E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

 

 

CEMİL USTA

FIKIH;

DİRİLMEK İÇİN ÖLMEK

Hocam biliyoruz ki, her nefis ölümü tadacak. Ancak ölüm için hazırlığımız nasıl olmalı, ölümü güzelleştirmenin yolları nelerdir?

                                           Mehmet SEYFİ/ KIRŞEHİR

 

Ölüm, ruhun mekan değiştirmesi, ruhun bedenden çıkması ile bedenin kullanılmaz hale gelmesi; insanın başka bir âleme intikali ile buradaki varlıklardan ayrılması demektir. Âzalar ruhun aletleri idi. Göz ile görür, kulak ile duyar, kalp ile anlar ve diğer azaları istediği işlerde kullanırdı. Artık bedenden ayrılmakla onları kullanamaz hâle gelmiştir. İşte ölüm hadisesi böyle gerçekleşir.

Ölüm, göz, kulak, dil, el, ayak gibi azalarımızın; aile, çoluk, çocuk, dost ve ahbaplarımızın; mal, emlak ve diğer eşyalarımızın bizden ayrılmasıdır. 

Mezarlıklar ise, gerçek hayata kavuşmuş, ana, baba, çoluk, çocuk, sevgili, hısım akraba, arkadaş adresleriyle doludur. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem kabirle ilgili “Kabir ya cennet bahçesinden bir bahçe veya cehennem çukurundan bir çukurdur” tabirini kullanmakla ölümle hayatın sıkı rabıtasına işaret buyurmuşlardır.

Gerçek hayatı Allah Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de şöyle beyan ediyor:

“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar Rableri katında diridirler. Hepsi de şâd olarak rızıklanırlar.” (Âl-i İmran 69)

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem:

“Ölen hiçbir nefis yoktur ki, Allah indinde bir hayrı olsun da dünyaya dönmeyi ve dünya ile onun içindeki bütün varlıkların kendisinin olmasını arzu etsin. Yalnız şehit müstesnâ! Çünkü o, şehitliğin faziletini gördüğü için geri dönmeyi ve dünyada tekrar öldürülmeyi temenni eder.” buyurmuştur. (Müslim)

 

GERÇEK HAYAT

İnsanlar için asıl ölüm imandan mahrum olmaktır. İmandan mahrum olan kişi dünyada madden diri görünse de mânen ölüdür. Mümin imanla yaşar. Kemal-i imanla, Allah yolunda, Allah için ölürse, aslında Rabbi katında diridir ki artık ona ölüm yoktur. Allah Teâlâ bu konuyu şöyle beyan ediyor:

“Bu dünya hayatı sadece bir oyun ve eğlenceden ibarettir. Ahiret yurduna (oradaki hayata) gelince işte asıl yaşama odur. Keşke bilmiş olsalardı.” (Ankebut 64)

Et-te’vilatü Necmiyyede bu ayetin tefsiri babında şöyle denmektedir:

“Siz Allah’ta fâni olmak arzusuyla O’nun yolunda büyük cihad yaparken, yine O’nun celâl kılıcıyla öldürülen kimseleri ölüler sanmayın. Her ne kadar maddî varlıkları fâni olmuşsa da onlar, Yaratanı müşahede ile dirilik kazanmışlardır. Allah için fâni olanlar, O’nun ile bâki olurlar. Allah Teâlâ bazen onları celâl sıfatının tecellileri ile yok eder. Bazen cemâl sıfatının tatlı nefhaları ile diriltir. Onlar cemâl bahçelerinde gezinip dururlar. Fakat siz onların bu hallerini göremez ve anlayamazsınız.”

Kuşeyrî şöyle demiştir:

“Bedenleri Allah yolunda olanların ruhları muhakkak Allah ile bakî olur.”

Cüneydi Bağdadî ise şöyle demiştir:

“Nefsinin arzularına göre yaşayan, ruhunun bedenden ayrılmasıyla ölür. Rabbinin isteğine uygun hayat süren ise, geçici dünya hayatından bâki olan hakiki hayata kavuşur.” (Ruhu’l Beyan Tefsiri 2/99)

 

ÖLMEMEK, DİRİ YAŞAMAK İÇİN:

1- Kâmil bir ilim ve salih bir amel gerekir.

Müminin imanı gaybedir. Gayb his ve akıl ile kavranılmayan, ikisinden biriyle açıklıkla anlaşılmayan şeydir. Allah Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de, “Onlar ki gaybe inanırlar...” buyurmuştur. Bu ayette anlatılmak istenen, Allah Teala ve sıfatları, nübüvvet ve ona ait olan ahkâm-ı ilâhiyye, şeriatlar, ahiret ve ahvali, yeniden yaratılma, hesap ve ceza gibi tanınma imkânı olan gaybdır. Zira Allah Teala

“Gaybın anahtarları ancak Allah’ın yanındadır. Onları O’ndan başkası bilmez.” (Enam 59) buyurmaktadır.

2- Beş vakit namazı usulüne uygun kılmak.

Allah Teala “onlar namazı dosdoğru kılarlar.”  buyuruyor.

Hadis-i şerifte ise,

“Namaz yüce ve büyük olan Allah’ın rızasını kazandırır. Meleklerin sevgisine nail eder. Peygamberin yoludur. Marifet nurudur. İmanın aslıdır. Duanın icabetine vesiledir. Amelleri makbul kılar. Rızka bereket getirir. Vücuda rahatlık verir. Düşmanlar üzerine silahtır. Şeytanı uzaklaştırır. Ölüm meleği ile musalli arasında şefaatçidir. Kabirde kandildir. Ve orada bir yaygıdır. Münker ve nekir meleklerine cevaptır. Kıyamete kadar kabirde can yoldaşıdır. Kıyamet günü olduğunda namaz kılanların üzerinde bir gölgeliktir. Başında taçtır. Bedenine elbisedir. Önünde giden nurdur. İnsanlarla arasına gerilen bir perdedir. Rableri huzurunda müminlerin hüccetidir. Cennete anahtardır. Çünkü namaz, tesbihtir, hamddir, ta’zimdir, kıraat ve duadır. Hâsılı, faziletli amellerin tümü, vaktinde kılınan namazdadır.”(İslam, İman, İbadet Osman Nuri Topbaş 195)  

Sabah namazını ilk kılan Âdem aleyhisselam, öğle namazını İbrahim, ikindi namazını Yunus, akşam namazını İsa, yatsı namazını Musa aleyhisselamdır. İşte bunlar namazların beş vakit olarak tespitinin sırrıdır. Geçmiş ümmetlerde beş vakit namaz parça parça olarak vardı. Allahu Teala bunları Peygamberi ve O’nun ümmeti için cem etti. Çünkü dünyevî ve uhrevî faziletlerin hepsi Peygamberimizde toplanmıştır. Onun ümmeti de diğer ümmetler arasında bu durumdadır. (Ruhu’l Beyan 1/154)

Musalli namazda iken meleklerin tesbihatında, kıyam, rüku ve sücud hallerinde onlarla beraberdir. İşte bu faziletlerden mahrum olanlar yaşayan ölülerdir.

3- Ahirete iman kişiler için haramlara karşı en güzel siperdir.

İnsanın, beşikle tabut arasındaki münasebeti bulamadan, kâinattaki mevkiini, durumunu tayin etmeden; toprak altı karanlığına ne gibi bir hikmet ve zaruretle katılacağını görmeden, gözlerini boşluğa, gayesizliğe kapaması ne hazin ve ateşin bir intikaldir.

Ben kimim? Nereden geldim, niçin geldim? Dünya bana ne kadar lazım, ahiret için ne kadar hazırlık gerekir? Dünyadaki kalış süresi ile ahiretteki kalış süresi nedir? Dünyaya gelen nereden ve niçin geldi? Ölen niçin ve nereye gitti? Hayatla ölüm arasındaki gerilen ömür şeridi ne maksatla açıldı? Hangi gaye ile dürüldü? İşlerin sonu ne olacak? İnsan dünyada yaptıklarının ahiretteki hesabının zorluğunu düşünebildiği müddetçe günah işlemez. Her türlü haramdan uzaklaşır. Zira elinde Kur’an gibi ilahî bir nizam vardır. Kimlerin ne yapacağı bellidir. Kuran-ı Kerim’de Allah Teâlâ, “Allah’a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız onu Allah’a ve Rasulüne (Kur’an ve Sünnete) götürün bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.” buyuruyor.

Netice olarak müminlerin ahirete imanının zayıflığı işlediği günahla ölçülür. Bilelim ki Allah’ın azabı pek şiddetlidir. Ahiret inancını gönüllerinde diri tutanlar yaptıklarının hesabını mahşerde vereceklerini bilerek ihsan derecesine ulaşırlar ve ölünce dirilirler.

4- Dirilmek için müminde olması gereken güzelliklerden biri de İslam’ın bir bütün olduğunun farkında olmasıdır.

Zira İslam, itikat, ibadet, muamelat, ukubat, ahlakî halleriyle bir bütündür. Bunların hiçbirini diğerlerinden fark ettiremezsiniz. Mesela Kur’an’a göre namaz kılacaksınız ama cezâî müeyyideleri gereksiz göreceksiniz. Bunlar ahiret işi değildir diyeceksiniz. Kur’an’ın bir kısmını farkında olmadan reddedeceksiniz. Hâlbuki mümin erkekler ve mümin hanımlar Kur’an ve sünnetin çizdiği haram ve helaller konusunda muhayyer değildir. İman bir bütündür, bölünmeyi kabul etmez. İman ziyade ve noksanı kabul etmez. Amelimiz imanımıza uygun olursa işte gerçek hayata kavuşuruz. Allah Teâlâ İslam’ın bütünlüğünü şöyle beyan ediyor:

“Bugün size dininizi ikmal ettim.” ( Maide 3)

İslam her yönüyle mükemmeldir. Eksiklik bizlerdedir. Ümit ediyorum ki iyice düşünür, güzel yaşar, güzel ölürüz(dirilmek için ölürüz).

Merhum Zeki Soyak Hocamız da dirilenlerdendir. Çünkü o gençlerin ve insanların İslam’la dirilmesine hayatını vakfetmişti. Allah’ın rahmeti ve bereketi onun üzerine olsun.

Allah’ım Ümmeti Muhammedi Kur’an’a mahkûm et. ÂMİN.

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.