İMBİK

N. Hatem Ercan;

İTİRAF

Evet,   insan doğduğunda niçin ağladığını iyice düşünmedi.

Evet,   insan kendinin sebeb-i hikmetini bilmiyor. 

Evet,   insan başıboş bırakılmadığını unutmaya başlayalı çok oldu.

Evet,   insan nefsini her şeyden daha çok seviyor.

Evet,   kâinatın Yaratıcısı “Karada ve denizde insan eliyle bozulma başladı “  buyurdu.

Evet,   insan etrafını tahrip ediyor, çağlar boyu...

Evet,   insan gökyüzünde yıldızların var olduğunu bile unutmaya başladığının farkına varamıyor.

Evet,   insan büyük şehirlerde zindan hayatı yaşıyor.

Evet,   insan gülümsemeyi unutup, surat asmayı kanıksadı.

Evet,   insan saçının bakımını yaparken, ozon tabakasını deleceğinin bilincine varamıyor.

Evet,   insan kış ortasında domates yemenin neleri yok ettiğini düşünmüyor.

Evet,   insan yeşil rengin, yerini beton renksizliğine bıraktığını görmek istemiyor.

Evet,   insan lüks hayat yaşamakla övünüyor; sonra da şikâyet ediyor her şeyden.

Evet,   insan saatte 200 km yol alıyor; geride neler bıraktığına bakmıyor.

Evet,   insan sıcak sımsıcak kürkler giyiyor ama kış uykusuna yatmıyor!

Evet,   insan çalışmamakla övünüyor; tedavi olmak için çok çalışmak zorunda kalıyor.

Evet,   insan her işini makineyle yapmaya bayılıyor; sonra da, eskiden bu kadar hastalık yoktu diye sızlanıyor.

Evet,   insan her şeyi tadıyor günümüzde; ama ağız tadının kalmadığından yakınıyor.

Evet,   insan komşusundan habersiz tok yatıyor; sonra da insanlar neden böyle yalnızlaştı diye ağlıyor. 

Evet,   insan kışın kar yağdı diye sinirleniyor; yazın pınarların kurumasına kahroluyor.

Evet,   insan kurtulmak istiyor; ama bir türlü “ya Rabbi nefsimize zulmettik” diyemiyor.

 

 

 

TEKLİF!

“ Kapkaç terörü” yerine “ kapma-kaçma terörü” diyelim. Baksana “kap-kaç” dedikçe adamlar kapıp kaçmaya devam ediyorlar.

 

 

HOCAM

İnanmış,

Daima hoşgörülü, devamlı güleryüzlü olabilmiş,

Kınayanların kınamalarından çekinmemiş,

Nefsine karşı yapılan kötülükleri, mümin duyarlılığına uygun karşılayıp; yıllar sonra hasımlarını bile utandıran,

Esrarengiz otobanlarda uçup-kaçmak yerine, hayatın gerçeğinden başlayan patika yollarda yürümeyi tercih eden,

İstikrar denilince ilk akla gelebilen,

İddiasız gibi zannedilip; birçok konuda “iddialıların bile dudağını uçuklatacak sayıda, seviyeli insanı bir araya getirebilmeyi başarmış,

Mutedilliğin, kendisine tıpatıp oturduğu,

Uç noktaların, uçurum kenarları olduğunun bilinciyle oralara yaklaşmayan,

Boşluğun hiçbir zaman boş kalmayacağını idrak edip; boşluk bırakmayan,

Tavizle mudara etmek arasındaki ince çizgiyi görüp kollayan,

Yeni tanıştığı kişilerle bile kırk yıllık dostmuş gibi muhabbet edebilen,

Aceleciliği terk edip; teenniye yönelen,

Reaksiyoner hareketlerin ana meselesini unutturacağını bilip; reaksiyoner davranmayan,

Görüldüğünde, nazar edildiğinde Allah’ı hatırlatan,

Adam, adam gibi adam.

 

 

FIKRANIN ANLATTIĞI

Ezan okundu. Adam abdest aldı. Biraz geç kalmıştı. Camiye koşturdu. İçeri girdi. Farza durulmuştu. Arka saftan birisine yanaştı. Koluna dürterek sordu:

- Kaçıncı rekattayız lan! Tabi ki cevap yok. Öbürünün böğrüne dürttü.

- Sen söyle kaçıncı rekattayız? Yine cevap yok.

-         “Muhanetin Allah belasını versin, Allahu ekber”  diyerek namaza başladı.

 

TEFEKKÜR DAĞAĞACI

Yaşlı Kızılderili reisi, kulübesinin önünde torunuyla oturmuş, az ötede birbiriyle boğuşup duran iki köpeği izliyorlardı. Köpeklerden biri beyaz, biri siyahtı ve on iki yaşındaki çocuk kendini bildi bileli o köpekler dedesinin kulübesi önünde boğuşup duruyorlardı. Dedesinin sürekli göz önünde tuttuğu, yanından ayırmadığı iki iri köpekti bunlar. Çocuk kulübeyi korumak için biri yeterli gözükürken niye ötekinin de olduğunu, hem niye renklerinin illa da siyah ve beyaz olduğunu anlamak istiyordu. O merakla sordu dedesine. Yaşlı reis, bilgece bir gülümsemeyle torununun sırtını sıvazladı.

“Onlar” dedi “benim için iki simgedir evlat.”

“Neyin simgesidir?” diye sordu çocuk.

“İyilik ve kötülüğün simgesi. Aynen şu gördüğün köpekler gibi, iyilik ve kötülük içimizde sürekli mücadele eder durur. Onları seyrettikçe ben hep bunu düşünürüm. Onun için yanımda tutarım onları”.

Çocuk sözün burasında, mücadele varsa, kazananı da olmalı diye düşündü ve her çocuğa has bitmeyen sorulara bir yenisini ekledi;

“Peki, sence hangisi kazanır bu mücadeleyi?” 

Bilge reis, derin bir gülümsemeyle baktı torununa

“Hangisi mi evlat? Ben hangisini daha iyi beslersem“

(GERÇEK HAYAT DERGİSİ 01/09/2003)

 

 

Köpek  - Savcının karısı – Kuşku – Büyük Yalan – Sihirli Annem – Yabancı Damat- En Son Babalar Duyar – Bizim Evin Halleri – Asi Melek – İki Arada Aşk – Kurtlar Vadisi

Yukarıda televizyonlarda gösterilen dizilerden bazılarının isimleri verilmiştir. Hangi anne baba çocuklarını bu dizilere teslim edebilir?!

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.