Allah’tan İttika-1
Bu yazımızda Kur’an-ı
Kerim’in hakikat ikliminden, hikmet pınarından bir kaç damla
sunacak, Allah’tan nasıl ittika etmemiz gerektiğini aktaracağız.
Allah celle celaluhu Talak
suresinin 2. ayetinin son kısmı ve 3. ayette şöyle buyuruyor:
“Kim, Allah'tan korkarsa;
Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder. Ve onu ummadığı yerden
rızıklandırır. Kim Allah'a güvenirse O, ona yeter. Allah, emrini
yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur.”
Bu ayet-i kerimelerde insan
hayatını, müslümanın kulluk esrarını anlatan birkaç hususa
dikkat çekiliyor. Eğer biz bu ayet-i kerimelere, uysak ve
hayatımızı bu ayet-i kerimeler çerçevesinde değerlendirsek,
böyle bir güzergâh çizsek, bu ayet-i kerîmelerin ışığı Allahu
Teâlâ’ya layıkıyla kulluk yapmak için yeter de artar bile.
Kur’an’ın her ayeti ile
böyle nice hikmetler, nice hakikatler, bir çağlayan gibi
kalbimize akıtılıyor. Yeter ki biz kalbimizi bu çağlayana
açalım, bu hakikat pınarlarıyla sulamaya gayret edelim. O zaman
göreceğiz ki, kalp bahçemizde nice narin, nice nadide güller
yetişecek. Aşk ve muhabbet sevda sevda gönüllerimizi istila
edecektir.
Bu ayet-i kerimede Allahu
Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Kim Allah'tan korkarsa
muhakkak Allahu Teâlâ ona bir çıkış yolu bulur, bir çıkış
verir.” Evet, demek ki burada mühim olan takva üzere olmak,
Allahu Teâlâ’dan gerçek manada ittika etmek. Kul böyle yaparsa
dünyevî, uhrevî bütün sıkıntılardan, Allahu Teâlâ ona bir çıkış
yolu ihsan eder. Bu ayet-i kerime ile ilgili Kurtubî tefsirinin
izahlarına bir göz atalım. İbn-i Abbas radıyallahu anhüma,
ayet-i kerimeyi şöyle tefsir etmiş:
“Allahu Teâlâ’dan hakkıyla
korkmak demek, O’nun bütün emirlerini yerine getirmek,
nehyettiği her şeyden sakınmak, şüphelilerden uzak durmak
demektir.”
Allah'tan gerçek mânâda
ittika budur. Yoksa Allah'a isyan ederek emirlerini yerine
getirmeyerek, men ettiği, yasakladığı birçok kötü şeyleri
yaparak yaşanan bir hayat takva hayatı olamaz. Allahu Teâlâ’dan
korkuyorum demekle takva olmaz. Takva, Allahu Teâlâ’nın
emrettiği her şeyi, gücünün yettiği kadarıyla, ihlâsla, Allah
rızası için yapmaktır. Men ettiği bütün kötülüklerden yine Allah
rızası için “O” men ettiği için ictinâb etmek, sakınmak, şüpheli
şeylerden uzak durmaktır. İşte böyle yaparsa o zaman Allahu
Teâlâ, ona bir çıkış yolu ihsan eder, onu dünya ve ahiret
sıkıntılarından kurtarır.
Ne imiş o çıkış yolu?
Allah'tan ittika edenler için dünyada da ukbada da, her türlü
şiddetten, her türlü sıkıntılardan Allahu Teâlâ’nın onu koruması
demektir. Onu korur, necata erdirir. İmam-ı Kelbî ise, “onu
cehennemden cennete çıkarır” demiş. Cehennemden cennete gidecek
yolu, hakikati gösterir demiş. Yani bir insan kötü bir hayat,
Allah'a isyan, tuğyanla geçen bir hayat yaşarken, Allah onun
kalbine öyle bir tevbe nuru kor, ona öyle bir tevbe nasib eder
ki, bu sayede o kişi cehennemlik işler yaparken, cennete
götürecek işler yapmaya muvaffak kılınır. Onu o kötülüklerden,
iyiliğe çıkaran bir yol ihsan edilir. Küfürden, nifaktan,
şirkten imana, İslam'a döner veya isyandan, tuğyandan takvaya
döner. Allah korkusu gerçek mânâda onun kalbine yer eder.
İmam Hasan Basrî
rahmetullahi aleyh ise bu ayetin tefsirini şöyle yapmış:
“Allah ona öyle bir çıkış
yolu verir ki, Allah'ın nehyettiği her şeyden sıyrılıp,
kurtulup, her türlü kötülük, isyan ve tuğyandan nefsini
arındırır.”
Yani bir insan artık takvaya
yöneldiği zaman, gerçek mânâda Allah'tan ittika ettiği zaman,
artık o insanın kötülüklere dalması, isyana dalması, asi olması
mümkün değildir. Eskilerin tabiriyle bir karıncayı incitmekten
sakınır.
Ebu Aliye bu ayetin tefsiri
için, “her türlü şiddetten, dünyevî, uhrevî sıkıntılardan,
dünyadaki musibetlerden, manevî musibetlerden ona bir çıkış yolu
ihsan eder” diyor.
Rebî b. Haşim Haysem
rahmetullahi aleyh bu ayetin tefsirini “insanlara zor gelen her
şeyden ona çıkış yolu ihsan eder” diye yapar.
Sehl b. Abdullah
rahmetullahi aleyh de bu ayetin tefsirinde “bidat ehlinin
akıbetlerinden Allah onu korur ve bidat ehlinin akıbetine
düşmekten ona bir çıkış yolu ihsan eder” demiştir. Bidat ehlinin
en başında gelen, müslüman iken İslam'da hiçbir şekilde yeri
olmayan sapık yollara, itikadî bidatlere düçar olanlardır.
İtikaden bidat, dinimizde
itikat(inanç) yönünden hiçbir yeri olmayan hususları, itikadî
yönden bir yeri varmış gibi dine girdirmektir. İşte bidatlerin
en tehlikelisi budur. Bu itikadî bidatler kişiyi İslam
dairesinden çıkarabilmektedir. Geçmişteki itikadı sapık birçok
mezhep işte bu akıbete düçar olmuşlar, İslam dairesinden
çıkmışlardır. Hindistan tarafındaki Ahmediye, Bahailik, vesaire
itikadî mezhepler itikaden yok olup gitmişler, iman dairesinden
çıkmışlardır. İşte Sehl b. Abdullah buna işaret ediyor. “Bir
kimse gerçekten takva sahibi olur, Allah'tan gerçek manada
ittika ederse, bu akıbete uğramaktan Allah ona bir çıkış yolu
lutfeder. Dolayısıyla Allahu Teâlâ o kişiyi, bilhassa insanı
dinden çıkartan itikadî bidatlerin tesirinden ve ehl-i bidatin
kötü akıbetinden korur” diyor.
Ömer b. Osman es-Sadefî ise
bu ayet-i kerimeyi tefsirinde:
“Allahu Teâlâ takva üzere
yaşayan insanları haramdan helale çıkarır” diyor. Mesela, kişi
ticaret yapıyor. Ticaretinde Allah'ın menettiği, yasakladığı
yolları deniyor veya haramı ticaret yolu haline getirmiş. Faiz
belasına bulaşmış, ticaretini faizle kirletmiş, kul hakkıyla
kirletmiş, ticaretinde aldatma yapıyor, hile yapıyor, tuzaklar
kuruyor, müşterisini aldatıyor veyahut da gabn-i fahiş yapıyor,
aşırı derecede kâr elde ediyor. İşte bunların hepsi haramdır
ticarette. Aldatma haramdır, gabn-ı fahiş haramdır, faizle
iştigal etmek haramdır. Allah'ın menettiği yollardan ticaret
yapmak haramdır. İnsan gerçek manada ittika etmeye başlarsa,
takvaya ererse Allahu Teâlâ o kişiyi bunlardan kurtarıyor. Ona
bir çıkış yolu gösteriyor. Tekrar ifade edelim ki, Allahu Teâlâ
o kişinin kalbine bir tevbe, istiğfar nuru koyar. Kişi o nur ile
yaptığı kötü şeylerden, işlediği günahlardan nedamet duyar,
hâlisane tevbe eder. Bir daha o kötülükleri yapmaz, günahları
işlemez.
Rabbim hepimizi hâlisane
tevbe eden, hakkıyla kendisinden ittika eden kullarından
eylesin.
Amin.