında
da böyle bir kamp vardır. Sahur yemeğinden sonra bir yasak
dönemi başlıyor. Orucun dışında yapılan birçok şeyi oruçlu iken
yapamıyoruz. Küçük yaştaki çocuğumuz, oruç tutmadığı halde,
iftar sofrasında yemeden içmeden büyük bir heyecanla iftar
topunun atmasını veya ezanın okunmasını bekliyor. Müslümanlar
için bu iyi bir eğitim ve kamp değil midir? Ramazan’la başlayan
bu kamp eğitimi vasıtasıyla bize bir takım varidatlar gelecek ve
bu tüm zamanımıza yayılacaktır.
Arınma ayı Ramazan-ı
şerifte, bütün küslüklerden, günahlardan, nankörlüklerden,
cahillikten, fesattan ve zulümden kaçınılmalıdır. Bugünün
eksikliklerini yarın ikmal etmek için çırpınmalı; yarını, ahiret
yolculuğuna çıkmadan önceki artı bir ikram olarak düşünmeli.
Bayramı tertemiz bir
müslüman; sözünü, düşüncesini, duygusunu, kişiliğini beslemiş,
değerlerini takviye etmiş ve maneviyatını bir ömre taşıyacak
azimle bilemiş olarak idrak etmek ne büyük bir saadettir.
Dipnotlar:
1- Umdet’ül-Kari Şerh-i
Sahih-i Buhari, Bab-u Kitab’ül İman 28, C:1, S:262, Mısır
2- Buhari, Savm 2, Tevhid
35; Müslim, Sıyam,164; Nesei, Sıyam 41; İbni Mace Edep, 58
3- Buhari, Cihad, 36
4- Buhari, Savm 2, 9, Libas,
78; Müslim Sıyam 164; Ebu Davud, Savm 25 Tirmizi, Savm, 55;
Nesai, Sıyam, 41; İbni Mace, Sıyam 1, Edep 58.