E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

HALİL ATALAY*

KAPAK;

ELİNİZ KÂRDA GÖNLÜNÜZ YARDA OLSUN

Bütün dikkatlerin/nazarların dünyaya yöneldiği, maddî mesele ve menfaatlerin ön plana geçtiği, çıkarların çarpıştığı, azıcık bir menfaat uğruna pek çok manevî değerlerin feda edilmekten çekinilmediği, gösteriş, ikiyüzlülük ve çıkarcılığın revaçta olduğu bir çağda yaşıyoruz.

Hayat sadece dünya hayatından ibaret olsaydı böyle davranmanın belki avantajları olurdu. Ama bu geçici hayattan sonra bitmeyen bir hayatın geleceğinin kesinliği, insanı düşünmeye davet etmektedir. İnsan öyle yaşamalı, öyle şeyler yapmalı ki, sağladığı menfaatler kabir kapısında sönmesin, sonsuz hayatta da devam etsin. İnsan öyle davranmalı ki, dünyası gibi ahireti de mamur olsun. Öyleyse “eli boş gidişi” önlemek için neler yapılmalı, nelere dikkat edilmeli, nasıl yaşanmalıdır?

Yaşamak, günlük ihtiyaçlarımızı karşılamak için gerekli şeyler vardır ki, bunların başında para gelir. Pek çok şeyi yerine getirebilmek için maddî varlığa ihtiyaç vardır. Mesela zekat verebilmek, hacca gidebilmek, kurban kesebilmek, fakirleri sevindirebilmek, aile fertlerini geçindirebilmek için çalışmak emredilmiştir. Bazı ibadetleri yerine getirebilmek için zenginlik şartı aranmıştır.

Kur’an-ı Kerim’de “mal”, “hayır” olarak isimlendirilmiştir.

“İnsanoğlu hayır (mal) sevgisine aşırı düşkündür.” (1)

“Birinize ölüm geldiği zaman, eğer bir hayır (mal) bırakacaksa....” (2) ayette geçen hayır, mal manasındadır.

“Mal (servet) ve oğullar, dünya hayatının zineti (süsü) dür.” (3)

Malın hayır veya şer oluşu, kullanımı, kazanılması ve harcamasına göredir. Helalden kazanılır, iyi yerde, faydalı şekilde kullanılırsa hayır olur, hayır getirir. Şayet zıddı olursa şer olur, şer getirir.

Halk arasında “paranın dini, imanı olmaz” diye bir laf var.  Ziya Paşa’nın dediği gibi “Evvel yoğ idi bu rivayet yeni çıktı” Kim demiş paranın dini imanı  olmaz diye? Elbette parayı dinsiz, imansız ilan eden anlayış, haram, helal kaygısı olmayan, ahiret hesabı olmayan materyalist, kapitalist dünya görüşüdür.

Batı’nın ve Batılının bu anlayışını Mark Twain şöyle özetler:

“- İnsan hayatının amacı nedir?

- Zengin olmak,

- Nasıl?

- Eğer becerebilirsek şerefsizce, mecbur olursak namuslu yoldan.

- Tek ve gerçek tanrı kimdir?

- Tanrı paradır. Altın, dolar ve hisse senedi, baba, oğul ve ruhlar ....”

İşte materyalist felsefenin özünü bu anlayış oluşturur.

 

MÜ’MİNCE TAVIR

İslam, zenginliğe değil, onun kötü yolda kullanılmasına karşı çıkmıştır. Para, insanın hizmetçisidir, araçtır. Onun için paranın yeri kalp-gönül değil, cüzdandır. O el kiridir. Ancak müslümanın kirli para ile ilişkisi olmaz, onun kazancı, yediği, içtiği, giydiği .... temizdir, helaldir. Çünkü cennet, temizlerin yeridir.

“Para iyi bir uşak, kötü bir efendidir.”

“İnsanların, altını ölçmek için bir mihenk taşları vardır, insanları ölçen mihenk taşı da altın (para) dır.”

“Para her şeyi yapar” diyen kişi, para için her şeyi yapabilir.

Esas mesele para kazanmak değil, helal kazanmak olmalıdır. İnsanın en başta gelen vazifelerinden biri de helal dairede yaşamak, helal kazanmak ve helal yolda harcamaktır.

“Ey insanlar! Allah’tan korkunuz ve (dünyalığı) isteme hususunda mutedil olunuz (her türlü aşırılıktan ifrat ve tefritten sakınınız). Çünkü rızkı gecikse bile tamamını almadıkça hiçbir nefis ölmeyecektir. O halde (rızık talebinde) Allah’tan korkunuz ve (dünyalığı) istemekte mutedil (dengeli, istikametli) olunuz.

Helal olanı alınız ve haram olanı terk ediniz.” (4)

Hadis, dünya malını ve rızkı elde ederken mutedil olmayı, yani talepte (çalışmada, istemede, kazanmada) kusur etmemeyi ve aşırı hırsa kapılmamayı, bunu meşrû ve helal yoldan kazanmaya çalışmayı emretmektedir.

Çok mal toplayıp, onu yerli yerince sarf etmeyen, Allah yolunda harcamayan insan, çok yeyip ölen hayvana benzetilmiştir.

“Muhakkak ki, hayır, şer getirmez. Ancak derelerin (baharda) bitirdikleri otlar arasında, ya çatlatarak öldüren ya da ölüme yaklaştıran bitki de vardır. Yalnız yeşil ot yiyen hayvanlar müstesna. Zira bunlar yeyip böğürleri şişince güneşe karşı dururlar (geviş getirirler), akıtırlar ve rahatça def-i hacet yaparlar, sonra tekrar dönüp yayılırlar.

Şüphesiz ki, bu mal hoştur, tatlıdır. Ondan fakire, yetime ve yolcuya veren bu malın müslüman sahibi en iyi (insan) dır. Bunu (malı) hak etmeden alan, yediği halde doymayan gibidir. O mal, kıyamet günü sahibi aleyhinde şahitlik yapacaktır.” (5)

“Salih, iyi kişi için elinde olan hayırlı, yararlı mal ne kadar güzeldir.” (6)

Üç şey yıkım ve fesat sebebidir:

1. Helalden kazanmama,

2. İstenilen ve doğru olan yere harcamama,

3. Yasaklanan yerlere harcamadır.

Malı nereden kazandığımızın hesabını vereceğimiz  gibi, nereye harcadığımızın da hesabını vereceğiz. (7)

Ariflerden Bişr bin Haris der ki:

“Dünyaya karşı zühd, onu terk etmek değildir; asıl zühd, Allah’tan gayri her şeyden gönlü çekmektir. Hz. Davud aleyhisselam ve Hz. Süleyman aleyhisselama baksana, ikisi de dünya padişahı idiler. Bununla birlikte Allah katında zahitlerin başında yer alıyorlardı.”

Açıkçası: El kârda, dil ikrarda, gönül yarda olmalıdır. Zira gönlünü kâra kaptıranda Yar’a bir şey kalmaz.

Malın yokluğu bir fitne olduğu gibi, ehil olmayanların elinde çokluğu da bir fitnedir. Onun için niyet güzel, kazanç helal, tasarruf hayır üzere olmalıdır. Hayırlı mal, sahibinin sırtına bindiği maldır. Onu menziline ulaştıran bir binektir. Sahibinin sırtına binen, kalbine giren mal asla hayır getirmez. Çünkü artık “sahip” ile “mal” yer değiştirmiştir.

Şairin:

“Lânet ola ol mâle ki onun kazanılmasında ya din ya da namus alet edile...” dediği gibi;

“Haram demez, helal demez ver Allah’ım,

Kulun durmaz yer Allahım!” mantığıyla hareket edenler, fakirliğinde de, zenginliğinde de ölçüyü elden kaçıranlar, malla ilgili imtihanı kaybederler.

Günümüzde “fikrî” materyalizmin yerini “fiilî” materyalizm almıştır. Yani verilen imkanlar, öyle hoyratça ve isyan içinde kullanılmaktadır ki, sanki “Yaratan yokmuş”, “Hesaba çekilmeyecekmiş” gibi hareket etmektedirler. Müslümanlar arasında bu durumda olanlar ise, fiilen inanmıyorlarmış gibi yaşamaktadırlar. İnanmaları dillerinin altında kalmaktadır, hareket ve davranışları, yaşantıları inananlarınkine hiç benzememektedir.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz:

“Altın, gümüş, paranın ve kadifenin kulu olanlar helak olmuştur” (7)

“Ümmetim dünyaya fazlasıyla değer verirse, kendilerinden İslam’ın heybeti kaldırılır.” (8) buyurarak uyarmışlardır. Dengeli olmak ve haddini bilmek gerekir.

Ayet-i kerimelerde de Rabbimiz:

“Size verdiğimiz rızkın temizlerinden yeyin, ama bu hususta taşkınlık etmeyin, sonra gazabım üzerinize iner, kimin üzerine gazabım inerse artık o (ateşe) düşmüştür.” (9)

“Allah’ın size helal ettiği o temiz ve güzel şeyleri kendinize haram kılmayın, haddi aşmayın, çünkü Allah haddi aşanları sevmez.” (10) buyurmaktadır.

Eğer Allah’ın çizdiği sınırla yetinmeyip bu sınırı daha daraltmaya çalışmak ayet ve hadis ile “haddi aşmak” şeklinde vasıflandırılırsa, Allah’ın çizdiği sınırı hiç tanımadan başıboş bir şekilde hareket etmek, elbette ondan çok daha büyük bir had bilmezlik, hadsizlik olur. Bunun cezası ise, dünyada ferdin ve toplumun huzursuzluğu, ahirette de cehennem azabıdır.

Öyleyse hem helal kazanmalı, hem de kazandığını helal yolda harcamalıdır. Zira Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, helal yemeyi, cennete girmenin şartları arasında saymış (11), buna karşılık, vücudu haramla beslenen kimsenin cehenneme layık olduğunu (12) ve böylelerinin dualarının kabul edilmeyeceğini bildirmiştir (13).

Eliniz kârda, diliniz ikrarda, gönlünüz yâr da olsun...

 

* Eğitimci-Araştırmacı Yazar

 

1- 100/Adiyat, 8.

2- 2/Bakara 180.

3- 18/Kehf 46.

4- İbni Mace, Ticaret 3; Hakim, Müstedrek, 2/4.

5- Buhari, Zekat 47, Cuma 37, Rikak 7; Müslim, Zekat 123; Nesai, Zekat 81.

6- Ahmed, Müsned, 4/402; Hakim, a.g.e., 2/2, 236; Buhari, Edebül-Müfred, s.112 (299.h).

7- Buhari, Rikak 10, Cihad 70; İbni Mace, Zühd 8.

8- Münavi, Feyzul-Kadir, 1/404.

9- 20/Taha 81.

10- 5/Maide 87.

11- Tirmizi, Zühd 47; Hakim, a.g.e., 4/104.

12- Müslim, Taharet 1; İbni Mace, Taharet 5; Ahmed, a.g.e., 5/342-343.

13- Müslim, Zekat 65; Tirmizi, Tefsir 3; Darimi, Rikak 9; Ahmed, a.g.e., 2/328.

 

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.