E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursaniz, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya email adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja oldugu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamassanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

ZEKİ SOYAK

ÖLÇÜLER VE DENGELER;

Allah’tan İttika-1

Bu yazımızda Kur’an-ı Kerim’in hakikat ikliminden, hikmet pınarından bir kaç damla sunacak, Allah’tan nasıl ittika etmemiz gerektiğini aktaracağız.

Allah celle celaluhu Talak suresinin 2. ayetinin son kısmı ve 3. ayette şöyle buyuruyor:

“Kim, Allah'tan korkarsa; Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder. Ve onu ummadığı yerden rızıklandırır. Kim Allah'a güvenirse O, ona yeter. Allah, emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur.”

Bu ayet-i kerimelerde insan hayatını, müslümanın kulluk esrarını anlatan birkaç hususa dikkat çekiliyor. Eğer biz bu ayet-i kerimelere, uysak ve hayatımızı bu ayet-i kerimeler çerçevesinde değerlendirsek, böyle bir güzergâh çizsek, bu ayet-i kerîmelerin ışığı Allahu Teâlâ’ya layıkıyla kulluk yapmak için yeter de artar bile.

Kur’an’ın her ayeti ile böyle nice hikmetler, nice hakikatler, bir çağlayan gibi kalbimize akıtılıyor. Yeter ki biz kalbimizi bu çağlayana açalım, bu hakikat pınarlarıyla sulamaya gayret edelim. O zaman göreceğiz ki, kalp bahçemizde nice narin, nice nadide güller yetişecek. Aşk ve muhabbet sevda sevda gönüllerimizi istila edecektir.

Bu ayet-i kerimede Allahu Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Kim Allah'tan korkarsa muhakkak Allahu Teâlâ ona bir çıkış yolu bulur, bir çıkış verir.” Evet, demek ki burada mühim olan takva üzere olmak, Allahu Teâlâ’dan gerçek manada ittika etmek. Kul böyle yaparsa dünyevî, uhrevî bütün sıkıntılardan, Allahu Teâlâ ona bir çıkış yolu ihsan eder. Bu ayet-i kerime ile ilgili Kurtubî tefsirinin izahlarına bir göz atalım. İbn-i Abbas radıyallahu anhüma, ayet-i kerimeyi şöyle tefsir etmiş:

“Allahu Teâlâ’dan hakkıyla korkmak demek, O’nun bütün emirlerini yerine getirmek, nehyettiği her şeyden sakınmak, şüphelilerden uzak durmak demektir.”

Allah'tan gerçek mânâda ittika budur. Yoksa Allah'a isyan ederek emirlerini yerine getirmeyerek, men ettiği, yasakladığı birçok kötü şeyleri yaparak yaşanan bir hayat takva hayatı olamaz. Allahu Teâlâ’dan korkuyorum demekle takva olmaz. Takva, Allahu Teâlâ’nın emrettiği her şeyi, gücünün yettiği kadarıyla, ihlâsla, Allah rızası için yapmaktır. Men ettiği bütün kötülüklerden yine Allah rızası için “O” men ettiği için ictinâb etmek, sakınmak, şüpheli şeylerden uzak durmaktır. İşte böyle yaparsa o zaman Allahu Teâlâ, ona bir çıkış yolu ihsan eder, onu dünya ve ahiret sıkıntılarından kurtarır.

Ne imiş o çıkış yolu? Allah'tan ittika edenler için dünyada da ukbada da, her türlü şiddetten, her türlü sıkıntılardan Allahu Teâlâ’nın onu koruması demektir. Onu korur, necata erdirir. İmam-ı Kelbî ise, “onu cehennemden cennete çıkarır” demiş. Cehennemden cennete gidecek yolu, hakikati gösterir demiş. Yani bir insan kötü bir hayat, Allah'a isyan, tuğyanla geçen bir hayat yaşarken, Allah onun kalbine öyle bir tevbe nuru kor, ona öyle bir tevbe nasib eder ki, bu sayede o kişi cehennemlik işler yaparken, cennete götürecek işler yapmaya muvaffak kılınır. Onu o kötülüklerden, iyiliğe çıkaran bir yol ihsan edilir. Küfürden, nifaktan, şirkten imana, İslam'a döner veya isyandan, tuğyandan takvaya döner. Allah korkusu gerçek mânâda onun kalbine yer eder.

İmam Hasan Basrî rahmetullahi aleyh ise bu ayetin tefsirini şöyle yapmış:

“Allah ona öyle bir çıkış yolu verir ki, Allah'ın nehyettiği her şeyden sıyrılıp, kurtulup, her türlü kötülük, isyan ve tuğyandan nefsini arındırır.”

Yani bir insan artık takvaya yöneldiği zaman, gerçek mânâda Allah'tan ittika ettiği zaman, artık o insanın kötülüklere dalması, isyana dalması, asi olması mümkün değildir. Eskilerin tabiriyle bir karıncayı incitmekten sakınır.

Ebu Aliye bu ayetin tefsiri için, “her türlü şiddetten, dünyevî, uhrevî sıkıntılardan, dünyadaki musibetlerden, manevî musibetlerden ona bir çıkış yolu ihsan eder” diyor.

Rebî b. Haşim Haysem rahmetullahi aleyh bu ayetin tefsirini “insanlara zor gelen her şeyden ona çıkış yolu ihsan eder” diye yapar.

Sehl b. Abdullah rahmetullahi aleyh de bu ayetin tefsirinde “bidat ehlinin akıbetlerinden Allah onu korur ve bidat ehlinin akıbetine düşmekten ona bir çıkış yolu ihsan eder” demiştir. Bidat ehlinin en başında gelen, müslüman iken İslam'da hiçbir şekilde yeri olmayan sapık yollara, itikadî bidatlere düçar olanlardır.

İtikaden bidat, dinimizde itikat(inanç) yönünden hiçbir yeri olmayan hususları, itikadî yönden bir yeri varmış gibi dine girdirmektir. İşte bidatlerin en tehlikelisi budur. Bu itikadî bidatler kişiyi İslam dairesinden çıkarabilmektedir. Geçmişteki itikadı sapık birçok mezhep işte bu akıbete düçar olmuşlar, İslam dairesinden çıkmışlardır. Hindistan tarafındaki Ahmediye, Bahailik, vesaire itikadî mezhepler itikaden yok olup gitmişler, iman dairesinden çıkmışlardır. İşte Sehl b. Abdullah buna işaret ediyor. “Bir kimse gerçekten takva sahibi olur, Allah'tan gerçek manada ittika ederse, bu akıbete uğramaktan Allah ona bir çıkış yolu lutfeder. Dolayısıyla Allahu Teâlâ o kişiyi, bilhassa insanı dinden çıkartan itikadî bidatlerin tesirinden ve ehl-i bidatin kötü akıbetinden korur” diyor.

Ömer b. Osman es-Sadefî ise bu ayet-i kerimeyi tefsirinde:

“Allahu Teâlâ takva üzere yaşayan insanları haramdan helale çıkarır” diyor. Mesela, kişi ticaret yapıyor. Ticaretinde Allah'ın menettiği, yasakladığı yolları deniyor veya haramı ticaret yolu haline getirmiş. Faiz belasına bulaşmış, ticaretini faizle kirletmiş, kul hakkıyla kirletmiş, ticaretinde aldatma yapıyor, hile yapıyor, tuzaklar kuruyor, müşterisini aldatıyor veyahut da gabn-i fahiş yapıyor, aşırı derecede kâr elde ediyor. İşte bunların hepsi haramdır ticarette. Aldatma haramdır, gabn-ı fahiş haramdır, faizle iştigal etmek haramdır. Allah'ın menettiği yollardan ticaret yapmak haramdır. İnsan gerçek manada ittika etmeye başlarsa, takvaya ererse Allahu Teâlâ o kişiyi bunlardan kurtarıyor. Ona bir çıkış yolu gösteriyor. Tekrar ifade edelim ki, Allahu Teâlâ o kişinin kalbine bir tevbe, istiğfar nuru koyar. Kişi o nur ile yaptığı kötü şeylerden, işlediği günahlardan nedamet duyar, hâlisane tevbe eder. Bir daha o kötülükleri yapmaz, günahları işlemez.

Rabbim hepimizi hâlisane tevbe eden, hakkıyla kendisinden ittika eden kullarından eylesin.

Amin.

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.