E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

 

 

İBRAHİM ÇİFTÇİ

MEDİNE’DEN MEKTUP;

  CENNETÜ’L BAKİ ALEMİ

“Bu, ahirete ilk gidenimizdir.”

Harika bir hikâye ile ismini sıkça duyduğumuz Osman bin Maz’un, Peygamberimizin sütkardeşidir ve Cennet’ül-Baki’ye defnedilen ilk kişidir. Peygamberimiz bu sözü bu defin üzerine söylenmiştir.

Medine’de Peygamberimizin kabr-i şerifinden hemen sonra ziyaret edilmesi bir edep olmuş Cennet’ül-Baki’ye 10.000 civarında sahabenin defnedildiği zannedilmektedir. Hz. Osman, Hz. Abbas, Abdurrahman bin Avf, Sa’d bin Ebi Vakkas, İmam Malik -Allah onlardan razı olsun- ve Peygamberimizin halası Safiye, sütannesi Halime, Hz. Ali’nin annesi, Hz. Ayşe validemiz, Peygamberimizin kızları, torunları, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin’in oğlu Ali Zeynel Abidin de burada yatmaktadır. Daha birçok büyük zatlar…

Osmanlılar zamanında, yukarıda saydığımız sahabe büyükleri ve sonra gelen büyükler için türbeler, kubbeler yapılmış ve gayet güzel, nezih bir görüntüye sahipti. 1901 senesinden kalan fotoğraflar bu kubbeleri göstermektedir. Daha sonra bu kubbeler yıkılmıştır. Şu anda kim nerede yatıyor, hiçbir iz ve işaret yoktur. Bazı toplu mezarların etrafı çevrilmiş ve bunların krokisinden hareketle tespit yapabildim. Bu krokiyi, kim, ne zaman, nasıl, neye dayanarak çizmiş bunu da bilmiyorum.

Medine’de harem(mescit)de kılınan her farz namaz sonrası yapılan, erkek, kadın, çocuk emvat(ölüler) için cenaze namazı çağrısı ve ardından kılınan cenaze namazı… Mescid-i Nebevî’de cenazelerin konulması için yapılan ayrı bir bölme var. Bu bölmeye, mihraptan imam gidinceye kadar, cemaat de, cenaze namazına hazırlanır. (Böyle bir alışkanlığı olmayan ve farz sonrası hemen sünnet kılmaya alışmış bizim hacılarımız, hemen sünnete kalkıyorlar. Belki de cenaze namazı anonsunu anlamadıkları için böyle yapıyorlar. Görevliler, bu konuda hacılarımızı uyarsa, saflardaki farklı konumumuz ortadan kalkar.)

İmam cenaze namazını kıldırır kıldırmaz, önce cenazenin yakınları, sonra çıkış kapısında bekleyenler, tabuta çok iyi bağlanmış cenazeyi taşırlar. Ama ne taşıma! Aman Yarabbi! Koşar adımlarla, makamına bir an önce kavuşturmak için, götürürler. Yetişene aşk olsun. Cenazenin taşınmasındaki yarış dikkat çekici. Bu durumu bilmeyenler, cenazesi kaçırılıyor zanneder inanın.

Nitekim bir öğretmen arkadaşımızın yeni doğan ve ölen çocuğunun cenazesini taşımak için, cenaze çıkış kapısına yanaştım. Ne mümkün! Kuş kadar hafif o sabinin cenazesi elden ele öyle pratik geçiyordu ki… Başının kıbleye dönmesine dikkatle, Pakistanlı Bengalli, Sudanlı, Yemenli, Suudlu… çocuğu Cennet’ül-Baki’ye uçuruyorlardı. Ben ve arkadaşlar resmen koşuyorduk, gruba yetişebilmek için. Sabiyi bir an da olsa kucağıma alabildim. Bu tarz taşınan cenaze, Cennet’ül-Baki’nin doğu tarafına defnediliyor. Mezarlar çok derin ve sapma hazırlanmış.

Görevliler hemen iniyor mezara. Sapmaya yerleştirilen meyyitin ön tarafı kerpiçle kapatılıyor. Yani toprağın dışında hiçbir madde kullanılmıyor mezarlıkta. Görevli kimseler mezarı doldurmaya başlıyor. Bu arada, orada bulunanlar da, küreklerle “bir kürek” de olsa toprak atıyor mezara. Mezar yeterince tümsek hale gelince, siyah taşlar dikiliyor başına. İsimsiz, işaretsiz siyah taşlar. Toprak olacak bir fânî! Bundan sonra mezar başında hiçbir şey – Kur’an okumak, dua, telkin gibi – yapılmıyor. Ağlama, bağırma, çığlık yok. Ellerini dua için açanlara oradaki görevlilerden hemen uyarı geliyor, yapma diye… Kadınların mezar ziyareti yasak.  Bedir Şehitliğinde benzer uygulama vardı. Duvara bile yaklaştırmadılar.

Medine’de her namaz sonrası görülen bu olayda cenaze hizmetlerinin mükemmelliği ve parasız olması dikkat çekiyor. Cennetü’l Baki’nin defin bölümüne giren ölünün yıkanması, kefenlenmesi ve mescide getirilmesi, götürülmesi, mezar yeri, kazım, kapatılması hizmetleri karşılıksız ve mükemmel bir surette yapılıyor. Üzüntülü insanlar için çok güzel bir hizmet… Cennetü’l Baki’ye defnedilmek ayrı bir nimet. Rasulullah’a komşu olmanın fazileti… İnanmış insanların hizmetleri de ayrı bir güzellik…

“Beni götürsün üç-beş inanmış adam.”

Götüren, her milletten inanmış müslümanlar. Tanımadığı, bilmediği, “iyi bilirim” diyemeyeceği, çünkü bilmediği er veya hatun kişi ya da çocuk için tabuta dokunarak bir avuç toprak atarak, her hizmetini yaparak, inancın güzelliğini yaşayan, yaşatan insanlar…

Cennetü’l Baki bir dünya, bir âlem… 1400 seneyi aşkın senedir, Medine’de vefat eden bütün müslümanları misafir eden belde. En büyük sahabiden en isimsiz müslümana kadar binlerce müslümanın yan yana yattığı huzur dünyası. Hiçbir kavganın, etnik bir ayrımın yaşanmadığı; renk, dil, cins, vs. ayrımcılığın yapılmadığı huzur ülkesi. Toprağın hamuru sadece inanç kokan bir belde. Tefekkür edenler için sonsuz tefekkür imkânı, derinliği ifade eden bir mekân. Kimler geldi, kimler geçti. “Ben neyim, burası neresi, burada kimler yatıyor, burayı kimler için özlüyor, bu toprak ne?” sorularının cevabı altında ezilmeyenlere ne mutlu!

Allah Rasulünün mescidinin ve mübarek kabirlerinin açık kalmasına ve serin rüzgarların esmesine imkan sağlayan hava koridorunun yanındaki Cennetü’l Baki.

Gelen hacıların, ziyaret için yanıp tutuştuğu, nice sevdiklerini bağrında barındırdığı için, için için yandığı, duvarına, demir parmaklıklarına sarılıp gözyaşı döktüğü, ciğerinden ağladığı, misafirin ötesinde mukîmi olmak istediği bir mekan Cennetü’l Baki…

Orada yatan ve şefaat izni verilmiş müslümanların, şefaatine nail etmesini Rabbimden diliyorum. Arzu edenlerin Allah Rasulüne komşu olmasını da yerin göğün Rabbinden temenni ediyorum.

Not: Medine’de dikkat çekecek kadar Şia nüfusu var. Avali’den Kuba’ya kadar uzanan ayrı bir mahallede oturuyorlar. Bunlar, cenazelerinin namazını kendi camilerinde veya Kuba camiinde kılıyorlar. Ya Kuba camiinin yanındaki mezara ya da Cennetü’l Baki’ye defnediliyor. Bunlara Suud’da Nahlevî (bozulmuş haliyle Nahveli) diyorlar.

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.