E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

AHMET BELADA (ahmetbelada@yahoo.com)

TARİHE YÖN VERENLER ;

 HACI CEMAL ÖĞÜT

Cemal Öğüt, 1887’de Mora Yenişehir’e bağlı Alasonya’da doğdu. Küçük yaşından itibaren Müderris Ömer Hulusi Efendi’den Arapça öğrendi. Arap edebiyatının yanı sıra hafızlığını da tamamladı. Orta ve Lise tahsilini memleketinde tamamladıktan sonra 1903’te İstanbul’a geldi. Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Devrin saygın hocalarından icazet aldı.(1)

O’na göre ilim hayat boyu sürmeli, insan öğretmeli ve öğrenmeli idi. Müezzin olarak başladığı dînî hizmete, hatırası dillere destan, İstanbul merkez vaizliği ile devam etti. Yeri gelmişken, kendi ağzından bir hatıra nakledelim. Kürsüde anlatıyor:

“Bizim hanım var ya çok saf bir kadındır. Böylesine saf bir kadınla Hacı Cemal nasıl idare etsin? Neden mi saf diyeceksiniz. Bakın anlatayım da siz hak verin. Dikkat edin! Hanımların içinde sakın bizimki de olmasın ha!

- Geçen gün abdestimi alıp buraya vaaza gelmek için pardösümü giydiğim sırada bizim hanım aniden bir çığlık attı.

- Hayrola hatun, ne var ki, yangın alarmı gibi bağırıyorsun? dedim.

- Ne olacak görmüyor musun? Kedi iftarlık pideleri yiyor, dedi.

- Yahu, insan bir pide için bu kadar telaşlanır mı? İşte gidiyorum, vaazdan sonra istediğin kadar pide alır gelirim, merak etme…

- Fakat baktım, hanım büsbütün hiddetlendi! 

- Ayol ben pidelere acımıyorum. Evde pidemiz var. Benim hayret ettiğim şey, bu kedinin mübarek Ramazan’da oruç tutmayışıdır. Baksana hayvancağız şıpır şıpır durmadan ekmek yiyor…

- Bu seferde ben hiddetlendim! İlahi hatun, sen ne kadar da safsın! Bilmiyor musun ki hayvanlar oruç tutmaz! Hayvanlar namaz kılmaz! Hayvanlar açık yerlerini örtmez! Hayvanlar komşu hakkı diye bir şey bilmez!

Nasıl iyi demiş miyim?(2)

 

BİR ESER BİR HATIRA

Bir insan düşünün ki, konuşmalarıyla halkın seviyesine inebildiği gibi yazdığı eserleriyle de aynı başarıyı yakalasın. İşte Cemal Öğüt Hoca böyle birisi. “Hal” ile “Kâl”i birleştiren güzide insanlardan biri de hiç şüphesiz Cemal Hoca’dır. Ayrıca UNESCO’dan ödül alacak kadar da uluslararası üne ve başarıya sahiptir. Bir kitabın vücuda gelişini, muhtereme kızı Hikmet Öğüt Hanımefendi şöyle anlatıyor:

 “1951 yılında kardeşim Ali’yi üniversite talebesi iken kaybettik. Ailece çok üzüldük. Bilhassa babamın hüznü çok ağırdı…

Kardeşimin ölümü üzerine musibete uğramış, yakınını kaybetmiş, hastalığa düçar olmuş insanları teselli etmek maksadıyla “Terbiyetü Ehle’l- Mesaib” adlı Arapça bir kitabı tercümeye başladı…

Bir gün kütüphanesinde, yine bu eser üzerinde çalışıyordu. “Birden “tak, tak, tak!” diye bir ses işittim. Acaba babam bir şey mi istiyor.” diye odasına koştum. Hafif aralık duran kapısından baktığımda bir eli oturduğu sandalyenin arkasında diğeri de çalışma masasının üzerindeydi.

“Babacığım bir şey mi istediniz?” dedim. Cevap almadım. O ayağını “pat, pat, pat!” diye ses çıkararak yere vurmaya devam ediyordu. Hemen fırlayıp komşumuz ve babamın doktoru Kudret Kurtoğlu’nu çağırdım. Doktor kapının aralığından babama bakmaya başladı. Ama uzun sürmedi ve geri çekildi. Ben heyecanla “Doktor Amca! Nabzına bakınız, tansiyonuna bakınız.” diye yalvarıyordum. Fakat o pek aldırış etmiyordu. Bir sandalyeye oturdu ve “Evladım, o bir hal üzeredir, rahatsız etmeyelim.” Doktor ehli-i tasavvuf bir insan olduğu için ona inandım ve biraz sakinleştim. Ancak merakım gitmemişti. Zira ayağını aynı şekilde yere vurmaya devam ediyordu. Bir müddet sonra ikindi ezanı okunmaya başladı. Ezan sesiyle birlikte babam, birden silkindi ve bir başka âlemden dünyamıza gelir gibi… Toparlandı ve kendine geldi.

- Hikmet, kızım! diye seslendi.

- Efendim babacığım, dedim.

- Misafiri geçirdin mi?

O’nu şaşırtmamak ve içinde bulunduğu atmosferi bozmamak için “Evet, babacığım.” dedim. Sevindi ve hemen ekledi:

- Elini de öptün mü?

- Evet, babacığım.

- Aman Yarabbi, şükür ki sen elini öpmüşsün. Ben maalesef öpemedim.

- “ Babacığım, elini öptüm ama misafirimizin kim olduğunu bilmiyorum. Heyecanla bana döndü ve:

- “ Ben de bilemedim evladım. Uzun boylu, beyaz sakallı, nur gibi bir zat idi. Kapımı birden “hart! ” diye açtı ve içeri girdi.

- “ Bırak Ali’yi, bırak Ali’yi… Beni yaz, beni.” dedi.

- “ Peki, Efendim, baş üstüne… Amma Zat-ı Âlinizi bilemedim.” dedim.

- “ Halid! Halid! Ebu Eyyub…” dedi ve çıktı gitti. “Evladım iyi ki sen elini öptün…”(3)

Bu eser bizzat Eyüp sultan Hazretlerinin isteği, ilhamı ve işareti üzerine yazılmıştır.

(Eyüp Sultan)                             

ÇOK YÖNLÜ VE HİZMET EHLİ

Toplumun hemen her kesimiyle son derece sağlıklı irtibat kurabilen, kapris yapmayan, bulunduğu yerde fiziği ve fikri ile beraber bulunan Cemal Öğüt; “gül dalında güzeldir” eğer birine hediye edecekseniz saksısıyla götürün dediği için “irtica”cıdır diye şikâyet edilir. Karakola vardığında, oradaki görevlilerden biri hakaret edince: “Delikanlı! Delikanlı! Kendine gel. Eğer burada memuriyet görevinde bulunuyorsan, ben ve benim gibiler sayesindedir.” diye kükrer. Bir üstü gelerek Hoca efendi’yi kucaklar, ellerini öper ve ikramda bulunur.

Meteoroloji spikerinin “Allah bilir” dediğinde sevincinden gözyaşı döken Hoca efendi, yaşadığı namüsait şartlarda dahi inancından asla taviz vermez. Vatan ve din hizmetlerinin aksamaması için, milletvekilliği ve Diyanet İşleri Başkanlığını reddetmiştir.

İşgal yıllarında “Müdafaa-i Milliye” cemiyetini kuran Cemal Hoca’nın, İngiliz askerleri tarafından çok sıkı bir şekilde korunan Maçka silahhanesi’nden tabut içinde silah kaçırması dikkate şayandır.(4)

Hacca gitmenin yasak olduğu dönemde, rüyasında Peygamber Efendimizin çağrısına icabet etmek için yoğun çaba sarf etti. Dolaylı olarak önce Mısır’a oradan da hacca gitmeyi başaran Hoca Efendi; Mısır’da son Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi’nin ilgisine mazhar olur. Mustafa Sabri Efendi’nin bu ilgisi etrafındakilerin dikkatini çeker ve bunun sebebi sorarlar. Sabri Efendi, “Türkiye’de vaizdir.” der. Bunun üzerine Mısırlılardan “diyar-ı küfrün vaizi mi olur?” diyen birine:

- Her zaman olduğu gibi Türk milletinin yine İslam üzere olduğunu ve her zaman müslüman kalacağını, söyleyerek karşılık verir.

Radyodan yayınlanan ilk Mevlid programında dini konuşmayı Cemal Hoca yapmıştır. Çalışmaları nedeniyle Kızılay, Yeşilay, Çocuk Esirgeme Kurumu, Hayvanları Koruma Derneği gibi birçok kuruluştan bir sürü tebrik ve teşekkür belgesi almıştır.

“İçtimaî ve Ahlakî Temizlik: Yerlere ve Yollara Tükürenlerin Suçları” isimli eseri ile UNESCO temsilcisi tarafından hem övülür hem de ödüle layık görülür.(5)

“Kur’an-ı Azimü-ş Şan’a Göre Maddî ve Manevî Feza Âlemleri” isimli eseriyle fezaya yol açılacağını, yerin nimetlerinden olduğu kadar göğün nimetlerinden de faydalanacağımızı ifade etmiştir.

NETİCE

Yetiştirdiği talebeler ve bıraktığı eserler, müslüman-Türk halkının istifadesine sunulmuştur. Nezaketiyle, gayretiyle insanlığa ve özellikle de din alanında hizmet gören şahıslara örnek olan Hacı Cemal Öğüt Hoca Efendi 29 Mart 1966’da İstanbul’da vefat etmiştir. Allah rahmet eylesin.

 

 

1- Öğüt, H. Cemal; Eyüp Sultan, Timaş Yay, İstanbul 1998

2- Vakkasoğlu, Vehbi; Osmanlı’dan Cumhuriyet’e İslam Alimleri, Cihan Yay. İstanbul, 1987, sf- 57

3- Öğüt, H. Cemal; Eyüp Sultan, Timaş Yay. İstanbul 1998, sf- 19, 20

4- Vakkasoğlu, Vehbi; Osmanlı’dan Cumhuriyet’e İslam Alimleri, Cihan Yay. İst. 1987

5- A.g.e. sf- 68, 69

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.