|
İTİRAF
Evet,
insan doğduğunda niçin ağladığını iyice düşünmedi.
Evet,
insan kendinin sebeb-i hikmetini bilmiyor.
Evet,
insan başıboş bırakılmadığını unutmaya başlayalı çok oldu.
Evet,
insan nefsini her şeyden daha çok seviyor.
Evet,
kâinatın Yaratıcısı “Karada ve denizde insan eliyle bozulma başladı
“ buyurdu.
Evet,
insan etrafını tahrip ediyor, çağlar boyu...
Evet,
insan gökyüzünde yıldızların var olduğunu bile unutmaya başladığının
farkına varamıyor.
Evet,
insan büyük şehirlerde zindan hayatı yaşıyor.
Evet,
insan gülümsemeyi unutup, surat asmayı kanıksadı.
Evet,
insan saçının bakımını yaparken, ozon tabakasını deleceğinin
bilincine varamıyor.
Evet,
insan kış ortasında domates yemenin neleri yok ettiğini düşünmüyor.
Evet,
insan yeşil rengin, yerini beton renksizliğine bıraktığını görmek
istemiyor.
Evet,
insan lüks hayat yaşamakla övünüyor; sonra da şikâyet ediyor her
şeyden.
Evet,
insan saatte 200 km yol alıyor; geride neler bıraktığına bakmıyor.
Evet,
insan sıcak sımsıcak kürkler giyiyor ama kış uykusuna yatmıyor!
Evet,
insan çalışmamakla övünüyor; tedavi olmak için çok çalışmak zorunda
kalıyor.
Evet,
insan her işini makineyle yapmaya bayılıyor; sonra da, eskiden bu
kadar hastalık yoktu diye sızlanıyor.
Evet,
insan her şeyi tadıyor günümüzde; ama ağız tadının kalmadığından
yakınıyor.
Evet,
insan komşusundan habersiz tok yatıyor; sonra da insanlar neden
böyle yalnızlaştı diye ağlıyor.
Evet,
insan kışın kar yağdı diye sinirleniyor; yazın pınarların kurumasına
kahroluyor.
Evet,
insan kurtulmak istiyor; ama bir türlü “ya Rabbi nefsimize
zulmettik” diyemiyor.
TEKLİF!
“ Kapkaç
terörü” yerine “ kapma-kaçma terörü” diyelim. Baksana “kap-kaç”
dedikçe adamlar kapıp kaçmaya devam ediyorlar.
HOCAM
İnanmış,
Daima
hoşgörülü, devamlı güleryüzlü olabilmiş,
Kınayanların kınamalarından çekinmemiş,
Nefsine
karşı yapılan kötülükleri, mümin duyarlılığına uygun karşılayıp;
yıllar sonra hasımlarını bile utandıran,
Esrarengiz otobanlarda uçup-kaçmak yerine, hayatın gerçeğinden
başlayan patika yollarda yürümeyi tercih eden,
İstikrar
denilince ilk akla gelebilen,
İddiasız
gibi zannedilip; birçok konuda “iddialıların bile dudağını
uçuklatacak sayıda, seviyeli insanı bir araya getirebilmeyi
başarmış,
Mutedilliğin, kendisine tıpatıp oturduğu,
Uç
noktaların, uçurum kenarları olduğunun bilinciyle oralara
yaklaşmayan,
Boşluğun
hiçbir zaman boş kalmayacağını idrak edip; boşluk bırakmayan,
Tavizle
mudara etmek arasındaki ince çizgiyi görüp kollayan,
Yeni
tanıştığı kişilerle bile kırk yıllık dostmuş gibi muhabbet edebilen,
Aceleciliği terk edip; teenniye yönelen,
Reaksiyoner hareketlerin ana meselesini unutturacağını bilip;
reaksiyoner davranmayan,
Görüldüğünde, nazar edildiğinde Allah’ı hatırlatan,
Adam,
adam gibi adam.
FIKRANIN
ANLATTIĞI
Ezan
okundu. Adam abdest aldı. Biraz geç kalmıştı. Camiye koşturdu. İçeri
girdi. Farza durulmuştu. Arka saftan birisine yanaştı. Koluna
dürterek sordu:
- Kaçıncı
rekattayız lan! Tabi ki cevap yok. Öbürünün böğrüne dürttü.
- Sen
söyle kaçıncı rekattayız? Yine cevap yok.
-
“Muhanetin Allah belasını versin, Allahu ekber” diyerek namaza
başladı.
TEFEKKÜR
DAĞAĞACI
Yaşlı
Kızılderili reisi, kulübesinin önünde torunuyla oturmuş, az ötede
birbiriyle boğuşup duran iki köpeği izliyorlardı. Köpeklerden biri
beyaz, biri siyahtı ve on iki yaşındaki çocuk kendini bildi bileli o
köpekler dedesinin kulübesi önünde boğuşup duruyorlardı. Dedesinin
sürekli göz önünde tuttuğu, yanından ayırmadığı iki iri köpekti
bunlar. Çocuk kulübeyi korumak için biri yeterli gözükürken niye
ötekinin de olduğunu, hem niye renklerinin illa da siyah ve beyaz
olduğunu anlamak istiyordu. O merakla sordu dedesine. Yaşlı reis,
bilgece bir gülümsemeyle torununun sırtını sıvazladı.
“Onlar”
dedi “benim için iki simgedir evlat.”
“Neyin
simgesidir?” diye sordu çocuk.
“İyilik
ve kötülüğün simgesi. Aynen şu gördüğün köpekler gibi, iyilik ve
kötülük içimizde sürekli mücadele eder durur. Onları seyrettikçe ben
hep bunu düşünürüm. Onun için yanımda tutarım onları”.
Çocuk
sözün burasında, mücadele varsa, kazananı da olmalı diye düşündü ve
her çocuğa has bitmeyen sorulara bir yenisini ekledi;
“Peki,
sence hangisi kazanır bu mücadeleyi?”
Bilge
reis, derin bir gülümsemeyle baktı torununa
“Hangisi
mi evlat? Ben hangisini daha iyi beslersem“
(GERÇEK
HAYAT DERGİSİ 01/09/2003)
Köpek -
Savcının karısı – Kuşku – Büyük Yalan – Sihirli Annem – Yabancı
Damat- En Son Babalar Duyar – Bizim Evin Halleri – Asi Melek – İki
Arada Aşk – Kurtlar Vadisi
Yukarıda
televizyonlarda gösterilen dizilerden bazılarının isimleri
verilmiştir. Hangi anne baba çocuklarını bu dizilere teslim
edebilir?!
|