E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

 

 

  İLK ADIMDAN;


 

Kıymetli okuyucu, Allahu Teala Kur’an-ı Kerim’de, haram kıldığı hususları ifade ederken bazen çok şiddetli bir dil kullanmıştır. Şiddetli dil kullanılan haramlardan bir tanesi de faizdir. Allah Teala faiz yasağını çiğneyenlerin, kendisine ve Rasulüne harp açmış olacağını belirtmiş; faiz yiyenlerin kabirlerinden şeytan çarpmış kimseler gibi kalkacağını ifade etmiştir. Peygamber Efendimizin de faizle alakalı çok net ifadeleri vardır. Faiz, Medine’de ilk dönemlerde yasaklanmıştı ama gıybet, haset yasağı gibi insanların vicdanına bırakılmış bir yasak idi. Daha sonra Veda haccında faiz yasağı, devlet eli ile takip edilen bir yasak haline getirilmiştir. Peygamber Efendimiz bu yasağın uygulanmasında hiçbir ayrıcalık yapılmayacağını ifade için de, ilk olarak amcası Abbas radıyallahu anhın faiz akitlerini iptal etmiştir.

O günden bugüne İslamî hükümlerin uygulandığı devletlerde faiz yasağı uygulanmıştır. Toplumda gizliden gizliye faizcilik, tefecilik devam etse de hiçbir zaman açıktan faiz yasağı çiğnenmemiş; hele faiz, iktisadî hayatın gereği olarak hiç görülmemiştir. Kapitalist ekonominin hakim konuma geçmesi, faizin de ekonominin en temel hususiyeti olması sonucunu doğurmuştur. Şimdi insanlar faizsiz bir ekonomi olacağını düşünemiyorlar. Ayette ifade edildiği gibi, “alışverişin de faiz gibi olduğunu”, hatta faizsiz bir ekonomik sistemin hayal olduğunu zannediyorlar.  Zihinler, esaret  altına  girince başka türlü düşünemez oluyor.

Allahu Teala, zekat emrinin bir sebebinin de, malın belli ellerde toplanan bir güç(devlet) olmamasını temin etmek olduğunu ifade buyurur. En geniş anlamıyla infak, adaletli bir gelir dağılımını temin ederken, faiz sermayenin, dolayısıyla gücün belli ellerde toplanmasına yol açar. Bu açık gerçeği pek çok iktisatçı ve devlet gördüğü için liberal ekonominin geçerli olduğu çok sayıda ülkede bile faiz ya sıfıra yakın ya da çok düşüktür ve tefecilik yasaktır, sıkı kontrol altındadır.

Biz müslümanların bırakın açık faizi, faiz şüphesi olan şeylerden bile uzak durması gerekir. Çünkü haram bulaşan gıdalar hem manevî hem de maddî kimyamızı bozar. Ama maalesef müslümanların dahî, faiz hususunda yeterince hassas olmadıklarını müşahede ediyoruz. Faizin adını değiştirmek onu faiz olmaktan çıkarmaz. Sadece kendimizi kandırırız. Bu yasaklar Allahu Teala için konulmamış, bizim için konulmuştur. Faizle alakalı işlemlere fetva veren hocalarımız en az üç-beş kere düşünmelidirler. Bir âlimin vazifesi azimet ile değil, ruhsat ile fetva vermektir. Ancak ruhsatın sınırlarını da iyi tespit etmek gerekir.

Bu sayımızda faizin haramlığını, getirdiği felaketleri, buna karşılık ihya etmemiz gereken karz-ı hasen müessesesini kapağımıza taşıdık. Faizle alakalı olarak leasing ve kredi kartları ile alakalı iki ilmî yazıya da yer verdik. Bu yazılarda problemsiz zannettiğimiz leasingin aslında İslam hukukuna göre problemli olduğunu; caiz diye fetva verilen kredi kartlarının da caiz olmadığını okuyacaksınız. Belki bu yazıları okuyan  okuyucularımızın bir kısmı hemen, ‘alternatif  nedir?’ diyeceklerdir. İslam’ın çizdiği helal çerçevesi, insanın hayatını idame ettirebilmesi için yeterlidir. Müslümanlar harama düşmeden çok rahat hem de daha insanî alternatifler üretebilirler. Yeter ki biz, Allahu Teala’nın emirlerine hakkıyla teslim olalım.

Selam ve dua ile...

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.