E-Mail listemize üye olun!

E-Mail listemize üye olursanız, bu sayede sitemiz her yenilendiğinde bundan anında haberdar olabileceksiniz. 

 

Not: Yukarıdaki kutuya e-mail adresinizi yazıp 'tamam' düğmesine bastıktan sonra adresinize bir mesaj yollanacaktır. Bu mesaja olduğu gibi cevap verdiğinizde (reply) listemize üyelik işleminiz tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde (yani bu mesajı cevaplamazsanız) listemize üye olmuş olmayacaksınız.

Arkadaşınıza Tavsiye Edin

Sizin Adınız

Arkadaşınızın e-mail adresi

Mesajınız

 

 

Ali Küçük

Tefsir;

Rızkı Veren  Allah’tır

Taha 130-132. ayetler

“Ey Muhammed! Onların dediklerine sabret; güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabb’ini hamd ile tesbih et; gece saatleri ve gündüzleri de tesbih et ki; Rabb’inin rızasına eresin.”

“Kendilerini sınamak için, dünya hayatının süsü olarak bol bol geçimlik verdiğimiz kimselere sakın göz dikme. Rabb’inin rızkı daha iyi ve daha devamlıdır.”

“Ehline namaz kılmalarını emret, kendin de onda devamlı ol. Biz senden rızık istemiyoruz, sana rızık veren Biziz. Sonuç Allah'a karşı gelmekten sakınanındır.”

130. “Ey Muhammed! Onların dediklerine sabret; güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabb’ini hamd ile tesbih et; gece saatleri ve gündüzleri de tesbih et ki; Rabb’inin rızasına eresin.”

Ey peygamberim, sen onların sözlerine sabret. Kesinlikle dinleme onları. Sen sabret. Sen dayan ve diren. Sen yoluna devam et. Sen onlar için kulluk programını bozma. Sen sakın kulluğundan vazgeçme peygamberim. Onlar ne derse desin sen aldırma ve yoluna devam et.

Ve güneşin doğmasından önce ve batmasından önce Rabb’ini hamd ile tesbih et, Rabb’ini yücelt, Rabb’ini noksan sıfatlardan tenzih et, O’nu büyük bil, O’nu Azîz bil, O’nu şerefli bil, yaratan bil, öldüren bil, dirilten bil, cennetin sahibi bil, cehennemin sahibi bil. Gecenin bir bölümünde de tesbih et O’nu. Gündüzün başında ve sonunda da tesbih et. Umulur ki Allah’tan razı olabilirsin, Allah’ı razı edebilirsin, sen Allah’tan razı, Allah da senden razı olur.

Evet, ey peygamberim sen böylece yoluna devam et. Onlar azgınlıklarına devam ededursunlar. Hani niye helâk olmuyoruz ya? diye dursunlar. Bizimle, bizim gücümüzle Allah başedemez diye dursunlar. Sen boş ver onları da, Rabb’ini iyi tanı. Kitabında sana haber verdiği isimleriyle, sıfatlarıyla Rabb’ini iyi tanı, bu isim ve sıfatları O’ndan başkalarına verme ve Rabb’ine O’nun istediği gibi kulluk yap. Hep O’nunla beraber ol. Ve bir de şuna dikkat et:

 

131. “Kendilerini sınamak için, dünya hayatının süsü olarak bol bol geçimlik verdiğimiz kimselere sakın göz dikme. Rabb’inin rızkı daha iyi ve daha devamlıdır.”

Sakın ha, bizim kendilerini imtihan için kendilerine verdikle-rimize göz dikme. Onlara verdiklerimize imrenmeye kalkma. Bu adamların ellerindeki dünyalıklar karşısında yıkılma. Onlar dünya hayatının süsü ve geçimliğidir. Rabb’inin katında olan rızıklar daha hayırlı ve daha kalıcıdır, daha süresizdir. Sakın bunu unutup da onların elindekilere imrenme peygamberim.

Evet peygamber Allah’a kulluk yapacak, müslüman Allah’a kulluk yapacak, Allah’ın istediği gibi bir hayat yaşayacak, ama bakacak görecek ki, tüm nimetler kâfirlerin elinde, tüm mallar, mülkler, servetler onların elinde. Mal, mülk, saltanat, imkân, fırsat, zevk, eğlence hepsi onların elinde. Eh elbette beriki de insan. O da bu dünyada yaşamaktadır. Onun fıtratında da bunlara karşı bir arzu, bir meyil vardır. Elbette o da bunlara imrenecektir. Elbette o da isteyecektir malı mülkü olsun, atı arabası olsun, altını gümüşü olsun. Ama bakacak ki kendisinde kâfirin elindekilerden hiçbirisi yok. Sadece Allah’a imanı, Allah’a kulluğu ve Rabb’ini yüceltmesi var. Tabii bir de isyan edenlerin, kâfirlerin, zalimlerin kendisi üzerinde baskıları, zulümleri de var. Sırf müslümanlığından dolayı kâfirlerin zulümlerine de maruz kalıyor.

Yâni gerçekten böyle bir durumda insanın ayağının kayması, kâfirlere meyletmesi, kulluğundan vazgeçivermesi bir an meselesidir. Öyle değil mi?  Karşı tarafa geçivermesi, kâfirlerin safına geçivermesi bunların tamamının değişmesi anlamına gelecektir. Hem o kâfirlerden gelen saldırılardan, eziyetlerden, işkencelerden kurtulacak, hem de onların elindeki tüm dünya mallarına, mülklerine, dünya zevk ve eğlencelerine o da ulaşmış olacaktır.

Ama Allah diyor ki bakın, ey peygamberim ve ey peygamber yolunun yolcuları, sakın ha sakın onların elindekilere göz dikmeyin. Dünya hayatından onlara bolca verdiğimiz süslere, ziynetlere imrenmeyin. Unutmayın ki Biz bütün bunları onlara sadece imtihan için veriyoruz. İyi bilin ki onlar çok çabuk biter. Ama bitmeyen, tükenmeyen, hayırlı olan, süresiz olan Rabb’inizin katındaki rızıklardır. Cennet ölümsüzdür, cennet nimetleri sonsuzdur, cennet hayatı bâkîdir. Siz O’na yönelin, hedefiniz O olsun, sa’yiniz O’na olsun.

 

132. “Ehline namaz kılmalarını emret, kendin de onda devamlı ol. Biz senden rızık istemiyoruz, sana rızık veren Biziz. Sonuç Allah'a karşı gelmekten sakınanındır.”

Ehline namazı emret. Kendin de onda devamlı ol, kararlı ol, dirençli ol. Sen kendin namaza dayanıklı olduğun gibi onu ehline de emret. Var malın, mülkün olmasın, hiç dert değil, hiç kafanı yorma. Var saltanatın olmasın, var dünyanın keyfini çıkaranlar başkaları olsun. Hiç önemli değil bunlar. Sen namaza devam et ve ehlinin de ilk problemi, tek problemi namaz olsun. Ne kendin için, ne de ehlin için dünyanın zevk-ü sefası dert olmasın, problem olmasın. Çünkü seni de aileni de, seni de, oğlunu-kızını da kurtaracak olan güzel bir namazdır. Hepinizi kurtaracak olan Allah’la diyalogdur. Unutmayasın ki bir vakit namaz dünya ve üzerindekilerden, dünya mülklerinden daha hayırlıdır. Bir vakit namaz oğlun, kızın için hazırladığın bir dünya geleceğinden çok daha hayırlıdır.

Öyle değil mi? Şu dünya mülklerinin çok büyüklerine sahip olanlar kurtulabildiler mi? Kesinlikle bilesin ki bir tevhid, bir tekbir bir Tâ-Hâ sûresi, Tâ-Hâ sûresinin bir tek âyeti tüm dünyadan daha hayırlıdır. Eğer bir vakit namaza, bir tek âyete tüm dünyayı kurban edebilirsen kesinlikle bilesin ki tüm dünya senin peşinden gelecek, tüm dünya sana teslim olacaktır. Eğer kitabın bir sûresine dünyayı kurban edersen kesinlikle bilesin ki tüm dünya senin önünde secdeye kapanacaktır. Altınlarıyla gümüşleriyle, Marklarıyla Dolarlarıyla, devletleriyle güçleriyle tüm dünya senin önünde eğilecektir. Yeter ki sen öncelikle namaz, öncelikle Allah’la diyalog, öncelikle Allah’a kulluk diyebilmeyi bir becer, mutlaka kazanacaksın.

Ama şunu da kesinlikle bilesin ki bunu tercih etmediğin sürece asla kazanamayacaksın. Çocuğuna önce namaz bilincini vermediğin sürece, çocuklarına önce en üst düzeyde vahiy bilincini, Kur’an bilgisini vermediğin sürece onu dünyacı olmaktan kurtaramayacaksın. Oğluna, kızına namaz. İlk işin de, son işin de; işte bu olmalıdır. Sen bunu düşünmelisin. Sen onların rızkını düşünmemelisin.

Biz senden rızık istemiyoruz. Senin bir rızık endişen olmamalı. Biz senden onları doyurmanı, onlara rızık hazırlamanı, çalışıp çabalamanı istemiyoruz. Senin böyle bir sorumluluğun yoktur. Onların istikballerini garanti etme diye bir görevin yoktur senin. Onları doyuracağım, besleyeceğim, onlara rızık hazırlayacağım diye şaşkınlık yapma. Seni de onları doyuracak olan Benim. Bu iş bana ait.

Allah bizden rızık istemiyor. Bizden namaz istiyor namaz. Bizden vahiy istiyor, vahiy. Bizden kulluk istiyor kulluk.

Eh efendim, yâni rızık da bir kulluk değil mi? Rızık kazanmak için çalışıp çabalamak da bir ibadet değil mi? Değil! Yanlış! Yanlış anlıyorsunuz! Yanlış biliyorsunuz! Yanlış bilgilendirildiniz! Yanlış yoldasınız! Sizler din gibi ticarete, din gibi rızık kazanmaya, din gibi dünyaya bağlanmışsınız. Söylesenize, sizler şu anda peygamber standartlarına göre mi rızık peşindesiniz? Peygamber gibi yaşayın, peygamberin ihtiyaç anlayışına sahip olun, eğer evinizde yiyecek yoksa o zaman rızık peşinde koşun, bir diyeceğim yoktur. Ama yedi sülâlemize yetecek kadar rızık sahibi olan, mal mülk sahibi olan sizler nasıl rızık peşindeyiz diyebilirsiniz? Aldatmayalım kendimizi. Paralarımızla beslediğimiz din adamları bizleri aldatmasın. Rızık peşinde değil köşe dönme peşindeyiz bizler, köşe dönme.

Arkadaşlar, aynı konuyu anlatan bir âyet de Zariyat sûresinde:

“Onlardan bir rızık istemem; Beni doyurmalarını da istemem. Şüphesiz rızıklandıran da, güç ve kuvvet sahibi olan da Allah’tır.” (Zariyat 57)

Ben onlardan rızık istemiyorum. Onların böyle bir mükelle-fiyetleri yoktur. Ben onları böyle bir şeyle sorumlu tutmuyorum? Nereden çıkarıyorlar bunu? Kendilerini doyurmalarını da, beni doyurmalarını da istemiyorum onlardan.

Rezzak biz değiliz. Rezzak Allah’tır. Kendimizi Rezzak görmenin ne anlamı var? Allah’ın bizi sorumlu tutmadığı bir şeyle kendi kendimizi sorumlu tutarak niye sapıyoruz?

Âkıbet, gelecek muttakiler içindir. Gelecek Allah’ın bu âyet-leriyle yol bulan, yolunu Allah’ın bu ayetlerine soran, Allah nasıl istiyorsa öylece yaşayan, öylece inanan kimselere aittir. Gelecekte başarılı olanlar, kurtulacak olanlar işte bunlardır.

 


Künye , E-Posta , Webmaster , Türkçe Karakterler]

Burası ilkadım dergisinin internet sitesidir. Bütün hakları saklıdır©.

Tel: 0384 213 65 43    Fax: 0384 212 62 22   Yazışma Adresi : PK. 75 Nevşehir

Görüş ve sorunlarınız için webmaster'a mesaj bırakabilirsiniz.