E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

 

 

MUSTAFA AYDEMİR

KAPAK;

FAİZİN GÖTÜRDÜKLERİ

“Faiz yiyen kimseler kabirlerinden tıpkı şeytan çarpmış kimseler gibi çarpılmış olarak kalkarlar. Onların bu hali, “alışveriş (ticaret) faiz gibidir” demelerindendir. Oysaki Allah ticareti helal faizi haram kılmıştır. Bundan sonra kime Rabbinden bir öğüt gelir de faizden vazgeçerse geçmişte olan kendisinindir ve işi Allah’a kalmıştır. (Allah dilerse onu affeder.) Kim tekrar faize dönerse işte onlar ateşliktir. Orada devamlı kalırlar.” (Bakara 275)

“Ey iman edenler, faizi kat kat olarak yemeyin. Allah’tan sakının. Umulur ki kurtulursunuz.” (Âl-i İmran 130)

Ayet-i kerimelerden de anlaşılıyor ki faiz çok kötü bir kazançtır. Alın teri ve emeğin olmadığı haksız kazançlar helal değildir.

Faiz, ribanın karşılığı olarak kullanılmaktadır. Riba lügatte, bir şeyin çoğalması ve artması demektir. Günümüz dünyasında faizi savunmanın akıllı insanların işi olmadığı gün ışığı gibi ortaya çıkmıştır. Dünyayı ekonomik açıdan ele geçirmek isteyen güçler fakir ve yoksul ülke insanlarını faiz belasına müptela edip sömürmektedirler. Faize bulaşan fertlerin veya ülkelerin yaşadıkları sıkıntıları müşahede ediyoruz.

Yüce Allah’ımızın da belirttiği gibi insanlar ahirete de kalmadan dünya hayatında iki ayaklı şeytanlar tarafından cezbedici teklif ve reklamlarla aldatılıp çarpılıyorlar. Yaşı müsait olanların da hatırlayacakları gibi bankerzedeler, bankazedeler, sokaklarda cin çarpmış gibi dolaştılar. Bağırdılar, çağırdılar… Kriz geçirenler, felç olanlar, aylarca yıllarca gündemi meşgul ettiler, halen de meşgul ediyorlar. Pek çok insan, evinden, arabasından, iş yerinden ve daha fecisi canlarından olmuşlardır. Bir de bunların ahiret yurdundaki halleri düşünülecek olursa (Allah korusun) yakıtı insan ve taş olan cehennem ateşi ne kötü bir duraktır.

İnsanlar, ticaretle faizi aynı kabul ettiklerinden normal karşılamaktadırlar. Hâlbuki ticaret helal, faiz haram kılınmıştır. Faiz felakettir, intihardır, sömürüdür, vahşettir. İnsanları ve toplumları köleleştirmektir.

Faizcilik yapanlar üretimi ve istihdamı sevmezler. Hayır işlerini istemezler. Toplumun kalkınmasını ve refah düzeyinin artmasını istemezler.

Çünkü yatırım, istihdam ve üretim riskli işlerdir. Faizci, risk altına girmeyi sevmez, çünkü faizcilik bedavadan para kazanmaktır. Kontrolsüz bir gelirdir. Alanla veren arasındaki bir muameledir.

Ülkeleri sıkıntıya sokan kayıt dışı ekonominin pek çoğu tefecilerin gelirleridir. Kara paralar bu yolla aklanmaktadır.

Faizi savunan bireyler veya devletler sıkıntıdan kurtulamamışlardır. Günümüz dünyasının insanlarının bulaştıkları faiz belasından kurtulmak için başvurdukları bütün yöntemler sonuçsuz kalmıştır. Çünkü faiz büyük bir kaostur.

Faizle kalkınmak isteyen işletmeciler ekonomik kriz dönemlerinde çıkmaza girmişler, bunalım yaşamışlar, pek çoğu bir gecede iflas etmiş ve bazıları da intihara kalkışarak kendi canlarına bile kıymışlardır.

Faizi savunmanın ve faizcilik yapmanın sonucu bu gibi felaketlerdir… Çünkü Allah ve Rasulüne harp ilan etmek insanları ve devletleri iflah etmez. Bu konuda yüce Allah, Kuran-ı Kerim de şöyle buyurmaktadır.

“Ey iman edenler, eğer Allah’a iman etmişseniz Allah’tan sakının ve faizden arta kalanı bırakın. Eğer böyle yapmaz (bırakmazsanız) Allah ve Rasulüne harp açtığınızı bilin. Eğer tevbe ederseniz, ana sermayeniz sizindir. (Böylece) haksızlık etmemiş ve haksızlığa uğramamış olursunuz.” (Bakara 278-279)

Bütün bu uyarılara rağmen faize ve faizciliğe yönelenler bilmelidirler ki bu dünyaları da kendileri için karanlık, öbür dünyaları da kendileri için karanlık olacaktır.

Bu konuda Allah Rasulü Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır:

“Faiz yetmiş üç kısımdır. Bunların (günah itibariyle) en hafifi bir kimsenin annesi ile cinsi münasebette bulunması gibidir.” (İbni Mâce)

Faizin riba olmadığını söyleyenler hem kendilerini hem de kendilerine güvenip soru soranları mahvetmektedirler. Böyle fetvalar sonucu faizle alış-veriş yapanlar çok kötü sonuçlarla karşılaşmışlardır. Bu gibi insanlara çevremizde sıkça rastlamaktayız. Gündemi meşgul eden kartzedeler gibi. Emekliliği yaklaşan birisinin ifadesi aynen şöyle: “Bir an önce emekli olup kredi kartı borcumu bitirip rahatlamak istemekteyim.”

Yuva kurmak için alınan nice krediler ailelerin felaketi haline gelmiş, pek çok aile reisi aldığı kredi borçlarını ödeyemeyerek psikolojik bunalımlara girmiş, kimileri yuvasını yıkmış, kimisi cinnet geçirerek yıllardır hayatını paylaştığı eşini, canı gibi sevdiği, gözü gibi koruduğu çocuklarını, kendisini yetiştirip bu günlere getiren anne ve babasını katletmişlerdir.

Daha buna benzer pek çok üzücü olay yaşanmış ve yaşanmaktadır. İbret alınmazsa bu faiz belasından kurtulunmazsa daha nice yıllar yaşanmaya da devam edecektir. Faizde huzur yoktur, felaket çoktur. Faizin bireylere yansıması bu denli acı sonuçlar doğururken ülke ekonomisine de zararları korkunç boyutlara ulaşmıştır. Bu konuda bazı sivil toplum kuruluşları araştırmalar yapmakta, raporlar açıklamaktadırlar.

ATO başkanı Sinan Aygün’e göre Cumhuriyet dönemi boyunca kazanılan servet 4 yıl gibi kısa bir sürede heba edildi. Kriz döneminde (2000-2002) yüz milyar doların faize gittiğini söyleyerek nelerin yapılabileceğini sıralıyor:

1. On tonluk bin kamyona sığacak on milyon kilo altın alınırdı.

2. 111 tane baraj ve 7 tane GAP yapılırdı.

3. 4 bin 545 tane F-16 savaş uçağı alınırdı.

Sinan Aygün sözlerine şu şekilde devam etmiştir:

“Cumhuriyet boyunca 79 yıldır boşa çalıştık. Faizle yattık, faizle kalktık”

Bazı devlet yetkilileri dünya bankasına ve İMF’ye en çok borcu olan dünya ülkelerinin ikincisiyiz diyorlar.

Sebep, çalışmadan, üretmeden, terlemeden, faizle alınan borçlardır. Geçmişten ders almıyoruz. Hâla faizli borçlanmalara devam ediyoruz. Ülke ekonomisi kritik günler yaşamaktadır.

Faiz belasını daha iyi anlayabilmek için onu bir de şematik olarak inceleyelim:

Görüldüğü gibi faiz sistemi devlet bazında işletildiğinde halkın alın teri, emeği rantiyeye ve emperyalist güçlere sermaye olmaktadır.

Sonuç olarak hem bu dünyada hem ahiret yurdunda huzurlu ve mutlu olmak istiyorsak faiz sarmalından kurtulup Allah’ın ve Rasulü’nün razı olacağı ticaret yollarını araştırıp tüm insanlığın hizmetine sunmak gerekmektedir.

Bunun yolları Allah’ın verdiği nimetleri ve imkânları üretim, istihdam ve ihracat seferberliği başlatarak, dayanışma içerisinde insanların da katkılarını alarak tekrar insanlığın hizmetine, istifadesine sunmaktır. Faiz vaazla kalkmaz. Ondan kurtulmanın tek yolu faize karşı olan zihniyetin eşit, adil paylaşımcı zihniyetlerin iktidar edilmesi, Allah’ın ve Rasulünün emir ve tavsiyeleri ile mümkündür.

O zaman insanlık faizin kötü sonuçları olan sömürü, zulüm, baskı, yoksulluk ve haksızlıklardan kurtulur. Böyle bir ülke ve böyle bir dünya için birlik ve beraberlik içerisinde çalışmamız gerekmektedir. Ancak o zaman köylü, işçi, memur, esnaf, sanayici ve yoksullar rahat edecektir. Yıllardır özlemini çektiğimiz böyle bir dünyaya şefkat, adalet, insan hakları, alın teri ve emeğin kutsallığı, saadet ve huzur hâkim olur.

Ebu Hureyre radıyallahu anhın rivayet ettiğine göre Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz:

“Bir kimse darda bulunan adama mühlet verir veya alacağından bir kısmını veya tamamını bağışlarsa, gölgesinden başka gölge bulunmayan kıyamet gününde Allah onu arşın gölgesinde gölgelendirir.” buyurdu.

Böyle yardımlaşmaların yaşandığı Asr-ı saadet yıllarına ulaşmamız Allah ve Rasulünün istediği ve tavsiye ettiği yolla mümkündür. Ebu Hureyre’den rivayet edilen hadis-i şerifte Peygamberimiz bu yolun anahtarını bizlere en güzel şekilde sunmuştur.

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.