|
Peygamberimiz sallallahu aleyhi
ve sellemin, çocukluğu ve gençliği temiz ve iffetli bir şekilde
geçmiştir. Gerek O’nun üstün seciyelerle donatılmış olması ve
gerekse ilâhî gözetim ve koruma altında bulunması sebebiyle, O’nun
bütün hayatı gibi gençliği de bizim için en güzel örnektir. O,
peygamberlikten sonra nasıl bir ahlâka sahipse, kırk yaşından önceki
hayatı da öyle temiz ve nezih bir ahlaka sahipti.
Efendimiz sallallahu aleyhi ve
sellem, bi’setinden evvel ticaret kervanlarıyla yolculuklara çıkıyor
ve ortaklık şeklinde ticarî faaliyetlerde bulunuyordu. Hayatın pek
çok alanında olduğu gibi, bu alanda da örnek bir şahsiyetti.
Abdullah bin Ebi'l-Hamsa,
Peygamberimizle olan ticarî bir hatırasını şöyle anlatmaktadır:
Rasulullah sallallahu aleyhi ve
selleme daha bi'set (peygamberlik) gelmezden önce O’ndan bir şey
satın almıştım. O alışverişten ona hâlâ bir miktar (borç) bakiyesi
kalmıştı. Ben o kalanı, kendisine yerinde vermeyi vaad ettim. Ama
bunu unuttum. Üç gün geçtikten sonra hatırladım, geldiğimde o hâlâ
(sözleştiğimiz) yerindeydi. "Ey genç! Bana meşakkat verdin, ben üç
gündür burada seni bekliyorum" buyurdular. (Ebu Davud, Edeb 90,
(4996).
Peygamberimiz ticarî işlerinde
hesabını doğru tutar, hiçbir kimseye haksızlık etmezdi.
Peygamberliğinden önce kendisiyle alışveriş yapanlar, yaptıkları
alışverişten çok memnun kalırlardı.
Sâib ibnu Ebi's- Saîb anlatıyor:
Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme geldim. Beni, O'na zikredip
hakkımda methüsenada bulunarak tanıtmaya başladılar. Bunun üzerine
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem : "Ben onu sizden iyi tanırım"
buyurdu. Ben hemen atılıp: "Annem, babam sana kurban olsun" dedim.
"Doğru söyledin, zira sen benim ticaret ortağım idin, sen ne iyi
ortaktın. Senden ne bir itham görmüştüm, ne de seninle bir münakaşa
yapmıştık." (Ebu Davud, Edeb 20, (4836); İbnu Mace, Ticaret 63,
(2287).
O, el-Emîn Lakabı İle Bilinirdi
Hacer-i Esved’in yerleştirilmesi
konusu ihtilafa yol açmış ve neredeyse kan dökülecekti. Ebu Ümeyye
ibni Muğîre: “Yarın sabah Safa kapısından ilk olarak kim girerse, o
bizim aramızda hakem olsun.” dedi. Teklif yerinde bulundu ve kabul
edildi. Sabahleyin Kureyş’in önde gelenleri ilk giren kişiyi merakla
bekleşmeye durdular. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemi
görünce sevindiler. Çünkü O’nun doğruluğuna ve güvenilirliğine asla
şüpheleri yoktu. O’na el-Emin diyorlardı. Efendimiz sallallahu
aleyhi ve sellemi çağırdılar ve meseleyi kendisine arz ettiler.
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, orada bulunanlara hemen bir
sergi/yaygı getirmelerini söyledi. Onlar da sergi/yaygıyı
getirdiler. Her kabileden bir temsilci seçti. Kendisi Hacer-i
Esved’i yaygının üzerine koydu. Seçtiği adamlara yaygının uçlarından
tutmalarını söyledi. Böylelikle taşı yerine koyma işi, bütün
kabilelerin katkısıyla gerçekleşmiş oldu. Efendimiz sallallahu
aleyhi ve sellemin feraseti ile mesele kan dökülmeden halledildi.
Evet, O gençliğinde böyleydi ve güvenilir bir gençti. Pek çok beşerî
duyguları, feverana hazır vaziyette bekleyen bir gencin güvenilir
olması ve hakem kabul edilmesi, bizim gençlerimiz için önemli bir
davranış modelidir.
Abdullah ne iyi genç, keşke bir
de gece namazı kılsa!
Efendimiz sallallahu aleyhi ve
sellem, ibadete çok düşkün biriydi. Her fırsatta gençlere ibadetin
önemini anlatırdı. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında
kişi, bir rüya görecek olsa rüyasını, Efendimiz sallallahu aleyhi ve
selleme anlatırdı. Bir gün İbnu Ömer bir rüyasını anlattı ve Allah
Rasulü rüyayı, onun için tevil etti:
“O sıralarda ben genç, bekar bir
delikanlıydım, mescitte yatıp kalkıyordum. Bir gün rüyamda, iki
meleğin beni yakalayıp cehennemin kenarına kadar getirdiklerini
gördüm. Cehennem, kuyu çemberi gibi çemberlenmişti. Keza (kovaya
takılan) kuyu direği gibi iki de direği vardı. Cehennemde bazı
insanlar vardı ki, onları tanıdım. Hemen istiazeye başlayıp üç kere:
"Ateşten Allah'a sığınırım" dedim. Derken beni getiren iki meleği,
üçüncü bir melek karşılayıp, bana: "Niye korkuyorsun? (korkma)"
dedi. Ben bu rüyayı kız kardeşim Hafsa radıyallahu anhaya anlattım.
Hafsa da Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme anlatmış.
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem:
"Abdullah ne iyi genç, keşke bir
de gece namazı kılsa!" demiş. Salim der ki: "Abdullah bundan sonra
geceleri pek az uyur oldu!" (Buhari, Ta'bir, 35, 36, Salat 58,
Teheccüt 2, Fedailu'l-Ashab 19; Müslim, Fedailu's-Saha-be 140,
(2479).
Allah’a İbadet İçinde Büyüyen
Genç
Fahr-i Kainat Efendimiz
sallallahu aleyhi ve sellem ibadetle yetişen ve büyüyen gençlerin
ahirette çok özel bir konuma sahip olacaklarını bildirmişlerdir:
"Yedi kişi vardır ki, Allah,
onları hiçbir gölgenin olmadığı kıyamet gününde kendi gölgesinde
gölgeler. Bunlar: Adaletli devlet başkanı, Allah'a ibadet duygusu
içinde yetişen genç, kalbi mescide bağlı olan (namazlarını cemaatle
kılmaya gayret eden) kimse, Allah için birbirlerini seven, Allah
rızası için bir araya gelip, Allah rızası için ayrılan iki kişi,
güzel ve makam sahibi bir kadın tarafından davet edildiği halde:
‘Ben Allah'tan korkarım’ de(yip icabet etmey)en kimse, sağ eliyle
verdiğini sol eli görmeyecek kadar gizli bir şekilde sadaka veren
kimse, Allah'ı tek başına zikrederken gözlerinden yaş boşanan
kimse." (Buhari, Ezan 36, Zekat 16, Rikak 24, Hudud 19; Müslim, 91,
(1031)
Özetle Peygamberimiz sallallahu
aleyhi ve sellem hayatının bütün dönemlerinde bizler için en güzel
örnek ve model olmuştur. O’nun gençliğindeki davranış ve
muamelelerinde, bir gencin nasıl olması gerektiği konusunda çok
önemli mesajlar vardır. Şu var ki, günümüz müslümanlarına düşen
görev, O’nu sadece sözle anlatmak yerine, fiili olarak onun
getirdiği mesajları temsil etmek olmalıdır.
(Not: Değerli ve hamiyetperver
bir ilim aşığı olan muhterem Zeki Soyak Hocaefendi aramızdan bir
yıldız gibi sessizce kayıp öbür âleme intikal etmiştir. Kendisine
Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve talebelerine de sabr-ı
cemil niyaz ederim.)
*Dicle Üniv. İlahiyat Fak.
Öğretim Üyesi.
|