Prof. Dr. Lütfullah Cebeci
ile “Kadın ve Günümüz Kadını”
Üzerine Mülakat
Kadın nedir? Kadının aslî
görevleri nelerdir?
Allah Teala imtihan yoluyla
tekâmül edebilecek özellikte bir varlık yaratıp, onu, onun için
gelişme mekânı olarak hazırladığı dünyaya yerleştirdi. Bu varlık
insan idi ve erkek kadın olarak iki türü vardı. İlki Âdem ve
Havva olan bu insanları dünyaya gönderdi ve “size benden bir
hidayet geldiği zaman, kimler benim hidayetime uyarsa, artık
onlara bir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.” (Bakara
38) buyurarak bundan sonra olacakları onlara özetledi. Bundan
anlaşılıyor ki insanın, kadını ile erkeği ile dünya serüveni
ayette çizilen çerçevede sürecekti. Allah insanlara zaman zaman
hidayet vasıtası olacak peygamberler ve kitaplar gönderecek,
insandan onların direktiflerine göre yaşamalarını isteyecekti.
Temel görevi, adına imtihan dediğimiz, bu kulluk olan insanın
her bir türüne Allah Teâlâ farklı karakterler, farklı roller
verdi. Dolayısıyla her tür, kendi çerçevesinde kulluk görevini
yerine getirmekle sorumlu tutuldu. Fazileti, şerefi ve manevî
dereceyi belirleyen kıstas, kadın ve erkeğe verilen roller
değil, adına “takva” dediğimiz kulluk performansı ve samimiyeti
olacaktı.
Erkek olarak yaratılmış bir
insan, kendisine verilen yetki ve roller çerçevesinde vazifesini
ne kadar tam yaparsa o derece manevî yüksekliğe ulaşır ve
mükâfatlandırılır. Kadın olarak yaratılan bir başka insan da
aynı şekilde kendisine verilen roller ve yetkiler çerçevesinde
vazifesini ne kadar yaparsa, o derecede manevî yüksekliğe
ulaşır, imtihanı başarmış olur ve büyük mükâfatlara ulaşır. Bu
açıdan, her biri insan olmak ve aynı yüce imtihana tâbi tutulmak
haysiyetiyle, İslam’a göre kadın erkek eşittir. İslam gerçekçi
bir din olduğu için fıtratı inkar etmez, dolayısıyla da
yaratılışları, karakterleri, güçleri, psikolojik durumları
farklı olan kadın ve erkeği, basit eşitlik çerçevesi içinde ele
almaz, manevî değer ve insanî yücelikler açısından eşit sayar.
Buna göre bir erkek görevlerini ihmal ederek ve rollerini yerine
getirmeyerek, hayvanlardan bile aşağı mertebeye inerken dünyevi
olarak o erkeğin hâkimiyeti altında bir rol verilmiş bir kadın,
cennette herkesin imrendiği yüksek bir mertebe kazanabilir.
Bunun tersi de çıkabilir. Netice itibarıyla kadın, Allah’ın
hitabına nail olmuş, dünyevî imtihan ve kulluk çerçevesinde en
yücelere çıkmaya namzet şerefli bir varlıktır. Çünkü o insan
cinsinin türüdür ve türler arasında bir üstünlük yoktur.
Üstünlükler ve faziletler sonradan kazanılır, kim ne kadar
gayret harcarsa, o kadar kazanma şansına sahiptir.
Bu anlatılanlar “Kadın nedir
ve aslî görevleri nelerdir?” sorusuna Kur’an ayetleri
çerçevesinde verebilecek en genel cevaplardan biridir.
Yaratılışla ilgili bazı farklılıkları göz ardı ederek ve
İslam’ın kadına bakışını değişik sunup, dinimizi itham etmek
isteyenler ya cahilliğini ya da kötü niyetini göstermiş olur.
— Günümüz kadınının belirgin
özellikleri nelerdir?
“Kadın nedir?” sorusunu,
“İnsan nedir?” sorusu içinde ele alarak cevaplamaya çalıştık.
Çünkü o zaman soruya tam
cevabı vermiş oluruz. Aksi takdirde yanlış anlaşılmalar
kaçınılmaz olur. Nitekim bu konuda özellikle İslam dini ile
ilgili olarak müşahede ettiğimiz yanlışlıkların temelinde
kanaatimce kadını, insan cinsinin bir türü oluşuna vurgu
yapmadan tarif etmeler yatmaktadır. İşte bundan dolayı günümüz
kadınının belirgin özelliklerini tespit ederken ve bunların
sebeplerini araştırırken de işe insandan başlamalı ve kadınların
olduğu gibi, günümüz erkeklerinin belirgin özelliklerini de
görmemiz gerekiyor. Çünkü bunlar karşılıklı erişimlerle ve aynı
şartların neticesi olarak meydana geliyor.
Günümüz insanının, kadını ve
erkeği ile dünkünden çok farklı olduğunu söyleyebiliriz. Aslında
dünyada eskiden beri hiç değişmeyen bazı haller vardır. Değişen,
nispetler ve dış görünüşlerdir. Habil ve Kabil’den beri, iyi
ile kötünün mücadelesi devam etmektedir. Dolayısıyla Hz. Âdem’in
neslinden itibaren iyi insanlar, kötü insanlar, inananlar ve
inanmayanlar, ahireti tercih edenler ve dünyayı tercih edenler
hep olmuştur, kıyamete kadar da hep olacaktır. İyiler temelde
hep kendilerine benzemişlerdir, kötüler de. Cenab-ı Allah Mekke
müşriklerinin saçmalıklarından bahsederken, “Onlardan öncekiler
de onların dedikleri gibi demişlerdi. Onların kalpleri birbirine
benzedi.” (Bakara 118) buyurarak, kötülerin yanlışlarının hep
aynen devam ettiğini, aynı düşünce yanlışlarını yaptıklarını,
kafalarının hep aynı tarzda çalıştığını bildirir. Nitekim
günümüzde İslam’a karşı çıkanlar da aynı fikirleri yeni
elbiseler içinde sunup duruyorlar. Öz değişmiyor, elbiseler,
kelimeler, dış görünüşler değişiyor ve bu aslında bir değişme
değil.
İnsan da aslında, kadın
olsun erkek olsun öz olarak değişmiyor; değişen insanın
elbiseleri, kelimeleri, hayat tarzı, kullandığı aletler ve
teknikler. Hangi asırda ve hangi coğrafyada olursa olsun insan
yine aynı insan; zaafları var, ümitleri var, kısa ve uzun vadeli
planları var. Kâh kendini her şeyin sahibi ve hâkimi, her şeye
gücü yeten bir padişah sanıyor, kâh hayal kırıklıkları içinde
stresler ile boğuşuyor, hem dünya hem de kendisine küsüyor. Kimi
inanıyor, imanın ona sunduğu huzur dolu hayatı yudumluyor, kimi
inançsızlık ve günah bataklıklarında ne olduğunu, nasıl başlayıp
nasıl bittiğini anlamadığı bir hayatın ızdırabını tadıyor. Bu
dün de böyleydi bugün de böyle. İnsanın fıtratındaki müspet ve
menfi özellikleri hep aynen devam ediyor. Ama bunların hayat
tarzına yansıması şekil değiştiriyor.
Günümüz kadınına bu açıdan
baktığımızda, dün şartlar gereği bastırdığı fıtrî duygularını ve
karakterlerini, bugün ortamını bulduğu için gün yüzüne
çıkardığını; kimi fıtri duygu ve güzelliklerini de, ortamın
menfi etkileri yüzünden ve eğitim yolu ile törpülemeler sonucu
ya kaybettiğini ya da gün yüzüne çıkacağı zaman için kalbinin
derinliklerinde çoğu zaman varlığını bile unutmuş olarak
sakladığını görüyoruz. Binaenaleyh bence günümüz kadının
belirgin özellikleri yerine, günümüzde çoğu kadınlarda dışa
vurulan özelliklerden ve bu özelliklerin bugün niye
güçlendirildiğinden bahsetmek gerekir. Çünkü Allah Teala, “Nefse
ve onu şekillendirene, o nefse hem fücurunu hem de takvasını
ilham edene yemin olsun ki kim onu (nefsini) tezkiye eder,
temizlerse felah bulmuştur; kim de onu kirletirse zarar
etmiştir.” (Şems 7–10) buyururken işaret ettiği gibi, kadın
olsun, erkek olsun her insana potansiyel olarak hem olumlu hem
olumsuz özellikler vermiştir ve onu bu özellikleri çerçevesi
içerisinde imtihan etmektedir. İnsan iradesini kimi zaman
olumsuz özelliklerini güçlendirme yönünde kullanarak nefsini
mânen kirletmekte ve sermayesini kaybetmekte, kimi zaman da,
yahut kimi insanlar da, erkek olsun kadın olsun, iradesini iyi
özelliklerden yana kullanarak kendisini mânen yüceltmektedir.
Elbet bu iradeye sevgiler, arzular, ümitler, çevre, ana-baba ve
hele eğitim gibi birçok şey etki etmektedir.
Günümüzde kadınlarda bazı
özellikler gün yüzüne çıkıyorsa bu, iradeyi etkileyen şeylerle
ilgilidir. Hiçbir değişme ve gelişme sebepsiz yere ve
kendiliğinden olmaz. Günümüzde insanı en çok etkileyen, çeşitli
gelişmiş vasıta ve metotlarla yapılan eğitimlerdir. Eğitimi
burada sadece olumlu mânâda ele almıyorum. Çünkü günümüzde
maalesef eğitim, insanları olgunlaştırmaktan çok yozlaştırma
yolu olmaktadır. İnsanın hangi yönlerini eğitim yolu ile
geliştirirseniz ve daha doğrusu yönlendirirseniz, o yönde
değişimlerin olacağı şüphesizdir. Bu bakımdan kadın olsun erkek
olsun insanın yaratılıştan getirdiği özelliklerini eğitim yolu
ile iyiye doğru da yönlendirebilirsiniz, kötüye doğru da.
Buradaki iyi ve kötü izafîdir. Ölçünüz ne ise, iyiniz ve kötünüz
de ona göredir.
— Burnunu göstermekten
utanan kadının yerini günümüzde utanmaz kadınlar alıyor gibi...
Sizce, kadın utanma duygusunu niçin kaybediyor?
Allah Teâlâ Kur’an-ı
Kerim’de “Erkekler kadınlar üzerine hâkimdirler” (Nisa 34)
buyuruyor. Bu ayeti, meşhur mânâsının yanı sıra ve ona bağlı
olarak şöyle de anlayabiliriz.
“Yeryüzünde işleri esas
olarak idare edenler erkeklerdir. Çünkü Allah buna uygun
özellikler, güç ve kudret vermiştir.” Öyle ise dünyadaki menfi
gelişmelerin sorumluları da esas itibarı ile erkeklerdir.
Kadınlarla ilgili olarak dün ve bugün olumsuz bir takım
gelişmeler olmuş ise bunun sorumlusu da erkeklerdir. Son asrın
gelişmelerine ve meydana çıkan akımlara bakın, hepsinin
gerisinde erkekleri bulursunuz. Mesela feminizmi kimler
başlatmış ve teşvik etmiştir? Reklamlarda kadınları öne çıkaran
kimlerdir? “Başımız kapalı olarak okumak istiyoruz” diyen
kızlarımıza ille başını açacaksınız” diyenler kimler? Kadınları
istismar edenler ve kendi konumlarını, yetkilerini kötüye
kullanarak, kadınların zaaflarından istifade edenler kimlerdir?
Bütün bunların neticesinde gençliği ve güzelliği gidip de daha
zayıf ve güçsüz kalınca vefasızlık edenler kimlerdir?
İstisnaları olmakla birlikte, bu soruların cevapları hep
erkeklerdir. Allah’ın kadına karşı “hâdimiyetle birlikte bir
hâkimiyet” (Elmalılı, Nisa 34) görevi verdiği dolayısıyla da
ahirette görevini kötüye kullananları fecî bir şekilde
cezalandıracağı gerçeğini önemsemeyen facir ve kâfir erkekler...
Demek ki bir de bu konumunun farkında olan ve sırtındaki büyük
yükün hesabını verebilmek için endişeli olan, Peygamberinin,
“Hepiniz birer çobansınız ve her biriniz sürüsünden sorumludur.”
fermanını unutmayanlar da var. Bu benzetmedeki çoban ve sürü
kelimelerine takılmadan, bunlarda bir hakaret manası aramadan,
ana mesaja bakacaksınız.
Kadın, kadınımız, dün “hayâ”
dediğimiz utanma duygusuna sahipken, daha doğrusu fıtratındaki
bu duygu dün çok canlı ve güçlü iken neden zayıflamış? Sorunun
cevabında yine hâkim konumdaki, eğitici durumdaki erkekler var.
Kimi kadınlar fıtratça zayıf olarak zaten fırsat bekliyor
olabilir. Ama çoğu babasının, kocasının, hocasının zoru ile
utanmayı, onların ifadesi ile de, bazı şeylerin utanma ile
alakası olmadığını öğrendiler. Birçok tecrübe, hatıra ve hadise
bunun şahididir. Yine birçok hâdise, her şeye rağmen kadınların,
temeli iman; imanının temeli de utanma duygusu olan İslam
mesajına, erkeklerden daha yakın olduğunu, onları rahat istismar
edebilmek için de erkeklerin onları bundan engellemeye
çalıştıklarını göstermektir.
— Bir diğer husus da kadının
evde fazla durmadığı... Günümüz kadınları adeta sokaklara,
caddelere taşınmış vaziyette. Günümüz kadını neden sokakları
evine tercih ediyor? Neler yapmalı ki kadın tekrar evine dönsün?
İnsanları cezalandırmak
istediğiniz zaman, devamlı olarak bir yerde tutar, dışarı
çıkmasına izin vermezsiniz. Çünkü insan sosyal bir varlıktır.
Kadın da bir insan olarak zaman zaman evinden çıkmak, hava almak
ihtiyacındadır. Günümüz kadını bu ihtiyacı daha fazla hissediyor
olabilir. Çünkü eskiden evlerimiz avlulu ve bahçeli idi,
evlerimizin içinde ve dışında çiçeklerimiz, ağaçlarımız, irili
ufaklı hayvanlarımız vardı. Kadın, erkeği ile birlikte bağda
bahçede hem çalışır, hem kır havası alırdı. Böylece de farkında
olmadan bu ihtiyacını giderirdi. Ama bugün hele şehirlerde,
apartmanlara sıkışmış kalmış insanın ağaç görmeye, çiçek
koklamaya, toprağa basmaya, hayvanlarla oynamaya, açık ve temiz
havaya ihtiyacı her zamankinden daha fazla... Hele kadın ve
çocukların... Çoğu zaman bu ihtiyacı çarşı ve pazarlarda gezerek
gideriliyor. Kadınlar alışveriş olmasa da çarşılara çıkmak
ihtiyacını hissediyor. Elbette bunun psikolojik ve sosyolojik
başka birçok sebebi var.
Kadını eve döndürmek, çarşı
ve pazarların ekonomik ve ahlak tehlikelerinden kurtarmak için,
önce onun açık hava ve gezme ihtiyacını meşrû yollarla
karşılamak gerekir. Bu arada hele günümüzde pazar hareketlerinin
temelinde kadınların olduğunu unutmak lazım. Ticaret erbabı,
kadınların ve çocukların fıtratındaki bazı duyguları istismar
ederek israf ekonomisinin canlı tutulmasını sağlamakta birçok
olumsuzluğun sebebi olmaktadırlar. Bu bakımdan kadınların çarşı
ve pazarlarda zaruret miktarı yer almasını sağlamak, inanıyorum
ki bazı problemlerimizi çözecektir. Uzun uzun anlatılması
gereken bu hususların böyle kısaca sunulması bazı yanlış
anlaşılmalara sebep olacaktır. Özellikle şunu ifade edeyim ki
sözlerimde kesinlikle kadınları küçümsemek yok. Allah’ın
yarattığı ve ona verdiği bazı fıtri duyguların istismarından
bahsediyorum.
— Kadın-erkek eşitliği veya
eşitsizliği üzerinde çok sözler söylendi. Siz bu konuda neler
söylemek istersiniz?
Daha önce de bahsettiğimiz
gibi, bir insan yani Allah’ın yeryüzündeki bir kulu ve halifesi
olarak kadın ve erkek eşittirler. Bakınız Rabbimiz ne buyuruyor;
“Erkek ve kadınlardan her
kim, mümin olarak iyi bir iş yaparsa, onu hoş bir hayatta
yaşatırız ve onların ecirlerinin yaptıklarının en güzeline göre
veririz.” (Nahl 97)
Allah Teala erkek olarak
yarattığı insana belli bazı özellikler vermiş ve o özellikleri
çerçevesinde imtihana tâbi tutuyor, kadın olarak yarattığı
insana da belli bazı özellikler vermiş, onu da o özellikler
çerçevesinde imtihana tabi tutuyor. Kadın ve erkeğin
yaratılışlarındaki farklılıkları inkar ederek basit eşitlik
fikri, kadınları istismar etmek için veya kadınların zararına
bir yoldur. Kadına değer vermek isteyenler, onun zarif ve narin
yapısını görmeli, ince ruh halini hesaba almalı; zayıflıklarını
istismar etmek yerine ona yardımcı olmalı ki o da erkeğe
yardımcı olsun, insanlığı birlikte yüceltsinler.
— Güzellik yarışmaları
konusundaki görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?
Dün burnunun ucunu
göstermekten utanan ninelerimize karşılık günümüz kadınının
gittikçe utanmaz oluşunun nedenlerinden bahsederken, baş sebebin
hâkim durumdaki erkekler olduğunu söylemiştim. Aynı şekilde
güzellik yarışması olarak sunulan çirkinlik yarışmalarının baş
mimarı da erkeklerdir. Bunun için önce bu yarışmaları organize
edenlere bakın, bunu göreceksiniz. Güzellik yarışmaları her
şeyden önce kadına bir hakarettir. Allah Teala kadın-erkek her
insanı özel olarak yaratmıştır. İnsan, fabrikasyon bir imalat
değildir. Tabiri caiz ise nadir bir el işçiliğidir. Çünkü
Rabbimiz hani İblis’e demişti ki, “Ellerimle yarattığım (insan)a
secde etmekten seni alıkoyan nedir?” (Sad 75). Sakat görünen
insanlar bile, imtihan sırrı çerçevesinde çok özel olarak o
şekilde yaratılmışlardır, yani fabrika hatası fason imalat
değildir. Allah’ın kudreti onları da diğerleri gibi yaratmaya
elbet yeterdi.
Binaenaleyh her insan
güzeldir, hele her kadın güzeldir. Güzellik sadece gözlerin
gördüğünden ibret değildir. Güzellik yarışmaları yapıp,
güzelliği dış görünüşteki bazı ölçülere hapsedenler, diğer
güzelliklere haksızlık ediyor, cinayet işliyorlar. Çünkü nice
güzel görünenler vardır ki içlerinde sakladıkları çirkinlikler
ortaya dökülse en günahkâr insanlar bile fersah fersah
uzaklarından giderler.
— Son olarak söyleyeceğiniz
bir şey var mı?
İslam’ın kadın konusuna
bakışı genellikle yanlış anlaşılmıştır. Bunun sebebi bazen eksik
izahlar, bazen yanlış izahlar, bazen de kastî ve düşmanca
yaklaşımlar ve bu yaklaşımların sonucu olan saptırmalardır.
Bunun en sivri örneklerinden biri Prof. Dr. İlhan Arsel’in
şeriat ve kadın konusunda tarafgirâne kitabıdır. İslam’ın bir
bütün olarak göz önüne alınmadığı her değerlendirme yanlış
netice vermeye mahkûmdur yanlış netice almak isteyenler de
parçacı bir yaklaşımla konuları ele almaktadır. Bu yüzden kadın
konusu da İslam’ın bütünlüğü içinde değerlendirildiğinde, insaf
ehli kimseler için oldukça orijinal ve mantıklı gelecektir.
Cevaplarımın okunurken kısa zaman içinde verilmiş olduğunun
unutulmamasını rica ederek saygılar sunarım.
— Verdiğiniz bu kıymetli
bilgilerden dolayı teşekkür ediyorum.