E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

M. AKİF DENİZ

TEKNO-BİLİM;

SAKIN ANLAMAZLIKTAN GELMEYİN!

ÇEVRENİZDEKİ CANLILARDAKİ MUCİZEVİ ÖZELLİKLERİ

ANLAMAZLIKTAN GELMEYİN

 

Denizaltılarda bulunan dalış tankları suyla dolunca gemi sudan daha ağır hale gelir ve dibe dalar. Eğer tanktaki su, basınçlı hava ile boşaltılırsa, denizaltı tekrar su yüzüne çıkar. Nautilus adı verilen bir deniz hayvanı da aynı yöntemi kullanır. Nautilus’un vücudunda 19 cm. çapında salyangoz kabuğu biçiminde spiral bir organ vardır. Bu organda birbiriyle bağlantılı 28 tane "dalış hücresi" bulunur. Peki ama, Nautilus suyu boşaltmak için gerekli basınçlı havayı nereden bulur? Nautilus, bunun için biyokimyasal yoldan özel bir gaz üretir ve bu gazı kan dolaşımı ile hücrelere aktararak hücrelerden suyun çıkmasını sağlar. Bu şekilde avlanırken ya da düşmanlarından kaçarken yükselmek ya da dibe batmak için gerekli miktarda suyu dışarı pompalayabilmektedir. Bir denizaltı sadece 400 metre dibe batabilirken, Nautilus için 4000 metre derinliğe dalmak son derece kolaydır.

Soğutma sistemlerini ilk keşfedenler insanlar değildir. Sıcakkanlı her canlı, ısı kontrolü için birçok mekanizmaya sahiptir. Afrika’nın hızlı koşan gazeli, sık sık düşmanlarından kaçmak için koşmak zorunda kalır. Bu sürat koşusu gazelin vücut ısısını yükseltir. Fakat gazelin hayatta kalabilmesi için beyninin vücudundan daha serin tutulması gerekir.  

Gazel beynini serin tutmak için, başının sağ tarafında, kendine has bir soğutma sistemine sahiptir. Gazellerin ve benzer hayvanların, soluk alma kanallarının ardında uzanan, büyük kan birikintilerinin içerisinden yayılan yüzlerce küçük atardamar vardır. Soluklanmış hava buruna ait bu gölcüğü soğutur, bu yüzden küçük atardamarların içerisinden geçen kan soğumuş olur. Sonra küçük atardamarlar kanı beyne taşıyan tek bir kan damarı içerisinde biraraya gelirler. Beynin soğutulması için bu sistem olmasaydı gazel de hayatını devam ettiremezdi.

Baykuşlardaki görüş derinliği, bütün yırtıcı kuşlarda olmakla birlikte, hiçbir kuş bu konuda baykuş kadar iyi donanımlı değildir. Baykuşların bazı türleri, görüş alanlarını genişletmek için, başlarını 180 derece döndürüp tam arkalarını görebilecek bir yapıya sahiptirler. Bu kolaylık, sadece yırtıcı hayvanlardan korunmalarını değil, aynı zamanda avlarının yerini doğru saptamalarını sağlar. Baykuş gözlerinin belki de en olağanüstü özelliği büyüklükleridir. Yüzün büyük bir kısmını kaplayan bu kocaman gözler birbirlerinden çok ince bir kemikle ayrılmıştır. Bunun sonucu olarak, göz boşluğuna sıkıca yerleşen gözler, göz kasları için hemen hemen hiç yer bırakmazlar. Birçok baykuşun gözü yerinden oynamadığından bu kuşlar değişik yönlere dönmek için oldukça esnek olan boyunlarını kullanırlar.

Baykuş, avının yerini saptar saptamaz, en sessiz şekilde onun üzerine atılmalıdır. Ama kuşların çoğu uçarken bir ses çıkarırlar. Örneğin havada uçan bir kuğunun kanat hışırtısı çok uzaklardan duyulabilir. Birçok büyük kuşun kanatları da uçarken ses çıkarır. Gürültülü kanatlarsa, bir gece avcısı için avının olası bir saldırıyı fark etmesine yol açacağı için açık bir dezavantajdır. Ama bu problem gece avlanan baykuşlara özel tüy yapısıyla çözülmüştür. Baykuşun tüyleri yumuşaktır, uçmasını sağlayan güçlü kanat tüylerinin uçları ise püskülümsü bir yapıya sahiptir. Kanat tüylerinin kadife yumuşaklığındaki yüzeyleri, sesi etkili bir biçimde boğarak baykuşun sessiz uçmasını sağlar.

Çıngıraklı yılanlar ısıya duyarlı özel gözleri ile zifiri karanlıkta bile fare, sıçan gibi sıcakkanlı avları bulabilirler. Yılanın 15 cm. yakınında bulunan küçük bir fare, çevresindeki havada yalnızca 0.005 derece gibi son derece az, hatta hissedilmeyecek bir sıcaklık değişimi oluşturduğu halde, yılan tarafından kolayca fark edilir. Yılan, beynine ulaşan avıyla ilgili bilgiyi, saniyenin 1/20'si kadar kısa bir sürede alıp, değerlendirip tepki gösterebilir. 1 saniyenin, insan gözünün yavaşça açılıp kapanması kadar kısa bir zaman olduğu düşünüldüğünde yılanın akıl almaz hızı daha net anlaşılabilir. Avının yerini hiç şaşmadan bulan çıngıraklı yılan, şaşırtıcı bir isabet yeteneğiyle saldırır ve zehirli dişleriyle hayvanı öldürür.

Su samurları kürklerini ayaklarıyla tararlar, bu sayede hem kürklerini temizlerler, hem de derilerindeki yağ ile kürklerini tımar etmiş olurlar. Samurlar bu işlemle hava kabarcıklarını kürklerine emdirirler; bu onların kürklerini havalandırmak için kullandıkları tek yöntemdir. Pasifiğin dondurucu soğuğundan korunabilmelerinde kalın derilerinin kabarcık tutma kapasitesinin fazlalığı çok önemlidir. Derilerindeki bu su kabarcıkları onları donmaktan korur. Eğer su samurlarının kılları keçeleşirse (çoğu zaman petrol atıkları buna sebep olabilir) hayvan çok kısa bir sürede donarak ölür.

Antartika bölgesinde yaşayan Wedel türü ayıbalığı denizin sekiz aydan fazla süre buzla kaplı kaldığı, hava sıcaklığının –56 dereceye, su sıcaklığınınsa -26 dereceye dek düştüğü sert kışlarda bile bu şartlara dayanabilir. Ayıbalıkları, çok derinlere daldıklarında yoğun ve ani basınç değişimi yüzünden oluşan vurgundan etkilenmezler. Çünkü uzun süreli dalışlarında su altına girmeden önce birkaç küçük dalış yaparlar. Kaburga kemiklerini ve diyaframlarını açıp kapayarak ciğerlerindeki havayı dışarı atarlar ve ciğerlerini de kapatırlar. Bir süre sonra ciğerlerinde hiç hava kalmadığından azot eriyerek kana karışmaz ve hayatî sorunlar da böylece önlenmiş olur. Ayıbalıklarının solunum borusu çoğu memelininkinin tersine yuvarlak değil, düz-oval biçimlidir ve yüksek basınç altında hemen kapanabilmektedir. Aynı şekilde kulaklardaki hava boşlukları da dış basınç belli bir noktaya eriştiğinde şişip burayı tıkayan kan damarlarıyla örülmüştür. Bu yapılar ayıbalıklarına, ağır koşullarda yardımcı olan avantajlardır.

Sinek kuşunun kalbi gün boyunca saniyede 500 ile 1200 kez çarpar. Gece ise kalbi öylesine yavaşlar ki görünüşte sanki nabzı durmuştur ve hatta kuş nefes almıyor gibidir. Bunun benzerini kış geldiğinde kirpiler de yapar. Bu, onların kış uykusudur. Sinek kuşu ise her yıl 365 kez kış uykusuna yatmak zorundadır.

Burada verilen örnekler yeryüzündeki canlıların çok kısıtlı bir bölümüdür. Ama yalnızca bu örneklere bakarak bile tüm canlılarda, her ayrıntısında bir bilgi ve tasarım olan mekanizmaların bulunduğu görülebilir. Bir canlının donmamasını sağlayacak antifiriz üreten sistemden, görüş derinliği veren göz yapısına, canlının bulunduğu yerle çok kısa sürede adeta bir bütün haline gelmesini sağlayan renk değiştirme yeteneğine kadar tüm bu mekanizmaların kaynağı elbette rastlantılar değildir. Rastlantılar şuur gösterip plan yapamaz. Bu canlılar bir şuur sahibi tarafından özel olarak tasarlanmışlardır diğer bir deyişle bu canlılar yaratılmışlardır. Her şeyden haberdar olan, her şeye hakim olan Allah bu özellikleri onlara vermiştir. O’nun yaratmasında sonsuz bir sanat ve ilim vardır. Allah kusursuzca yaratandır.

Öyleyse siz de bu mucizevî sistemlerin ancak ve ancak Allah'ın üstün tasarımının ürünü olduklarını ANLAMAZLIKTAN GELMEYİN.

* Bu yazı Yeter Cd’sinden alınmıştır.

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.