|
Suudi Arabistan, tarihe ve
tarihi eserlere önem verilmeyen bir yönetim anlayışına sahip. ‘Taybe
Oteli’nin’ doğu kapısında ışıklı bir poster dikkatimi çekmişti. Daha
sonra o resmin Suudi Arabistan’da bulunan ve ‘Medain-i Salih’ diye
bilinen bir tarihi mekana ait olduğunu görünce şaşırmıştım.
Kur’an’da da bahsedilen bu mekanı görmek istiyordum ki, bir gün
okul olarak bir organizasyonla ‘Medain-i Salih’e gidiverdik.
Suudi Arabistan çok geniş bir
ülke ve her bölgesi ayrı bir âlem. Kuzeyi ile güneyi; doğusu ile
batısı; ortası ile kıyıları o kadar farklı ki... Riyad cayır cayır
yanarken, Taif yayla serinliği yaşar. Geniş çöller ve dağlar. Çöl
ülkesinde o kadar çok dağ ve tepeyi görmek insanı şaşırtır.
Medine’ye 300 km olan ‘El Ula’
şehri de oraya varmadan yol üstündeki Hayber de farklı özellikler
barındıran bir yapıya sahiptir. Hayber’i ilk olarak Nevşehir Bekir
Efendi Camii önünde eski kitap alıp satan birinden ‘’Hz. Ali
Hikayeleri’’nden az sayfalı, iri yazılı kitap olarak alıp
okuduğumda duymuştum. O meşhur Hayber Kalesi kapısını tek eliyle
havaya kaldıran ‘’menkıbe’’yi okuyanlar hatırlayacaktır, ‘’Kesikbaş
Hikayeleri’’ gibi...
İşte bu Hayber... Hurma
bahçelerinin ve kayalıkların içinde kaybolmuş o meşhur Hayber Kalesi
hâlâ ayakta. Yanına yaklaşamadığımız kaleyi geriden seyretmek
zorunda kaldık. Hayber şu an eski ve yeni olarak iki şehir. Eski
Hayber terkedilmiş bir halde. Kerpiç ve sert taştan evlerin
tavanları çökmüş ama duvarları ayakta. Bir Yahudi şehriyken
fethedilen Hayber’in yeni şehrinin ‘’Yahudilerce planının
çizildiğini, eski Hayber’in korumaya alınıp terk edilmesinin,
yahudilerin tekrar dönme planının bir parçası olduğunu’’ rehberimiz
Halit Hoca söyledi. Yine yahudilerin Hayber’i unutamadıklarını
söyledi.
Hayber’in her yeri su.
Otobüsümüz tur atarken, bahçelerin arasındaki sular, hatta balıklar
dikkatimi çekti. Her türlü meyve ve sebzenin yetiştiği bu mekandan
‘’Hayber’in Fethini’’ hatırlayarak ayrılıp yola devam ediyoruz.
Hedefimiz ‘’El Ûlâ’’ ve buraya çok yakın olan ‘’Medain-i Salih’’. El
Ûlâ’ya vardık. Burası da çok verimli topraklara sahip. Rehberimiz
her türlü sebze ve meyvenin yetiştiğini ve özellikle Türk
hacılarının çok itibar ettiği hafif sarı, dayanıklı ‘’mebrur’’
hurmasının burada yetiştiğini söylüyor. Ek olarak şehrin dışında çok
geniş hurma bahçelerinin olduğunu ifade ediyor.
El Ulâ’da yola devam ettik.
Artık sağlı sollu ‘’şekil ve yaratılış yönünden’’ seyrine
doyamadığım kaya ve dağ şekilleri. Aman Yarabbi... Yol kenarından
aniden yükselen ‘’Amerikan kovboy filmlerinde’’ görülen, sivri
tepelerden onlarcası. Allah’ın emriyle, tabiatın yaptığı ‘’insan ve
hayvan’’ biçimlerinin her birini o kayalardaki şekillerde görüyorum.
Köylerde taş ve kayalara yapılan ‘’hayvan bağcağı’’ na benzer
deliklerin bir taş işleme motifi gibi yüzlercesiyle görünüşü.
Otobüste ayağa kalktık. Şekillerdeki görüntü güzelliğini kaçırmamak
için, ortadan başımızı bir sağa bir sola çevirip duruyoruz.
Kilometrelerce gittik ve etrafımız hep aynı.
Medain-i Salih’e vardık. Bizi
bir ‘’Osmanlı tren istasyonu’’ karşıladı. Ondan önce, rayları yok,
ama yükseltileri ve köprüleri görülen ‘’Hicaz tren yolunu’’
kaybettirmeyen durak ve bekçi binaları, değişik aralıklarla
görülmüştü. Yıllara nasıl direndiğini gösteren bu binaların en
sonunda bir büyük kompleks bina. 20 metre derinlik ve 2 metre
çapında su kuyusu. Büyük buhar kazanları ve müştemilatı. Kapalı
geniş tamirhane. Ayrı ayrı bekleme odaları. Mescidi, kulesi yani her
şeyiyle bir istasyon binası. Medine istasyon binasına göre daha
sade, ama daha teşkilatlı bir kompleks. Şu anda Suud yönetimi, tıpkı
Medine İstasyon binası gibi burayı da çok güzel restore (tamir)
etmiş, gezilebiliyor. Gruptan ayrılıp, heyecanla binalara girip
çıkarken bir Sudanlı’nın bana ‘’Türk müsün?’’ deyip ‘’evet’’
dedikten sonra ‘’Osmanî Osmanî ‘’ demesi ve binaları göstermesi
etkileyici bir durumdu. Bizim dışımızda da ziyaretçiler vardı. Suud
yönetimi hem istasyonu hem de ‘Salih Şehri(Medain-i Salih)’ni
ziyarete açmış. Ama gezebilmek için Milli Eğitim Müdürlüğünden izin
gerekiyormuş. Bizim iznimiz olduğu için rahattık.
Yola devam ederken, baktım
Kapadokya’nın Göremesi’nin peribacalarına çok benzer kayalardan
yüzlercesi görüldü. İşte Semûd Kavmi’nin şehri. Ashab-ı Hicr denilen
Salih Peygamberin kavmi Semûd Kavmi’nin yaşadığı, meydan okuduğu
kumların düzlüğündeki kayalar. Bazen tek, bazen sıra halinde 30-40
metre yüksekliğinde oyulması kolay kayalar. Bu kayalardan
görebildiğimiz yüzlerce. İlerliyor ve kontrol kapısından ‘’antik ve
hiç eski dokusu’’ bozulmamış görkemli kapılarıyla dikkat çeken
oymacıların şehrine giriyoruz.
Hz. Salih aleyhisselemın (Semûd)
kavminin kıssasını, Zeki Soyak Hocamın alanında üslûp, tarz, hisse,
yaklaşım genişletme, günümüz hayatına uyarlama... gibi yönlerden
‘’tek’’ olabilecek ‘’KISSALAR HİSSELER’’ isimli iki ciltlik eserinin
birinci cilt 158. sahifesinden okuyabilirler. Azgın Semûd Kavmi’nin
‘’Bize azap dokunamaz’’ diye böbürlendikleri evlerini, kral
mezarlarını görünce çok heyecanlandım.
Yoğun olarak gezdiğim Kral ve
sülalesinin mezarlıklarıydı. Daha önce Göreme Açık Hava Müzesi’nde
gördüğüm kaya mezarlıklarla karşılaştırınca epey şaşırdım. Çünkü
Göreme’deki mezarlar 50-80 cm eni, 2 metre boyu 90-100 cm
derinlikte normal bir mezardı. Buradaki kayaya oyulmuş mezarlar 3
metre boy iki metreye yakın eni ve iki metre derinliği ile o dönem
insanlarının cüssesi hakkında bilgi veriyordu.
Yüksekliği bazen 7-8, genişliği
de bir o kadar olan taş oyma sanatının tüm incelikleriyle oyulmuş,
süslerle bezenmiş görkemli kapılar, Nabati krallarının ve
çocuklarının derecesini gösteriyordu. Bugün kumlarla dolduğu için
enginde kalan, bu oyma ev(saray) ve mezarların içinde Hz. Salih
aleyhisselamın azap uyarısına alayla cevap verip ‘’Bizim evlerimize
sel de, deprem de ulaşamaz...’’ diye böbürlendiler.
‘’O zulmedenleri dayanılmaz bir
ses sarıverdi de kendi yurtlarında diz üstü çökmüş olarak
sabahladılar. Sanki orada hiç refah içinde yaşamamışlar gibi...’’
(Hud 67-68)
‘’...Allah’ın Ad kavminden sonra
sizi halifeler kıldığını ve sizi yeryüzünde yerleştirdiğini
hatırlayın. Ki onun düzlüklerinde köşkler kuruyor, dağlardan evler
yontuyordunuz. Şu halde Allah’ın nimetlerini hatırlayın, yeryüzünde
bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın.’’(Araf 74) diye, uyaran
Salih Peygamber’in ikna çabalarına olumlu cevap vermeyenlerin, helak
olduğu şehir, bir krallar şehri gibiydi. Kumlara bata bata gezdiğim
onlarca kaya oyması ev Kur’an’daki Semûd Kavmi’yle ilgili ayetleri
okuyordu sanki. Bize işte ibret. Allah’tan başkasına güvenenlerin
yüzyıllar sonraki hali.
‘’Sizden önce milletlerin
hadiseleri gelip geçmiştir. Onun için yeryüzünde gezin dolaşın da
(Allah’ın ayetlerini ve peygamberlerini)yalanlayanların akıbetleri
ne olmuş görün.’’(Âl-i İmran 137)
Bu ayeti çok çok iyi anlamanın
basit bir örneği idi ‘’Medain-i Salih’’. (Salih Peygamberin
Kavmi’nin şehri)
Peygamberimiz, Tebük Seferine
giderken helak beldesi bu şehre uğrayınca kuyularından su
aldırmamış, alanlara da döktürmüştür. Orada durmanın hoş görülmediği
bu yeri, kıssayı bilerek, ayetleri hatırlayarak gezince, ibretle
imanın, teslimiyetin güçlendiği görülmektedir.
İşte ölüler, helak olmuşlar
şehri Semûd (Hicr) Kavmi’nin şehrini bu duygular içinde ve geçmiş
zamanları, bu yüzyıldan hayâl ederek, hatırlayarak dönüş yolculuğuna
başladık.
El Ulâ’nın has meyvesi “Bomali’’
yi de gelirken tanıdık. Orta boy kavun büyüklüğünde, greyfurt tadını
hatırlatan, boy boy, kalın kabuklu bir meyve. El Ulâ’da tadan herkes
birer kasa alıp Medine’ye getirdi.
Ve Medine... Nereye gidersen git
nurlu Medine’nin tadını bulabilir misin? O’nun şehri.’’Esselatü
vesselamü aleyke ya Rasûlallah...’’ O’nun ışıklarını görünce selatü
selamlarımızla Medine’ye girdik. Şükür Rabbime. İsteyen, aşkını,
coşkusunu içinde taşıyan her müslümanın görmesini nasip etsin
Rabbim.
Burada bulunmanın feyzinden
istifâde ile kıymet bilenlerinden eylesin.
NOT: Bu yazıyı daha iyi
anlayabilmek ve ibreti yaşayabilmek için, ‘’Kıssadan Hisseler’’deki
‘’Azgın Kavim Semûd’un Akıbeti’’ kesinlikle okunmalıdır. Yine Harun
Yahya’nın ‘’Kavimlerin Helaki’’ de bir belgesel olarak okunabilir.
(Kur’an ve Hadis’te KISSALAR
HİSSELER, Zeki SOYAK, İlkadım Yayınları-Nevşehir)
|