|
Kıymetli Okuyucu,
Malumu ilam sadedinde söylemek
gerekirse aile toplumun en temel yapı taşıdır. Aile kurumunun
sağlamlığı nispetinde bir toplum sağlam olur. Büyük felaketleri ve
badireleri aile kurumları sağlam topluluklar çok daha rahat
atlattılar.
Ailenin sağlamlığı da çoğunlukla
(en azından bizim toplumumuz için) kadına bağlıdır. Atasözlerimizden
olan “Yuvayı dişi kuş yapar” boşuna söylenmiş bir cümle değildir.
Modernite pek çok şeyi
değiştirir, geleneksel kurumları yerle bir ederken aile kurumunu da
tahrip etmiştir. Avrupa’da aile mefhumu çok büyük değişikliğe
uğramış hatta yok mesabesine inmiştir. Bunu telafi etmek için
devletler tarafından pek çok sosyal kurum kurulmuştur. Avrupa’da
ailenin dağılmasının en önemli nedeni kadının evinden kopması,
koparılmasıdır.
Diğer önemli bir neden de cinsel
özgürlük ve hedonizmin tervic edilmesi, insanların gittikçe
bireyselleşmesi, bencilleşmesidir.
Aile kurumu hâlâ önemli ölçüde
ayakta olan ve bu sebeple pek çok toplumun çok zor aldatacağı
badireleri kolaylıkla atlatan Türk toplumunda da, maalesef gün
geçtikçe menfi gelişmeler artmaktadır. Ülkemizde aile mefhumuna ve
aile kurumuna karşı adeta savaş açılmış gibidir. Hemen her menfi
hususta olduğu gibi bunda da bazı medyada başı televizyon
çekmektedir.
Doğrudan kadını hedef alan, bazı
kötü örnekleri ön plana çıkararak kadının geleneksel konumu daha
doğrusu anne ve ev hanımı konumu değiştirilmek istenmektedir.
Bekaret adeta aşağılanmakta, dışarıda çalışmayan kadın hiçbir şey
üretmiyor gibi gösterilmekte, aldatan kocalara karşı kadınların da
aldatması istenmektedir.
Televizyonlar dizilerle,
gazeteler magazin sayfalarıyla, gayri meşru ilişkileri normalmiş
gibi göstermekte, insanlara ahlaksız hayatlar parıltılı, ışıltılı
bir hayat olarak gösterilmektedir. Haberlere kasıtlı olarak bozuk
aile düzenleri getirilmekte, birbirlerine kötülük yapan aile
fertleri televizyonlarda boy göstermektedir.
Geniş aileden çekirdek aileye
geçmekte olan toplumumuz şimdi de atomize edilmeye, sadece kendini
düşünen fertlerden oluşan, ahlaktan ve kutsallardan arındırılmış bir
toplum yapılmaya çalışılmaktadır.
Yıllardır devam eden başörtü
yasağına, Kur’an Kursları ve İmam Hatipler önündeki engellere bir de
bu gözle bakılmalıdır.
Bütün bunlara karşı yapacağımız
şey aileye dönüştür. Biz müslümanlar batının ve batıcıların empoze
ettiği fikirlerden zihnimizi ve kalbimizi arındırmalıyız.
Ev hanımlarına gereken ilgi ve
iltifatı esirgememeliyiz. Evinin hanımı olan bir kadın kesinlikle
dışarıda çalışan kadından aşağıda değildir.
Evlilik önündeki suni engelleri
kaldırmalıyız. Şu anda evlenmek çok külfetli hale gelmiştir. Evlilik
yaşının gecikmesi demek fuhşun artması demektir.
Evlatlarımıza sahip çıkalım.
Onların iyi bir iş mevki sahibi olmasından önce iyi bir insan ve
müslüman olmasını düşünelim.
Geniş aileye önem verelim.
Sıla-yı rahmi artıralım.
Tabii bunlar artırılabilir.
Her birimiz de az çok bunları biliyoruz. Önemli olan uygulamaktır.
Selam ve dua ile...
|