Kötülere ve Kötülüklere
DUR DİYELİM!
Allah Teâlâ Hud suresinde
şöyle buyuruyor:
“Bu sana indirilen hikmet
sahibi ve her şeyden haberdar alan Allah tarafından ayetleri
sağlamlaştırılmış, sonra da açıklanmış bir kitaptır.
Habibim, de ki: Bu kitap
Allah’tan başkasına ibadet etmemeniz için indirildi. Şüphesiz ki
ben O’nun tarafından size gönderilmiş bir uyarıcı ve
müjdeciyim.”
Demek ki mümin zaman zaman
şaşırıyor bu sebeple, Allah Teâlâ bu muhkem kitapla, bu kelam-ı
ilahî ile kıyamet sabahına kadar gelecek bütün insanlığı sakın
yeniden sapmayın, nefislerinize zebun olmayın diye uyarıyor.
İnsanlar zaman zaman nefsine, zaman zaman bazı düzenlere,
rejimlere, bazen kula kul oluyor.
İnsanlar, öyle felaket
günleri, öyle felaket asırları yaşamışlar ki kendilerini
unutmuşlar, Yaratanı’nı unutmuşlar, dinlerini unutmuşlar,
peygamberlerini unutmuşlar ve kendi elleriyle yonttukları
taşlara dikili taşlara putlara secde etmiş, aya güneşe Rab diye
tapınmışlar. Hatta bir kısım hayvanlara bile ilah diye
tapınmışlar. Bu ne dehşetli, ne korkunç bir neticedir. Kaldı ki
Allah Teâlâ insanı doğruyu ve eğriyi farketsin diye akl-ı selim
ile zinetlemiştir.
Allah Teâlâ kulun, “cahil ve
nankör” olduğunu bildiği için ikaz ediyor. Çünkü biz nefsimize
düşersek saparız, sapıtırız. Onun için Allah’a ibadet edelim,
nefsimize, kula kul olmayalım, bir kısım düzenlere, rejimlere
kölelik etmeyelim, paraya pula tapmayalım diye Allah Teâlâ
bizleri böyle uyarıyor.
Allah Teâlâ Peygamber
sallallahu aleyhi ve sellemi bir müjdeci, bir ikazcı, bir
uyarıcı olarak göndermiştir. Bize düşen âlemlerin efendisi,
canımız ve cananımız, sevgilimiz Rasulullah sallallahu aleyhi ve
selleme uymak, O’nun izine tabi olmak, O’nun kutlu yolundan
ayrılmamaktır.
Zamanımızda maalesef her şey
bozuldu. Hayâ duyguları, iffet duyguları, ahlakî güzellikler
tarumar oldu. Her türlü kötülük, ahlaksızlık, iffetsizlik şüyû
buldu ve bir kısım insanlar bunu sürekli topluma empoze etmeye
çalışıyorlar. Radyolarıyla, televizyonlarıyla, basın
yayınlarıyla, çeşit çeşit vasıtalarıyla melanet ve ahlaksızlık
pompalıyorlar. Buna karşı, bilhassa anne-babalar, ailenin
büyükleri ailedeki fertleri sürekli kontrol etmek
durumundadırlar. Onlara İslam’ı, Kur’an’ın gerçeklerini,
dünyanın geçici olduğunu, kula kul değil Allah’a kul olmaları
gerektiğini, dünyaya, paraya, makama tapınmak değil Allah’a
ibadet etmeleri gerektiğini öğretmeleri lazımdır. Aksi takdirde
farkında olmadan çocuklarımız, torunlarımız, yakın uzak müslüman
kardeşlerimiz elden avuçtan çıkar, haberimiz olmaz. Bir gün
bakarız ki, o insan değişmiş, başkalaşmış; bir gün bakarız ki, o
insanlar inancını kaybetmiş ve fakat iş işten geçmiş olur.
Öyleyse zamanında tedbir almak, insanımıza Allah’a kul olduğunu
İslam’ın en yüce bir din olduğunu, Kur’an’ın ahkâmına Rasulullah
sallallahu aleyhi ve sellemin sünnetine uymamız gerektiğini çok
iyi bir şekilde anlatmamız gerekmektedir.
Bugün Türkiye’de ve diğer
İslam ülkelerinde çok müthiş bir Hıristiyanlık, şeytana
tapıcılık(satanistlik), dinsizlik, ahlaksızlık propagandası
yapılmaktadır. Okullarımızda, bunlara karşı panzehir olacak,
İslam’ı ve tarihimizi en güzel şekilde öğreten, medeniyetimizi
anlatan programlar da yapılmamaktadır. Bunun en büyük sorumlusu
devlettir, devlet erkânıdır. Bu gidişata dur denmez, bilakis
imam hatip okullarıyla, Kur’an kurslarıyla, başörtülü
müslümanlarla uğraşılırsa bu gafletin vebali çok büyük olur.
Önceden gizli Hıristiyanlık propagandası yapılıyor idi, artık
şimdi açıktan yapılmaya başladı.
Kiliseler yaptırılıyor,
açılıyor, apartman daireleri kilise evlere dönüştürülüyor. Basın
yayın kurumları bu tehlikeden bahsetmiyor, onlar müslümanları ve
Müslümanlığı tehlikeli gösteriyorlar. Onun için biz aileler
olarak, anne ve babalar olarak çocuklarımıza sahip çıkmalı,
onları takip etmeli ve tehlikelerden korumalıyız.
Kazandığımız o kirli
paralar, o makamlar, o mevkiler bizi kurtarmayacak. Bizi
kurtaracak olan imanımızdır, halis niyetimizdir, salih
amellerimizdir. Çocuklarımıza mukayyet olalım. Bakınız,
anne-babası müslüman olan birçok ailenin çocukları hıristiyan
oluyor, satanist oluyor. Müthiş bir propaganda, müthiş bir
aldatmaca var. Çocuklar dünyevîleşince, çocuklarımıza hep
ekonomiden bahsedince, çocuklarımız hep parayla haşır neşir
olunca evlerimizde hep ticaretten, senetten çekten, dolardan
eurodan bahsedilince, o çocukların kafası dünyayla doldurulunca
o çocuklar parayla, yeşil dolarlarla satın alınıyor. Apartman
dairelerinde kiralanan o evler kilise haline dönüştürülüyor,
oralarda çocuklarımız zehirleniyor. Medeniyetimiz, inancımız
küçümseniyor ve bu saçma sapan, dinle hiçbir alakası olmayan,
tamamen tahrif edilmiş Hıristiyanlığa doğru insanlarımızın kalbi
kaydırılıyor. Onun için çocuklarımıza sahip olalım.
Sokaklarımız çıplak kampına
döndü. Allah aşkına kızlarımıza sahip çıkalım. Başörtüsü ile
mücadele edenler, bu çıplaklıkla niçin mücadele etmezler? Şu
ekranlara bakınız, televizyon reklamlarını bir aile olarak
kızınızla, gelininizle, hanımınızla, baba-evlat, çoluk-çocuk bu
rezaletleri oturup seyredebilir misiniz? Kadınlar sahnelerde,
çırılçıplak vücut teşhirleri yapılıyor. Kadınlık onuru alınıyor,
kadınlar bir meta haline getiriliyor. Kadın hürriyeti, kadın
hakları adı altında, kadınlar, şehvetperest, ahlaksız erkeklerin
şehvetlerine kurban ediliyor. Maalesef kadınlarımız da bunu bir
hürriyet zannediyorlar, bunlara alet oluyorlar.
Kadınlar! Erkeklerin
şehvetine kurban ediliyorsunuz. Kadınlık onurunuz, annelik
onurunuz çiğneniyor. Erkeklerin şehvetperest bakışları altında
eziliyorsunuz, haberiniz yok. O ahlaksız insanlar sizi
kullanıyor, kadınlık onurunuzla oynanıyor. Bu özgürlük değil,
hürriyet değil, kadın hakları değil.
Bacılar! Bu ahlaksızlığa ilk
siz savaş açacaksınız. Sizin vücudunuzdan para kazanmak isteyen
ahlaksızlara karşı savaşı siz başlatacaksınız. Erkekler de
elbette mücadele edecek ama asıl siz o ahlaksızların yanında
olmayacaksınız. Siz bir meta gibi kullanılmayı reddedeceksiniz.
Hürriyet adına, kadın hakları, kadın özgürlükleri adına
vücudunuzu teşhir etmeyi bir marifet kabul etmeyin. Bunlar
nefse, şehvete, şeytana esarettir. Siz müslümansınız. Ecdadınıza
şöyle bir bakın nice şehit var. Din için, vatan için, millet
için, sizin namusunuz için şehit oldu bu ecdadımız. Sizin
saçınızın bir kılına bile zarar gelmesin, düşmanlar mahremimize
girmesin diye sizin ecdadınız harp meydanlarında kanlarını
döktüler. Şimdi güzellik yarışmalarına giren, soyunan bu
ahfadını görselerdi emin olun bin defa daha ölürlerdi. Onların
kemiklerini sızlatmayın. Onların imanlarını, onların İslam’a
bağlılıklarını, onların İslam için can verdiklerini bir düşünün,
bir de kendi hayatınıza bakın.
Bacılar! Bu mücadeleyi asıl
siz vereceksiniz: Biz satılık meta değiliz, bizim vücutlarımız
sizin şehvet nazarlarınızın teşhiri olmayacak, biz sizin
oyuncağınız değiliz, sizin elinizde esir değiliz, diye esas bu
ahlaksızlara siz mücadele edeceksiniz. Kadınlık onurunu,
Müslümanlık onurunu, iffet ve namusunuzu siz koruyacaksınız. Bu
ahlaksızlık, bu iffetsizlik, bu haysiyetsizlik propagandalarına
karşı öncelikle siz mücadele edeceksiniz. Onun için zaman zaman
ifade ediyorum, bir milletin hanımları, Allah için, kendi iffet
ve namusları için ayağa kalkmışsa o milletin erkekleri felç
olur. Onun için düşmanlar öncelikle bizim ailelerimizi bozmaya
çalışıyorlar. Kadınlarımızı ifsat etmek, kadınlarımızı sokak
kadınları yapmak için çalışıyorlar. Senin ecdadın, senin büyük
annen böyle değildi. Onlar bir saçının kılının gösterilmesinden
ve görülmesinden hayâ ederlerdi.
Anneler ve babalar!
Çocuklarımıza mukayyet olalım. Onların iffet ve namuslarını
bozmak isteyenlere karşı mücadele edelim. Bu bizim için en büyük
cihattır. Bu cihattan kaçanlar Allah indinde hem dünyada hem
ukbada rüsvay olacaklardır.
Allah ahir ve akıbetimizi
hayır etsin. Bizi bu kötülüklerden korusun, nesillerimizi
muhafaza buyursun. Bize bu kötülüklerle mücadele etme azmi,
gayreti, aşkı, heyecanı, sevdası ihsan eylesin.
Âmin.