İslam Terminolojisinde
İhlâs Kavramı
İhlâs “hulûs/halas”
kökünden türemiş olup sözlükte arınmak, saf ve hâlis olmak,
şaibeli olmamak, özünü almak, seçmek, temiz olmak, kurtulmak,
katıksız olmak, karışık olmamak gibi anlamlara gelir.
İslam terminolojisinde ise
ihlâs iman, ibadet, itaat, ahlak, amel, dua gibi her türlü dînî
vecibe ve emirleri sırf Allah rızası için yapmak; şirk, nifak,
riya gibi şaibelerden uzak durmak; söz, fiil ve davranışlarda
samimi ve dosdoğru olmak anlamındadır. İhlâs sahibi kimseye
“muhlis” denir. Ayrıca Kur’an-ı Kerim’in 112. suresinin adı da
“İhlâs”tır.
İhlâs, Kur’an’da
türevleriyle birlikte 30 ayette geçmektedir. İhlâs kavramı
ayetlerde daha çok, yalnızca Allah’a yönelip O’na kulluk etme,
Allah’tan dilekte bulunma, sadece Allah’ın dinini tanıyıp din
konusunda kendini Allah’a adama, saf/halisane dindarlık, tevhid
inancının saflığını batıl itikatlarla zedelemekten kaçınmak gibi
anlamlarda kullanılmıştır(1). Yine Kur’an-ı Kerim’de imanda
ihlâsın öneminden bahsedilmiştir(2). İhlâslı kimseler şeytanın
zarar vermediği kimselerdir(3). İhlâs peygamberlerin ve salih
insanların önde gelen vasıflarından biridir(4). Ahirette can
yakıcı azaptan ihlâslı kimseler kurtulacaktır(5).
İhlâs kavramı hadislerde de,
dînî ve ahlakî bir fazilet olarak geçmiş, Hz. Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellem mübarek sözlerinde genel olarak
Allah Teâlâ rızası için ihlâslı/samimi olarak ibadet etmenin ve
salih amel işlemenin önemine ve faziletine değinmiştir. Ayrıca
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ihlâslı bir kalple
iman eden kimsenin kurtuluşa ereceğini belirtmiş, dualarımızda
ihlâslı olmayı tavsiye etmiş ve kendisi de:
“Ya Rab! Beni, sana karşı
ihlâslı bir kul yap” diye dua etmiştir. Yine bir hadiste:
“Ben, Cebrail’den ihlâsın ne
olduğunu sordum. Cebrail dedi ki:
- İhlâs nedir? diye Allah’a
sordum. Allah şöyle buyurdu:
- İhlâs benim sırrımdır. Onu
kullarımdan sevdiğim kulların kalbine koyarım” buyurmuştur.
Bu bağlamda ihlâs, Allah ile
kul arasında bir sırdır. Bu öyle bir sır ki, onu melek yazamaz,
şeytan bilip ifsat edemez. Çünkü ihlâs, kalbe ait bir
fazilettir. Bunu ancak kişinin kendisi ile Allah bilir.
Fıkıh kaynaklarında
ibadetlerin zâhirî şartlarının yanı sıra (namazda kıyam, kıraat
gibi) bir de bâtınî/görünmeyen şartının bulunduğu, bunun da
ihlâs olduğu belirtilir. Buna göre abdestsiz namaz hiçbir
şekilde geçerli olmadığı gibi, ihlâssız yapılan ameller ve
ibadetler de sevap nokta-i nazarından geçerli değildir. İhlâsı
anlayabilmek için niyetin mahiyetini, niyet-ihlâs ilişkisini iyi
kavramak gerekir. Yukarıda ifade edildiği gibi, ihlâssız yapılan
amel ve ibadetler geçerli olmayacağı gibi niyetsiz amel de
geçerli değildir. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem:
“Ameller niyetlere göredir
(niyete göre değerlendirilir). Herkese niyet ettiği vardır”
buyurmuşlardır.
İhlâs, bir kalp hareketi ve
ruhânî bir davranıştır. Kalp temizliğinin ve sağlamlığının bir
delilidir. Yalnız Allah’ın rızasına yönelik bir niyettir. Kişi
varlığı ve benliği ile Allah’a kulluk etmeli ve bu kulluğunda
sırf O’nun rızasını aramalıdır. İhlâsta Allah’ın rızası talep
edilir; riya, gösteriş, menfaat, şöhret vb. gayeler güdülmez.
Allah’ın rızasının dışında bir amaçla yapılan amel ve
ibadetlerin Allah katında hiçbir değeri yoktur. “Ameli ile
dünyalık isteyene Allah istediğini verir, ancak o kimsenin
ahirette nasibi yoktur. Ahireti isteyene de mükâfatını verir”
(6).
İlgili bir hadiste de:
“Şüphesiz ki Cenab-ı Hak,
sadece kendi rızası için olan ameli kabul eder” buyrulmuştur.
Sonuç olarak şunları
söylemek gerekir ise; yapacağımız her işte ihlâslı olmalı,
Allah’ın rızasını gözetmeliyiz. Aksi bir durum ise riyadır, yani
gizli şirktir. Şirk ise Allah’ın bağışlamayacağı en büyük
günahtır. Bu nedenle Allah rızası için yapılmayan amel ve
davranışlar Allah katında geçersiz olduğu gibi, -Allah korusun-
kişiyi şirk gibi korkunç bir duruma sürükleyerek dünyasının ve
ahiretinin berbat olmasına sebep olur.
1- Bakara 2/139; Nisa 4/146;
Araf 7/29; Yunus 10/22; Ankebut 29/65; Lokman 31/32; Zümer
39/2–3, 11, 14; Mü’min 40/14, 65; Beyyine 98/5
2- Âl-i İmran 3/16–17;
Mü’minun 23/57–61; Ankebut 29/2–3; Fetih 48/29; Hadid 57/17
3- Hicr 15/40; Sad 38/83
4- Yusuf 12/24; Meryem
19/51; Sad 38/45–46, 83; Zümer 39-11
5- Saffat 37/38–40, 73–74
6- Hud 11/15–16; İsra
17/18–20
BİBLİYOGRAFYA
-Akay, Hasan (1995), İslamî
Terimler Sözlüğü, İşaret Yay., İstanbul.
-Aköz, Hidayet (2000),
Kur’an’da Allah Kul ilişkisi, Seriyye Yay., İstanbul
-Ateş, Süleyman(2000),
“İhlas”, D.İ.A., C:XXI, İstanbul.
-Edisyon (2001), “İhlas”,
Şamil İ. A., bsk: Dergah Ofset, C:IV; İstanbul
-Okumuş Ejder (2002),
Gösterişçi Dindarlık, Pınar Yay., İstanbul.
-Pak, Zekeriyya (1999),
Kur’an’da Kulluk, Kayıhan Yay., İstanbul.
-Ünal, Ali (1998), Kur’an’da
Temel Kavramlar, Kırkambar Yay., İstanbul.