E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

M. AKİF DENİZ

TEKNO-BİLİM;

 MADDENİN AN AN YARATILIŞI

 İnsanoğlu, yeryüzünde gözlerini açtığı günden itibaren yaşadığı dünyayı, dünyada varolan MADDE’yi anlamaya çalışmıştır. Bu ona Allah Teâlâ’nın bahşettiği bir farklılık hatta diğer yaratılanlar arasında bir üstünlük sebebidir.

Ve Âdem'e isimlerin hepsini öğretti. Sonra onları meleklere yöneltip: "Eğer doğru sözlüler iseniz, bunları bana isimleriyle haber verin" dedi.        

Dediler ki: "Sen yücesin, bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Gerçekten sen, her şeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olansın."

(Allah:) "Ey Âdem, bunları onlara isimleriyle haber ver" dedi. O da, bunları onlara isimleriyle haber verince, (Allah) dedi ki: "Size demedim mi, göklerin ve yerin gaybını gerçekten ben bilirim, gizli tuttuklarınızı da, açığa vurduklarınızı da ben bilirim." (Bakara 31-32- 33)

Kavramlar insanın maddeyi tanımasında önemli bir yer tutar. Âdem’e yani Âdem’in şahsında insan nesline hem kavram geliştirme ve hem de maddenin özelliklerini anlama kabiliyeti verilmiştir. Meleklere verilen ilim ise, -madde bilgisi alanında– sınırlandırılmış bir bilgi olduğu anlaşılıyor.

Madde bilgisi insan neslinde imanın kuvvetlenmesi ya da inkar etme gibi iki farklı anlayışın ortaya çıkmasına neden olmuştur. Vahyin ışığı altında bakıldığında inanan insanların imanını kuvvetlendirirken, vahyin aydınlatmadığı akılla bakan insanların bir kısmında inkar etme sonucunu doğurmuştur. Aslında madde bilgisinin insanı inkara götürmesi zorlamanın sonucudur. Çünkü hiçbir önkabul olmadan maddeye bakıldığında bile atom altı parçacıkların, atomların ve moleküllerin birbirleriyle olan harikulade uyumu insanı çok tabii olarak -zoraki olmadan- imana götürmesi gerekir. Bir atomun oluşabilmesi atom altı parçacıkların(elektron, proton, nötron ve daha birçok parçacık), moleküllerin oluşabilmesi için de atomların ve nihayet maddenin bütününün oluşabilmesi için de moleküllerin birbirleriyle mükemmel bir birlikteliğinin olması gerekir.

Allah Teâlâ eşyanın özelliklerini eşyanın tabiatında saklı tutmaktadır. Ancak bu saklılık ilahî vahiy gibi sadece kendisinin bildirmesiyle açıklanacak bir bilgi değildir. Bu bilgi yaratılış olarak maddeyi araştırmaya meraklı olan bütün insanların yapacakları çalışmalarla ortaya çıkarılabilir bilgidir. Aslında madde özelliklerini ortaya çıkarmak ilk önce müslümanların üzerinde olan bir görevdir. Çünkü insanın yeryüzündeki en temel görevi halife olarak yeryüzünde adaleti tesis etmektir. Müslüman bu bilgi ile adalete aykırı davranan ya da adaleti bozmaya çalışanlara da adaletle davranarak onları adalet çerçevesi içinde tutmaya çalışacaktır.

20. yy bilgi birikimi adeta insanı iman etmeye doğru  zorlamaktadır. En basit bir atom olan hidrojen atomundaki elektron-proton ilişkisi bile tek başına insanı iman ettirmeye yeter. Ancak çok gelişmiş elektron mikroskopları ile görülebilen bu atomda elektron-proton arası uzaklık ve elektronun protonun etrafındaki dönme hızı çok ince bir hesapla ayarlanmıştır. Uzaklığın milimetrenin milyarda biri kadar artması veya azalması hidrojen atomunun bozulmasına neden olur. Aynı şekilde elektron hızının milyonda bir artması ya da yavaşlaması atomun çökmesi sonucunu doğuracak yani madde diye bir olgu olmayacaktı.

Bugünkü bilgilerimiz maddenin ilk yaratılma anı hakkında tahmin yürütmemizi sağlayabilmektedir. Zaman ve maddenin büyük patlama (Big Bang) ile oluştuğu kabul edilir hâle gelmiştir. Bu, zaman ve mekanın yaratılması anlamına gelmektedir. Hatta 20. yy’ın en ünlü maddecisi (ateisti ), bugün seksenli yaşlarda bulunan  İngiliz felsefeci Andre Flew bile ilmin ortaya koyduğu gerçekler karşısında bir yaratıcının varolduğunu itiraf etmek mecburiyetinde kalmıştır.

Big Bang teorisinin de bir kez daha ortaya koyduğu gibi, Allah evreni yokluktan var etmiştir. Bu büyük patlama, her yönüyle insanı düşündüren, tesadüflerle izah edilemeyecek ince hesaplar ve detaylarla doludur. Patlamanın her anındaki sıcaklık, atom parçacıklarının sayısı, o anda devreye giren kuvvetler ve bu kuvvetlerin şiddetleri çok hassas değerlere sahip olmalıdır. Bu değerlerin birinin bile sağlanamaması durumunda, bugün içinde yaşadığımız evren var olamazdı. Kastettiğimiz değerlerin herhangi birinin matematiksel olarak "0"a yakın bir miktarda dahi değişmesi, bu sonu hazırlamaya yeterlidir. Kısacası evren ve onun yapı taşı olan atomlar Büyük Patlama anından hemen sonra Allah'ın yarattığı bu dengeler sayesinde yoktan var olmaya başlamıştır. Bilim adamları bu oluşum sırasında meydana gelen olayların mükemmel zamanlamalarını ve bu zamanlamalarda devrede olan fizik kurallarının düzenini anlamak için sayısız çalışmalar yapmışlardır. Bugün artık bu konuda çalışma yapan tüm bilim adamlarının kabul ettiği gerçekler şunlardır:

 "0" anı: Ne maddenin, ne de zamanın var olmadığı ve patlamanın gerçekleştiği bu "an", fizikte t (zaman) = 0 anı olarak kabul edilmektedir. Yani t=0 anında hiçbir şey yoktur. Yaratılmanın başladığı bu "an"dan önceyi tarif edebilmek için, o anda var olan fizik kurallarını bilmemiz gerekir. Çünkü şu an var olan fizik kanunları patlamanın ilk anlarında geçerli değildir.

Fiziğin tanımlayabildiği olaylar en küçük zaman birimi olan 10-43 saniyeden itibaren başlar. Bu, insan aklının asla kavrayamayacağı bir zaman dilimidir. Peki acaba, hayal bile edemediğimiz, bu küçük zaman aralığında neler olmuştur? Fizikçiler bu anda meydana gelen olayları tüm detaylarıyla açıklayabilecek bir teoriyi şu ana kadar geliştirememişlerdir.

Çünkü bilim adamlarının ellerinde hesap yapabilmeleri için gereken malzeme yoktur. Matematik ve fizik kurallarının tanımları bu sınırda tıkanıp kalmıştır. Yani her bir detayı çok hassas dengeler üzerine kurulmuş bu patlamanın öncesi de, bu ilk anları da fiziğin ve insanın kavrama gücünün ötesinde bir yaratılışa sahiptir...

Zamanın olmadığı bir andan başlayan bu yaratılışı an an madde evreninin ve fizik kurallarının ortaya çıkmasını sağlamıştır. Şimdi bu patlamada çok kısa süre içerisinde büyük bir hassasiyetle meydana gelen olaylara bir göz atalım:

Yukarıda da belirttiğimiz gibi fizikte her şey 10-43 saniye sonrasından itibaren hesaplanabilir ve ancak bu andan sonra enerji ve zaman tarif edilebilir. Yaratılışın bu anında, sıcaklık değeri 1032 (100.000.000.000.000.000.-000.000.000.000.000) derecedir. Bir kıyaslama yapacak olursak, güneşin sıcaklık derecesi milyonlarla (108), güneşten çok büyük yıldızların sıcaklığı ise ancak milyarlarla (1011) ifade edilir. Şu an tespit edebildiğimiz en yüksek sıcaklık milyar derecelerle sınırlıyken, 10-43 anındaki sıcaklığın ne derece yüksek olduğu konusunda bir kıyas yapabilmek mümkündür.

 10-43 saniyelik bu dönemden bir aşama ileri gidip saniyenin 10-37 olduğu zamana geliriz. Bu iki süre arasındaki aralık bir-iki saniye gibi bir an değildir. Saniyenin katrilyon kere katrilyonda biri kadar bir zaman aralığından bahsedilmektedir. Sıcaklık yine olağanüstü yüksek olup 1029 (100.000.000.-000.000.000.000.000.000.000)°C değerindedir. Bu aşamada henüz atomlar yaratılmamıştır.

 Bir adım daha atıp 10-2 saniyelik döneme giriyoruz. Bu aralık, bir saniyenin yüzde birini ifade etmektedir. Bu zaman dilimi içinde sıcaklık 100 milyar derecedir. Bu dönemde "ilk evren" şekillenmeye başlamıştır. Daha atom çekirdeğini oluşturan proton ve nötron gibi parçacıklar görünürde yoktur. Ortada sadece elektron ve onun zıttı olan pozitron (anti-elektron) vardır. Çünkü evrenin o anki sıcaklığı ve hızı sadece bu parçacıkların oluşmasına izin verir. Yokluğun ardından patlama gerçekleşeli daha 1 saniye bile geçmeden, elektron ve pozitronlar oluşmuştur.

Bu andan sonra oluşacak her atom parçacığının hangi anda ortaya çıkacağı çok önemlidir. Çünkü şu andaki fizik kurallarının ortaya çıkması için her parçacık özel bir anda ortaya çıkmak zorundadır. Hangi parçanın önce oluşacağı çok büyük bir önem taşımaktadır. Bu sıralama ya da zamanlamadaki en ufak bir oynama sonucunda, evrenin bugünkü haline gelmesi mümkün olmazdı.

 

Kaynak: Harun Yahya’nın eserlerinden faydalanılmıştır.

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.